Yapayalnız kalmıştım bu bilmediğim dünyada. Etrafımda tanıdık sesler, aşina yüzler yoktu; yalnızca tanımadığım bir diyarda, kaybolmuş bir ruh gibi duruyordum. İçimdeki boşluk, sanki etrafımı kuşatan o soğuk hava ile birleşerek daha da derinleşiyordu. Gözlerim, her anı sorgulayan bir çaresizlikle doluydu. Babamla ilk defa yüz yüze gelmiştim. Onunla aramızda bir mesafe vardı; fiziksel değil, duygusal bir uçurum. İlk defa onun yüzünü görmüştüm, ama o yüz, sanki yıllardır tanıdığım bir yabancı gibiydi. Gözlerindeki derinlikte kaybolmak isterken, aslında kendimle yüzleşmek zorunda olduğumu fark ettim. İçimde binlerce yara vardı; her biri farklı bir geçmişin, unutulmuş bir acının izlerini taşıyordu. O yaraların kabuk bağladığını sanırken, aslında hiç de öyle olmadığını anlamıştım. Her an, her d

