12. Bölüm

2576 Kelimeler
Hikayeyi okurken umarım eğlenirsiniz. Ben yazarken eğlenmiştim. Hatta bazı yerlerinde kahkaha attığım bile olmuştu. Eski bir hikaye o yüzden lütfen önyargılı davranmayın. :) Keyifli okumalar. *** MinJi duyduğu ses ile donup kalmış dahası kullandığı arabayı ani fren ile kenara çekince acı fren sesi Jong'a kadar gitmişti. Daeso dayısının duyması için onu aramış ve MinJi'ye değişik değişik sorular sormaya başlamıştı. Genç adam önce ne olduğunu anlayamasa da kendi hakkında konuşulduğunu anlayınca kulak kabartarak konuşulanları dinlemeye başlamıştı. MinJi'nin sözlerini duyunca da sinirlerine hakim olamayarak bağırmış ve MinJi'nin kendi sesini duymasını sağlamıştı. Daeso elindeki telefonu koltuğun altına düşürdüğü için onu aramaya koyulmuştu. Duyduğu fren sesi ile Jong korkudan kalbinin durduğunu hissediyordu. "Yah... Cevap ver... Sana cevap ver dedim. Orada neler oluyor. Daeso... MinJi... Lanet olsun biriniz bana cevap versin!" diye bağırırken koşarak hastaneden çıkmak üzereydi ki MinJi'nin "Hey... Seni küçük velet. Demek konuşmalarımızı başkalarına dinletiyorsun? Bunu sana fena ödeteceğim. Ayrıca o dayın olacak serseriye söyle bana cadı demesinin hesabını fazlasıyla ödeyecek!" dediğinde Jong kulağına gelen ses ile durmuştu. Daeso da ona laf yetiştiriyordu. "Neden arabayı böyle durduruyorsun. Senin yüzünden telefonu bulamıyorum. Eğer dayım sesi duyduysa çok korkmuştur." Jong ikisinin de sesini duyunca rahat bir nefes almıştı. İçine yerleşen korkuyu biraz olsun giderirken MinJi'nin sözleri ile hafif gülümsemişti. "Suçlu kim acaba? Birden arabada ukala dayın var zannettim. Bir daha onu benden izinsiz aramayacaksın. Ben yanında olduğum sürece sana bir şey olmayacağına söz veriyorum. Eğer bir daha konuşmamızı o adam dinletirsen seni bir daha... hım bir düşüneyim bakalım sen neden çekiniyorsun... Şeker yemek istiyorsun değil mi?" Daeso karşısında ki kadının saçmalamaya başladığını düşünürken MinJi çoktan transa geçmiş fikirler yürütüyordu. "Seni dönme dolabın en tepesinde bırakırım dayın eve gelinceye kadar seni aşağıya indirmem. Ya da bana kalacağını söyleyerek seni orada bir gece boyunca bırakmama ne dersin?" dediğinde Daeso'nun son anda eline aldığı telefonun açık oluşundan Jong onun sesli yutkunmasını duymuştu. "İşin çok zor Daeso diye söylenen genç adam telefonunu başını iki yana sallayarak kapatmıştı. İkisinin iyi olduğunu ve küçük çocuk gibi kavga ettiklerini duymaya başladığından beri yüzünde bir gülümseme oluşmuştu. Tekrar hastaneye girdiğinde ise karşısına asistanı gelmiş ve ona hafif gülümseyerek "Mutlu görünüyorsunuz doktor bey?" demişti. Genç adam Hina'ya bakarak hafif gülümsemişti. "Evet, sayılır..." dedi. Hina elindeki dosyaları ona göstererek gün içinde gireceği ameliyatlar hakkında bilgi verirken sekreterlerinden biri onun yanına gelerek "Doktor bey acil bir hasta geldi!" dedi. Jong elindeki dosyaları yana bırakırken hızlı adımlarla acil servise girmişti. Kadın çocuğunun nefes alamadığını söyleyerek Jong'tan ağlayarak yardım isterken, Jong asistanına onu sakinleştirip acil servisten dışarı çıkarması için ricada bulunmuştu. Hina kadını zor bir şekilde acilden çıkarırken Jong çocuğun nefes borusuna kaçan metal bir parçayı fark etmiş ve onu çıkarmak için müdahale etmeye başlamıştı. Neredeyse rengi mora dönüşen çocuğa müdahale ederken dışarıdan gelen kadının sesi sinirini bozmaya başlamıştı. Son bir caba ile boğazında ki demir parçasını çıkaran doktor, çocuğun aniden dışarıya saldığı nefesi ile derin bir iç çekmişti. Küçük çocuk büyük bir vidayı ağzına atmış ve yutmaya çalıştığı sırada nefes borusuna yakın bir yerde takılı kalmıştı. Birkaç dakika sonra acil servisin dışına çıkarak elinde ki vidayı çocuğun annesine vererek "Çocuğunuza daha dikkatli bakmalısınız. Buyurun bu da çocuğunuzun boğazına takılan vida... Yarım saat sonra onu götürebilirsiniz!" diyerek sinirli bir şekilde odasına yönelmişti. Kadın Jong'un sert davranışı ile afallasa da çocuğunu rahat nefes alarak yattığını görünce tüm ilgisini ona yönlendirmişti. Bu sırada Hina Jong'un yanına gelerek "Biraz sert çıkmadınız mı?" diye sormuştu. Jong masasında ki dosyalardan bakışlarını kaldırarak Hina'ya bakmıştı. "Öyle mi dersin? O çocuğa biraz daha dikkat etseydi bu duruma düşmeyecekti." Dedi. Genç kadın şaşkınlık ile ona bakıyordu. "Ama bazı şeyleri engelleyemeyiz doktor bey?" "Benimle tartışmaya girmek yerine söyle de ameliyat haneyi hazırlasınlar. Sonra da Daeso'nun dadısına ulaş ve bu gece eve geç geleceğimi haber ver!" dedi. Hina sinirlense de bunu Jong'a belli etmemişti. Sekreterin yanına gelerek birkaç şey söyledikten sona "Doktor Jong'un bakıcısını arar mısın? Ona doktorun akşam eve geç geleceğini söylemeni istiyoruz!" dediğinde sekreter şaşkınlıkla Hina'ya bakmıştı. Hina ona aldırış etmeyerek hızla ameliyathanenin bulunduğu kata giderken sekreter MinJi'nin numarasını rehberden bulmaya çalışıyordu. MinJi Daeso ile kahvaltı yaptıktan sonra bir süre daha dışarıda kalmıştı. Araba ile Misa'nın pastanesine tekrar gitmeye karar verdiğinde Misa ve BongJu da evden çıkmak üzereydi. Genç adam mutluluk sarhoşu olurken, Misa da onun bu haline gülümseyerek bakıyordu. İçinde korku olsa da bu kez sonuna kadar gitmeye hazırdı. Genç adam Misa'nın elini tutarak merdivenlerden inerken gülümsüyordu. Yıllardır bu şekilde olmayı ne çok hayal etmişti. Misa da onun kadar heyecanlıydı. Apartman dışına gelene kadar ikisi de konuşmamıştı ki biranda BongJu duraksayınca Misa ona bakmıştı. "Ne oldu?" dedi genç kadın telaşla. BongJu elini bırakarak "Araba yok! Arabam nerede?" dedi. Misa hafif gülümseyerek "Onu gece MinJi aldı. Geç olduğu için taksi ile gitmesine izin veremezdim!" Misa'nın sözleri ile yüzünün ifadesi değişen genç adam "Arabamı o çatlağa mı verdin? Ah... Başıma ağrı girdi. Ya kaza ederse? Biliyorsun o berbat araba kullanıyor... Yani hız tutkusu var..." dediğinde Misa'nın yüzü de endişeli bir hal almıştı. İkisi de biliyordu ki MinJi'nin hız tutkusunun önüne kimse geçemezdi. Ama bilmedikleri tek şey o hız tutkusunu tek başına araba kullanırken gerçekleştiriyordu. Şuanda yanında Daeso yaşında bir çocuk varken ne kadar sıkılsa da kurallara uymaktan başka bir şey gelmiyordu elinden. BongJu elini alnına koyarak etrafına bakınmaya başlamıştı. "Umarım kendine dikkat eder. Ona bir şey olmasını istemem," dediğinde ise Misa kısa bir şaşkınlık yaşamıştı. "Sen... Sen araba için üzülmüyor muydun?" dedi. BongJu genç kıza bakarak "Araba için elbette üzülüyorum ama MinJi arabamdan daha değerli. Ona bu tutkusu yüzünden bir şey olmasını istemem." dediğinde Misa birden genç adamın boynuna sarılarak yanağını öpmüştü. Genç adam beklenmedik bu ani hareket karşısında gülümseyerek "MinJi'nin arabamı parçalamasına sesimi bile çıkarmam. Her defasında beni böyle öpeceksen..." dedi. Misa onun sözleri ile kızarırken çalan telefon tüm büyüyü bozmuştu. Misa telefona bakarak çarpık bir şekilde BongJu'ya gülümsemişti. "MinJi arıyor!" dedi. Genç adam gülümseyerek telefonu genç kadının elinden alarak "Bana bak çatlak kadın, arabama iyi davran!" diyerek telefonu açınca Misa'ya göz kırpmıştı. MinJi duyduğu ses ile önce telefonu kulağından çekerek doğru kişiyi arayıp aramadığına bakmış ve kahkaha atarak tekrar telefonu kulağına götürerek "Ne o şimdiden mi Misa'nın telefonlarına el koyuyorsun?" dedi. Genç adam onun iğneleyici lafına karşın gülümseyerek "Onu kimin aradığına bağlı bu" demişti. MinJi derin bir iç çekerek "Bana teşekkür etmen gerekirken şu yaptığına bak. Çık çık çık bunu sana hiç yakıştıramadım. Ama olsun. Misa'ya söyle beş dakika sonra pastanede olacağım. Bana pasta sözü vardı." MinJi onun konuşmasına cevap vermeden telefonu yüzüne kapatınca genç adam öylece telefona bakakalmıştı. Sonra gülümseyerek "Pasta istiyor!" dedi. Daeso ona bakarak "Pasta mı yiyeceğiz" diye sordu. MinJi ona bakarak gülümsemişti. "Evet, uslu durursan en büyük parçayı sana vereceğim" dedi. Küçük çocuk şüpheci bakışlarını ona dikerken sormuştu. "Ne planlıyorsun? Bu şekilde beni kandıramazsın!" MinJi gülümseyerek ona bakmıştı. Arabayı pastaneye sürerken aklında birçok soru vardı. Öncelikle bir hesap yapması gerekiyordu. Kabataslak yaptığı hesaba göre bir iki ayda istediği parayı kazanabilirdi. Ama bunun için hafta sonları da bir iş bulması gerekiyordu. Malum hafta sonu MinJi Daeso'ya bakmayacaktı. Çünkü Jong izinliydi. Tabi nöbetçi değilse... Dediği gibi beş dakika sonra pastanenin önüne geldiğinde, yeni çiftin hala gelmediğini görmüştü. Birkaç dakika arabada beklerken Daeso sıkılarak "Çok daha bekleyecek miyiz?" dedi. Genç kadın ona bakarak "Ne o randevun mu var?" dedi. Çocuk yüzünü asarak ona bakarken MinJi gülümseyerek "Hadi ama yüzünü asma. Birazdan harika bir pasta yiyeceksin. Bunu garanti ederim!" dedikten sonra az ilerden gelen ikiliye gülümseyerek bakmıştı. Misa ve BongJu el ele ona doğru gülümseyerek geliyordu. Misa genç adamın elini bırakarak koşup MinJi'ye sarılmıştı. "Seni beklettim değil mi, üzgünüm" dediğinde genç kadın arkadaşına sıkıca sarılarak "Sorun değil, sen iyi misin? Bu alkolik sana bir şey yapmadı değil mi?" derken Bongju ileri atılarak "Yah... Ona ne yapmamı bekliyorsun?" diye azarlamıştı. Genç kadın iyice gülümseyerek BongJu'ya sarılmıştı. "Çok sevindim. İkinizin de mutlu olacağını biliyorum!" dedi. Onun sözleri ikisini de mutlu ederken Daeso sıkılmış gibi "Sarılmanız bittiyse artık pasta yiyebilir miyiz?" diye sordu. MinJi onun başını okşayarak "Seni yaramaz. Biraz daha bekleyemez misin?" onun sözleri ile yeni çift gülerken Daeso'nun telefonunun çalması ile üçü de ona bakmıştı. Daha telefonunu açmadan yüzü asılan çocuk "Bu gece sende kalabilir miyim?" dedi. MinJi ise şaşkınlık ile çocuğa bakmıştı. Ne olduğunu anlamayan MinJi küçük çocuğa bakarak "Bende mi kalmak istiyorsun, neden?" dedi. Daeso elindeki telefonu genç kıza göstererek "Hastaneden arıyorlar. Onlar beni sadece dayım geç kalacağı zaman ararlar!" dediğinde sesindeki üzüntü bariz belli oluyordu. "Nereden biliyorsun? Belki başka bir şey söyleyeceklerdir!" dediyse de çocuk telefonu onun eline vererek pastanenin kapısına doğru yönelmişti. "Ne zaman pasta yiyeceğiz, ben acıktım" dedi. Misa küçük çocuğa bakarak gülümsemiş ve hemen pastaneyi açmak için onun yanına gitmişti. Bu sırada MinJi'de çalan telefona cevap vermiş ve küçük çocuğun dediği gibi Jong'un eve geç geleceğini öğrenmişti. Hızlı adımlarla pastaneye girenlerin peşinden giden genç kadın üzgün olan Daeso'ya bakarak imalı bir şekilde "Ne oldu, yoksa seni dönme dolaba bırakmamdan mı korkuyorsun?" dedi. Daeso hemen ruh halini değiştirerek ona ters ters bakmaya başlamıştı. "Ne oldu, yoksa benimle yeniden yatmaktan mı korkuyorsun?" diye MinJi'ye sorunca genç kadının değişen yüz ifadesine BongJu ve Misa kahkaha atarak gülmeye başlamıştı. MinJi kızararak "Siz neye gülüyorsunuz? O daha bir çocuk!" derken BongJu öne atılarak onun sırtını sıvazlamıştı. "Çocuk ama seni utandırmayı başarabiliyor" dediğinde MinJi genç adamın böğrüne sert bir dirsek yerleştirmişti. Acı içinde inleyen genç adam ona hala gülümseyerek bakarken, Misa endişeli bir şekilde onun yanına gidip "İyi misin?" diye sormuştu. Genç adam aşkla parlayan gözlerini genç kadına çevirirken MinJi onlara sinirli bakmaya devam ediyordu. "Sen... Beni hemen de sattın bakıyorum. Ben pasta istiyorum!" derken Misa küçük bir kahkaha daha atmıştı. "Tamam, zaten dün gece çıkmadan senin pastanı hazırlamıştım" dedi. Misa onlara yakın ilgi gösterirken MinJi'nin çikolatalı pastaya iştah açıcı bir şekilde bakması karşısında BongJu bile geri çekilmişti. Öyle ki yanlışlıkla çatalı onlara batırabilirdi. Masanın ortasına koyulan yuvarlak pastaya gözünü kısarak bakana MinJi ve Daeso birbirine öldürücü bakış atarken küçük çocuk genç kadına "Geri çekil!" diye tehdit etmişti. MinJi dudaklarını yalarken çocuk beklenmedik bir şekilde çatalını sertçe masaya vurarak iki elini yüzüne kapamış ve ağlamaya başlamıştı. MinJi ve diğerleri ona şaşkınlıkla bakarken "Sen neye ağlıyorsun şimdi?" diye soran MinJi onun sözleri ile gözlerini daha da iri açmıştı. "Bana söz vermiştin. En büyük parçayı benim alacağıma söz vermiştin!" derken Misa ve BongJu MinJi'nin şaşkın ifadesine yeniden kahkaha ile gülmeye başlamıştı. MinJi onlara ters bir bakış atarak "Kesin sesinizi. Sizi iyi eğlendirdiğime sevindim doğrusu. Ve sen..." MinJi Daeso'ya dönmüş tam ona ağlamayı kesmesini söyleyeceği sırada onun çoktan büyük bir iştah ile pastayı yemeye başladığını görmüştü. Çok büyük olmayan pastanın neredeyse yarısı bitmişti. MinJi dişlerini sıkarak "Seni adi velet, demek bana numara yaptın?" derken elini uzatmış ve her tarafı ellenmiş olan pastayı onun önünden çekmişti. Küçük çocuk sandalyede arkasına yaslanarak elini midesinin üzerine koymuş ve yalanarak "Sende amma safmışsın be" demişti. MinJi'nin zaten kabaran sinirlerinin daha da arttığını hissederek ayağa kalkmıştı ki BongJu onun öfkesini engellemek için hemen önüne geçerek "Sakin ol... Bak sana yeniden pasta yaparız... Sakin ol MinJi!" demiş ama genç kadını bir türlü tutmayı başaramamıştı. Küçük çocuk onun öfkesinden çekinerek Misa'nın arkasına saklanmıştı. Misa da onun gözü dönmüş halinden korkmaya başlasa da, MinJi kendisine hakim olarak tekrar yerine oturmuş, geriye kalan pastayı yemeye başladı. Daeso hafif bir şekilde Misa'nın arkasından başını çıkararak genç kadına bakmaya başlamıştı. MinJi başını birden kaldırarak küçük çocuğa bakışlarını dikince Daeso yeniden saklanmıştı. Misa şaşkınlık ile arkadaşına bakarken BongJu arkasında sessizce gülmeye devam ediyordu. Jong ardı ardına üç ameliyata girmişti. Başı son derece ağrıyordu. Birkaç saat dinlenmek istese de buna fırsatı yoktu. Eline telefonu alarak Daeso'yu aramıştı. Birkaç kez çalan telefona cevap alamayınca Jong derin bir iç geçirerek "Yine kızmış olmalı!" diyerek telefonu kapatmıştı. Küçük çocuk onun geç kalmasından hoşlanmıyordu. Ama şuanda bu onun umurunda bile değildi. Bu gece MinJi'den kendini koruması gerektiğine inanıyordu. Hatta onunla gitmek yerine eve dönüp tek kalmaya bile razıydı. Daeso genç kadını kartal bakışları ile süzerken MinJi dayanamayarak uzakta oturan küçük çocuğa bakarak "Gel buraya... Korkma sana bir şey yapmayacağım. Hem bak o kadar da sinirli değilim!" dediğinde küçük çocuk çekinerek "O zamana bana neden öyle bakıyorsun?" dedi. MinJi derin bir iç çekerek "Dayın çok mu geç gelecek?" diye sordu. Daeso ona üzgün bakarak "Onun gece çalışmasından hoşlanmıyorum" dedi. "Ama o senin gibi küçük çocukları iyi etmeye çalışıyor, bundan mutlu olman gerekiyor" "Annem ve babamda küçük çocukları iyi etmek için gece yarısı evden çıktı ve geri gelmedi!" dediğinde MinJi'nin içi acımıştı. Onun korkusunu kendi içinde yaşamıştı adeta. Sonra hiç beklenmedik bir şey yaparak ayağa kalkmış ve Daeso'nun elini tutarak "Seni dayına götürmemi ister misin?" diye sordu. Küçük çocuk eline şeker verilmiş gibi sevinmişti. Hızla ona sarılınca MinJi ve diğerleri şaşırmıştı. Bu kadar çabuk yelkenleri suya indirmesi MinJi'nin onu dayısı üzerinden avucunda tutabileceğini düşünmesine neden olmuştu. Bu çocuğun tek zayıf noktası dayısıydı ve bu MinJi'nin çok işine yarayabilirdi. "Beni gerçekten ona götürebilir misin?" diye sorarken gözleri adeta ışık saçıyordu. "Tamam evlat... Seni götüreceğimi söyledim. Ayrıca ne o her fırsatta bana sarılmaya çalışıyorsun? Ben sulu çocuklardan hoşlanmam." Dediğinde Daeso gülümseyerek yeniden genç kıza sarılmıştı. MinJi başını iki yana sallarken Misa ve BongJu ona göz kırparak "Sana çocukları aslında ne kadar çok sevdiğini anlatmaya çalıştığımızı hatırlıyorum da... ah gerçekten haklı çıktık!" diyen Misa gülümsemeden edememişti. BongJu kolunu Misa'nın beline dolayarak onu kendisine çekmişti. "Ne dersin hayatım... Sence bizim çocuğumuzu da MinJi'ye mi emanet etsek!" dediğinde Misa şaşkınlıkla ona bakmıştı. MinJi araya girerek öksürmüş ve "Hiç heveslenmeyin asla olmaz. Ayrıca bunun için evlenmeniz gerekmiyor muydu?" dediğinde Misa utanarak başını genç adamın göğsüne saklamıştı. " Neden bu şekilde konuşuyorsunuz?" Genç kadının utandığını gören BongJu onu daha da kendisine bastırarak MinJi'ye gülümsemişti. MinJi Daeso'nun elini kavrayarak "Daha da geç olmadan gitsek iyi olacak. Yoksa dayını yakalayamayacağız!" dedi. Hızla arabaya yaklaşan ikili gülümseyerek geride bıraktıkları çifte bakmıştı. BongJu o kadar dalgındı MinJi'nin kendi arabasını aldığını çok sonradan o kornaya basınca anlamıştı. "Yah... Yah... Dur o benim arabam!" diye bağırsa da MinJi onu aynadan gördüğü halde takmamış ve hızla oradan uzaklaşmıştı. Birkaç dakika yolda sessizce ilerleyen ikili MinJi'nin saate bakması ile sessizlikten kurtulmuştu. "Dayın canıma okuyacak. Senin şuanda yatakta olman gerekiyordu!" dediğinde Daeso ona bakarak hafif ima ile "Yoksa dayımdan korkuyor musun?" diye sordu. MinJi tek kaşını kaldırarak bu kez ön koltukta oturmasına izin verdiği Daeso'ya bakmıştı. "Sence ondan korkmam gerekiyor mu? Hiç sanmıyorum. Ama bu kez haklı, saat neredeyse gece yarısı oldu!" dedi. Hastanenin kapısına geldiklerinde MinJi arabayı dikkatli bir şekilde park etmişti. Arabaya zarar gelmesini istemiyordu. Daeso ondan önce arabadan inince biraz kızmıştı. "Beni bekle!" diye onu uyarırken küçük çocuk sabahtan beri görmediği dayısını görmek için heyecanlanıyordu. MinJi onun yanına gelerek elinden tutmuş ve mümkün olduğu kadar acil servisin önünden uzak bir yerden hastanenin giriş kapısına yönelmişti. Bir süre bekleyen genç kız, arkalarından gelen ses ile irkilmişti. Sesin sahibini tanımak için arkasını dönmesine hiç gerek yoktu. Yüzünü hafif buruşturarak arkasını döndüğünce parkta karşılaştıkları eski arkadaşları –ki MinJi onu asla arkadaş olarak nitelendirmiyordu- karşısında sırıtarak onlara bakıyordu. O an Daeso'nun yanında olması genç kadın için büyük şanstı doğrusu. "Seni buraya ne getirdi?" diye soran adam Daeso'ya bakınca yüzünü hafif asarak "Yoksa oğlun mu hastalandı?" dedi. MinJi önce ne olduğunu anlamasa da sonradan elini alnına koyarak "Hayır... Oğlum çok iyi sadece babasını görmeye geldik!" deyince küçük çocuk şaşkınlıkla ağzını açıp genç kadına bakmıştı. MinJi onun ağzı açık bir şekilde kendisine baktığını görünce elini başına koyarak okşamaya başlamış bir yandan da çocuğa dişlerinin arasından "Dimi hayatım. Baban bizi bekliyor hadi gidelim!" derken Daeso ona hala şaşkınlıkla bakıyordu. MinJi ne yapacağını şaşırmıştı. Ama adamın "Beni kocanla tanıştırmayacak mısın?" sözleri ile yerine çakılı kalmıştı. Kalbi deli gibi atıyordu. İçinden "Kızım MinJi daha iyi bir yalan atamadın mı?" diye kendi kendine kızarken Daeso'nun onu çekerek "Babam geliyor!" sözleri karşısında kanının çekildiğini hissetmişti. Sanki tüm dünyada ki sesler yok olmuş ve sadece MinJi'nin kalbinin sesi duyuluyordu. ************** Bakalım bizim çatlak ne yapacak. Nasıl kurtulacak :)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE