Bedenimdeki yaraları yavaş yavaş sarmaya başlamıştım. Her bir yara, savaşın izlerini taşıyan acı bir hatıra gibiydi; derim üzerindeki kabuklar, iyileşen yaraların kanıtıydı. Üç gün geçmişti savaşın sona ermesinin üzerinden, ama hala ruhumun derinliklerinde bir huzursuzluk vardı. Belki de bu huzursuzluk, savaşın getirdiği kayıpların ve acıların izlerinden kaynaklanıyordu. Babam ile aramdaki ilişki, bu zor günlerde bir nebze olsun iyileşmişti. Yavaş yavaş, birbirimizi anlamaya başladığımızı hissediyordum. Onun gözlerindeki hüzün ve kaygı, benimkilerle örtüşüyordu. Ama yine de, bir şeyler eksikti; belki de yaşadığımız travmanın tam olarak üstesinden gelememiştik. Dün, ablamı gördüm. Büyük bir savaştan dönmüştü ve onu gördüğümde içimde bir sevinç dalgası yükseldi. Ama bu sevinç, içimde gar

