9. Bölüm

2377 Kelimeler
"Sen bilerek mi onunla yattın! Ne yani sen... Sen...." Diye sözüne bir türlü bitiş noktası koyamayan genç adam ne diyeceğini bilemiyordu. Sadece karşısında kendisine gülen çocuğa bakıyordu. "Peki şimdi ne olacak? Senin yüzünden onu kovmak zorun da kaldım!" dedi. Çocuk hafif gülümseyerek "Bunu yapacağını biliyordum dayı. Evlenmek istediğim kadının bana bakıcılık yapmasını istemiyorum. Bu çok utanç verici!" dediğinde genç adam kahkaha ile gülmeye başlamıştı. Bu sırada MinJi de salıncakta deli gibi sallanıyordu. Biraz daha hızlı sallansa salıncak ile üst kısımdan dönecekti. Derin derin iç çeken genç kadın hala kandırılmış olduğuna inanamıyordu. Bu sırada Misa'nın araması ile genç kız düşüncelerinden sıyrılmıştı. "MinJi nerdesin sen?" diye soran genç kız onun "Salıncaktayım!" lafı ile Misa gülmeye başlamıştı. "Seni kim kızdırdı MinJi?" diye sorarken genç kız ayaklarını yere vurarak salıncağı durdurmuştu. "Agata'nın seni aramadığını sakın söyleme?" dedi. Arkadaşı kısa biran duraksadıktan sonra "Buraya gelmek ister misin MinJi?" diyerek onu pastanesine davet etmişti. "Sana çikolatalı pasta yaparım!" dedi. MinJi küçük bir heyecan ile "Gerçekten mi?" diye sordu. Misa arkadaşının bu ruh haline bayılıyordu. En kötü anında bile çikolatalı pasta onu kendisine getirirdi. "Evet, yapıyorum ve seni bekliyorum," dedikten sonra telefonu kapatmıştı. "Teşekkür ederim!" diyen MinJi sesinde ki duygusallığı arkadaşına da yansıtmıştı. Misa onun yine iyi durumda olmadığını anlamıştı. Hiç istemese de BongJu'yu arayan genç kız onun da pastaneye gelmesini istemişti. Genç adam onun araması ile tüm işini tasfiye edip hemen pastaneye gitmişti. MinJi'den önce oraya varması ile Misa'yı şaşırtmamıştı. "Bu kadar erken geldiğine inanmıyorum!" diyen Misa onun gülümsemesi ile duraksamıştı. Bu adam liseden beri her zaman yanında olmuştu. Öyle ki nişanladığında da ona desek olmuştu. O zaman gerçekten şaşırmıştı. Sonuçta o da kendisiyle ilgileniyordu. Bu gerçekten genç kızı şaşırmıştı. Belki BongJu bilmiyordu ama Misa her şeyin farkındaydı. "Sadece yakındaydım. Beni sen çağırdın şimdide azarlıyor musun?" dedi. Misa hafif bir gülümseme ile "Üzgünüm. MinJi iyi değil ve sen de olursan onun morali daha çabuk yerine gelir diye düşünmüştüm" dediğinde BongJ hayal kırıklığı yaşasa da bunu belli etmemeye çalışmıştı. "MinJi!" dedi sesi kısık bir şekilde. Genç kız onun üzüldüğünü anlayabiliyordu. Öyle ki BongJu'nun yüz ifadelerinden artık ne hissettiğini çözmüştü. Misa ona dikkatle baktığını görünce başını iki yana sallayarak dikkatini dağıtmaya çalışmıştı. Onun hareketini gören genç adam "Bir sorun mu var?" diye sormuştu. Az önce kendisine hayran bir şekilde baktığını fark etseydi genç adam mutluluktan havaya uzardı şüphesiz. Sonra tekrar başını sallayan genç kadın "Hayır, yok!" dedi. BongJu kapının üzerindeki açılma zili duyulunca kapıya gelen kişiye bakmıştı. MinJi spor kıyafetleri ile pastaneye girdiğinde hafif bir gülümseme ile ona bakmış ve "Yine kime kızdın sen?" diye sormuştu. Onun sesi ile kaşlarını çatan genç kadın "Senin burada ne işin var be adam?" diye söylenmişti. Bu sırada Misa araya girerek "Ben çağırdım, eskisi gibi oturur sohbet ederiz!" dedi. "Öyle mi? Siz ne zamandan beri bu kadar yakınsınız?" MinJi'nin sorusu ile Misa kızarsa da hemen yüzünü dönerek bu kızarıklığın görmemesini sağlamıştı. Fırına eğilerek "Birazdan çikolatalı pasta hazır olur!" diyerek MinJi'nin konuşmasını başka yöne çekmişti. Genç kız iki arkadaşına bakarak onların bir birine ne kadar uyumlu olduklarını düşünmüştü. Birden ağzından "Bence iz evlenmelisiniz!" sözü çıkınca Misa boğazına takılan hıçkırık ile öksürmeye başlamış, BongJu da onun bu patavatsız sözleri karşısında şaşkına dönmüştü. Sonrasında Misa'ya bakarak "Sen ona bakma. MinJi'nin ne kadar patavatsız olduğunu böylelikle de hatırlamış olduk" dediğinde Misa elini yelpaze gibi yaparak serinlemeye çalışmıştı. Arkadaşına ters bir bakış atarken BongJu'nun sözleri ile kırıldığını fark edince bakışlarını hemen ona döndürmüştü. Birden gülmeye başlayan genç kız, MinJi ve genç adamı şaşırtmıştı. MinJi ona bakarak " Hah bir bu eksikti seni de kaybettik!" dedi. Misa ise arkadaşına gülümseyerek sarılmştı. BongJu ne olduğunu anlayamasa da bu gülüşün hayra alamet olmadığını biliyordu. Eğer onu biraz olsun tanıyorsa birazdan ağlamaya başlayacaktı ki Misa çoktan ağlamaya başlamıştı bile. "Hey senin neyin var?" diye soran genç kız arkadaşına sıkıca sarılmıştı. BongJu hızla ayağa kalkarak ona sarılmak istemiş ama Misa onu kendisinden uzaklaştırarak "Bana dokunma!" diye uyarınca bir adım geri atma zorunda kalmıştı. Genç adam onun ağlamasından hoşlanmıyordu. Yorulmuştu. On yıldan fazla bir zamandır bu kadını uzaktan izlemekten yorulmuştu. Misa'yı sevgilileri ile randevularda görüyor, el ele yürürken seyrediyor ve hatta evliliğin eşiğine kadar gitmesine izin veriyordu. Sırf mutlu olduğunu düşündüğü için şu ana kadar ona karışmamıştı. Ellerini yumruk yaparak bir adım daha geriye giden genç adam hiçbir şey söylemeden hızla oradan ayrılmıştı. O dışarıya çıkınca genç kadın daha da şiddetli sarsılarak ağlamaya başlamıştı. MinJi ne olduğunu anlayamıyordu. Neden bu şekilde ağladığına ise bir anlam veremiyordu. "Sakin ol. Senin neyin var?" diye sorarken genç kadın ağlamasının arasında "Ben aptalım!" diye söyleniyordu. MinJi şaşkınlıkla arkadaşına bakarken "Ne dedin sen?" diye sormuştu. Misa ağlayarak burnunu çekmiş ve biraz geriye çekilerek "Ben aptalım dedim. Bunca zaman sürekli aptal gibi davrandım!" dediğinde MinJi bu durumun başa nedeni olduğunu anlamıştı. Arkadaşını geri çekerek "Söyle bana Misa! Neden ağlıyorsun?" dedi. Misa arkadaşının gözlerinin içine bakarak "Ben galiba aşık oldum!" dediğinde MinJi yüzünü asarak ona bakmıştı. "Buna sevinmedin!" diye MinJi'ye söylenen genç kadın onun sözleri ile duraksamıştı. "BongJu'ya acımaya başladım. Bu kez gerçekten zor olacak gibi!" dedi. Misa ona şaşkın bir şekilde bakarak "Bu kadar umutsuz mu?" diye sormuştu. MinJi anlamayan bakışlarını arkadaşına yönlendirirken "Bu defa kim? Yani bu kez kimle onun karşısına çıkmayı planlıyorsun?" diye sordu. Misa arkadaşına hafif gülümseyerek bakmıştı. "Sen neden bahsediyorsun MinJi?" dedi. MinJi derin bir iç çekerek "Allah aşkına Misa, hala anlamıyor musun? O adam sana deli gibi aşık ve sen bunu fark edemiyorsun bile!" Misa arkadaşının gözlerine bakarak "Gerçekten mi?" diye sormuştu. MinJi kaşlarını çatarak ona bakmıştı. "Bunu fark edemediğine inanamıyorum üstelik liseden beri her zaman senin etrafında!" Misa bakışlarını kaçırarak "Sadece hoşlanma!" dedi. MinJi onun bu sözleri ile hafif bir kahkaha atmıştı. "Öyle mi? Peki yanında hiç kız gördün mü?" "Ne?" diye ona cevap veren Misa "Sana onun yanında hiç kız gördün mü? Senin aksine o hep yalnızdı. Üstelik her istediğinde de yanına koşarak geldi. Bunu kaç kişi yapar?" MinJi arkadaşını köşeye sıkıştırıyordu. "Korkuyorum MinJi! Ben... Yeniden kırılmaktan korkuyorum" dedi. MinJi arkadaşına üzgün bir şekilde bakmıştı. "Neden bir kez olsun denemiyorsun? Neden ona bir şans vermiyorsun?" diye sordu. "Bunu yapmalıyım değil mi? Ona bir şans vermeliyim!" dedi. MinJi parmağını şaklatarak "İşte bu! Eminim çok mutlu olacaksın. O harika biri Misa. Seni bu kadar seven birini bulduğun için mutlu olmalısın!" dediğinde Misa gülümsemişti. Tabi arkasında gürleyen sesi duyması ile korkması bir olmuştu. "Sen biri ile mi birliktesin! Genç kadın ürkerek arkasına baktığında BongJu'nun elinde küçük bir çiçek demeti ile karşısında durduğunu görmüştü. Şaşkınlığını gizleyemeyen Misa onun kendisine aldığını düşündüğü çiçeklere bakarak "Onlar kimin?" diye sormuştu. "Sana bir soru sordum Misa. Hayatında biri mi var? Bunu ben niye bilmiyorum?" dediğinde genç kadın yutkunmadan edememişti. MinJi onlara bakarak ayağa kalkmış ve arkadaşına sarılarak "Cesaret!" diye söylenmişti. Sonra gülümseyerek "Ben artık gitmeliyim, siz de rahat konuşun" dedi. BongJu kalbinin parçalandığını hissediyordu. Bir kez daha ona uzaktan bakacağını bilmek gerçekten üzücüydü. Bu kadar yeter diye düşünerek hızla yanına yaklaşmış ve kolundan yakalayarak "Söylesene, sana doğru mu dedim. Ne zamandan beri bunu saklıyorsun?" Genç adamın sesi yüksek çıkınca Misa şaşkınlıkla ona bakıyordu. "Sakin ol BongJu. Nasıl olur da bana bu şekilde davranmaya çalışırsın?" dedi. Genç adam hızla elini çekerken Misa neredeyse yere düşecekti. "Tamam, özür dilerim... Ben gerçekten ileriye gittim!" dedi. Sesi oldukça üzgün çıkan BongJu çiçekleri ona uzatarak "Tebrik ederim. Ben gitsem iyi olacak!" dediğinde genç kız afallamıştı. "Sen... Nereye gidiyorsun?" diye soran Misa ondan bir cevap alamayınca şaşkına dönmüştü. İlk kez kendisine cevap vermeyen genç adamın arkasına bakmadığını fark etmişti. Bu kez gerçekten kırılmış olmalıydı. Evet kesinlikle kırılmıştı. Misa o dışarıya çıktığında kapının açılmasıyla çalan çıngırak sesi ile tüm düşüncelerinden sıyrılmıştı. "Nereye gidiyorsun?" sesi bir fısıltı gibi çıkmıştı. MinJi ise onları yalnız bıraktıktan sonra bir süre yürümüştü. Aklından türlü türlü düşünceler vardı. Sonrasında ise durup dururken aklına gelen şey ile yerine çakılıp kalmıştı. "Şimdi de iddiaya ben giriyorum Bay Jong... Bana borçlusunuz ve bu borcunuzu ödeyeceksiniz. Ve en önemlisi iddiaya giriyorum bana aşık olacaksınız!" diye içinden geçirerek hızla yönünü Jong'un evine çevirmişti. Bu iddiayı kazanacak ve kendisinin de bir insan olduğunu hatırlatacaktı. Kapıya geldiğinde evden hala sesler geliyordu. Nitekim beklediği türden sesler değildi. Jong'un kahkaha sesleri dışarıya kadar gidiyordu. Sinirden yerinde tepinen genç kız "Ona daha sert vurmalıydım!" diyerek kapı zilini ısrarla çalmaya başlamıştı. Jong kapıyı açınca MinJi tek kelime dahi etmesine müsaade etmeden hızla içeriye dalmıştı. Jong ise şaşkın bir şekilde arkasından bakıyordu. MinJi salona geçince karşısında Daeso'yu görünce duraksayarak ona sert bir bakış atmıştı. "Sen bücür hemen odana çıkıyorsun!" Çocuk onun sesi ile korkmuş ve Jong'un arkasına kaçmıştı. "Sen ne yaptığını sanıyorsun?" Genç adam onun çocuğa emir vermesi ile şaşırmıştı. Üstelik bu eve bu şekilde girmesinin nedenini de merak ediyordu. "Sana odana çık dedim, dayınla konuşacaklarımız var!" dedi. Jong arkasına saklanan küçük çocuğa bakarak "Sen odana çık Daeso!" dedi. Çocuk dayısının yüzüne bakarak endişesini gösterince genç adam gülümseyerek gitmesi için başı ile işaret etmişti. Çocuğun merdivenlerden çıkışını izleyen ikili onun gözden kaybolması ile birbirine bakmıştı. Jong hızlı adımlarla genç kızın üzerine yürümüştü. "Senin bu evde ne işin var?" dedi. MinJi de derin bir nefes alarak imalı bir sırıtış ile "Bana bir borcun var ve bunu ödemenin zamanı geldi" dediğinde Jong tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı. "Borç mu? Sana borçum olduğunu sanmıyorum!" dedi. MinJi ona daha da yaklaşarak dik bakışlarını gözlerine dikmişti. "Aaaa, evet var. Senin yüzünden okuldan atıldım. Dahası neredeyse eğitim hayatım bitiyordu. Ama ben insaflıyım ki sana iş teklif edeceğim" dedi. Jong küçük bir kahkaha atarak "İş mi? Sen bana iş mi teklif edeceksin?" Başını iki yana sallayarak genç kadının çıldırdığına işaret ediyordu. MinJi ona hafif sırıtarak "Senin bakıcıya benim de işe ihtiyacım var. Bu yüzden beni kovmana müsaade etmiyorum. Paramı toplayana kadar burada çalışacağım. Şimdi işine gidebilirsin!" diyerek Jong'u salonda şaşkın bir şekilde bırakıp mutfağa yönelmişti. Hazır olan masaya kahvaltı etmek için oturmuştu. Jong ise şaşkınlığını atarak genç kızın peşinden mutfağa girince onun iştahlı bir şekilde kahvaltı yaptığını görünce şaşkınlığı iki katına çıkmıştı. Ağzına bir lokma daha atarken Jong ile göz göze geldiğinde MinJi tek kaşını kaldırarak ağzının dolu olmasına aldırış etmeden "Ne?" diye sormuştu. Ellerini göğsünde bağlayan Jong "Doydun mu?" diye imalı bir şekilde sormuştu. MinJİ elini karnına götürerek "Evet, ellerine sağlık!" dedikten sonra mutfaktan, Jong'un yanından ayrılmıştı. Genç adam ne diyeceğini bilememişti. Üst kata çıkarken sesini yükselten genç kız "Evden çıkarken kapıyı sıkı kapat!" diye bağırmıştı. Jong ne diyeceğini bilemiyordu. Derin bir iç çekerek saate baktığında geç kaldığını görmüş ve eve döndüğünde bu meseleyi konuşmak için hazırlanarak evden ayrılmıştı. MinJi çocuğun odasına geldiğinde onun orada olmadığını görmüştü. Etrafına hızla bakınırken birden üzerine gelen beyaz pudra ile donup kalmıştı. Çocuk kapı ardına saklanarak genç kadının içeriye girmesini beklemiş ve sonrada MinJi'nin kapıyı kapatıp dönmesi ile üzerine bir şişe pudrayı boşaltıvermişti. Genç kadın gözlerini kapatsa da ağzı pudra ile dolmuştu. Sinirlenen genç kadın çocuğa öyle bir bakmıştı ki çocuk koşarak odadan kaçmıştı. "Buraya gel seni canavar. Yaptığınla yüzleşmek zorundasın!" diye bağırdı. Daeso ise arkasına bile bakmadan merdivenlerden aşağıya kaçmıştı. MinJi odadan hızla çıkarken çocuk dış kapıyı açıp kaçmıştı. MinJi kapının açılması ile korkmuştu. Tüm siniri biranda korkuya dönüşmüştü. Üzerinin halini dahi önemsemeyen MinJi koşarak çocuğun peşinden dışarıya çıkmıştı. Daeso etrafa bakınarak koşuyordu. Tam ana yola çıkacaktı ki gelen korna sesi ile birden kendisini MinJi'nin kollarında bulmuştu. Genç kadının kalbi korkudan bir kuş gibi çırpınıyordu. Son anda çocuğu yakalayan genç kızın tüm bedeni titremeye başlamıştı. Şuanda önemli olan sadece Daeso'nun iyi olmasıydı. Kollarını daha da çocuğa sıkı sararak "Sen... Sen iyi misin? İyi misin?" diye tekrar tekrar soruyordu. Daeso girdiği şoktan çıkmak üzereydi ki bedenine dolanan kollara yığılı kalmıştı. MinJi korkarak onu kucağına alırken hızla eve taşımıştı. Telefonu eline alarak Jong'u arayan MinJi nefes nefese eve gelmesini istemişti. Jong aldığı haber ile eve dönerken oldukça endişeliydi. O sırada yanında olan asistanı da onunla birlikte eve gelmişti. MinJi sakinleşmiş ama eli hala titreyen bir halde kapıyı açtığında Jong hızla eve girmiş ve kanepede yatan yeğenin doğru ilerlemişti. Hızla çantasından birkaç ilaç çıkararak çocuğa vermeye başlamış bir yandan da "Ona ne oldu? Nasıl olurda bu kadar dikkatsiz olursun?" diye onu azarlamıştı. MinJi ne diyeceğini bilmiyordu. Aslında kendisini suçlu bulmuyordu. Tek endişesi bu çocuğun iyi olmasıydı. Onun iyileşmesini istiyordu. Bu sırada Jong asistanı Hina'ya seslenmiş ve kendisine su getirmesini istemişti. MinJi ise bir köşeden onu izliyordu. Çocuğun oynayan göz kapaklarını fark edince de elindeki ilacı vermek üzere olan genç adama engel olmak için kolunu yakalamıştı. "Bu kadar yeter. O bir çocuk... Bu ilaçlar ona ağır gelecek!" dediğinde Jong öfkeli bir şekilde onun elini itmişti. "Bana yaklaşma. Bu kadar yeter artık. Ona ne yaptığına bir baksana!" diye ona bağırınca genç kadın bir kenara çekilmiş onun ne yaptığına emin olmaya çalışıyordu. Jong ise yeğenine bir şey olmasından korkarak ona müdahale ederken elindeki enjektörü gören genç kadın dayanamayarak yeniden Jong'a engel olmak istemiş ama bu kez genç adam daha da sinirlenerek ona "Hemen buradan defol" diye bağırmıştı. MinJi iki adım kapıya gittikten sonra dişlerini sıkarak tekrar çocuğa bakmıştı. Jong ise ona doğru tekrar enjektör ile yaklaşınca öfkesine yenik düşen genç kadın hızla onun yanına giderek Hina'nın yapma ikazı ile dönen Jong'a sert bir yumruk atmıştı. "Lanet olasıca sana yapma dediysek yapma!" diye bağırarak çocuğu kucağına alıp hızla odaya çıkarmış ve kapıyı arkadan kilitlemişti. Jong hızla onun arkasından gitmiş ama kapının kilitli olduğunu görünce daha da sinirlenerek "Aç şu kapıyı lanet olası. Bunun hesabını sana soracağım. Aç kapıyı!" diye bağırırken MinJi yatağa yatırdığı Daeso'ya uzaktan bakıyordu. Sonra elini alnına koyarak yüzündeki pudra eline bulaşınca genç kadın koyu bir kahkaha atmaya başlamıştı. Çocuğun yanına oturarak "Sen çok zekisin ama uyandın mı rovanş yapacağımıza emin olabilirsin. Şimdi aç şu gözlerini yoksa dayın kafayı yiyecek!" dediğinde çocuğun köz kapakları oynamış ama gözlerini açmamıştı. "Eğer şimdi gözlerini açarsan sana çikolatalı pasta alacağım. Üstelik çok güzel. Hem sana ceza da vermeyeceğim. Eğer gözlerini açmazsan dayın beni öldürecek... Ben daha çok gencim! Yoksa dayını dövmemi ister misin? Az önce ona yine vurdum bu kez beni öldürür değil mi?" diye sorular sorarken Daeso içinde oluşan gülme isteğini bastırmaya çalışıyordu. MinJi bunun tabiî ki de farkındaydı son olarak ağlamaklı bir ses tonu ile "Ölmek için çok gencim...!" dedi ve sonrasında hayretle "Senin ayakların kocaman... Bak benimkiler kadar sen nasıl bir çocuksun?" dediğinde sonunda Daeso dayanamayarak kahkaha atmaya başlamıştı. MinJi onun gülmesi ile çocuğa sarılarak "Teşekkür ederim!" demiş ama çocuk neden teşekkür ettiğini anlayamamıştı. Kapı son kez sert bir şekilde çalınırken MinJi ayağa kalkarak kapıyı aniden açmış ve Jong hızla odaya dalmıştı. Onun odaya girmesini fırsat bilen genç kadın odadan dışarıya çıkarak gayet sakin bir şekilde salondaki Hina'ya "Benden bugünlük bu kadar. Bay Jong'a söyleyin yarından sonra işe başlayacağım!" dedi. ************* Bizim ki iş başına düştü yine...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE