bc

AĞANIN TUTKUSU

book_age18+
476
TAKİP ET
3.3K
OKU
dark
family
HE
opposites attract
heir/heiress
drama
lies
secrets
friends with benefits
substitute
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

O gece, dağların eteğindeki eski taş konakta, silahların gölgesinde bir nikâh kıyıldı.

Dicle “Evet” demedi.

Ama “Hayır” demesine de izin verilmedi.

Fırat, intikamını almıştı.

Boztaş’ın kızı artık Şanverdi’nin esiri, zorla karısıydı.

O anda Dicle’nin gözlerinde korku vardı.

Fırat’ın gözlerindeyse sadece nefret.

Ama ikisi de bilmiyordu:

Nefret, bazen aşkın en karanlık adıdır.

*

Kurşunlar yağdı, duvarlar titredi, gece mermi izleriyle aydınlandı.

İki ateş arasında, kilitli bir odada yatağın altına sığınmış titreyen kız,

Dicle,

ilk kez o gece anladı:

Bu topraklarda aşk da nefret de aynı kurşunla çıkardı namludan.

Ve o kurşun, bir gün kalbine saplanacaktı.

Fırat bunu henüz bilmiyordu.

Dicle de bilmiyordu.

Ama kader, çoktan kararını vermişti.

Şimdi Urfa yanıyor.

Kurşunlar gökyüzünü deliyor,

töre kan istiyor,

ve iki kalp, birbirini yok etmek üzere çarpıyor.

Ve bu ateş,

ya ikisini de küle çevirecek

ya da hiç sönmeyecek.

KAPAK TASARIMI + RESMİ, CADININ ESKİ SÜPÜRGESİNE AİTTİR. TELİF HAKLARI ONDADIR. ALINMASI DURUMUNDA YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
BÖLÜM 1: KAN BORCU
Şanlıurfa’nın kavurucu sıcağı, toprağın çatlaklarından sızan öfkeyle birleşmişti o gün. Gökyüzü uçsuz bucaksız bir maviydi ama aşağıda, Boztaş ve Şanverdi aşiretlerinin sınırlarını çizen o lanetli tarlada, renkler sadece kırmızıya ve siyaha çalıyordu. Fırat, amcasının oğlu Baran’ın cansız bedenine bakarken, ciğerlerine dolan tozun tadı demir gibiydi; kan tadıydı bu. Baran, toprağın üzerine gelişigüzel savrulmuş, göğsündeki delikten sızan hayat, susuz toprağı kana doyurmuştu. Devran’ın silahından çıkan o tek kurşun, sadece bir bedeni değil, asırlık bir sükuneti de delip geçmişti. Fırat’ın gözleri, cesedin başındaki kalabalığın ötesine, ufka dikildi. Orada ne bir pişmanlık ne de bir merhamet aradı. İçinde büyüyen boşluk, ancak daha büyük bir felaketle doldurulabilirdi. Töre denilen o görünmez, amansız yasa, kulağına tek bir emir fısıldıyordu: Kanı yerde koyma. Ancak Fırat, sadece can almakla yetinmeyecekti; o, Boztaş aşiretinin onurunu, tıpkı Baran’ın göğsü gibi delip geçecekti. *** Gece çöktüğünde Urfa’nın taş sokaklarına ölüm sessizliği hakimdi. Fırat, yanındaki adamlarıyla birlikte karanlığı bir bıçak gibi yararak ilerledi. Hedef belliydi: Dicle. Olan bitenden, abisi Devran’ın işlediği cinayetten, dökülen kandan habersiz olan Dicle. O, bu kan davasının en masum ama en ağır bedeli ödeyecek kurbanıydı. Dicle’nin dünyası, evinin kapısının büyük bir gürültüyle kırılmasıyla başına yıkıldı. Uyku sersemi gözlerini açtığında karşısında gördüğü şey kâbus değil, Fırat’ın öfkeden kararmış suratıydı. Ne olduğunu anlamasına fırsat verilmeden, kolundan tutulduğu gibi sürüklenerek dışarı çıkarıldı. Ayakları yere değmiyor, çığlıkları boğazında düğümleniyordu. Arabanın arka koltuğuna fırlatıldığında, genzini yakan benzin kokusu ve Fırat’ın ağır nefesi, hayatının geri kalanının nasıl geçeceğinin habercisiydi. "Bana dokunma! Abim seni öldürür!" diye bağırdı Dicle, sesi titreyerek. Fırat dikiz aynasından ona baktı. Gözlerinde ne şehvet ne de sevgi vardı; sadece buz gibi bir nefret parlıyordu. "Abin çoktan öldürdü," dedi, sesi mezar taşı kadar soğuktu. "Ama kimi öldürdüğünü, kimin hayatını bitirdiğini daha yeni öğrenecek." Yolculuk, Fırat’ın ailesine ait, şehirden uzakta, dağların eteğine gizlenmiş o eski taş eve kadar sürdü. Evin avlusunda, gecenin bu saatinde uyandırılmış, korku dolu gözlerle etrafı süzen bir hoca bekliyordu. Fırat, Dicle’yi arabadan indirdiğinde kızın direnci kırılmış, yerini saf bir dehşete bırakmıştı. Üzerindeki gecelikle, etrafını saran silahlı adamların arasında bir av gibi titriyordu. "Nikahı kıy," dedi Fırat, hocaya dönerek. Sesi bir ricadan çok, reddedilmesi imkânsız bir emirdi. Hoca tereddüt etti, Dicle’nin yaşlı gözlerine, perişan haline baktı. Ama Fırat’ın belindeki silaha kayan bakışları, vicdanını susturmaya yetti. Dualar mırıldanılmaya başlandığında, Dicle’nin hıçkırıkları gecenin sessizliğini yırtıyordu. "Kabul etmiyorum," diye fısıldadı, sesi çıkmıyordu artık. "İstemiyorum." Fırat, onun çenesini sertçe kavrayıp yüzünü kendine çevirdi. "Senin ne istediğinin bir önemi yok," dedi dişlerinin arasından. "Sen artık benimsin. Baran’ın kanına karşılık, senin hayatın. Bu topraklarda bir kan aktığında herkes susarsa adalet böyle işler."

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

30 Days to Freedom: Abandoned Luna is Secret Shadow King

read
317.9K
bc

Too Late for Regret

read
352.5K
bc

Just One Kiss, before divorcing me

read
1.8M
bc

Alpha's Regret: the Luna is Secret Heiress!

read
1.3M
bc

The Warrior's Broken Mate

read
149.6K
bc

The Lost Pack

read
464.1K
bc

Revenge, served in a black dress

read
157.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook