Devran, Fırat’ın demir gibi parmakları arasında nefes almaya çalışıyordu. Boztaşların adamları hamle yapacak gibi oldu ama Hamit ve adamları namluları onların kafasına dayadı. "Kıpırdayanı delik deşik ederim!" diye bağırdı Hamit. Fırat, yüzünü Devran’ın morarmaya başlayan yüzüne yaklaştırdı. "O pencerelere demir vurduruyorum, evet," dedi hırıldayarak. "Niye biliyor musun? Sizin gibi akbabalar o pencereye bakmaya cüret etmesin diye. Dicle artık Boztaş kızı değil. O artık Şanverdi’nin malı. Sen nesin? Sadece dayısısın. O da ben izin verirsem." Devran hırıltılı bir sesle konuştu. "O... O benim canım..." "Onun canı benim!" Fırat, Devran’ı ağaca sertçe bir daha vurdu. "Şimdi beni iyi dinle. Eğer bir daha kapıma böyle gelirsen... Eğer bir daha karımın adını o pis ağzına alırsan... Yemin ols

