MinJi marketten aldığı siparişler arasında kendi için aldığı lolipop şekeri açıp ağzına atarken, pencereden kendisine öldürücü bakışlar atan Jong'u görünce nerede ise şekeri boğazına kaçırıyordu. Öksürmeye başlayan genç kız ona ters bakış atarken Jong içinden 'Boğazında kalır işte öyle' diye geçiriyordu. Sonra düşüncelerinin ne kadar çocukça olduğunu anlayarak 'Bu kız herkesi kendisine benzetiyor' diye içinden devam etti. MinJi başını iki yana sallayarak evden içeriye girmişti ki Agata ona bakarak "Neden bu kadar geciktin sen?" diye çıkışmıştı. MinJi'nin konuşmasına izin vermeyen genç adam "Sevgilisi ile görüşmüş olmalı!" dedi ve MinJi'nin etrafında dolanarak üzerinde ki gece kıyafetini incelemeye devam etti.
MinJi tek kaşını kaldırarak ona bakmıştı. Sonrasında ise poposunun üzerinde hissettiği acı ile Agata'ya dönmüştü. "Yah ne oluyor şimdi?" dediğinde Agata ona ters bakış atarak "Hemen erkek arkadaş mı ettin kendine? Söyle bana kim bu adam?" dedi. Onun davranışı ile MinJi kahkaha atarak gülmeye başladı. Agata'ya sarılarak "Benim yaşlı bunağım... Sence ben küçük bir kız çocuğu muyum? Söylesene erkek arkadaşım olması normal değil mi?" diye sorunca Jong'un yüzü iyice gerilmişti. Yaşlı kadın onun kollarında kurtulmaya çalışırken hala ona "Söyle bana kimdi o?" dedi. MinJi derin bir nefes alarak "Sadece BongJu ile görüştüm. Gerçi ben Misa için pastahaneye gittim ama o yapışkan da oradaydı. Eee ne de olsa yeni bir ilişki içine girdi!" dediğinde kimden bahsettiğini Jong anlayamasa da Agata anlamıştı. "Ah gerçekten o muydu? Çok sevindim!" Yaşlı kadının sevincinden Jong onun bahsettikleri genç adamı iyi tanıdığını anlamıştı. Öyle ki isim kendisine de yabancı gelmiyordu.
"Bu BongJu'yu ben tanıyor muyum?" diye soran Jong aslında kendisini ilgilendirmeyen bir konuya bulaştığını hissediyordu. MinJi ona bakarak "Elbette. Liseden hatırlaman gerekiyor. Gerçi sen başkalarının hayatı üzerine bahis oynamaya o kadar kendini kaptırmıştın ki diğerlerini görebildiysen!" diye taş attı. Jong bunun anlamış gibi elini başına getirerek hafif kıkırdadı. "Bu hala içinde dert değil mi? Sana okulu yak diyen ben değildim. Tamam yaptığımız doğru değildi ama lise de kim bunu takardı ki?" MinJi onun sözleri ile dişlerini öyle bir sıkmıştı ki tam ona bir cevap vereceği sırada telefonunun çalması Jong için büyük şans olmuştu. Kısa bir süre duraksayan genç kız elini pijamasının cebine atarak "Alo" diye cevap vermesi ile koşarak evden çıkması bir olmuştu. Kısa bir zamanlamada nasıl oluyordu da MinJi hemen harekete geçiyordu.
Şaşkınlıkla onun ardından bakan genç adam, Agata'nın şaşkın yüzü ile karşılaşmıştı. Üzerini bile değiştirmeden evden koşarak çıkacak kadar önemli olan ne olabilirdi ki? MinJi telefonda Misa'nın ağladığını duyunca koşarak çıkmıştı. Telefondan ağlamaklı kısa bir "Yardım Et!" çağrısı MinJi'nin kalbinin deli gibi atmasına neden olmuştu. Meraklanan Jong'ta koşarak onun peşinde çıkmıştı. Genç kız o kadar hızlı koşuyordu ki Jong kısa bir duraksama yaşayarak nefes almak zorunda olduğunda "Bu kız nasıl bu kadar hızlı olabiliyor?" diye söylenmeden edememişti. İçine çektiği nefes ciğerlerini yakmaya başladığında Jong onun koşarak bir pastahaneye girdiğini görmüştü.
"Misa... Misa neredesin?" diye bağıran genç kız, arkadaşının hıçkırarak masanın altından çıktığını görmüştü. Etraf savaş alanına dönmüştü. Dahası Misa titreyerek ağlıyor ve kucağında kanlar içinde olan BongJu'ya bakıyordu. Misa şoka girmişti. Bir yandan BongJu'ya eli ile vuruyor "Kalk! Beni bırakma!" diye yalvarıyordu. "Misa!" diyerek hızla yanına yaklaştığında BongJu'nun yarasının üzerine masanın üzerinden çektiği örtüyü bastırmaya başlamıştı. "Neler oluyor. Daha birkaç dakika önce benimleydi?" dedi. Misa hıçkırığına devam ederken MinJi müdahaleyi yapmaya başlamıştı bile. Jong da hızla pastaneye girdiğinde ise yerde kanlar içinde yatan genç bir adam ve onun başını koyduğu Misa'yı fark etmişti. MinJi ise profesyonellere taş çıkaracak bir şekilde adama müdahale ediyordu. Kısa süren şaşkınlığı ile hemen telefonun sarılmıştı. "Söylediğim adrese hemen bir ambulans!" Jong ambulansı çağırdıktan sonra hızla MinJi'nin yanına çökmüştü. İki kadın onu düzeltmek için oldukça güçsüz olsa da Jong hiç zorlanmayarak onu sert zeminden dikkatli bir şekilde kaldırmıştı. MinJi ne olduğunu anlayamıyordu. Aklı karışıktı. Şuanda önemli olan tek şey BongJu'nun kurtulmasıydı.
Genç kız Jong'a aldırış etmeyerek işine devam ederken Jong sakin bir şekilde ona bakıyordu. Öyle ki genç kızın şuana kadar yanlış bir şey yapmadığını fark edecek kadar dikkatli...
Birkaç dakika sonra ambulansın sesleri gelmeye başlamıştı. MinJi koşarak dışarıya çıkarak sağlık görevlilerini içeriye çağırmıştı. Genç adamdan ayrılmak istemeyen şok içinde ki Misa'yı geri çeken MinJi hala Jong'un varlığını kavrayamamıştı. Kendini kaybetmiş olan Misa'yı silkelemeye başlayan MinJi "Bana bak Misa, Ona bir şey olmayacak. Kendine gel. O iyi olacak. Yarası o kadar kötü değil. Burada ne olduğunu bana söylemen gerekiyor. Kendine gel Misa..." diyerek ona sert bir tokat atan MinJi Jong'un şok olmasına neden olmuştu. Tokat o kadar şiddetliydi ki sesinin iki blok öteden duyulduğunu bile düşünmeye başlamıştı genç adam.
Yediği tokat ile sıkıca MinJi'ye sarılan Misa "Benim yüzümden. O adamlara istediğini vermeliydi. Siz gittikten sonra geldiler ve etrafa saldırmaya başladılar. Ben... ben çok korktum. BongJu geldiğinde bir anda ona saldırdılar. Çok kalabalıktı... ben ne yapacağımı bilemedim. Kimi arayacağımı... aklıma sen geldin. Ona bir şey olmasına dayanamam. Tam mutluluğu bulmuşken... MinJi ona yardım et. Sen... Sen bunu yapabilirsin..." dediğinde genç kız sıkıca arkadaşına sarılmıştı. Bir yandan onu telkin etmeye çalışırken diğer taraftan da BongJu ile ilgilenen sağlık görevlilerine bakmıştı. "Yarası çok derin değil. Sadece yaşadığı saldırı yüzünden şoka girmiş olmalı!" dediğinde Jong gözlerini MinJi'ye dikmişti. Onda kendisinin bilmediği bir şeyler vardı. Bu kız sırlarla doluydu... Ama Jong bunları öğrenmek için şimdiden heyecanlanıyordu.
Ambulansa alınan genç adamın yanına Misa geçmişti. Jong arabanın ön tarafına binerken arabanın hareket etmesi ile arkada kalan MinJi'yi fark etmişti. Telefonunu eline alan genç kız birkaç numarayı çevirdikten sonra sesindeki ağlama hissini bastırmaya çalışarak "Bana yardım et!" diyebilmişti. Ambulansı durduran genç adam, MinJi'nin dalgın bir şekilde yürümesini izlemeye başlamıştı. Aklından ne geçtiğini bilmiyordu ama eğer eski tanımaya çalıştığı kadın ise pekte iyi bir şeyler düşünmediğini tahmin etmek hiçte zor değildi. Genç adam onu takip etmeye devam ederken MinJi sinirle etrafına bağırmaya başlamıştı. "Lanet olsun... Neden sürekli birilerini kaybetmek zorundayım..." Genç kız avazı çıktığı kadar bağırırken Jong onu izlemeye devam ediyordu. Kısa bir an... Çok kısa bir an duraksayan MinJi arkasında ki gölgenin farkına varmıştı. Jong'u fark etmiş olabilir miydi? Hayır başkasıydı bu... Jong önce kendisini fark ettiğini düşünse de birden birkaç kişinin genç kıza sinirli bir şekilde yaklaştığını görünce hızla onun önüne geçmek istemiş ama adamların sözleri ile oldukları yerde duraksamıştı. "Seni tekrar görmek ne güzel..." MinJi onlarla hasret giderecek havasında değildi. Sadece birkaç kelime... Birkaç sözcük çıkmıştı ağzından... "Bana birini bulmanızı istiyorum. Üst sokaktaki pastahaneye saldıranları!"
Jong duyduğu şey ile kalbinin deli gibi çarpmasına engel olamıyordu. İçinde büyük bir korku oluşmuştu. Bu kız ne yapmayı planlıyordu. Eğer lise de duydukları doğru ise bu adamlar onun çetesindendi. Küçük ama etkili bir grubun başında olduğunu duyunca kısa çaplı bir kahkaha attığını hatırlıyordu da... 'Ah ne kadar aptalım' diye düşünen Jong, o an duyduklarının hepsinin doğru olduğunu anlamıştı. Bu kız yürüyen belaların önde gideniydi. Yeğenini ona emanet ettiğine inanamıyordu. "Ne yapmayı planlıyorsun MinJi? Biliyorsun ki kimseye zarar vermemeye yemin etmiştik!" dedi. MinJi imalı bir şekilde gülümseyerek "Sadece onları uyaracağız. Kimseye zarar vermeye niyetim yok ama bu hayatta ki en değer verdiğim iki arkadaşımdan birine zarar verdiği için onları asla affetmeyeceğim. Yaptıklarını ödemeleri ve bir daha arkadaşlarıma dokunmamaları gerektiklerini öğrenecekler. Sonrasında işi bir tanıdığa devredeceğim!" dedi.
Jong hala duyduklarına inanamıyordu. Şu çırpı bedeni ile erkeklere kafa tutan kızı tanımadığını hissediyordu. Elinin ne kadar sert olduğunu kendisi de biliyordu. Sonrasında ise duyduğu şey ile iyice irkilmişti. "Sen daha ne kadar beni izlemeye devam edeceksin?" Jong yakalanmıştı. Lanet olsun... Bu kızın arkasından gözleri mi vardı? Yerinden çıkarken genç kız bedenini çevirmeden sadece başını çevirerek genç adama bakmıştı. Onun baktığı tarafa diğer dört adam da bakışlarını çevirmişti. Jong şaşkınlıkla bu dört adama bakıyordu. Hepsi de genç adama tanıdık geliyordu. "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Bunu polislere bırakmalısın. Bu yapmaya çalıştığın saçmalıkta ne?" diye kızı azarlarken MinJi hafif imalı bir gülümseme ile "Polislere bırakacağım ama önce ben onlara görüneceğim" dedi. Jong sinirden dişlerini sıkarken "Sen... Sen hiç mi başına iş alacağından korkmuyorsun? Bu adamlar belli ki haraç kesmek için pastaneye uğramışlar. Hayat senin için şaka mı ha...!" sesi yükselince diğer dört adam bir adım öne çıkmıştı ki Jong onlara öfke ile baktı. "Siz... siz onu durdurması gerekirken nasıl bu yabaniye cesaret verirsiniz?"
Adamlardan biri ona gülümseyerek "Belli ki onu iyi tanımıyorsun? MinJi aklına koyduğunu yapar. Onu yalnız bıraksak bile gideceğini biliyoruz. Onun yanında olmak için buradayız. Biz her koşulda birlikte olacağımıza yemin ettik! Sen bunun anlamını biliyor musun?" Jong onun sözleri ile alay ederek "Onun ölüme yürümesine mi yardımcı olacaksınız?" dedi. Adamlardan diğeri de dişlerini sıkmıştı. Jong'a saldırmamak için kendisini tutmasının tek nedeni MinJi'nin kendisine olan bakışlarıydı. Jong hala inanamıyordu. Bu kız nasıl oluyor da birden mafya babası gibi davranmaya cesaret ediyordu. Tam bir şey daha söyleyecekti ki koşarak onlara yaklaşan bir adamı görünce ister istemez savunmaya geçmişti. Ama yaklaşan kişinin belini tutarak onlara yaklaştığı görünce birden Jong kendisini MinJi'nin önünde bulmuştu. MinJi ne olduğunu anlayamamıştı. İşin garip yanı onun bu hareketi ile onlara yaklaşan adam iki elini de gülerek havaya kaldırmış ve MinJi'ye bakarak "Ne oldu, kendine koruma mı tuttun?" diye sordu. Sonra diğer dört adamla sıkı sıkı sarılarak "Çok beklettim mi? Söylesenize, olay ne? Neden beni aramak için bu karda geciktiniz? Ah tekrar sizi bir arada görmek harika!" dediğinde Jong onun bu davranışı ile şaşırmıştı. MinJi gülümseyerek gelen adama bakmıştı. "Ben daha Seul'den geldim, sen on dakikalık yoldan gelemedin!" adam MinJi'yi kollarının arasına alarak sıkıca sarıp etrafında bir tur çevirmişti.
Başka zaman olsa MinJi kahkaha atabilirdi ama şuanda hiç havasında değildi. Jong o an adamın belindeki silahı fark etmişti. "Hey... Sen ne yapmayı planlıyorsun? Silah taşımak biraz fazla oldu!" Onun sözleri ile MinJi artık dayanamayarak gülmüştü. "Arkadaşlar kusura bakmayın... Ben gerçekten sinirlerimin bozulduğunu hissediyorum. Biriniz şu adama ne yaptığımızı kısa ve net bir şekilde anlatsın... Ve sen doktor bey! Bu adam bir polis! O silah taşımayacak da ben mi taşıyacağım?" dedi. Jong o an MinJi'ye sarılan adama bakmıştı. Genç adam ona gülümseyerek bakıyordu. İlk kez diğer adamla da dikkatli bakan Jong, onlarında serseri olmadığı kanısına varmıştı. 'Bu çok saçma' diye söylenmeye başlamıştı ki polise gelen ihbar üzerine grup hareketlenmeye başlamıştı. MinJi Jong'a dönerek "Sen eve dön?" dedi. O an Jong aklının karışıklığıyla olduğu yerde kalakalmıştı. Şimdi ne yapması gerekiyordu? Ya gidecek ki bunu yapmayı asla aklından geçirmemişti. MinJi onu geride bırakıp beş arkadaşı ile telaşlı bir şekilde yanından uzaklaşırken kalbinin durduğunu hissetmişti. İlk kez böyle hissediyordu. Korku! İçinde bir yerde oluşan büyük bir korku!
****
Genç kız beş erkekle aynı arabaya binerek uzaklaşırken yanında ki arkadaşları geride kalan Jong'a dikiz aynasından bakarak "Onu bir yerden tanıyorum gibi geldi. Söylesene küçük cadı, bu adam seninki mi?" diye sorunca MinJi küçük bir kahkaha atmıştı. "Saçmalama Musong! O bakıcılığını yaptığım çocuğun dayısı!" dedi. Genç kızın sözleri arabadakileri şaşırtmıştı. "Sen... Sen bakıcılık mı yapıyorsun? Fırtına MinJi... Çocuklardan nefret ettiğini her fırsatta söyleyen sen, bakıcılık mı yapıyorsun?" MinJi arkadaşının heyecanlı haline gülümseyerek "Komik değil mi? Benim gibi biri, çocuklardan pek hoşlanmadığımı biliyorsunuz ama çocuk doktoru oldum ve işin garip yanı mesleğimi çok seviyorum!" dedi. Araba da tekrar anons duyulunca MinJi kulaklarını dikerek sesleri algılamaya çalışmıştı. Polis olan genç kıza bakarak "Ne yapmayı planlıyorsun? Yani neden bu adamları arıyorsun?" diye sordu. MinJi arkadaşına bakarak acı bir şekilde gülümsemişti. Gözünün önüne Misa'nın hıçkırarak ağlaması gelmişti.
"Onlar benim en yakın arkadaşıma, tek kız arkadaşıma zarar verdi. Bunun hesabını vermek zorundalar!" onun sözleri ile beş erkek birden "Misa'ya bir şey mi oldu?" diye sesini yükseltmişti. Misa'nın MinJi için ne kadar önemli olduğunu bilen grup da genç kızı çok severdi. Her zaman neşeli bir kızdı. Okulda MinJi'yi frenleyen yegane yetenek... Polis olan dişlerini sıkarak "Misa'nın pastahanesi miydi saldırdıkları?" dedi. MinJi ona bakarak gülümsemişti. "Onun pastalarını sende hatırlıyorsun değil mi?" diye sordu. Adamlardan biri gülümseyerek "Ah... Evet o kız çok güzel pasta yapardı. Bunu söylediğimi sakın karıma söylemeyin?" diye onları uyarırken MinJi şaşkınlıkla genç adama dönmüştü. MinJi geniş arabanın ön koltuğunda oturuyordu. Arkadaşına yaşadığı şaşkınlıkla sormuştu.
"Sen evlendin mi? Ne zaman?"
Adamlar onun şaşkın bakışlarına karşılık kahkaha atarak cevap vermişti. Arkada oturan dört erkekten üçü atılarak "Sana ulaşmak mümkün olmadığı için haber veremedik. Bende evlendim.." diye diğeri atılırken, aralarında ki en yapılı olan adam da dişlerini göstererek "Ah bende... Bak bu da benim ikizlerim!" diyerek cebinden çıkardığı erkek çocuklarının resmini göstermişti. MinJi neredeyse mutluluktan ağlayacaktı. "Demek ayıcık evlendi ve çocuğu var?" MinJi'nin sözleri ile gülümseyen diğer arkadaşları uzun boylu yapılı arkadaşının homurtusu ile kahkaha atmaya başlamıştı. Polis olan araya girerek "Benim karım henüz hamile... Ama umarım kızım olur!" dedi. MinJi şaşkınlıkla şimdi yanında ki şoför koltuğunda ki arkadaşına dönmüştü. "Sen de mi? Hızlı gonzales... Bizim yakışıklı evlendi öyle mi?" diye sordu. Genç adam yan dönerek ona en sıcak gülümsemesini sunmuştu.
"Çok şaşırdın değil mi? Ama karımı görsen o kadar şaşırmazsın. Bu iş bittikten sonra toplanarak bir şeyler yapalım."
Araba sessizce ilerlemeye devam ederken meraktan çıldırmak üzere olan Jong eve gitmeye karar vermişti. Sonra vazgeçerek Misa ve BongJu'nun yanına hastaneye çevirdi yolunu. En azından o ikisi MinJi'nin ne yapabileceği hakkında ona bilgi verebilirdi. Hastaneye geldiğinde genç kadının kaldığı odayı öğrenmişti. İsimlerini tam olarak bilmese de kendisinin gönderdiği hastanın odasını kolaylıkla öğrenmişti. Kapıyı tıklatmadan odaya giren genç adam Misa'nın ağlamaktan şişmiş gözleri ile karşılaşmıştı. Misa ona şaşkınlıkla bakarken arkasına çevirdiği bakışlarının başka birini beklediğini hemen anlamıştı. Yutkunan genç kız Jong'a "MinJi nerede?" diye sormuştu. Jong ağır adımlarla BongJu'ya yaklaşarak yarasını kontrol etmeye başlamıştı. Genç kız tekrar ona bakarak sinirden burun deliklerini havalandırarak nefes vermiş ve " Sana bir soru sordum, MinJi nerede?" dedi. Jong BongJu'nın nabız atışını da kontrol ettikten sonra Misa'ya dönerek "Bende bunu sana soracaktım" dedi. Misa onun ne demek istediğini sanki hissetmiş gibi bir adım geri giderek eli ile yüzünü kapatarak ağlamaya başladı. "Bunu yapmış olamaz? O adamların peşinden gitti değil mi?" diye sordu. Jong yutkunarak gözünün önünden hızla ayrılan MinJi'nin görüntüsünü silmeye çalışmıştı.
"Evet gitti ama tek başına değildi. O adamlar kim? Aralarında bir de poliste var üstelik..." Jong polis olanın MinJi'ye sarılışını hatırlayınca dişlerini sıkmaya başlamıştı. MinJi ile arasında ki tek adamın şuanda yatakta yatan kişi olduğunu düşünürken birden ortaya beş tane erkek çıkmıştı. Üstelik oldukça da etkileyici görünüyorlardı. "Tek başına değil mi? Ne demek istiyorsun?" Misa iyice endişelenmişti. "Kim olduklarını bilmiyorum ama birden beş tane adam çıkageldi. Onlarla oldukça yakın görünüyordu. Sonra bir arabaya binerek gittiler. Onu durduramadım!" Jong sözlerini bitirirken genç kızın derin bir rahatlama yaşadığını görmüştü. kaşlarını çatarak genç kıza bakarken Misa onun bakışlarının farkında bile değildi. "Demek gölgeler yeniden birleşti!" Bu bir soru değildi. Kendi kendine şaşkınca söylenmiş bir cümleydi. "Gölgelerde ne?" diye soran Jong, Misa'nın dikkatini yeniden çekebilmişti. "Ah... Şey... Bunu MinJi sana söylese daha iyi olur sanırım. Bu arada merak etme... O beşi MinJi'nin yanında olduğu sürece o güvende olacaktır" dedi. Jong bundan emin olamıyordu. Nedenini bilmediği bir şekilde içinde büyük bir korku vardı. Sonra yatağa yaklaşarak "Artık uyansan diyorum. Bu kadar narin olmamalısın. Senin yüzünden MinJ'nin hayatı tehlikeye girdi!" derken Misa şaşkınlıkla Jong'a bakmıştı.
"Onun yüzünden değildi, benim yüzümdendi. O adamların zarar verdiği benim. BongJu ile bir alakası yok!" dedi sert bir şekilde. Jong onun öfkeli çıkan sesine karşılık "Onun yüzünden değil mi? O yaralandığı için bu kadar sinirlendi ve kendisini mafya babaları gibi yollara attı. Bir kadının arkasına saklanacak kadar korkak bir adam nasıl olurda onun ilgisini çekebildi?" dedi. Misa duyduklarına inanamıyordu. Bilmese karşısında kıskançlıktan kuduran bir adam olduğuna yemin edebilirdi. Ama Jong'un MinJi'yi kıskanmasına olanak yoktu. Onların arasında bir şey yoktu. Var mıydı yoksa? Ya da tek taraflı mıydı? Hayır hayır... Bu doğru değildi. Sadece sinirlenmişti. Kim bilir MinJi ona yine ne yapmıştı? Başını iki yana sallayarak düşüncelerinden sıyrılan genç kız BongJu'nun ayılmaya başladığını görünce hızla yanına yaklaşarak elini kavramıştı. O an Jong yataktaki adamı öldürebilirdi. İki kadını da parmağında oynatıyor diye düşünmüşse de BongJu'nun genç kızın adını sayıklaması ile duraksamıştı.
"Buradayım aşkım... Ah sana bir şey olacak diye çok korktum!" dedi. Jong dikkatle onları izliyordu. BongJu gözlerini aralayarak Misa'ya bakmıştı. Genç kızın yanağından mutluluktan sicim gibi yaş akıyordu. Elini hafif kaldırarak Misa'nın yanağından aşağıya akan yaşları silmeye çalıştı. Aşk dolu bir sesle "Ağlama... Senin ağlamana dayanamıyorum! Ben iyiyim... Sadece..." dedi ve sustu. Takati kalmamıştı. Zaten kansız olan vücudu kaybettiği kan ile iyice bitkin düşmüştü. Aileden gelen bir kan problemi vardı. Takviye yapılsa da bir türlü kansızlık hastalığı ile baş edemiyordu. Üşüyordu ve bu onun tek sorunuydu. Ama şuanda Misa'nın kendisine aşkla bakması bile tüm bedenini ısıtmaya yetmişti. Elini kaldırarak Misa'nın titreyen dudağının üzerine gezdirmişti. "Ağlama..!" Jong onların arasında ki sevgiyi görünce birden kendisi ile savaşmaya başlamıştı. 'Saçmalamaya başladın. Hem öyle bile olsa sana ne? Bu aralar iyice kontrolünü kaybetmeye başladın. Bu kadarı fazla... Sana ne onun kiminle olduğu?' diye söylenirken BongJu onun düşüncelere daldığını fark ederek "Bu kadar derin düşünme. Ben veya Misa... MinJi gitmek isterse gider. Onu kimse durduramaz. Kadınlar arkasına saklanacak birine mi benziyorum oradan bakınca. MinJi için endişeni anlamaya çalışıyorum ama ona bu kadar kısıtlama getirmeye çalışırsan kaybedersin. O her zaman özgür bir kuş olacaktır!" dediğinde Jong bunları neden dinlemek zorundayım diye düşünmeye başlamıştı.
Misa BongJu'nu yanağını öperek "Senin de merak ettiğini biliyorum. O şuanda Gölgeler ile birlikte galiba." Misa imalı bir şekilde gülümserken BongJu gözlerini büyüterek "Onlar yeniden mi birleşti?" diye sordu. Heyecanı sesinden anlaşılıyordu. Olaya yabancı olan Jong ise sinirden yerinde tepinmemek için kendisini zor tutuyordu. "Lanet olsun... Bu Gölgeler de ne oluyor?" diye çıkıştı iki aşık çifte. BongJu ona gülümseyerek bakmıştı. "Onları uzun zamandır görmemiştik. MinJi liseden ayrıldığından beri grup eskisi gibi bir araya gelmemişti. Onlar bir arada olduğu sürece her zaman savaş çıkabilir. Onlar kadar uyumlu bir grup daha yok ve bil bakalım liderleri kim?" dediğinde Jong afallamıştı. Sessiz bir şekilde sadece kendi kendisi ile konuşur gibi "MinJi!" diye söylenmişti. Jong dişlerini sıkarak odadan çıkarken Misa onun arkasından şaşkınlıkla bakıyordu. "Bunun derdi ne?" diye söylenmişti. BongJu ise gülerek "Bizim çatlak hala erkeklerin kalbini yakmaya devam ediyor. Ama öyle görünüyor ki eskisi gibi onları fark etmeyecek kadar kabuğuna çekilmiş." Misa gözlerini kısarak genç adama bakarken Arabadaki grup MinJi yüzünden kahkaha ile gülmeye başlamıştı!!
"Yah... Size kaç kere gülmeyin diyeceğim?" Muyong birden MinJi'nin üzerinde ki kıyafeti fark edince kahkaha atmaya başlamıştı. Genç adamın MinJi'ye bakarak gülmesi üzere diğer arkadaşları da ona katılmış ve tiz kahkaha sesleri bütün arabanın içini doldurmuştu. "Bu kıyafette ne? Seni böyle gören çete liderlerinin hiç şansı yok. Gülmekten bize karşılık bile veremeyeceklerdir. Dayaktan değil ama bu halinle onları gülmekten öldüreceğin kesin!" MinJi arkadaşlarına saldırmak için koltuğu geriye yaslamıştı. Bir yandan elleri onlara ulaşmaya çalışırken diğer yandan "Size çok yüz verdim ben. Benim ayıcıklı pijamam ile dalga geçmek bile sizi ölüme götürür" derken sonradan yerine sabit bir şekilde kalarak o da arkadaşları ile gülmeye başlamıştı. Aklına Misa gelince hemen telefonunu çıkararak arkadaşını aramıştı.
Telefon daha ilk çalışta açılınca Misa karşı taraftan gelen kahkaha sesleri ile şaşırmıştı. "MinJi... Sen iyi misin? Lütfen geri dön!" derken MinJi onu duymayarak arkadaşına "Kes gülmeyi artık!" diye uyarıda bulunmuştu. BongJu telefonu eline alarak "Hey... Küçük cadı... Geri dön!" diye sitemli sesi karşısında MinJi kendisine gelerek BongJu'ya "Uyandın demek. Küçük bir yara ile senin gibi dev biri yıkıldı... Bu çok komik..." derken arkadan arkadaşlarından biri "Senin kadar komik değil" diye dalga geçmişti. "Orada ne oluyor?" Misa ve BongJu merakla MinJi'nin cevabını bekliyordu. "Bir şey olduğu yok. Bu akıllılar benim ayıcıklı pijamama gülüyor!" dediğinde Misa kahkaha atmaya başlayarak "Sen hala pijamalarınla mısın?" diye sormuştu. Hastanedeki iki arkadaşının telefondaki kahkahasını duyan MinJi yüzünü asarak "Sizde mi?" diye sormuştu. BongJu sarsılmalar nedeni ile canının acısını hissetmişti. Eli ile yaranın üzerini kapatarak "Beni güldürme canım yanıyor. O kıyafetle adam kovaladığına inanmıyorum. Senin deli olduğundan şüpheleniyordum ama sen gerçekten delisin!" dedi.
Bu sırada araba fren yaparak durmuştu. MinJi telaşla telefonu kapatarak arabadan inmişti. Ani kapatılan telefon ile Misa ve BongJu korku dolu gözleri ile birbirine bakmıştı. Az önce kahkaha ile gülen gözlerdeki parıltı, şimdi yerini endişeye bırakmıştı.
**********************
Bakalım Bizim çatlak dadı ne yapmaya çalışacak..:dUmarım beğenmişsinizdir.. Bu arda neden yorum sayıları bu kadar az.Beğenmiyorsanız bile en azından bir şeyler söyleyin..:( k