TILSIM IN DÜŞÜNCE GÖZÜNDEN

2554 Kelimeler
Gözlerim Koray 'a kaydığında ,Vira'nın son cümlesine vereceği tepkiyi merakla bekliyordum.Nasıl bir durum yaşadığımızı,dışarıdan nasıl göründüğümüze farklı bir insandan duymaya ihtiyacım vardı.Aslında daha fazlasına ve hemen ihtiyacım vardı ama şuan en azından deyip kendimi rahatlatabileceğim bir konumdaydım. Koray 'ı tanımıyorduk ama tahminimce tek bir tepki verebilirdi.Bizim ona sebebini bilmediği bir oyun oynadığımızı düşünecekti.Belki de kafayı yemiş olduğumuzu bile düşündüğünü dile getirebilirdi.Haklı mıydı aslında evet.Çünkü yaşadıklarımızın mantıklı bir açıklaması yoktu,imkansızdı.Vira'yı uyandırmadan bana bunları anlatmadan önce bende aynısını düşünüyordum .Hala içimde bir yerlerde bunu doğrulamayı isteyen bir fikir barınıyordu.Ama inanmak zorundaydım,bu o düşüncenin elini kolunu bağlamaya yetiyordu.Kendi beynimin içindekileri incelemeyi bırakıp gözlerim onun vücudunda yola çıktığında ;ne kadar inkar etmeye hazırlanıyor olsa da gergin bir beden beni karşıladı. Dağınık saçlarının arasındaki dökülmeye hazır terler ,adem elmasından netçe gördüğüm tedirgin yutkunuşu bana bunu düşündürmüştü.Az önceki bize alayla takılan Koray yerini masum,çaresiz bir çocuğa bırakmıştı.Ama yine de kendinden izler taşımayı ihmal etmemiş yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirmişti.Sözlerini bizle buluşturmadan önce elini alnına götürdü ve rahatlatmak istercesine hafif hareketlerle onu okşadı. Yüzünü ve gövdesini bizden kaçırmak istedi ve sırtını döndü.Bu boşluktan faydalanıp Vira'ya döndüğümde benim aksime gayet sakin bir tavır takındığını gördüm .Belki de öyle kalması gerektiğine inanıyordu.O sakin kalmasa hepimiz delirmeye hazır gibiydik.Asında bu yaşadıklarımız ,birbirimizi inandırmaya çalıştığımız gerçeklikle çok ta akıllı görünmediğimize emindim .Bu şey gibiydi ; şey , masal gibi ... Bakışlarım tekrar Koray 'la buluştuğunda bize doğru hareketlenmesi dikkatimi çektiğinden gözlerim ona ulaşmıştı . Hala gergin ve bir o kadar karmaşada gözleri ne yapacağına kararsız etrafı tararken , içinde daha fazla tutamadığı merakını tutup bize fırlatmıştı . Düşündüğümün aksine ; -Nesiniz diye söze başladı.Ölüm melekleri mi?Çünkü bana ne kadar mantıksız gelse de beni nasıl buraya getirebildiğinizi bir türlü aklım almıyor diye ekledi. Etraftaki nesnelere baktığında birini alıp bize fırlatacak diye irkilmiştim .Haklıydı onu buraya biz getirmemiştik.Bir bağ,bir güç,bizi bir araya getirmeye çalışıyor ve bunu başarıyordu. Üçümüz de ölmüştük. Yaşadığımız dünyadan silinip farklı bir dünyaya doğmuştuk. Kalbim atmazken ayakta durabilmek nasıl bir duygu vermeliydi buna karar veremiyordum . Ama beyinlerimiz her insan gibi bu düşünceyi kanıtlamak istercesine bize yalvarıyordu .O da öldükten sonra başka bir dünyada yaşamaya devam edeceğimizdi.Demekki böyle bir yermiş diye düşündüm , ne de olsa bunun nasıl mekan olduğunu kimseden dinleyememiştik . Buna inanabilirdik , bu fikir zararsızdı En azından şimdilik ... Ben beynimle başbaşa kaldığım bazı zamanlarda elbette bunu da düşünüyordum .Çünkü bu gerçeklik insan yaşamıyla beraber devam ediyordu.Hatta bazen en sevdiklerimiz bile ölüyordu. Öldükten sonra nasıl bir dünyanın bizi ağırlayacağını kurguladığımda hiç böyle bir dünya düşünmemiştim.Çünkü burası nefes aldığımız dünyaya çok benziyordu .Sonsuza dek var olacağımız dünya elbette bu kaldığımız misafir dünyadan daha farklı olmalıydı. Zaten öldüğümü bana bildiren ve inanmamı bekleyen şimdiye kadar hiç görmediğim bir kızdı .Soğukkanlı tavırları kendinden emin lafları , ve hiçbir şey hatırlamıyor oluşum beni buna mecbur etmişti .Onun yanına geldiğimde uyuyordu , nasıl geldiğimi hatırlayamamıştım.Bir oyunun içinde gibiydik , bazı filmlerde yapıldığı gibi bize ilaç verip uyutup buraya getirdiklerini bile düşünmüştüm .Bu bir saçmalıktı doğruydu , ama kızın bana söylediği düşüncede çok mantıklı sayılmazdı . Uyandığımda normal bir insan gibi gece uyuyakaldığım ormanda olduğumu düşünmüştüm.Başka bir açıklaması olamazdı , olmamalıydı ; yanımda onu görene kadar ... Kafamda varlığını gözümün içine sokan bir sürü soru işareti doğmuştu.Onların hızına yetişemediğim gibi , kendimden şüphe etmememe de ramak kalmıştı .Etrafa göz gezdirdiğimde gecenin karanlık soğuk ormanını koyduğum yerde bulamamıştım.Vira'nın anlattıkları eğer beni ikna etmeye yetmeseydi ,şuan ne halde olduğumu düşünmek bile istemiyordum .Yine güvendiğim oydu.Vira , Koray ı da bu çıkmazın içinden kurtaracaktı. -Sana her şeyi anlatacağım diye söze girdi kurtarıcımız .Zor olacağını kendisi de biliyordu bana anlatırken de çok yorulmuştu . Biraz bekledikten sonra devam etmişti "Yani en azından benim yaşadıklarımı.Sakin olup beni yargılamasan çok yardımın dokunacak" Vira bunu tek ama derin bir nefeste söylemişti.Koraydan cevabını beklerken alacağı en derin nefesini de ayarlamaya çalışıyordu. Koray mecburiyetin başına dayadığı tetikteki soruyu,kendine en az zarar verecek şekilde uzaklaştırmıştı.Ağzından bir laf bile çıkmasına izin vermeyerek başını sallanmakla yetindi.Başının üstünde varlığını kanıtlayamadığımız beyaz bayrak taşıyor gibiydi. Koray gibi bende Vira yı dinlemeyi merakla bekliyordum.Evet bana daha önce anlatmıştı ama belki;bir kelime daha fazla söyleyebilir beni daha çok aydınlatabilir diye umut ettim .Karanlık sessizliğimize bir tek Vira ışık tutabilirdi,bizde bunun farkındaydık. -Ne zaman öldüğümü hatırlayamıyorum diye söze başladı."Ama öldüğümü biliyorum"Sesi net çıkmıştı."Zorluklarla yaşamaya çalıştığım hayatımda,bir gün en derin uykumdan en uzun rüyama uyandım.Sürekli aynı rüyayı görüyordum ,fakat her seferinde hiçbir şey hatırlamadan başa dönüyordum . Gün geldi,gerçek anlamda uyandım.Size yemin edebilirim ki seçeneğim olsa bu rüyadan sonsuza dek uyanmak istemezdim .Çünkü insanlar ihtiyaç duyduğu sevgiyle yaşayabiliyordu.Benden gideceklerini bilsem bile onlarla yeniden buluşacağıma emin olmak beni huzurlu kılmaya yetiyordu . Ben anne ve babamı vedalaşamadan kaybetmiştim.Zaten öleceğimiz günü bilsek bile veda edemediğimizde şikayetçi olacağımıza eminim.Bu koca dünyada beni bir başıma bırakmışlardı.Küçüktüm , korkuyordum.Kaybolacağımı biliyordum , öyle de olmuştu .Onların yokluğuna bir türlü alışamazken öleceğim günü sabırsızlıkla bekliyordum . Sonra o geldi.Barın...Ölmek istemediğimi düşündüren tek sebep.Kalbimin kırık dökük binasını o yeniden inşa etti.Toprağımın muhtaç duyduğu sevgi yağmurunu o yağdırdı .Çiçeklerim yeniden filizlenmeye başlamıştı.Gecenin kavuştuğu her sabah yeniden güneş gibi doğuyor çiçeklerimi büyütüyordu.Çiçeklerim ağaç ağaçlarım orman oldu.İhtiyaç duyduğum oksijenim o olmuştu.Yaşayan bir ölü gibi görünen bedenime ,yaşamaya can atan ruhumla hayat vermişti.Sardığı kolları ,beni de dünyamı da korumaya yetiyordu.Gözlerim karanlığın siyahına alışmışken,gökkuşağını bana öğreten o oldu.Anne ve babama ihanet etmemiştim ; onlara sevgim sonsuzdu.Ama Barın a duyduğum sevgi bana sonsuzluğu vermişti. Vira gözyaşlarını tutamazken bizde ona kendini toparlaması için zaman tanımıştık.Koray ın yumuşamaya başlayan yüzüne baktığımda ,bakışları radarıma yakalandığında gözlerini kaçırdı ve konuşmaya devam etmesi için komut verdi . -Peki sonra ne oldu ?diye fısıldadı.Sesi merhametli çıkmıştı.Sanki onu zorlamak istemiyor ama öğrenmek zorunda hissediyor gibiydi; onun bu hali beni şaşırtmıştı.Çünkü insanları dıştan görüp ona göre yorumlayabiliyorduk.Yanıldığımı anladığımda bir şey daha fark etmiştim .Sanırım biz Koray'ın iç dünyasına girebilmeyi birazda olsa başarıyorduk. Vira gözlerini kısa bir süre Koray'da buluşturduktan sonra tekrar eski yerinde buluşturdu.Gözleri yerde konuşmaya devam etti. -Yeni bir dünya kurmaya karar vermiştik.Hayatım zaten çok güzel gidiyordu.Ama o sınırları zorlamış bana daha iyisini yaşatabilmek için bir adım atmıştı.Onun eviyle vedalaştığım gün yeni eviyle tanışacağımı bildiğim için içimde hüzün yoktu.Çünkü onunla dünyanın en kötü yerine bile gitsem,en güzel hayatı yaşayacaktık; biliyordum.O çalan kapıyı açmasaydım eğer... Gözyaşları daha kurumamışken hıçkırıkları kendini özgür bırakmıştı.Koray da bende devamının dinlemenin,sonu kötü biten bir filmi izliyor gibi hissettireceğini biliyorduk.Koray'ın kızaran gözlerini gördüğümde içinde kopmaya hazır bir fırtına tutmaya çalıştığını ama zorlandığını gördüm.Çatallı çıkacağını düşündüğüm sesi kendi içimde düzelttim ve zorlansam da: -Sonra?diyebildim.Bu tek kelimeyi söylerken bu kadar zorlanacağımı hayatımın hiçbir anında düşünmemiştim .Çünkü ben bu kelimeyi her kullandığımda , gelecek cevabı merakla beklerken genelde heyecanlı olurdum ; iyi bir olayın devamı gibiydi.Sanırım artık sözlüğümün tozunu almanın zamanı gelmişti. -Hayatım boyunca inandığım en büyük kötülüğe , hizmet eden insan,işleyeceği en büyük günah için gelmişti.Daha kapıyı açar açmaz onun burun deliklerinden fışkıran havadan bunu anlamıştım.Bize gönderdiği boş bakışlarına taşmaya hazır doluluktaki silahı eşlik etmişti.Biz gerçekten kötü bir iş yapmamıştık; gerçekten ... Bu cümleyi kurarken sesi güçsüz ve onay bekler çıkmıştı.Ölürken bile kötü bir şey yapmadan öldüğüne dair bizi inandırmak istiyordu. Artık sonunu tahmin edebiliyorduk.O yüzden ne Koray ne de ben ağzımızı açmadık.Ama Vira yı dinlemekten de vazgeçmedik. -Silahını bana doğrulttuğunda,o gün öleceğimden garip bir şekilde emin olmuştum.Çünkü yaşantım fazlasıyla iyi gitmişti,ve artık kötü bir şeyle karşılaşmamın zamanı gelmişti; ve ben en kötüsüyle karşı karşıyaydım.Ölmeden önce yapılacaklar listem yoktu.Ki zaten bunları o saniyeden bile kısa zamanda yapamazdım.Ama öldükten sonra arkamda bırakacağım bir insan vardı.O da bunun farkında son anımda sadece gözlerime bakmayı seçiyordu ; tıpkı benim gibi. Vücuduma giren küçücük kurşun devasa büyüklükteki bedenimin kibirini yerle bir etmişti.Sonsuz uzun yolcuğundaki kanım ,kurşunun açtığı delikten çıkmak için çok hızlı davranıyordu.Ruhum bedenimi terk ederken nereye gideceğine henüz karar verememişti.Yine de öleceğimi kabullenmemeye çalışıyordum .Olmuyordu işte , hissediyordum .Onun gözlerinde kaybolmayı seçerken gözlerimi kapadığımda sessiz bir karanlık beni karşıladı . Sessizlik uzun denebilecek bir süredir hüküm sürerken Vira 'nın yanına oturan Koray'ın karşı koltuğunda da ben yer almıştım.İşte bende tam bu kısımda kalmıştım.Peki sonrasında Vira'ya ne olmuştu , bunu bilmiyordum .Bunu şuan anlatması için içimden defalarca yalvarırken ağzımdan tek bir kelime bile çıkmasına izin vermedim. -Bunu kaç kez yaşadın ,diye soran Koray'a konuyu açacak olmasının verdiği minnettarlıkla umutla baktım. Vira gözyaşlarının kabuğuna geri çekilmesi için ikna etmeye çalışırken , yöneltilen soru karşısında bunu ertelemeye karar vermişti . -Zaman akmaya devam ederken ,bende sürekli böyle yaşıyordum.İlk zamanlar ne olduğuna anlam veremezken,sonradan yaşadıklarımı farkına vardım .Ama ne yaptıysam ne zamanı ne mekanı ne de olayı değiştiremedim. -Peki sonra ,buraya nasıl geldin ya da biz buraya nasıl geldik? Asıl merak edilen soru buydu.Biz neden buradaydık?Neden bizdik? -Son yaşadığım zamanın girdabındaydım .Tabi son olduğunu bilmiyordum.Bittiğini farkına vardığım için böyle söylüyorum.Zaman girdabımdan çıkmış,ne kadar uğraşşam da geri dönememiştim.Uzun bir süre bilinmezlikte sürüklendim; boşluktagibiydi.Bedenimin altındaki hava beni ürkütmeye yetiyorken , oradan oraya sürüklemekten de çekinmiyordu. Nerede olduğumu da bilmiyordum ; ama hiç uyumuyordum .Bir gün geldi her şey değişti. Farkında olmadan gözlerimi tekrar kapamıştım.Rüyamda tahminimce bu ormanın içerisindeydim ; günlerce ne aradığımı bilmeden gezdim dolaştım.Sürekli aynı ağaçları görüyor gibiydim.Yani dönüp dolaşıp aynı yere geliyormuşum gibi hissediyordum. Sonra bir anda yerde çalılıkların arasında parlayan bir cisim gördüm.Uzaktan küçük bir ışıltı gözüme yapışırken , iyice yaklaşmaya başladım .Ne olduğunu bilmesem de benim için umut sayılırdı .Ona yaklaştığımda birbirine takılı dört halka gördüm. Birbiriyle uyumlu bir şekilde bağlı olduğu halde arada tamamlanması gereken bir boşluk var gibiydi.Neler olduğunu çözmeye çalışırken çok zorlandım , kafamdaki düşüncelerin kuyruğunu birbirine bağlayamadım . Halkaları sökmeye çalıştım,birbirinden ayırmaya çalıştım ama olmadı.Durup öylece onu izlerken biraz zaman sonra boynumda bir ısı hissettiğimde , elim ona gitti. Kolyeme... Normalde böyle bir kolyeye sahip miydim hatırlayamıyorum.Ama bu bir işaret olmalıydı buna inanmaya çalışıyordum .Gördüğünüz gibi ismim yazıyor . Kolyeyi elime alıp incelemek istedim ve boynumdan çıkardım.O an garip bir şey oldu.Ve ismimin altında bu halka belirdi.Yani ben orada sonradan var olduğunu düşünüyorum . Elimde yarım gibi gözüken bir halka ve boynuma sığınan bir kolyenin ucunda yeni bir halka vardı .Aklıma gelen ilk hamleyi uyguladım ; ve zincirin arasındaki boşluğu doldurabilmek için halkamı kullandım.Gerçekten de tam uyumlu gibiydi. Halka kolyeye uymuştu ama şimdi ne olacaktı bunu bilmiyordum .Çaresizce beklemeye devam ederken daha sonra beliren devasa bir ışık görüş alanımı kapattı.Gözlerimi korumak istercesine onu elimle engelledim.Işık etkisini azaltmaya başladığında yavaşça ellerimi indirdim . Bakışlarım ışığa döndüğünde zincirin artık elimde olmadığını fark ettim.Ama kolyem eski yerindeydi.Ve güçlükle çıkardığım son halka da boynumda yerini almıştı. Gözlerim hala ışıktayken içinde bir şey ler beliriyor gibiydi .Gözlerimi kısıp onların ne olduğunu anlamaya çalışırken henüz yanıt bulamamıştım .Işığın etkisi tamamen geçtiğinde seçemediğim nesnelerin dört kişi gördüm.İki kız ve iki erkekti. Yüzlerini göremiyordum adeta bir maske görevi gören gölgeler yansıtılmış gibiydi .Ama boyunlardaki kolyeler ve tabiki halkalar dikkatimi çekmişti.Onlara yaklaştım ve kolyelerini tuttuklarını gördüm.Yanlarına vardığımda zincirin eski halini aldığını fark ettim .Ben de onlarla birlikte bir uykuya daldım ve eski dünyamızda onlarla beraber uyandım.Biliyorum size imkansız gelecek ama sizinle beraber ve tabiki diğer iki halkayla ,bu dünyadan çıkıp eski yaşantımıza dönebileceğimizi düşünüyorum. Söylediği her bir cümleyi ağzımız açık dinlerken kafam iyice birbirine girmiştim .Bir kuyuya düşmüştüm ve içinde bulunan bataklık beni içine çekerken kuyunun kapağı da yavaş yavaş kapanıyordu . Anlatacaklarının bittiğine emin olduğumda ona önce bakışlarımı sonra sorularımı yönelttim. -Son iki halka ne zaman gelecek peki?Ya da onlar gelmeden buradan çıkamaz mıyız ?diye sordum.Bu olaylar yeterince fazlaydı ve nasıl altından kalkabileceğimizi hiç bilmiyordum . Ya dediği halkalar sonsuza dek bize ulaşamasa ne olacaktı ? Ya da onlar geldiği halde ne yapacağımızı bir türlü bulamazsak ne olacaktı ? -Elbette deneyeceğiz dedi.Ama gördüklerim gerçeğe çok yakındı.Onlar olmadan işe yarayacağını sanmıyorum. "Neyin içine düşmüştük biz böyle !" Benim boş bakışlarım bir işe yaramazken Koray'ın tepkisini de deli gibi merak ediyordum . Kafamın içinde susturamadığım düşünceler onun da kulağına değmiş gibi yaptı . Söze katılan Koray olmuştu. -Bu zincir miş halkaymış tamam da .Neden biz peki?Bizim ne özelliğimiz olabilir ki sence?diye yöneltti. Bunu sadece Vira ya değil bana da soruyordu fakat cevaplayan yine ben olmamıştım. -Benim fikrimi sorarsan diye atıldı Vira .Ben zamanda sıkışıp kalmıştım ; nedenini bilmiyorum ama böyleydi. Belirli anıları sürekli yaşıyordum , seçilmiş anılar mı yoksa bu yaşadıklarımın bütün hayatım mıydı karar veremiyorum .Ama bir gün sizde bana katıldığınıza göre büyük ihtimal sizinde böyle olduğunu düşünüyorum . Belki de ruhlarımız bedenini terk etti ama anılarını terk edemedi , diyerek can alıcı konuşmasını tamamladı. Koray dinlediklerine şaşırmış izlenimi verse de kafasındaki soru bambaşkaydı . -Tamam belki sizi bilemem ama benim ruhumun terk edemeyeceği anı olduğunu düşünmüyorum , diye konuştu Koray."Düz yaşayan adamın biriydim ; düz de ölmüşümdür.Hem iyi insanlarız onun mükafatı desek onda da ben sizi bozuyorum .Belki de bu şans bir hırsıza verilmeden önce önüme geçen milyonlarca insan vardır" dedi . Haklı olduğuna emin gibiydi. -Belki de diye söze atılmaktan kendimi alıkoyamadım.Hayatın boyunca yaptığın en büyük iyilik ölmek olmuştur.Tabi senin için değil insanlık için . Bulunduğumuz gergin durum Koray istemese de biraz tebessümle dolmuştu. Tabiki Koray istemediği için benle uğraşmayı unutmamıştı : -Benim için ölüp biten kızlar varken ben onlar için öleyim bir kez de değil mi filozof hanım derken göz kırpmayı da unutmadı. Koray ın bu tavrı Vira yı da beni de gülümsetmişti.Eğer tahmin edemediğimiz bir süre -sonsuza kadar olabileceğinden korkuyorum ama sanırım öyle-Koray ile berabersek onun bu haline katlanmak zorundaydık. Bu kadar la da kalmadı ve ekledi. -Şimdi bir kız bir erkek daha kaldı dedin.Kesin gelecek olan kız da benim için ölüp bitenlerdendir dedi. Kısa bir gülüşmeden sonraki sessizlik üçümüzün de aklından onların geçtiği yönündeydi.Sessizliği bozanın kim olduğunu beklerken bunu yapacak fırsatım olmamıştı.Koray yine boşluğumuzu doldurmuştu. -Peki gelecek olan iki kişiyi gördün mü?Ya da bizi görmüşmüydün? Vira az önceden arta kalan gülümsemesine sığınarak kısa bir bakıştan sonra cevaplamıştı . -Tanıştığımızdan beri ilk kez mantıklı bir soru sordun diye yanıtladı Vira.Onun da beynini biraz rahatlatmaya ihtiyacı vardı çünkü. "Soruna gelecek olursam hayır tanımıyorum ama şunu hatırlıyorum ki onlar da geldiğinde sadece benim hayatıma değil hepimizin hayatına gidebileceğiz ; geçmişine yani." Vira'nın bu cümlesi içimi ürpertmişti.Kendi geçmişimden bile kaçan ben bunu defalarca yaşamak zorunda kalacaktım.Hemde yanımda buna şahit olacak dört tanımadığım insan olacaktı.Kendimi yine çaresizliğin gergin kollarına bırakırken Koray'ın kafası daha başka yerlerde gibiydi . Ben bundan kaçmak isterken sanırım o daha farklı düşünüyorum .Bunu kurduğu cümleden anlamıştım . -Bunu gerçekten yapabilir miyiz ? -Sanırım evet dedi Vira."Öyle düşünüyorum." Koray bilmiş bir şekilde başını sallarken heyecanla konuşmaya devam etmişti . -Vay be diye söze girdi Koray."Belki annemler beni o iğrenç yere niye bırakmışlar onu bile öğrenebilirim" dedi. Şaşırmıştık kesindi. Ama daha kesin olanı bundan sonra daha çok şaşıracak olmamızdı.Yanlış olduğunu bilsem de bunu öğrenmek için adım attım . -Nereye , diye çekinerek sordum . İlk baştaki sessizliğini umursamaz sözlerle bozmuştu. -Yetimhaneye tabiki de,dediğinde daha da umursamaz görünmek istercesine omzunu silkmişti.Ama içi burkulmuştu belliydi.Alçak çıkan ses tonu bunu gösteriyordu.Üstelik akmak üzere olan gözyaşlarını bizden saklamak istemiş,arkasına dönmüştü. Onu biraz rahatlatmak istercesine söze atıldım: -Belki de ben de tanımadığım babamı tanıyabilir ,son zamanlarda artık tanıyamadığım annemle yeniden tanışabilirim.Benimde sesim buruk çıkmıştı.Ama acı ve umut ortaktı madem paylaşılmayı hak ediyordu.Bu lafımdan sonra sıra Vira daydı ; ve o da öyle yaptı. -Belki bende,biraz duraksamıştı."Öleceğini bildiğim anne ve babamı daha çok beynime kazır , ve her anımda yanımda olacağını düşündüğüm adamla daha fazla hayal kurmam" dedi ve yutkundu. Hepimizin acısı ağır basmıştı.Kimsenin dahasıyla övüneceği bir yaşamı olmamıştı.Hüzünlü havayı dağıtmak istercesine yine bir soru , Vira'ya yöneltmiştim. -Peki ben neden öldüğümü hatırlamıyorum.Ya da senin bu anlattıklarını ben bilmiyorum ? Madem hepimiz birer halkayız bunları neden sen biliyorsun da biz bilmiyoruz ? Sorduğum sorular Koray'ın dikkatini çekmişti.Sanırım o da bana katılıyordu.Bakışlarını Vira'ya çevirdi ve vereceği cevabı beraber bekledik.Vira bugün defalarca çıkmazın içine girmişti ,ama sanırım onu , en çok son kurduğum cümle zorlamıştı.Bana baktı ve kaşlarını havaya kaldırdı . -Emin ol bende en çok bunu merak ediyorum dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE