Rüzgar, kolyeyi boynuma takarken, parmaklarının nazik dokunuşunu hissettim. O an, zamanın yavaşladığını düşündüm. Kolyenin soğuk metalinin cildime değmesi, beni gerçekliğe çekti; ama aynı zamanda içimi ısıtan bir his de yaydı. Taşın etrafındaki ince altın çerçeve, ona hem bir zarafet katıyor hem de kolyenin değerini artırıyordu. Duvardaki loş ışıkta parıldarken, sanki içindeki tüm duyguları açığa çıkarıyordu; sevgi, hüzün, umut... hepsi bir arada. "Bu kolye senin artık. Aynısı bende de var," dedi, sesi keskin ve belirgindi. Her kelime, bir yük taşıyor gibiydi; içinde bir anlam, bir vaat barındırıyordu. "Herhangi bir yardıma ihtiyacın olursa bu düğmeye basman yeterli. Anında yanında olurum." Bu sözler, aklımda bir dizi soru işareti bıraktı. Neden böyle bir şey yapıyordu? Korunmalı olduğu

