7. Bölüm

3101 Kelimeler
"Sen az önce ne yaptım dedin?" diye soran genç adam MinJi'nin ne cevap vereceğini merakla bekliyordu. Genç kadın küçük bir gülümseme ile ona bakmış ve iki elini yana açarak "Sadece küçük bir şakaydı. Çocuklar şakaya bayılır. Bunun için beni kovmayacaksın değil mi?" derken Jong şaşkınlıkla ona bakıyordu. Kendisini savunmuyor, üstelik yaptığını açıkça söylüyordu. "Demek çocuklar şakalara bayılır öyle mi?" diye soran genç adam MinJi'nin çocuk gibi başını onaylar gibi aşağı yukarı sallamasına gülmemek için kendisini zor tutmuştu. "Peki çocuklar şakalara bayılıyorsa Daeso neden bağırarak odasına kaçıyordu?" MinJi gelen bu soru karşısında tek elini kaldırarak toplu olan saçlarını çözmeye başlamıştı. "Tamam, senin yeğenin biraz yaramaz olduğu için bu durumdan hoşlanmadığını kabul ediyorum. Ama onun bu şakayı unutacağına eminim" dedi. Jong ona inanmayan bakışları ile bakarken "Eğer bir daha onu böyle korkutursan işine hiç düşünmeden son veririm. Şunu iyi bilmelisin ki Daeso benim için her şeyden ve herkesten daha önemlidir" MinJi karşısında ki adamın samimi olduğunu biliyordu. Daeso da dayısına oldukça düşkündü. Hiçbir şey söylemeyen genç kadın çikolatasının soğuması için dolaba koyarken, Jong mutfaktan ayrılarak üst kata, Daeso'nun yanına gidiyordu. Odasının kapısına gelinde derin bir nefes alan genç adam, kapıyı tıklatarak "Daeso, ben geldim!" demesi ile hızla açılan kapıdan çocuk dayısının boynuna atlamış ve kesik kesik konuşmaya başlamıştı. "Onu istemiyorum. O... O beni yiyeceğini söyledi... O gitsin dayı. İstemiyorum" dedi. Bu sırada merdivenlerden onu duyan MinJi'nin yüzü asılmıştı. Sürekli bu kelimeleri duymaktan sıkılmıştı. Asma istenmediği bir yerde durmak istemezdi ama bu işe ihtiyacı vardı. Dişlerini sıkarak yüzünde ki hüznü yok etmeye çalışıyordu. Sonunda sesinin çıkmasını sağlayarak "Ben çıkıyorum!" diye bağırmış ve Jong'un aşağıya inmesini dahi beklemeden hızla evden ayrılmıştı. Merdivenin dibine gelen genç adam etrafa bakmış ama MinJi'yi görememişti. "Bayan MinJi!" diye seslenen genç adam yanıt alamayınca yerdeki notu görmüştü. "Dolapta çikolata var. Soğuyunca çocuğa yedirirsiniz. Çocuklar çikolataya dayanamaz" Jong elini alnına koyarak merdivenlerin başında kendisine bakan yeğenine bakmıştı. "Gitti mi?" diye soran çocuk Jong'un gülümsemesine neden olmuştu. Çocuğun korkusu gözlerinden okunuyordu. Jong yeğenini kucağına alarak mutfağa yönelmişti. Yaklaşık üç yıldır tek başlarına yaşıyordu. Mutfaktaki bar tipi koltuğa Daeso'yu oturtan Jong, dolaba dönerek kapısını açmış ve içinde ki hazır duran çikolatayı alarak çocuğun önüne koymuştu. Daeso dayısına bakarak yaşının verdiği bir mutlulukla ellerini çırpmıştı. Çikolatasını iştahla yemeye başlayan çocuk durup dururken gülmeye başlayınca Jong kaşlarını kaldırarak çocuğa bakmıştı. "Ne oldu? Seni bu kadar mutlu eden ne?" diye sorunca Daeso çikolatalı kaşığını iyice yalayarak "Bu gün MinJi senin güzeli tanımadı!" dedi. Jong önce ne söylediğini anlamamıştı. Sonra dayanamayarak "Benim güzel kim?" diye sormuştu. Çocuk dayısının merak ettiğini anlamış biraz daha eğlenmek istermiş gibi çikolatasına kaşığını daldırmıştı. "Şu güzel kadın!" dedi. Jong gözlerini kısarak kendisi ile alay etmek üzere olan altı yaşında ki yeğenine bakıyordu. Dayanamayan çocuk sonunda ona "Kim Yu-mi'yi!" dedi. Jong şaşkınlıkla çocuğa bakarken, çocuk iştahla yemeğine devam ediyordu. "Yu-mi buraya mı geldi?" Daeso dayısına bakarak başını aşağı yukarı sallayarak "Evet" dedi. "Ama MinJi onu tanımadığı için çok sinirlendi. Hatta ona onu kovdurtacağını bile söyledi. Çok komikti. Dayı kusura bakma ama hiç kadın zevkin yok!" dediğinde Jong şaşkınlıkla yeğenine bakmıştı. Henüz okula bile gitmeyen bir çocuğun bu kadar zeki olması çok şaşırtıcıydı. Onu teknolojiden uzak tutmayı düşünmeliyim diye içinden geçirmişti. "Demek Yu-mi buraya geldi? Ona ben yokken bu eve gelmemesi gerektiğini daha önce söylemiştim" dediğinde aslından kendi kendine konuşuyordu. Çocuk elini ağzına götürerek esnemişti. "Ben çok yorgunum" diyerek oturduğu yüksek sandalyeden inmeye çalışmıştı. Jong hızla onun yanına giderek yerinden kaldırmış ve mutfaktan gerinerek çıkmasını izlemişti. Masanın üzerinde ki tabakları alan genç adam onları yıkanması için makineye yerleştirmişti. MinJi ağır adımlarla evine doğru ilerlerken arkasından gelen ses ile duraksamıştı. Birisi koşarak çocuk gibi kolunu omzuna atmış ve onunla birlikte yürümeye başlamıştı. Bu sırada MinJi dirseği ile kolun sahibinin karnına sert bir darbe indirince acı bir sesle yere eğilen arkadaşına bakmıştı. "Bu saçmalıklardan ne zaman vazgeçeceksin BongJu?" diye sorarken genç adam MinJi'ye acı dolu bir ifade ile bakarak "Sen ne zaman bu saldırgan halini bırakacaksın?" diye sorusuna soru ile karşılık vermişti. "Bak gerçekten havamda değilim, çok yorgunum ve hemen eve gitmek istiyorum!" dediğinde BongJu onun koluna girerek yönünü değiştirmişti. "Olmaz, öncelikle yeni işini kutlamamız gerek!" MinJi kolunu ondan kurtararak karşısına dikilmişti. "Bak gerçekten havamda değilim, başka zaman yapsak?" diye sorunca genç adam yüzünü asarak "Neden bana böyle davranıyorsun? Sürekli aynı şeyi yapıyorsun. Senin yüzünden lise hayatım da mahvoldu!" derken MinJi istem dışı gülmeye başlamıştı. "Biliyordum! Beni kullanarak Misa'yı da çağırdın değil mi?" diye sorunca BongJu ona masum bir bakış atarak "Bana yardım etmelisin, etmek zorundasın!" dedi. MinJi onun sözlerine hafif gülümseyerek "O niye?" diye sorduğunda genç adam onun koluna yapışarak "Eğer bana yardım etmezsen her yerde seni takip ederim. Lise de senin yüzünden ona yaklaşamadım. Sürekli birlikteydiniz ve o her defasında benden uzak durdu. Şimdi bunu bana borçlusun. Yoksa...!" diyerek sözünü bitirmemişti. MinJi tek kaşını kaldırarak "Yoksa ne olacakmış?" diyerek onun sözlerini bitirmesini istemişti. "Yoksa iş yerine gelir senin doktor olduğunu söylerim!" dedi. MinJi derin bir nefes alarak sert bir şekilde genç adamın karnına yumruk atmıştı. Acıdan öne doğru eğilen genç adamın kulağına yaklaşarak "Sen hala beni tehdit etmemen gerektiğini bilmiyor musun?" dediğinde genç adam gözlerini ona dikerek "Bana yardım et... Lütfen!" dedi. MinJi onun samimi yüzüne bakarak hafif gülümsemiş ve başını sallayarak "Tamam, elimden geleni yaparım ama senin için değil, Misa için!" dedi. Genç kadın arkadaşı gittikten sonra Agata'dan onun yaşadıklarını öğrenmişti. Oldukça zor zamanlar geçirmesine rağmen kendisini çağırmaması onu üzse de onu anlamaya çalışıyordu. Onun yerinde olsa kendisi de en yakın arkadaşına bunu anlatmaya cesaret edemezdi. Hafif bir iç çekerek "Tamam, hadi gidelim!" derken havanın henüz kararmaya başlaması üzere genç adama "Fazla geç kalmayacağız tamam mı? Ayrıca gerçekten yorgunum ve beni zor durumda bırakmanı istemiyorum" dedi. Genç adam mutlu bir şekilde ona sarılınca, MinJi hızla onu iterek "Yavaş ol!" diyerek uyarmıştı. Birkaç saat sonra kareoke bara giderek eğlenmeye başlamışlardı. Misa ve BongJu şarkı söylerken MinJi arkadaşlarını seyrediyordu. O kadar yorulmuştu ki gerçekten çocukların yorucu olduğunu düşünüyordu. Bir süre sonra arkadaşlarının söylemiş olduğu slov bir şarkıda uyuya kalan genç kadın, uykusunda gördüğü kabus ile bağırarak uyanmıştı... "Hayır diye bağıran genç kadın nefes almakta dahi zorlanıyordu. Gözyaşlarını tutmaya çalışırken Misa hemen yanına yaklaşarak onu kendisine çekmiş ve sıkıca sarılarak "Geçti!" diye telkin etmeye çalışmıştı. "Misa o geldi! O yine geldi!" diye ağlamasını sürdürürken BongJu ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Sakin ol... Senin yanındayız, yok bir şey!" diye sırtını sıvazlarken genç adam hesabı ödemek için küçük odadan çıkarak yanlarından ayrılmıştı. Misa hala sakinleşmeye çalışan genç kadına sarılıyordu. Oradan ayrılırken BongJu ne olduğunu anlayamadığı için sessiz kalmayı tercih etmişti. MinJi rüyasında sürekli aynı rüyayı görüyordu. "Seni istemiyorum MinJi!" rüyasında babası sürekli altı yaşında ki kızına bunu söylüyordu. "Ne seni ne de anneni istemiyorum. O kadını istemiyorum" diye adeta genç kadının kulaklarının içinde bağırıyordu. Bu genç kızın yıllardır unuttuğu bir histi ama yine gelmişti işte. Sabah Daeso'nun sözleri ile kabusları geri gelmiş olmalıydı. Bir doktor olarak bilinçaltı denen şeye lanet etse de bundan kurtulamayacağının pekala farkındaydı. Arabada sessizce ilerleyen grup BongJu'nun sesi ile tekrar hayata dönmüş gibiydi. "Hafta sonu tekrar bir araya gelelim mi?" diye sorunca Misa ona ters bir şekilde bakarak "Senin sorunun ne, neden son zamanlarda bu kadar aktif olmaya başladın?" dedi. MinJi ikiliye bakarak derin bir iç çekmiş ve "Hafta sonu bensiz gidin, halletmem gereken birkaç iş var!" diyerek geldiklerini belirten bir işaret ile arabayı sağa çekmesini istemişti. MinJi arabadan inerek kapıyı kapatmış ve ön camdan başını içeriye uzatarak BongJu'nun kulağına asılıp kendisine çekip "Bu kadar açık etme kendini!" diye uyarıda bulunmuştu. Genç adamın yüzü asıldığı için Misa şüphelenerek "Ne dedin ona?" diye arkadaşına çıkışmıştı. MinJi gülümseyerek "Bunu bilmene gerek yok, belki de onu ayartmaya çalışıyorumdur!" diye söyleyince BongJu elini yukarıya kaldırarak "Hayır, bu doğru değil!" sözleri ile birlikte sallamıştı. MinJi arkadaşına göz kırparak omzuna hafifçe dokunarak "Kendine dikkat et" dedi. Arabanın yanından ayrılırken hafif esen rüzgar yüzünden ürperdiğini hissetmişti. Hava karanlık olsa da hala erken denebilecek bir saat olduğu için eve doğru ilerlemekten vazgeçerek eskiden gittiği parka yönelmişti. Soğuk rüzgar uykusunu açmıştı. Evin yanan ışıkları oturduğu banktan görünebiliyordu. Derin bir iç çekerek ellerini cebine sokan genç kadın yarın için planlar yapmaya başlamıştı. Daeso'nun nasıl bir hastalığı olduğunu düşünmeye başlayan MinJi bunu sabah Jong'a sormaya karar vermişti. Birkaç dakika daha oturduktan sonra eve dönen genç kadın kapıdan girer girmez içeriden gelen ses ile şaşırmıştı. Agata genç kadının salona geldiğini fark edince "Sen nerede kaldın, neden telefonun kapalı?" diye sorarken arkası dönük olan adamın kim olduğunu merak etmişti. Oldukça spor giyinen adam arkasını dönünce şaşkınlığı ikiye katlanmıştı. "Bay Jong!" MinJi ne diyeceğini bilmezken büyükannesi hemen yanına gidere "Kaç saattir seni bekliyoruz. Neden nereye gideceğini bana söylemedin?" Genç kadın hala şaşkınlığını atlatamamıştı. Karşısında kendisine bakan adamın evinde ne aradığını merak ederken "Bu yaşta sana nereye gittiğimi rapor edeceğimi bilmiyordum büyükanne!" diyerek yaşlı kadına sitem etmişti. Yaşlı kadın onun kulağını çekerek "Bu yaş mı? sen büyüdüğünü mü sanıyorsun?" diyerek kulağını sıkınca genç kadın Jong'un yanında böyle bir duruma maruz kaldığı için utanarak "Agata sen ne yapıyorsun? Ben çocuk muyum, bırak kulağımı!" Jong onun acınası haline gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Agata ise elini çekerek "Söyle bakalım kiminleydin bu saatte?" diye sordu. "Kiminle olabilirim BongJu ve..." diyerek sustu. Nedenini bilmediği bir hisle "Beni geri dönüşüm için yemeğe davet etti!" dediğinde Jong tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı. "Sizin bu saatte evinde ne işiniz var?" diye sorarken Agata bastonu ile ayaklarına vurunca acı ile 'Ahh' çekmiş ve büyükannesine bakmıştı. "Kovsaydın MinJi?" diye çıkışan yaşlı kadın Jong'un gülümsemesine neden olmuştu. "Jong beni kontrole geldi. Her Çarşamba bunu yapar" dediğinde MinJi heyecanlanarak "Senin neyin var ki? Neden bana bir şey söylemedin, hasta mısın?" aynı anda sıralamaya başladığı soruları durdurmak istercesine Agata bastonunu yere vurmuştu. "Sakin ol ben iyiyim, Jong yıllardır beni ziyarete gelir. Bu ziyareti üzerine alınma!" dediğinde genç kız utancından kıpkırmızı olmuştu. "Ben öyle bir şey söylemedim. Madem seni ziyarete gelmiş ben odama çıkıyorum!" diyerek kapıya yönelmişti ki Agata "Bize çay yap!" diye emir verdi MinJi'ye. Genç kız arkasına dönerek ters bir bakış attığı büyükannesine "Bunu yapmak zorunda mısın Agata?" diye çıkışmıştı. "Çok yorgunum ve uyumak istiyorum. Malum patronumun işine geç kalmasına neden olursam işimden kovulabilirim" dedi. Jong hafif şaşkınlık ile genç kıza bakmıştı. İlk kez Agata ise bu ses tonunda konuşan birini görüyordu. Onun cesareti ile gülümseyen genç adam ayağa kalkarak "Şimdilik gitmem gerek. Biliyorsun Daeso'yu evde Yu-mi ile bıraktım!" dediğinde MinJi'nin yarı kahkahayı andıran bir ses çıkarması ile ona bakmaktan kendisini alamamıştı. "Size iyi geceler büyük anne!" diyerek hızla odasına çıkmıştı. Agata arkasından söylenirken Jong onun hakkında yanılmadığını anladığı için gülümsemeden edememişti. MinJi küçük bir çocuğun ruhuna sahip yaramaz bir kadındı. Bu onun için gerçekten büyük bir şanstı. Hala eskisi gibi kalabilmesi gerçekten genç adamı mutlu etmişti. Agata ona bakarak "Seni tanımadı anlaşılan?" dediğinde genç adam gülümseyerek "Hatırlamadığı için mutluyum!" dedi. Yaşlı kadın ona gülümseyerek "Haklısın, o dönem sana gerçekten kin güdüyordu" Jong hafif gülümseyerek ona bakmış ve kapıya yönelerek "Ben gitsem iyi olacak. Ayrıca ona biraz daha insaflı olman gerekmiyor mu?" dedi. Agata yüzünü asarak "Biliyorum ama o kız hiç değişmedi. Hala eskisi gibi ve büyümeyi hiç düşünmüyor!" dediğinde Jong küçük bir kahkaha atarak "Kime çekti acaba?" diye karşı bir soru sormuştu. Yaşlı kadın utanarak "Bana galiba!" dediğinde ikisi de gülmeye başlamıştı. MinJi yukarıdan onların güldüklerini duyunca sinirden yerinde zıplamaya başlamıştı. Jong evden ayrıldıktan sonra dışarıda başını kaldırarak son kez eve bakmak istemiş ve o sırada elinde bir bardak ile balkona çıkan genç kadını fark etmişti. Üzerinde spor bir kıyafet olan genç kadın oturarak ayaklarını balkonun demirlerine uzatmış ve gökyüzüne bakmaya başlamıştı. Gülümseyen Jong bir süre onu izledikten sonra evin yolunu tutmuştu. Eve geldiğin de Yu-mi salonda oturmuş bir şekilde televizyon izliyordu. Etrafa bakınan genç adamın geldiğinin farkında bile değildi. "Daeso uyudu mu?" diye soran genç adam Yumi'nin korkmasına neden olmuştu. "Sen mi geldin?" diye ayağa kalkan genç kadın kollarını Jong'un boynuna dolayınca genç adam ellerini kaldırarak boynuna dolanan kolları kendi bedeninden uzaklaştırmıştı. "Daeso uyudu mu diye sordum?" diye sorusunu yenileyen genç adam biraz gerilemiş ve üst kata çıkmak için merdivenlere yönelmişti. Yu-mi arkasından seslenerek "O çocuk beni sevmiyor. Neden sürekli ona dadı tutuyorsun ki? Onu bir kreşe yazdırabilirsin. Bu şekilde bu kadar yabani olmaktan vazgeçer!" dediğinde genç adam yerinde durarak ona ters bir bakış atmıştı. "Bir daha yeğenim hakkında bu şekilde konuşma. Onun için her şeyi yapacağımı biliyorsun ve bu durum hoşuna gitmiyorsa kapı o tarafta çıkıp gidebilirsin!" Jong her şeye tahammül edebilen biri olsa da asla Daeso ile ilgili konularda öneri kabul etmiyordu. Onu gözünün önünden ayırmak istemiyordu ve bunu hiçbir zaman yapmayacaktı. Merdivenleri çıkarak küçük çocuğun odasının kapısına gelmiş küçük bir tıklatmadan sonra odaya girmişti. İçerisi gece lambasının izin verdiği kadar aydınlıktı. Daseo yatağında uyuyordu. Yavaşça yanına giderek saçını okşamıştı. Ona bakmak her zaman genç adamı mutlu etmişti. Asla ondan ayrılmayı göze alamazdı. Yu-mi aşağıda onun geri gelmesini bekliyordu. Jong'un dediği gibi evden ayrılmamıştı. Genç adam birkaç dakika sonra aşağıya indiğinde karşısında gördüğü kadın ile şaşırmıştı. Yu-mi Jong yukarıdayken üzerindeki kazağı çıkarmış askılı bir kıyafet ile salonda onu bekliyordu. Dişlerini sıkan genç adam bu tarz davranışlardan hoşlanmıyordu. Hızla yanına giderek kenara fırlattığı kazağını eline almış ve Yu-mi'nin eline tutuşturarak "Bunu giysen iyi edersin, dışarısı çok soğuk!" dedi. Genç kadın öfkelenerek "Sen kim olduğunu sanıyorsun da benimle bu şekilde konuşabiliyorsun?" Jong hafif alayla gülümsemişti. "Ben kimse değilim ve senin bu evde bu şekilde dolaşmana izin veremem. Bunu sana birçok kez söyledim Yu-mi kendi kendine gelin güvey olma" dedi. Genç kadın kendisini aşağılanmış gibi hissediyordu. Jong kendisini geri çektikçe Yu-mi daha da gurur yapıyor ve onu elde etmek için türlü hilelere başvuruyordu. Genç adam onu kolundan yakalayarak kapıya kadar götürmüş, elindeki kazağı alarak kafasından geçirdikten sonra küçük bir çocuğu giydirir gibi giydirerek dış kapıdan dışarıya çıkmasını sağlamıştı. "Mümkünse bu eve bir daha gelmeni istemiyorum Yu-mi" dediğinde genç kadın şaşkınlık ve öfke ile genç adama bir tokat savurmuştu. Eli havada yakalanan genç kadın iyice sinir olmuştu. "Bunu sana ödeteceğim. Kimse benimle oynayamaz" diyerek hızla evden ayrılmıştı. Jong arkasından bakmadan kapıyı sert bir şekilde kapatınca derin bir nefes vermişti. Bu sırada "Sonunda ondan kurtuldun mu?" diye gelen soru ile arkasını dönmüş, merdiven başında ki küçük çocuğa gülümseyerek "Galiba öyle oldu!" dedi. Daeso gülümseyerek dayısına "MinJi çok üzülecek!" dedi. Jong tek kaşını kaldırarak "Ondan hoşlanmaya mı başladın yoksa bana mı öyle geliyor?" dedi. Çocuk hemen bakışlarını çevirerek "Bu kadına göre MinJi'yi tercih ederim. Üstelik onu henüz tuzağa düşüremedim de" dediğinde Jong küçük bir kahkaha atmıştı. "Yoksa bizim afacan uslanmaya mı başladı? Bunu senden hiç beklemezdim!" dedi. Daeso dayısına ters bir bakış atarak "Şuana kadar kimse benim elimden kurtulamamıştır. MinJi sadece şanslı çıktı ama ona yarın yapacağımı bilirim ben!" dediğinde Jong gülümseyerek "Sence sana ne kadar zaman dayanacak? Neden kimseyi istemiyorsun Daeso? Eminim ikiniz iyi anlaşacaksınız" dedi. "Ben seni istiyorum, onu istemiyorum. Üstelik o beni pişirmek istedi. Bunun hesabını ona sormalıyım!" dediğinde Jong yeğenini kucağına alarak mutfağa yönelmişti. "Çikolata yemek ister misin?" Ocuk gülümseyerek "Çikolata kaldı mı?" diye sormuştu. "Evet, ama daha çok çikolata yemek istiyorsan MinJi'ye daha insaflı davranmalısın Daeso" dedi. Küçük çocuk gülerek dayısına bakmıştı. Sonra yeniden kahkaha atarak "Hala Yu-mi'yi tanımadığına inanamıyorum. Dayı yüzünü görmen gerekirdin. Nerede ise çıldıracaktı" dedi. Jong uzun zaman sonra kendisine 'Dayı' diyen yeğenine bakıyordu. 'Dayı' kelimesinden sonrasını duymayan Jong, MinJi'nin daha ilk günden bu kadar etkili olmasına şaşırmadan edememişti. Yaramaz bir çocuğun dilinden yine yaramaz olan biri anlar diye düşünmüş ve ilk görüşte MinJi'nin bakışlarında ki ışıktan onu asistanı olarak değil de Daeso için işe almaya karar vermişti. Bu sırada çalan telefonuna bakan genç adam acil bir durum için hastaneye çağırılıyordu. Çaresiz kalan Jong, Daeso'yu bırakabilecek birkaç arkadaşını aramış ama kimseyi bulamamıştı. Son çare olarak kucağında çocuk ile Agata'nın kapısını çalan genç adam mahcup bir şekilde "Agata, acaba ben dönene kadar Daeso sizde kalabilir mi?" diye sordu. Agata çocuğu eve alırken Jong hızla evden ayrılmış ve hastanenin yolunu tutmuştu. Çalan zil ile uyanan MinJi ise gözlerini ovalayarak merdivenlerden aşağıya inerken Agata'nın yanında ki çocuğu görünce gözlerini açarak "Bu velet neden burada?" dediğinden Daeso onun ayıcıklı geceliği içinde komik bularak gülmeye başlamıştı. "Sen kaç yaşındasın, benim bile bu tarz kıyafetlerim yok!" diyerek kahkaha atmaya başlamıştı. "Yah baş belası senin burada ne işin var?" diye sesini yükselten MinJi, Agata'nın "Bu gece burada kalacak ve sen onunla aynı odada kalacaksın!" dediğinde MinJi sesini yükselterek "Agata, bunu bana neden yapıyorsun" dedi. Yaşlı kadın onu takmayarak ilerlemeye başlamıştı ki yarı yolda durarak "Nerede senin meslek aşkın? Dayısı hastaneden acil bir durum için çağrıldı ve oraya gitti. Daeso'nun başka akrabası yok bu yüzden sana güvenerek onu buraya getirdiği için kendinle gurur duymalısın!" Genç kadın sinirden yerinde tepinirken Agata onları öylece bırakarak odasına çekilmişti. "Hey sen buraya gel!" diye emrivaki yapan genç kız çocuğu yanına çağırmıştı. Üst katta boş olan odalardan birinde onun için yatak hazırlarken Daeso "Ben yalnız yatamam. Üstelik yabancı bir evde korkarım!" dediğinden MinJi ters bir şekilde ona bakınca Daeso ağlamaya başlamıştı. "Sus! Niye ağlıyorsun şimdi sen?" diye söylenmeye başladığında Daeso ağlama sesini daha da arttırarak Agata'nın duymasını sağlamıştı. Yaşlı kadın bastonunu sürüyerek üst kata çıkarken Daeso'yu susturmaya çalışan genç kadının ayaklarına vurarak "Ne yaptın çocuğa da bu kadar ağlıyor?" MinJi ayaklarının acıması üzere sert bir şekilde büyükannesine bakarak "Ben ona bir şey yapmadım. Hem nende onunla ben ilgileniyorum ki? Bay ukala onu sana bıraktı!" derken Daeso atılarak "Sen dayıma hakaret mi ettin?" dedi. Çocuk ağlamayı kesmişti. MinJi ise ona dil çıkararak kendi odasına doğru giderek sert bir şekilde odasının kapısını çarpmıştı. Agata arkasından bağırırken Daeso yaşlı kadınla tek başına kaldığı için biraz ürkmüştü. "Ben... Ben tek başıma kalamam..." diyen çocuğa bakan Agata "O zaman benimle yatacaksın küçük bey!" dediğinde küçük çocuk çığlık atarak az önce MinJi'nin girdiği kapıdan içeriye hızla dalış yapmıştı. Üzerini çıkarmak üzere olan MinJi ise arkasından jet hızı ile geçen kişinin yatağına girişini şaşkınlıkla izlemişti. Daeso gecenin bir yarısı bağırarak Agata'dan kaçmış ve MinJi'nin bir şey söylemesine fırsat vermeden genç kadının yatağına yatmış, örtüyü de üzerine çekip saklanmıştı. Agata ise tiz bir kahkaha ile gülerek "Size iyi geceler. Bir daha ses yaparsanız ikiniz de kapıda yatarsınız!" diye bağırdı. MinJi yutkunarak "Sen ne yapıyorsun benim yatağımda. Kalk oradan çabuk!" Çocuk onun sözlerini duymamış gibi davranarak örtüyü daha çok üzerine çekmişti. MinJi sinirlenerek örtüyü üzerinden çekince Daeso imalı bir gülümseme ile "Bağırmamı ister misin? Yaşlı kadın ikimizi de kapıya koyar!" diye onu tehdit edince MinJi bu çocuğun yaşına göre oldukça akıllı olduğunu fark etmesine neden olmuştu. Dişlerini sıkan genç kadın ışığı söndürerek yatağa uzanmış ve örtüyü kendi üzerine almıştı. Daeso onun bu hareketi üzerine MinJi'nin üzerinde ki örtüyü kendi üzerine çekerek genç kadının dirseklerinin üzerine kalkmasına neden olmuştu. "Yah bu benim yatağım ve bu da benim örtüm. Sen... Yere yatmak istemiyorsan örtüme dokunma!" dediğinde Daeso ağzını açarak tam bağıracağı sırada MinJi hızlı davranarak ağzını kapatmıştı. "Tamam, tamam sus örtü senin olsun. Nasılsa sana bunun hesabını sorarım küçük fare!" diyerek yataktan kalkmıştı. Dolaptan aldığı örtü ile tekrar yatağa yatan genç kadın çocuğun o örtüyü de üzerinden çekmesi ile iyice sinirlenerek "Yah...!!!" diye bağırmasına neden olmuş ama Daeso'nun hareketi ile donup kalmıştı. *************** Küçük çocuk çok pis oynuyor ya..:o
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE