Dolaptan aldığı örtü ile tekrar yatağa yatan genç kadın çocuğun o örtüyü de üzerinden çekmesi ile iyice sinirlenerek "Yah...!!!" diye bağırmasına neden olmuş ama Daeso'nun hareketi ile donup kalmıştı. Çocuk MinJi'nin örtüsünü çekerek genç kızın bedenine doladığı kolları ile onun şaşkın bakışları arasında başını göğsüne yaslamıştı. Eli havada kalan genç kız "Sen... Sen ne yaptığını sanıyorsun? Çek patilerini üzerimden!" dediğinde çocuk ağlamaya başlayınca MinJi bir eli ile onun ağzını kapatmış, diğer eli ile de iyice kendisine yaslayarak "Sus yoksa seni kapıya atarım!" dedi.
Çocuk sinsi sinsi gülümseyerek daha sıkı sarılmıştı MinJi'ye. Derin bir nefes alan genç kız onun neden bu şekilde davrandığını anlayamasa da en iyisinin uyumak olduğunu düşünerek gözlerini kapatmıştı. Hava gerçekten gece soğumaya başlamıştı. Çocuğun üzerini iyice örterken garip bir şekilde onu daha yakın hissetmişti. Oysa MinJİ çocukları bu kadar yakınına tutmaktan hoşlanmazdı. Mutlu aile çocukları yüzünden sürekli içinde babasına karşı bir öfke kabarıyordu.
Daeso iyice MinJi'nin yatağına yerleşmiş ve olabildiğince genç kıza yakın uyumuştu. Uykuya dalan ikili sabaha kadar deliksiz uyumuştu. Jong gece boyu acil olan hastalarla ilgilenmişti. Oldukça yorgun olmasına rağmen yeğenini almak için Agata'nın evine gitmek için yola koyuldu. MinJi'nin orada olması bir şeyi değiştirmiyordu. Uzun zamanın verdiği bir alışkanlıkla işine yeğenini görmeden başlamazdı. Saat sabahın sekiziydi ve Agata çoktan kalkmıştı. Yaşının gereği sabahları uyumayı pek sevmezdi. Sabahın soğuğuna rağmen balkonda oturmuş dumanı tüten çayını içiyordu. Karşıdan gelen genç adamı görünce hafif gülümseyerek el sallamış ve kapıyı açmak için yerinden kalkmıştı.
"Buraya geleceğini düşünmemiştim," dediğinde genç adam yorgunluğunu belli eden bir gülümseme ile "Daeso uyanmadı mı? Onu gördükten sonra eve gidip üzerimi değiştireceğim," dedi. Agata Jong'a hafif eğilerek "Gece geç yattı!" dediğinde Jong tek kaşını kaldırarak "Ne oldu, yoksa yaramazlık mı yaptı?" diye sordu. Agata hafif kıkırdayarak "Senin küçük velet bu yaşta çapkınlık yapıyor. Hem yaramazlıkta ona sıra gelmez bu evde!" dediğinde ikisi de gülmeye başlamıştı. "Nerede o?" Jong etrafa bakınmış ama ne Daeso ne de MinJi ortalarda görülmüyordu. "Hala kalkmadılar" Agata ona başı ile üst katı işaret ederek "Sen onları uyandır bende masaya servis açayım" dedi.
Jong önce şaşırmıştı. Agata'nın aklından ne geçiyordu bilmiyordu ama şuanda bunu düşünmeye vakti yoktu. Merdivenlerden çıkarken Agata'nın sesinin onu yönlendirmesine izin vermişti. Yaşlı kadının söylediği odaya girince etrafta anime kahramanlarının posterler ile kaplanmış bir odaya girmişti. Önce etrafı şaşkınlık ile izlerken içinden 'Burada çocuk mu yaşıyor' diye düşünerek kapıyı kapatmıştı. Yatakta yüzleri görülmeyen MinJi ve Daeso'yu birbirine sarılarak uyuduklarını görünce önce şok olmuş, sonrasında yanlarına yaklaştığında ise gördüğü manzara karşısında kahkaha atarak gülmeye başlamıştı.
Derinden gelen kahkaha sesi ile gözlerini açan MinJi karşısında Jong'u görünce panikleyerek yatağında fırlamıştı. "Hey... Senin benim odamda ne işin var? Sapık...!!" diye bağıran genç kız Jong'u şoka sokmuştu. Eli ile kendisini göstererek "Ben mi?" diye söylenmiş MinJi ise daha da sesini yükselterek "Senin benim odam da ne işin var?" diyerek hızla yatağından çıkmış, dolabına yönelerek süpürgenin sapını kaptığı gibi Jong'a vurmaya çabalamıştı. Uykulu bir halde odada dört dönen ikili Daeso'nun gözlerini açıp "Dayı!" diye seslenmesi ile duraksamıştı. Tam da bu sırada MinJi fırsat bularak elinde ki elektrikli süpürge sapını Jong'un arkasına geçirmişti. "Sen kime vurduğunu sanıyorsun?" diye atılan çocuk, MinJi'nin elinde ki süpürge sapını almaya çalışıyordu. Sırtında hissettiği acıyı geçirmeye çalışan genç adam, odada tam bir kargaşa haline gelmiş olan durumu düzeltmek için yeğenini sopadan çekmeye çalışıyordu. Üçü birden odanın içinde döndüklerini farkında bile değildi. Çığlık çığlığa evin içinden yankılanan seslere gelen Agata ise gördüğü manzara karşısında şaşkına dönmüştü. MinJi elinde ki süpürge sapını iyice kavramış onu almaya çalışan Daeso'nun elinden çekmeye çalışıyor, Jong'ta sopaya yapışmış olan yeğenini çekmeye çalışıyordu.
Agata bastonunu yere vurarak "Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz sabahın bu saatinde?" diye gürleyen sesi ile MinJi elindekini hemen bırakınca çekmenin gücü ile Jong yere yapışmış, Daeso da onun üzerine düşmüştü. Jong sanki tüm yorgunluğunu az öneki arbedede kaybetmişti. Poposunu tutarak kalkmaya çalışırken yere düştüklerini fark eden MinJi onların bu haline kahkaha atarak gülmeye başlamıştı.
"Sen neye gülüyorsun?" diye çıkışan Agata, yeğeninin asılan yüzüne bakarak gizlice gülümsemişti. Ama onun gülmesi MinJi'nin yüzünü masum bir çocuk gibi asması değil, yüzüne garip garip çizilen şekiller yüzündendi. "Yah yaşlı kadın... Sen neye gülüyorsun?" MinJi onun dikkatle yüzüne bakmasıyla şüphelenmiş ve yüzüne dokunarak "Yüzümde ne var?" diye sertçe sormuştu. Agata bir şey söylemeyerek elini ağzına kapamış ama Daeso'yu görünce iki kat daha fazla gülmeye başlamıştı.
MinJi'nin yüzüne benzer şekiller Daeso'nun da yüzünde vardı. İkili gece uyanmış ve fark etmeden birbirinin yüzünü boyamıştı. Daeso kıs kıs gülerek MinJi'nin yüzünü boyarken, MinJi de çocuğun sürekli kıpırdaması yüzünden uyuyamamış ona ders vermek için yüzünü boyamıştı. Kendi yüzüne bile bakmamıştı. Zaten odasında bakabileceği bir aynası yoktu. Sadece özel banyosundan aynası vardı ve bu ona yetiyordu. Zaten ona göre dış görünüşün fazla önemi yoktu. Rahat olduğu her şekilde giyinebilirdi ama şuanda yüzüne bakabilmek için odasında ayna olmadığı için etrafa saydırıyordu. MinJi koşarak banyosuna girmesi ile çığlık atması bir olmuştu.
Onun gelen tiz sesi ile Agata ve Jong kahkaha atarken Daeso istem dışı dayısının arkasına saklanmıştı. Sinirli bir şekilde odasına giren MinJi hızla küçük çocuğun üzerine doğru gidiyordu ki Jong araya girerek "Sakin ol... Burada seni de hatalısın!" dediğinde eli ile yeğeninin resim çizilmiş yüzüne bakmıştı. Jong o anda tekrar kahkaha atarak "İkinizin de aklı aynı çalışıyor!" dediğinde Agata da gülmeye başlamıştı. MinJi hatasını biliyordu ve Daeso'nun da kendisine aynı şekilde cevap vermesini beklememesine rağmen şuanda ki durum karşısında o da içinde gülme isteği ile kıvranıyordu. Bunu yapamazdı. Onların karşısında gülemezdi. Jong gülerek MinJi'ye bakarken genç kızı baştan aşağıya süzmüştü. MinJi neden kendisini incelediğine anlam veremese de ayı yogili geceliğinin hala üzerinde olduğunu fark etmesi ile tekrar çığlık atarak banyosuna koşmuştu.
Onlar odadan gülerek çıkarken Jong bu sabah eğlendiği kadar en son ne zaman eğlendiğini hatırlamaya çalışıyordu. Bu sırada küçük çocuğun yüzünü yıkamış, resimleri çıkarmıştı. Eşofman takımını giyen MinJi aşağıya indiğinde Agata ona "Üzerine daha uygun bir şey giyemez miydin?" azar çekmişti. MinJi üzerindekileri kontrol ederek "Ne varmış kıyafetimde?" terslenmişti. Agata burun kıvırarak "Daha çok kadınsı olamaz mıydın? Bu şekilde bayana benzemiyorsun?" derken MinJi ona sesini yükselterek "Ben bu şekilde rahatım. Üstelik etrafımda sapıklar varken etrafta kırıtarak yürüyemem!" dediğinde Jong gözlerini büyüterek "Sen kime sapık diyorsun?" diye çıkışmıştı.
MinJi bir elini beline koymuş, diğer elini kaldırarak önce Daeso'yu göstererek "Sen, gece boyunca rahat durmadın, sürekli kıpırdanıp durdun. Yaşına göre çok hızlısın doğrusu. Seni suçlamıyorum ne de olsa sapık bir dayı ile yaşıyorsun!" dediğinde Jong hızla ayağa kalkarak "Yah... Sözünü geri al!" diye bağırmıştı. MinJi alaycı bir ifade ile "Ne oldu zoruna mı gitti?" diye aynı tonda çıkışmıştı. "Sen... Sen kovulmak istiyorsun anlaşılan!" dediğinde MinJi küçük bir kahkaha atarak "Öyle mi? Beni kovacak mısın?" diyerek hızla onun önüne kadar yürümüş ve yerinde duraksamıştı. Öfkesinden burun kanatları oynuyor ve gözlerini Jong'tan alamıyordu. Sanki ikisi de hipnotize olmuş bir şekilde birbirine bakıyordu. Onları izleyen meraklı gözler ile ne yapacağını bilmezken Daeso'nun sözleri ile ortam tamamen değişmişti. "Dayı ben eve gitmek istiyorum" Jong bakışlarını Daeso'ya çevirerek onu onaylamıştı. Elini uzattığı elin titremesi ile Jong'u şaşırtmaya yetmişti. Daeso titriyordu. Bu uzun zamandır olmamıştı. En son titremeye başladığında annesi ile babasının cenaze törenindeydiler. Ama o zaman da daha üç yaşındaydı. Yine aynı şey oluyordu. Daeso yine içine kapanmaya başlıyordu.
MinJi sinirli bir şekilde arkasını dönerken son duydukları ile iyice şaşırmıştı. "Dayı ben sana ne dedim o kadar da uzun dayanamayacak! Hadi hakkım olanı ver! İddiayı ben kazandım!" dediğinde MinJi adeta şok olmuştu. Çocuk gece yaptığı plan ile MinJi'nin sinirlenmesine neden olmuş ve dayısının onu işten çıkarmasına kadar işin ilerlemesine izin vermişti. Adeta nefesi kesilen MinJi bir çocuğa yenildiğini kabul edemiyordu. Ama onu asıl sinir eden üzerine bir iddia yapılmasıydı.
Jong Daeso'nun elini tutarak evden ayrılacağı sırada Agata şaşkına dönmüş bir şekilde giden ikiliye bakıyordu. Genç kız sanki nefes almayı unutmuştu. Bu ikinci kez oluyordu. İkinci kez üzerine iddiaya girildiğini öğreniyordu. İlki lisedeydi. Lisede üst sınıfların kendi üzerine bahis oynamaları canını yakmıştı. Asi karakteri belli etmese de girilen iddia onun canını yakmıştı. Onun bir gün bile hanımefendi olamayacağı hakkında iddiaya giren gruplardan biri MinJi'ye yakınlaşmaya çalışmıştı. Ama MinJi babası yüzünden erkeklere güvenmediği için tuzağa düşmemiş ve rezil olmaktan, arkadaşının deyimi ile kurtulmuştu.
Bu gerçekten çok şaşırtıcıydı. O zamanlar bu oyunu oynamayı isteyenlerden intikam almak için neredeyse okulun spor salonunu yakıyor olsa bile şuanda karşısında ne liseli grup vardı ne de eski düşüncesiz MinJi. Derin bir nefes alarak evden ayrılan Jong ve Daeso'nun arkasından öylece bakmıştı. Sonra birden beyninde çakan şimşekle yerinden fırlamıştı. Evden hızla çıkan MinJi nefes nefese az önce evinden çıkan ikilinin arkasından koşmaya başlamıştı. Jong arabası ile geldiği için evden arabası ile ayrılmıştı. MinJi içinde biriken öfke ile koşmasına devam ederken yolda kaç kişiye çarptığını bile fark etmemişti.
Jong fevri davranarak MinJi'yi işten çıkardığına inanamıyordu. Dahası Daeso'nun gizlemeye çalışsa da bu durumdan etkilendiği çok açıktı. Büyümüşte küçülmüş gibiydi. Eve girer girmez koşarak odasına çıkan çocuk kapısını sertçe kapatmış ve yatağının içine girerek örtüsünü başına kadar çekmişti. Jong kapının sert çarpılması ile yerinde duraksamıştı. Üst kata çıkmaya niyetlense de bunu yapmamıştı. Daeso'nun yalnız kalmak istediğine emindi. İlk kez bir bakıcıyı kovmuyordu ama ilk kez buna Daeso'nun bu şekilde tepki verdiğini görüyordu. Derin bir iç geçirerek kendi odasında çıkan genç adam üzerini değiştirerek aşağıya inmişti. Kapı zilinin çalınması ile kapıya yönelmişti. MinJi o kadar hızlı koşmuştu ki nefes nefese kapısına kadar gelmişti. Zile basan MinJi elini kapının ziline dayamış ve geri çekmemişti. Israrla çalan zil yüzünden sinirlenerek kapıyı açan Jong, ani gelen yumruk ile yere yapışınca şok olmuştu. Saldırının nereden geldiğini görmek isteyen genç adam başını döndürdüğünde öfkeden gözü kararmış genç kız ile karşılaşınca ikinci şokunu yaşamıştı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?" diye bağıran Jong, MinJi'nin daha da sinirlenerek yakasına yapışıp onu sert bir şekilde duvara yaslamasını şaşkınlıkla izlemekten kendisini alamamıştı. "Sen... Seni daha önce tanımalıydım. Aşağılık herif. Benim üzerime bahse girmek sende takıntı haline gelmiş. Seni ... Seni..." MinJi ne diyeceğini bilemiyordu. İki kez bahis konusu olmuştu ve ikisi de aynı kişi tarafından düzenlenmişti. "Benim üzerime bahse girmek çok eğlenceli olmalı. Söylesene seni tanımadığım için benimle çok dalga geçtin mi?" dedi.
Jong genç kızın öfkesinin dinmeyeceğini biliyordu. Ne söyleyeceğini de bilmiyordu. Haklıydı. Daeso'nun sözleri ile kırıldığını ve eskiyi hatırladığını anlasa da ne geçmişi geri getirebilir ne de onun okuldan atılmasına neden olduğunu unutturabilirdi. MinJi üzerine yapılan bahis yüzünden okula büyük maliyette zarar vermişti. Gerçi bu istemeden olmuştu ama okuldan atılmasına neden olmuştu. Bu Jong'un hep pişmanlığı olmuştu. Yaramazlığı ve cesareti okulda MinJi'nin dikkat çekmesine neden oluyordu. Üst sınıfların bile dikkatini çekmişti. Çok fazla güzel değildi ama değişik bir çekiciliğe sahipti. Onunla karşılaşan erkekler öfkesinden çekindiği için ona yaklaşamıyordu bile. Belki farkın da değildi ama okuldaki birçok kişi ondan hoşlanıyordu.
Haberi yoktu ama okulda ki küçük grup liderleri onun için kavga bile etmişti. Bu rekabet üst sınıflara kadar ilerlemişti. Jong'ta gruplar arasından kimin kazanacağına dair sınıflar arası bahis açmış ve bu şekilde bu konuyu eğlence haline getirmişti. Okuldan atıldığı güne kadar tam olarak MinJi'nin yüzüne dikkatli bakmamıştı. O gözlerinde öyle bir ifade vardı ki pişmanlıktan eser dahi yoktu. Sanki okulun spor salonunun yanmasına o sebep olmamış gibi, dimdik gururla başı yukarıda alaycı bir ifade ile okul kapısından çıkmıştı.
O an MinJi'ye gerçekten hayran kalmıştı. Bir eğlence olarak gördüğü kıza tek bir bakışla, onun tek bir bakışı ile hayran kalmıştı. Gözleri hala yaramaz bir çocuk gibi bakıyordu. Üstelik o yaramazlığına rağmen hafife alınmayacak bir şekilde de zeki olması onu daha da çekici yapıyordu. Şimdi ise o kız tüm bu olanları hatırlamış ve ondan geçte olsa intikamını almıştı. Yakasında ki elleri tutan genç adam onun ateş gibi yanan gözlerinin içine bakıyordu. Dudağının kenarından akan kan MinJi'nin eline değince bakışları genç adamın dudaklarına kaymıştı. Kan aktığını gören genç kız dişlerini sıkarak "Lanet olsun!" diyerek sert bir şekilde onun yakasını savurarak bırakmıştı. Duvara iyice yaslanan genç adam onun hızla evden çıkmak üzere oluşunu izledi.
Yakasını düzelten Jong, sinirlenerek elini alnına koymuştu. Onun siniri MinJi'nin saldırısı değil, genç kızın geçmişte olanları hatırlamasına olmuştu. Bir gün hatırlayacaktı ama o zamanın hemen gelmesini istemiyordu. Öfkeli bir şekilde yolda yürüyen genç kız söylene söylene evine dönüyordu. "Aptal MinJi... Aptalsın... Nasıl olur da onu tanımazsın? Ama sende hata yok ki? O kadar değişmiş ki tanımaman çok doğal! Bunun için kendine kızma MinJi," diye kendi kendisini teselli etmeye çalışıyordu. Parkın yanından geçerken genç kız durarak parka yönelmiş ve salıncaklardan birinin önüne durarak sallanan çocuğun durmasına neden olmuştu. Çocuk genç kıza dik bir şekilde bakarak "Sallanmamı engelliyorsun!" diyerek çıkışınca genç kız sesinin ne kadar sert çıktığını önemsemeden "İn!" dedi. Çocuk önce anlamasa da genç kızın sesi yeniden yankılanınca korkmuştu. "Sana in dedim!" dedi.
Çocuk korkudan ağlamaya başlayınca genç kız onu salıncaktan indirerek ters bir bakış atmıştı. "Kaybol şimdi!" diyerek çocuğun koşarak uzaklaşmasını izlemişti. Salıncağa iyice yerleşen genç kız sallanmaya başlamadan önce gözünün önüne Jong'un kanayan dudağı gelmişti. "Yeminimi bozdum!" dedi kendi kendine. "Yeminini bozdun. Bunu nasıl düzelteceksin?" MinJi daha önce karıştığı bir kavgada, karşı taraftan birinin fazla kan kaybetmesi nedeni ile uzun zaman hastanede yatmasına neden olmuştu. Bunun tehlikeli olduğunu biliyordu ve bir daha kimseden tek damla kan akmasına neden olmayacağına dair yemin etmişti. O zamandan sonra derslerine daha çok odaklanmış ve kavgalardan uzak durmuştu.
"Elini saçının arasında sertçe gezdirerek canını yakmıştı. Salıncağı iyice hızlandırırken yüzüne vuran rüzgar ile düşüncelerinin berraklaştığını hissediyordu. "Bunu hak etti MinJi!" dedi. Evet, bu şekilde düşünmeliydi. Jong yüzüne pansuman yaparken Daeso odasından aşağıya indiğinde dayısını görmüş ve koşarak yanına gelmişti. "Sana ne oldu?" diye soran çocuk onun gülmesine neden olmuştu. "Sanırım biri üzerine bahse girdiğimiz için çok kızmış" dediğinde çocuk şaşkınlıkla ona "Sana MinJi mi vurdu?" dedi. Jong utanarak başını aşağıya eğince beklenmedik bir şekilde kahkaha atmaya başlayan Daeso onu şaşırtmıştı. Çocuk kendisini durduramıyordu. "Sen neye gülüyorsun böyle? Dayın dayak yedi!" dediğinde Daeso karnını tutarak "Bende buna gülüyorum. Dayak yemişsin... Hem de... Hem de bir kadından!" dediğinde Jong o an utanarak başını eğmişti.
"Kadın mı? Sence onun bir kadına benzer yanı var mıydı? Şu halime bak...!" diyerek parmağı ile dudağını göstermişti. Daeso da gülerek "Bence o çok güzel. En azından senin bu güne kadar aldığın dadılardan daha güzel ve sevgililerinden!" dedi. Jong şaşkın bir şekilde ona bakıyordu.
"Sen ciddi misin? Yani onun güzel olduğunu mu düşünüyorsun?" dediğinde Daeso başını sallayarak "Büyüyünce onunla evleneceğim!" dediğinde Jong şok olmuş bir şekilde ona bakıyordu. Söyleyecek bir söz bulamayan Jong kendisini tutamayarak kahkaha atmaya başlamıştı. O kadar çok gülmüştü ki yeğeninin sözleri yüzünden dengesini kaybederek oturduğu tabureden aşağıya düşmüştü. Düşmesine rağmen hala gülüyordu. Daeso yüzünü asarak "Sen neden gülüyorsun? Komik bir şey mi söyledim!" dedi.
Jong tek elini kaldırarak sallamaya başlamıştı. "Sen... Sen ciddi misin? Sen gerçekten onunla evlenmek mi istiyorsun? Seni pişirmeye çalışan bir kadınla... Sen... Way bu gerçekten şaşırtıcı. Ona aşık mı oldun?" dediğinde Jong gülmesine devam ediyordu. Altı yaşındaki yeğeninden ilk kez böyle bir şey duyuyordu. Dahası onun MinJi'yi istemediğini düşünüyordu ama görünüşe göre yanılmıştı. "Peki fikrini ne değiştirdi?" diye soran genç adam onun "Dün akşam birlikte yattık. O çok rahat!" demesi üzere genç adam adeta donup kalmıştı.
*************
Küçük afacana bak sen..:) Umarım beğenmişsinizdir. Yorum yapmayı unutmayın. :)
Sizleri YouTube kanalıma davet ediyorum arkadaşlar. Desteklerinizi bekliyorum!
KANALIN ADI! Mermarid