13. Bölüm

3084 Kelimeler
MinJi kendilerine yaklaşan genç adamı fark edince ne yapacağını bilememişti. Sırtını yanında ki adama dönerek kendisini çekiştiren küçük çocuğun peşinden gidiyordu. "Şimdi ne yapacağım ben? Ne yapacağım.. Ah daha uygun bir yalan atamadın mı?" diye söylenirken arkasında ki adam onu dikkatle izliyordu. Daeso hızlı adımlarla Jong'a yaklaşırken Jong hala onu fark etmemişti. Yumruğunu sıkan MinJi tırnaklarının avuç içini parçalamasına dahi önem vermemişti. Canının acısını dahi hissetmiyordu. Tam onlara daha da yaklaşıyorlardı ki kapıdan çıkan Hina'yı fark etmesi ile duraksamıştı. Yanına yaklaşan adamın varlığını umursamadı biran. Sinirleri tepesine çıkmak demek bu olsa gerekti. Genç kadın gülümseyerek Jong'a yaklaşırken elinde içinde içecek olan bir bardağı da Jong'a uzatıyordu. Genç adam tüm yorgunluğuna rağmen Hina'nın bu jestine karşılık gülümsemeden edememişti. Daeso da dayısını o kadına gülümserken görünce yüzü asılmıştı. Küçük çocuğun duraksadığını gören genç kadın ona bakınca yüz ifadesinin değiştiğini fark etmişti. Dayısına yanına gitmek için acele eden küçük çocuk sanki geri dönmek istiyormuş gibi MinJi'ye bakmıştı. Sırf bu çocuğun bu şekilde üzülmesi bile zaten sinirli olan MinJi'nin daha da öfkelenmesine neden olmuştu. Bu onu ilgilendirmese de arkasında ki adamdan da bir şekilde kurtulması gerekiyordu. Eğer evli olmadığını örenirse lisede ki gibi kendisini sürekli rahatsız edeceğine emindi ki MinJi elinden bir kaza çıkmasını, başını derde sokmayı istemiyordu. Birden aklına gelen fikir ile gözleri parlayan MinJi tuttuğu Daeso'nun elini hafif sıkarak onun bakışlarını kendisine çevirmişti. Genç kadının ona imalı bir şekilde sırıtırken Daeso ne olduğunu bile anlayamadan MinJi hızlı adımlarla Jong ve Hina'ya yaklaşmıştı. Son anda Jong karşısın da MinJi ve Daeso'yu görünce şaşırmıştı. Tam bir şey söyleyecekti ki MinJi'nin "Seni adi herif. Sana kaç kez bu kadın ile yan yana dolaşmayacaksın dedim. Ama sen beni dinlemiyorsun... Oysa... Oysa biz gecenin bu saatinde babamızı özleyip buraya kadar gelmiştik!" diyerek sahte gözyaşı içinde genç adama sert bir tokat atıp, Daeso'nun kolundan çekip hızla oradan uzaklaşmaya başlamıştı. Ne olduğunu anlayamayan Jong hızlı adımlarla uzaklaşan MinJi'nin arkasında öfkeli bir şekilde bakmıştı. Beklenmedik bu davranışın nedeni ile şok olan genç adam eli yanağında araba ile sert bir kalkış yapan genç kadına bakıyordu. Tam anlamı ile şok geçiriyordu. Arkasında bıraktığı adam ise MinJi'nin kocası ile arasında sorunlar olduğunu düşünerek elini Jong'un omzuna koymuş ve acıyan bakışlarla "Sana acıyorum dostum. Onunla evli olup da başka kadınlarla konuşmak gerçekten büyük cesaret!" diyerek hızla oradan uzaklaşırken Jong hala ne olduğunu anlayamıyordu. Jong sonunda kendisine gelip korkmuş gözleri ile yüzüne bakan Hina'ya bakıp sert bir şekilde "O manyak bana vurdu mu bana mı öyle geldi? Buna nasıl cesaret eder, hem de iş yerimde. Seni öldüreceğim MinJi! Duydun mu seni bu yaptığına pişman edeceğim!" diye arkasından bağırırken MinJi az önceki hareketi ve Jong'un şaşkın ifadesini gözünün önüne getirerek kahkaha atmaya başlamıştı. Deli gibi gülüyordu öyle ki Daeso onun bu halinden gerçekten korkmuştu. Genç kadın aklına geldikçe kendisine engel olamıyordu. "Bana cadı demek nasıl oluyormuş ha... İşte bu harika.. Bir taşla iki kuş diye buna derim ben... Hey Daeso dayın gerçekten çok şaşırdı. Sence çok acımış mıdır yanağı? Ah... Keşke diğer tarafına da patlatsaydım bir tane daha!" derken Daeso dayanamayarak "Neden ona sürekli vuruyorsun? Bu kez gerçekten ileri gittin. Dayım bunun hesabını sana soracaktır!" dediğinde genç kız arabayı kenara çekerek küçük çocuğa bakmıştı. "Dayına ne yaparsam yapayım bana olan borcunu ödeyemez... Öyle ki bu borca her defasında yenilerini eklerken!" Arabayı yeniden çalıştırarak eve doğru ilerlemeye başlamıştı. Daeso yüzünü asmış bir şekilde konuşmuyordu. Genç kadın onun sessizliğinin farkındaydı. Bir şey sormadan eve vardıklarında ise Agata onları kapıda bekliyordu. Jong hastaneden ayrılacağı sırada acil bir durum çıkmış ve ameliyata girmek zorunda kalmıştı. "Bir sorun mu var Agata?" diye soran genç kız, yaşlı kadının Daeso'ya eğilerek "Bu gece buradasın küçük bey. Dayın küçük bir hastayı kurtarıyor şuanda!" dedi. Daeso onu dinlemeyerek hızla eve girerken hiçbir şey söylemeden koşar adım MinJi'nin odasına çıkmıştı. Hiç vakit kaybetmeden yatağına girerken Agata yukarı çıkmak üzere olan MinJi'nin kolunu yakalayarak "Bu gece ne oldu? Jong beni aradığında çok sinirliydi. Söylesene bu adamdan ne istiyorsun?" MinJi tek kaşını kaldırarak büyükannesine bakmıştı. "Ne mi istiyorum? Ondan ne isteyebilirim ki? Sadece bana yaptıkları için onu cezalandırıyorum. Benden doğru düzgün özür dilemesini bekliyorum. Onun yüzünden hayatım mahvoldu? Sevdiğim okulumdan ve arkadaşlarımdan ayrılmak zorunda kaldım!" "Bunun doğru olmadığını sende biliyorsun MinJi. Sana okulu yakmanı o söylemedi, kimse söylemedi!" "Evet o söylemedi ama buna neden oldu. Ben okulu yakmak istememiştim, o bir kazaydı. O serseri benim üzerime iddiaya girdi. Onun yüzünden on yılımdan fazlası yurt köşelerinde geçti. Ama..." Genç kadın sözlerini tamamlamadan hızla merdivenlerden çıkmaya başladı. Söylene söylene odaya girdiğinde yatağında ki kıpırtı ile derin bir iç çekmişti. "Hey küçük sapık... Hemen yatağımdan çıkıyorsun!" Daeso hiç kıpırdamadan yatakta yatmaya devam ediyordu. MinJi hızlı adımlarla yatağına yaklaşarak üzerindeki yorganı sert bir şekilde çekmişti. Yatağının ortasında cenin pozisyonunu alan küçük çocuk, yüzünü saklamaya çalışıyordu. MinJi başta anlamasa da onun kendisine sinirlenmemesini garip bularak bu kez sakin bir şekilde ona yaklaşmıştı. "Benim yatağımı çok mu sevdin? O zaman ben başka bir yerde mi yatayım?" Genç kadın ne söylerse söylesin çocuğu dikkatini çekememişti. Bu ilginçti... Yatağa dizinin üzerinde yaslanarak iyice Daeso'ya yaklaşmıştı. Onun hafif sarsıldığını gören MinJi hızlı davranarak onu kendisine çekmişti. Küçük çocuk sessizce ağlıyordu. Bu olay MinJi için gerçekten büyük bir şaşkınlık olmuştu. "Hey... Neden ağlıyorsun şimdi sen?" diye sorarken bir yandan da Daeso'nun yanaklarından süzülen sessiz yaşları silmeye başlamıştı. derin bir iç çeken küçük çocuk birden kollarını MinJi'ye dolayarak "Dayım beni bırakmaz değil mi MinJi? O kadın.. Onu sevmiyorum!" derken MinJi onun Hina'dan bahsettiğini anlamıştı. Sıkıca sardığı çocuğa hafif ümit vererek "Sence dayın seni o çarpık bacaklıya değişir mi? Hiç sanmıyorum. Merak etme.. Dayına baksana senin yüzünden beni hemen işten atmıştı!" dediğinde küçük çocuk parlayan gözleri ile genç kadına bakmıştı. "Gerçekten mi? Beni bırakmaz değil mi? Beni yetimhaneye göndermez değil mi?" MinJi onun sorusu ile deyim yerinde ise şok olmuştu. Beklenmedik bu soru genç kadını gerçekten şaşırtmıştı. "Bunu da nereden çıkardın? Dayın senden asla ayrılmaz. Gerekirse hiçbir kadını hayatına sokmaz ve seni asla yalnız bırakmaz!" "Ama.. Ama o kadın dayımla evlenip beni evden uzaklaştıracağını söylemişti! Gerçi dayım onu evden kovdu ama ya bu kadın da beni istemezse... O zaman ben ne yapacağım?" MinJi küçük çocuğun sözlerine karşı nerede ise ağlayacaktı. Kendisi de istenmeyen çocuktu. Bu yüzden mutlu çocukları görünce onlardan nefret etmeye başlamıştı. Asla bir çocuk sahibi olmak istemediğini söylüyordu ama çocuk doktorluğunu da severek yapıyordu. "Şimdi sakin olmalısın... Eğer sen sakin olmazsan ve dayına bunları söylersen gerçekten çok üzülür. Onu üzmek ister misin Daeso? Ayrıca o seni bırakırsa benimle yaşarsın..." Genç kadın son söylediği ile kendisi bile şaşırırken Daeso hızla doğrularak onun yüzüne bakmıştı. Yüzünde hafif imalı bir gülümseme ile "O zaman evlenmeliyiz. Bir erkek olarak bekar bir bayanla evlenmeden aynı yatakta yatamam!" dediğinde MinJi şaşkınlıkla gelen bir kahkaha atmıştı. "Seni velet... Demek bana şimdiden göz koydun ha? Dayın gibi çapkının önde gideni olacaksın anlaşılan? Bunun için biraz büyümen gerek." MinJi ve Daeso birbirleri ile tartışmaya başladıklarında ikisi de laf yarıştırma işinde altta kalmak istemiyordu. Daha ki Agata'nın alttan tavana bastonunu vurarak "Yatın artık. Beni yukarı çıkarmayın." Uyarısını duyana kadar... İkili kıkırdayarak yatağa yatmış ve üzerlerini örterken Daeso sıcak bulduğu genç kadın bedenine sarılmıştı. Aslında istediği tek şey anne şefkatinden başka bir şey değildi. Savaşı sabaha devam edebilirdi. Şimdi bu kadının sıcaklığından faydalanmaktan başka bir şey istemiyordu. Onlar rahat bir uykuya dalarken Jong'ta yeni ameliyattan çıkıyordu. Uzun süren yorucu bir operasyonun ardından tek yapmak istediği evine giderek ılık bir duş alıp sonrada dinlenmekti. Birkaç saat dinlenmek ona iyi gelecekti. Odasında ki sedyeye uzanan genç adam birden MinJi'nin yanağına attığı sert tokadın tekrarlaması ile yerinden sıçramıştı. Gözleri yeniden alev alırken MinJi'ye yapacaklarını düşünmeye başlamıştı. İçinden sadistçe şeyler geçerken hemen ardından ona tavsiyede bulunan adamın yüz ifadesi gelmişti aklına. Sahi o adam kimdi? Sabahın erken saatlerinde Agata bastonu ile tırabzanlara vururken MinJi yatakta iyice yorganın altına sokulmuştu. Daeso da onunla birlikte başını yastığın altına sokarken, gelen gürültüyü engellemeye çalışıyordu. Bu sırada ısrarla çalan kapı zili de olaya tuz biber olmuştu. MinJi sinirlenerek hızla merdivenden inmiş ve Agata'nın ulaşmak üzere olduğu kapıyı sert bir şekilde açması ile kapaması bir olmuştu. Uykulu da olsa kapıda kendisine öfkeli bir şekilde bakan Jong'u gören genç kız, açtığı sertlikte kapıyı geri kapatarak hızla merdivenlere yönelmişti. "Kimdi gelen?" diye bağıran Agata onun "Gereksiz biri!" sözleri ile meraklanarak kapıya yönelmişti. Kaldı ki kapı biraz daha açılmazsa Jong kapıya tekme ile yere indirecek kadar sert vuruyordu. "Patlama, açıyoruz işte kapıyı!" Agata kapıyı açar açmaz Jong hızla içeriye dalmıştı. "Nerede o? Nerede senin baş belası yeğenin?" diye sorarken Agata şaşkınlık ile genç adam bakmıştı. İçinden 'Yine ne yaptı bu deli?' diye sorarken sesli olarak da "Odasına çıktı. Ne oldu yine?" dedi. Jong onu dinlemeden hızla merdivenlere yönelmişti. MinJi onun gelmesine aldırış etmeyerek tekrar yatağına yatarken Jong sert bir şekilde açtığı odanın kapısının, açtığı sertlikle duvara vurması sonucu uyuyan Daeso yerinden sıçramıştı. Jong hızını alamayarak "Sen ne yaptığını sanıyorsun? Dün geceki davranışının hesabını vermek zorundasın küçük hanım. Nasıl olurda bana o şekilde vurmaya cesaret edersin?" "Anladık anladık... Neden sabah horozu gibi kafamda örtüyorsun? Günün ortasında gel ve sana o şekilde vurup vuramayacağımı tekrar gösterebileyim!" Jong onun yatağına iyice yerleştiğini görünce sinirine hakim olamayarak yorganı hızla üzerinden çekmişti. O anda Daeso'nun da onunla birlikte uyuduğunu fark etmişti. Küçük çocuk birden hareketlenerek genç kadına kollarını dolayarak söylediği söz ile ikisini de şaşırtmıştı. "Anne gitme!" Jong birden bütün bedenini kasıldığını hissederken MinJi adeta donup kalmıştı. Jong hızlı adımlarla yatağa yaklaşıyordu ki MinJi'nin istemsiz bir şekilde tek eli havaya kalkınca olduğu yerde kalmıştı. Daeso iyice genç kadına sarılırken kapıdan içeriye giren Agata küçük çocuğun tekrarladığı sözleri duymuştu. "Anne gitme!" Agata genç kadına sevgi ile bakarken onun sözlerini hatırlamıştı. "Ben asla anne olmak istemiyorum! Ben çocukları sevmiyorum. Bu yüzden anne olmayacağım!" bu sözleri söylediğinde annesi ile babası yüzünden kavga etmişti. Babasının onları bırakıp gitmesi yüzünden çocuk olduğu için kendinden nefret etmeye başlamıştı. Tek başlarına kaldıkları zaman Agata onların yanına gitmiş ve henüz küçük bir çocuk olan MinJi'nin sözlerine şahitlik etmişti. Bu onun kalbini acıtsa da gün geçtikçe bu fikrinin değişmediğini görmek Agata'nın içini her zaman yakmıştı. Buna sebep olan kendi oğluydu ve şuanda karşısında ki bu tablo MinJi'ni düşünceleri ile tamamen zıt bir durumdu. Öyle ki genç kadın bir eli ile Daeso'nun sırtını sıvazlayarak onu uykusunda rahatlatmaya bile çalışıyordu. Genç kadın kimseye aldırış etmeyerek başını kendi yastığından Daeso'nun yastığına koyarak iyice küçük çocuğu kollarına sarmıştı. Bu durum ile Daeso rahatlamanın verdiği bir hisle uykusunda gülümsemesi Jong'un bakışlarını ondan gözleri kapalı MinJi'ye çevirmesine neden olmuştu. Genç kadın kendisinden beklenmedik bir şefkat gösteriyordu yeğenine. Omzuna dokunan elin sahibine döndüğünde Agata ona çıkması için işaret etmişti. O an Jong'un MinJi'ye karşı hiç siniri kalmamıştı. Derin bir iç çekerek hızla odadan çıkmıştı. Aşağıya indiğinde ise Agata onu kahvaltıya davet etti. Yorgun olan genç adam "Benim gitmem gerek, daha dinlenmedim bile!" dedi. Agata onun ne kadar yorgun olduğunu görebiliyordu. "Eve gidip de ne yapacaksın? Beraber kahvaltı yapalım burada dinlenir öyle işe gidersin!" dediğinde bu teklif genç adama oldukça cazip gelmişti. Hafif gülümseyerek yaşlı kadına teşekkür ettikten sonra onun ağır hareketlerle mutfağa yönelmesini izlemişti. Agata salondan ayrıldıktan sonra etrafa bakınan genç adamın köşedeki camlı dolabın içindeki resimler gözüne ilişmişti. Jong dolaba yaklaşırken sadece küçük bir kız çocuğuna ait resimler yüzünde gülümseme oluşmasına yetmişti. Resimlerden birinde kız çocuğu ağaca tırmanmış, ağacın dibinde ise ona elinde ki sopayı gösteren bir kadın vardı. Belli ki çocuğu ağaçtan indirmek için onu tehdit ederken başkası tarafından çekilmişti. Sanki olayın her anını çekmek istermiş gibi bütün ifadelerin tek tek resimleri çekilmişti. Son bir tanesinde ise eline aldığı bir meyveyi ağacın dibindeki eline sopa olan kadına atan küçük kız Jong'un kıkırdamasına enden olmuştu. "Küçükken çok yaramazdı!" Jong arkasından gelen ses ile ürkmüştü. Yutkunarak "Anlamadım?" dedi. "MinJi... Küçükken çok yaramazdı. O ağaçta ne varsa sürekli üzerine çıkar, saatlerce aşağı inmesi için bizi yalvartırdı." Jong şaşkınlıkla tekrar resimlere bakmıştı. "Bu MinJi mi?" diye sorduğunda yaşlı kadın tek kaşını kaldırarak "Benim başka bir torunum yok!" dedi. Onun sözleri ile Jong resimleri daha bir dikkatli incelemeye başlamıştı. Lisede de oldukça yaramaz bir genç kızdı. Bu özelliği hala devam ediyordu. Yine gülümsemeden edemeyen genç adam Agata'ya "Pek değişmiş sayılmaz!" dedi. Yaşlı kadın derin bir çekerek "Huy olarak değişmedi ama düşünce olarak değişmeye başladı gibi!" Bu sözler genç adamı şaşırtsa da Agata ona bakmak yerine yukarıya doğru başını çevirmişti. Aklında hala küçük çocuğa gösterdiği ilgi vardı. Hafif gülümseyerek "Hadi biz başlayalım, onlar gece geç vakte kadar oyun oynadığı için biraz daha uyuyacak anlaşılan." Jong da onlar gibi uyumayı ne kadar çok istiyordu. Yorgunluktan bitmiş durumdaydı. Birkaç lokma bir şeyler yedikten sonra Agata onun kapanan gözlerini görünce hafif gülümseyerek "İstersen salonda yatabilirsin? Ya da MinJi'nin odasının hemen yanından boş bir oda daha var, orada kalabilirsin!" dedi. Jong merdivenleri yukarı çıkmaya üşenerek kendisine salonda ki kanepede bir yer ayarlamış ve üzerine bir örtü bile almadan uykuya teslim etmişti kendisini. Agata onun uykuya dalması ile sessiz bir şekilde üzerini örtmüştü. Derin bir şekilde uykuya dalan genç adama bir süre bakan Agata, aklında farklı senaryolar yazmaya başlamıştı. Yaşlı kadın sessizce salondan ayrılarak her zaman yaptığı gibi elinde kahvesi ve gazetesi ile balkona çıkmıştı. Birkaç saat deliksiz uykudan sonra MinJi gerinerek yatağından kalkmıştı. Sonrasında ise olanları hatırlayınca hemen yanında ki çocuğa bakmış ama onu uyurken bulmak yerine kendisini izlerken bulmuştu. "Yah... Sen neye bakıyorsun öyle?" Daeso kıkırdayarak genç kıza bakmış ve "Uyanınca çok çirkin oluyorsun!" demişti. MinJi kısa çaplı bir duraksama yaşarken, Daeso çoktan yataktan kalkıp hızla kapıya yönelmişti. Kapıyı açıp çıkmadan önce genç kadına dönerek dil çıkarmıştı. Onun bu hareketi ile sinirlenen genç kadın yataktan bağırarak fırlamıştı. "Seni küçük şeytan... Hemen buraya geliyorsun! Sözünü geri al!" diye bağırmasına devam ederken ikili koşarak merdivenlerden aşağıya inmiş ve salonda ki masanın etrafından koşuşturmaya devam etmişti. Daeso ona bakarak "Yakalayamazsın ki, çirkin şey..!" diye söylenirken MinJi daha da sinirleniyor onu yakalamaya çalışıyordu. Evin için onların çığlıkları ve sözleri ile dolarken, salonda uyuyan Jong'u ikisi de fark etmemişti. Sese uyanan genç adam, başını hafif kaldırdığında ise yeğenini kovalayan MinJi'nin yüz ifadesini görmüş ve ne olduğunu dahi anlayamadan kendine doğru koşan Daeso'ya dur işareti yapmaya başlamıştı. O ana kadar Daeso dayısının farkında bile değildi. MinJi ise küçük çocuğu yakalayabilmek için olağanca gücü ile koşarken, birden panikleyen genç adam ayağa kalkınca hızını alamayan MinJi'yi yerde kendi üzerinde yatarken bulmuştu. Sert düşmenin etkisi ile Jong "Sen beni öldürmeye yemin mi ettin be kadın?" diye bağırırken MinJi altından gelen ses ile irkilmişti. Sert zemine düşmeyi beklerken dayısının ardından kaçan küçük çocuğa bakmaktan genç adama çarptığının farkın da bile değildi. Başını hafif eğince Jong ile göz göze gelen genç kadın şaşkınlıkla hala altında yatan genç adama "Senin orada ne işin var?" diye sormuştu. Onun sorusu ile kahkaha atmaya başlayan Daeso ise kendisini artık tutamıyordu. Jong bağırarak "Artık üzerimden kalkar mısın MinJi?" dediğinde genç kadın o an ne olduğunu anlayarak telaş ile genç adamın üzerinden kalkmıştı. "Ben.. Ben gerçekten üzgünüm!" diyen genç kadın ters ters Daeso'ya bakmaya başlamıştı. Küçük çocuk dayısının arkasına saklanmış ve oradan genç kadına hala gülüyordu. MinJi üzerinde ki ayıcıklı pijamaya rağmen hala Jong'un karşısında dikelerek "Sen neden evine gitmedin, neden hala buradasın?" diye sorunca Agata sesleri duyarak salona gelmişti. "Güzel uyanmışsınız... MinJi koş marketten birkaç şey al!" MinJi kaşlarını çatarak büyükannesine bakmış ve tek parmağı ile Jong'u işaret ederek "Bu adam neden hala bu evde, saatler önce gitmesi gerekiyordu!" dedi. Jong imalı bir şekilde gülümseyerek genç kadını baştan aşağıya süzmüştü. MinJi onun neden bu şekilde baktığını anlayamamıştı. "Tam da yaşına göre bir pijama takımı!" dediğinde MinJi üzerini kontrol etmiş ve 'Acaba yanlış bir şey mi giydim' der gibi bakmıştı. Sonra omzunu sallayarak "Ne varmış pijamam da ben çok seviyorum... Değil mi ayıcık... Sen ondan daha sevimlisin diye seni kıskanıyor!" diyerek pijamasının üzerinde ki ayıcığı okşayarak sevmeye başlayınca Agata elleri ile gözlerini 'Bu kız hiç büyümeyecek' der gibi kapatmış, Jong ise şaşkınlıkla ona bakakalmıştı. Normal bir kız, hele ki bu yaşta bir kız kendi karşısında üzerinde ki kıyafetlere özen göstermesi gerekirken, MinJi onun karşısında hiç de özenmiyordu. Aklına eski sevgilileri gelmişti. En küçük bir dağınıklıkta hemen çığlığı basarak yanından uzaklaşan kadınlar... Ama MinJi... Karşısında ki çocuk kıyafetine rağmen hiç kıpırdamadığı gibi o komik kıyafet üzerinden bile kendisine hakaret edebiliyordu. Birden kahkaha atmaya başlayan genç adam kendisine engel olamıyordu. "Sen şimdi bana ayı mı demek istiyorsun?" dediğinde MinJi tek kaşını havaya kaldırarak "Nasıl anlamak istiyorsan öyle olsun!" dedi. Daeso ona hayranlıkla bakıyordu. Küçük çocuğun bakışlarını fark eden Jong ise ona gülümsemeden edememişti. MinJi elinde anahtarı ile kapıya yönelince "Bu kıyafetle mi markete gideceksin?" diye sormadan edememişti. MinJi tekrar üzerine bakarak "Ne varmış kıyafetimde?" diyerek kapıdan dışarıya çıkmıştı. Şaşkınlıktan olduğu yerden kıpırdayamayan genç adam onun duymayacağını bilmesine rağmen "Seni gören deli sanıp, hastaneye kapatmak isteyecek!" dedi. Genç kadın yolda giderken hala esniyordu. Jong'un da dedi gibi ona bakanlar onun deli olduğunu düşünmeye başlamıştı. Yürüyerek marketi es geçip Misa'nın pastanesine giden MinJi, pastane kapısından içeri girer girmez arkadaşının 'Hoş geldiniz' sözünü yarıda kestiğini fark etmişti. Misa onu o şekilde üzerine pijamaları ile görünce şaşkınlığın verdiği bir tepki ile duraksamıştı. "MinJi bu ne hal?" diye soran Misa, kapıdan içeriye giren BongJu ile göz göze gelmişti. BongJu onu görünce kısa bir kahkaha atarak "Sen hala bu şeyi saklıyor musun?" Diye sormuştu. Misa onun neden bahsettiğini anlamamıştı. Onun soran gözlerine karşılık genç adam sevgilisine "Bunu hatırlamadın mı hayatım, buradan gitmeden önce MinJi'ye birlikte seçmiştik!" dedi. Misa o an onun son ayrıldığı günü hatırlamıştı. MinJi onun ağlamasına rağmen Misa'ya gülümseyerek bakmış ve Misa'nın verdiği hediye paketine karşılık "Bunu hiç yanımdan ayrılmayacağım!" demişti. Misa hafif duygulanarak "Ne oldu? Bunu hala sakladığını göstermek için mi buraya kadar üzerinde pijama ile geldin?" dedi. MinJi onların sözünü bitirmesinin üzerine "Bitti mi, duygusallığınız? Bu kıyafetle çıktım çünkü sabah sabah Jong ve onun yeğeni bütün sinirlerimi oynattı" dedi. BongJu ona bakarak hafif gülümsemişti. "Ne oldu şimdi de sabahları bu şekilde mi işe gidiyorsun?" MinJi onun sorusu ile ciğerlerindeki bütün havayı burnundan verip "Ya ne demezsin... Biri beni annesinin yerine koyar, diğeri ise her fırsatta benimle kavga etmeye çalışır... Mutlu bir aile tablosuyuz!" dedi. Misa onun iğneli laflarına aldırmayarak sevdiği adama dönüp "Onu eve bırakır mısın hayatım? Hava gerçekten soğuk ve o bu sinirle buraya kadar soğuğu hissetmedi anlaşılan!" dedi. BongJu Misa'nın yanağına öpücük kondurarak bir suçlu gibi onun koluna girip pastaneden dışarıya sürüklemeye başlamıştı. "Gel bakalım kaçak... Hadi seni eve bırakayım!" dedi. MinJi hiç itirazsız onunla arabasına doğru giderken MinJi duraksayarak "Yürüyelim mi?" dedi. O kadar dalgındı ki BongJu onun ne düşündüğünü merak etmeye başlamıştı. Genç kadın hala Daeso'yu düşünüyordu. Genç adamın ceketini çıkarıp omuzlarına koyduğunu dahi fark etmemişti. Eve doğru ağır adımlarla yürüyen ikili, marketten Agata'nın istediğini almış ve tekrar eve doğru yürümeye başlamıştı. Evin kapısına geldiklerinde genç kız duraksayarak gülümsemiş ve "Sen gitsen iyi edersin, Misa'yı bekletme... Teşekkür ederim!" derken BongJu da ona gülümseyerek gayet sıcak bir şekilde genç kadının yanağına bir öpücük kondurmuştu. "Ne zaman istersen yanındayız biliyorsun!"dedi. Onları pencereden izleyen Jong ise dişlerinin sıktığının farkında bile değildi. ********************* Hehehe Bizim Jong fark etmeden kıskanmaya mı başladı ne? :) :)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE