Gözlerim Koray 'a kaydığında ,Vira'nın son cümlesine vereceği tepkiyi
merakla bekliyordum.Nasıl bir durum yaşadığımızı,dışarıdan nasıl
göründüğümüze farklı bir insandan duymaya ihtiyacım vardı.Aslında daha
fazlasına ve hemen ihtiyacım vardı ama şuan en azından deyip kendimi
rahatlatabileceğim bir konumdaydım.
Koray 'ı tanımıyorduk ama tahminimce tek bir tepki verebilirdi.Bizim ona
sebebini bilmediği bir oyun oynadığımızı düşünecekti.Belki de kafayı yemiş
olduğumuzu bile düşündüğünü dile getirebilirdi.Haklı mıydı aslında
evet.Çünkü yaşadıklarımızın mantıklı bir açıklaması yoktu,imkansızdı.Vira'yı
uyandırmadan bana bunları anlatmadan önce bende aynısını
düşünüyordum .Hala içimde bir yerlerde bunu doğrulamayı isteyen bir fikir
barınıyordu.Ama inanmak zorundaydım,bu o düşüncenin elini kolunu
bağlamaya yetiyordu.Kendi beynimin içindekileri incelemeyi bırakıp
gözlerim onun vücudunda yola çıktığında ;ne kadar inkar etmeye
hazırlanıyor olsa da gergin bir beden beni karşıladı.
Dağınık saçlarının arasındaki dökülmeye hazır terler ,adem elmasından netçe
gördüğüm tedirgin yutkunuşu bana bunu düşündürmüştü.Az önceki bize
alayla takılan Koray yerini masum,çaresiz bir çocuğa bırakmıştı.Ama yine de
kendinden izler taşımayı ihmal etmemiş yüzüne sahte bir gülümseme
yerleştirmişti.Sözlerini bizle buluşturmadan önce elini alnına götürdü ve
rahatlatmak istercesine hafif hareketlerle onu okşadı.
Yüzünü ve gövdesini bizden kaçırmak istedi ve sırtını döndü.Bu boşluktan
faydalanıp Vira'ya döndüğümde benim aksime gayet sakin bir tavır
takındığını gördüm .Belki de öyle kalması gerektiğine inanıyordu.O sakin
kalmasa hepimiz delirmeye hazır gibiydik.Asında bu
yaşadıklarımız ,birbirimizi inandırmaya çalıştığımız gerçeklikle çok ta akıllı
görünmediğimize emindim .Bu şey gibiydi ; şey , masal gibi ...
Bakışlarım tekrar Koray 'la buluştuğunda bize doğru
hareketlenmesi dikkatimi çektiğinden gözlerim ona ulaşmıştı .
Hala gergin ve bir o kadar karmaşada gözleri ne yapacağına kararsız etrafı
tararken , içinde daha fazla tutamadığı merakını tutup bize fırlatmıştı .
Düşündüğümün aksine ;
-Nesiniz diye söze başladı.Ölüm melekleri mi?Çünkü bana ne kadar mantıksız
gelse de beni nasıl buraya getirebildiğinizi bir türlü aklım almıyor diye ekledi.
Etraftaki nesnelere baktığında birini alıp bize fırlatacak diye
irkilmiştim .Haklıydı onu buraya biz getirmemiştik.Bir bağ,bir güç,bizi bir
araya getirmeye çalışıyor ve bunu başarıyordu.
Üçümüz de ölmüştük.
Yaşadığımız dünyadan silinip farklı bir dünyaya doğmuştuk.
Kalbim atmazken ayakta durabilmek nasıl bir duygu vermeliydi buna karar
veremiyordum .
Ama beyinlerimiz her insan gibi bu düşünceyi kanıtlamak istercesine bize
yalvarıyordu .O da öldükten sonra başka bir dünyada yaşamaya devam
edeceğimizdi.Demekki böyle bir yermiş diye düşündüm , ne de olsa bunun
nasıl mekan olduğunu kimseden dinleyememiştik .
Buna inanabilirdik , bu fikir zararsızdı
En azından şimdilik ...
Ben beynimle başbaşa kaldığım bazı zamanlarda elbette bunu da
düşünüyordum .Çünkü bu gerçeklik insan yaşamıyla beraber devam
ediyordu.Hatta bazen en sevdiklerimiz bile ölüyordu.
Öldükten sonra nasıl bir dünyanın bizi ağırlayacağını kurguladığımda hiç
böyle bir dünya düşünmemiştim.Çünkü burası nefes aldığımız dünyaya çok
benziyordu .Sonsuza dek var olacağımız dünya elbette bu kaldığımız misafir
dünyadan daha farklı olmalıydı.
Zaten öldüğümü bana bildiren ve inanmamı bekleyen şimdiye kadar hiç
görmediğim bir kızdı .Soğukkanlı tavırları kendinden emin lafları , ve hiçbir
şey hatırlamıyor oluşum beni buna mecbur etmişti .Onun yanına geldiğimde
uyuyordu , nasıl geldiğimi hatırlayamamıştım.Bir oyunun içinde gibiydik ,
bazı filmlerde yapıldığı gibi bize ilaç verip uyutup buraya getirdiklerini bile
düşünmüştüm .Bu bir saçmalıktı doğruydu , ama kızın bana söylediği
düşüncede çok mantıklı sayılmazdı .
Uyandığımda normal bir insan gibi gece uyuyakaldığım ormanda olduğumu
düşünmüştüm.Başka bir açıklaması olamazdı , olmamalıydı ; yanımda onu
görene kadar ...
Kafamda varlığını gözümün içine sokan bir sürü soru işareti
doğmuştu.Onların hızına yetişemediğim gibi , kendimden şüphe etmememe de
ramak kalmıştı .Etrafa göz gezdirdiğimde gecenin karanlık soğuk ormanını
koyduğum yerde bulamamıştım.Vira'nın anlattıkları eğer beni ikna etmeye
yetmeseydi ,şuan ne halde olduğumu düşünmek bile istemiyordum .Yine
güvendiğim oydu.Vira , Koray ı da bu çıkmazın içinden kurtaracaktı.
-Sana her şeyi anlatacağım diye söze girdi kurtarıcımız .Zor olacağını kendisi
de biliyordu bana anlatırken de çok yorulmuştu .
Biraz bekledikten sonra devam etmişti "Yani en azından benim
yaşadıklarımı.Sakin olup beni yargılamasan çok yardımın dokunacak"
Vira bunu tek ama derin bir nefeste söylemişti.Koraydan cevabını beklerken
alacağı en derin nefesini de ayarlamaya çalışıyordu.
Koray mecburiyetin başına dayadığı tetikteki soruyu,kendine en az zarar
verecek şekilde uzaklaştırmıştı.Ağzından bir laf bile çıkmasına izin
vermeyerek başını sallanmakla yetindi.Başının üstünde varlığını
kanıtlayamadığımız beyaz bayrak taşıyor gibiydi.
Koray gibi bende Vira yı dinlemeyi merakla bekliyordum.Evet bana daha
önce anlatmıştı ama belki;bir kelime daha fazla söyleyebilir beni daha çok
aydınlatabilir diye umut ettim .Karanlık sessizliğimize bir tek Vira ışık
tutabilirdi,bizde bunun farkındaydık.
-Ne zaman öldüğümü hatırlayamıyorum diye söze başladı."Ama öldüğümü
biliyorum"Sesi net çıkmıştı."Zorluklarla yaşamaya çalıştığım hayatımda,bir
gün en derin uykumdan en uzun rüyama uyandım.Sürekli aynı rüyayı
görüyordum ,fakat her seferinde hiçbir şey hatırlamadan başa dönüyordum .
Gün geldi,gerçek anlamda uyandım.Size yemin edebilirim ki seçeneğim olsa
bu rüyadan sonsuza dek uyanmak istemezdim .Çünkü insanlar ihtiyaç
duyduğu sevgiyle yaşayabiliyordu.Benden gideceklerini bilsem bile onlarla
yeniden buluşacağıma emin olmak beni huzurlu kılmaya yetiyordu .
Ben anne ve babamı vedalaşamadan kaybetmiştim.Zaten öleceğimiz günü
bilsek bile veda edemediğimizde şikayetçi olacağımıza eminim.Bu koca
dünyada beni bir başıma bırakmışlardı.Küçüktüm ,
korkuyordum.Kaybolacağımı biliyordum , öyle de olmuştu .Onların
yokluğuna bir türlü alışamazken öleceğim günü sabırsızlıkla bekliyordum .
Sonra o geldi.Barın...Ölmek istemediğimi düşündüren tek sebep.Kalbimin
kırık dökük binasını o yeniden inşa etti.Toprağımın muhtaç duyduğu sevgi
yağmurunu o yağdırdı .Çiçeklerim yeniden filizlenmeye başlamıştı.Gecenin
kavuştuğu her sabah yeniden güneş gibi doğuyor çiçeklerimi
büyütüyordu.Çiçeklerim ağaç ağaçlarım orman oldu.İhtiyaç duyduğum
oksijenim o olmuştu.Yaşayan bir ölü gibi görünen bedenime ,yaşamaya can
atan ruhumla hayat vermişti.Sardığı kolları ,beni de dünyamı da korumaya
yetiyordu.Gözlerim karanlığın siyahına alışmışken,gökkuşağını bana öğreten
o oldu.Anne ve babama ihanet etmemiştim ; onlara sevgim sonsuzdu.Ama
Barın a duyduğum sevgi bana sonsuzluğu vermişti.
Vira gözyaşlarını tutamazken bizde ona kendini toparlaması için zaman
tanımıştık.Koray ın yumuşamaya başlayan yüzüne baktığımda ,bakışları
radarıma yakalandığında gözlerini kaçırdı ve konuşmaya devam etmesi için
komut verdi .
-Peki sonra ne oldu ?diye fısıldadı.Sesi merhametli çıkmıştı.Sanki onu
zorlamak istemiyor ama öğrenmek zorunda hissediyor gibiydi; onun bu hali
beni şaşırtmıştı.Çünkü insanları dıştan görüp ona göre
yorumlayabiliyorduk.Yanıldığımı anladığımda bir şey daha fark
etmiştim .Sanırım biz Koray'ın iç dünyasına girebilmeyi birazda
olsa başarıyorduk.
Vira gözlerini kısa bir süre Koray'da buluşturduktan sonra tekrar eski
yerinde buluşturdu.Gözleri yerde konuşmaya devam etti.
-Yeni bir dünya kurmaya karar vermiştik.Hayatım zaten çok güzel
gidiyordu.Ama o sınırları zorlamış bana daha iyisini yaşatabilmek için bir
adım atmıştı.Onun eviyle vedalaştığım gün yeni eviyle tanışacağımı bildiğim
için içimde hüzün yoktu.Çünkü onunla dünyanın en kötü yerine bile gitsem,en
güzel hayatı yaşayacaktık; biliyordum.O çalan kapıyı açmasaydım eğer...
Gözyaşları daha kurumamışken hıçkırıkları kendini özgür bırakmıştı.Koray
da bende devamının dinlemenin,sonu kötü biten bir filmi izliyor gibi
hissettireceğini biliyorduk.Koray'ın kızaran gözlerini gördüğümde içinde
kopmaya hazır bir fırtına tutmaya çalıştığını ama zorlandığını gördüm.Çatallı
çıkacağını düşündüğüm sesi kendi içimde düzelttim ve zorlansam da:
-Sonra?diyebildim.Bu tek kelimeyi söylerken bu kadar
zorlanacağımı hayatımın hiçbir anında düşünmemiştim .Çünkü ben bu
kelimeyi her kullandığımda , gelecek cevabı merakla beklerken genelde
heyecanlı olurdum ; iyi bir olayın devamı gibiydi.Sanırım artık sözlüğümün
tozunu almanın zamanı gelmişti.
-Hayatım boyunca inandığım en büyük kötülüğe , hizmet eden insan,işleyeceği
en büyük günah için gelmişti.Daha kapıyı açar açmaz onun burun
deliklerinden fışkıran havadan bunu anlamıştım.Bize gönderdiği boş
bakışlarına taşmaya hazır doluluktaki silahı eşlik etmişti.Biz gerçekten kötü
bir iş yapmamıştık; gerçekten ...
Bu cümleyi kurarken sesi güçsüz ve onay bekler çıkmıştı.Ölürken bile kötü bir
şey yapmadan öldüğüne dair bizi inandırmak istiyordu.
Artık sonunu tahmin edebiliyorduk.O yüzden ne Koray ne de ben ağzımızı
açmadık.Ama Vira yı dinlemekten de vazgeçmedik.
-Silahını bana doğrulttuğunda,o gün öleceğimden garip bir şekilde emin
olmuştum.Çünkü yaşantım fazlasıyla iyi gitmişti,ve artık kötü bir şeyle
karşılaşmamın zamanı gelmişti; ve ben en kötüsüyle karşı
karşıyaydım.Ölmeden önce yapılacaklar listem yoktu.Ki zaten bunları o
saniyeden bile kısa zamanda yapamazdım.Ama öldükten sonra arkamda
bırakacağım bir insan vardı.O da bunun farkında son anımda sadece
gözlerime bakmayı seçiyordu ; tıpkı benim gibi.
Vücuduma giren küçücük kurşun devasa büyüklükteki bedenimin kibirini
yerle bir etmişti.Sonsuz uzun yolcuğundaki kanım ,kurşunun açtığı delikten
çıkmak için çok hızlı davranıyordu.Ruhum bedenimi terk ederken nereye
gideceğine henüz karar verememişti.Yine de öleceğimi kabullenmemeye
çalışıyordum .Olmuyordu işte , hissediyordum .Onun gözlerinde kaybolmayı
seçerken gözlerimi kapadığımda sessiz bir karanlık beni karşıladı .
Sessizlik uzun denebilecek bir süredir hüküm sürerken Vira 'nın yanına
oturan Koray'ın karşı koltuğunda da ben yer almıştım.İşte bende tam bu
kısımda kalmıştım.Peki sonrasında Vira'ya ne olmuştu , bunu
bilmiyordum .Bunu şuan anlatması için içimden defalarca yalvarırken
ağzımdan tek bir kelime bile çıkmasına izin vermedim.
-Bunu kaç kez yaşadın ,diye soran Koray'a konuyu açacak olmasının
verdiği minnettarlıkla umutla baktım.
Vira gözyaşlarının kabuğuna geri çekilmesi için ikna etmeye çalışırken ,
yöneltilen soru karşısında bunu ertelemeye karar vermişti .
-Zaman akmaya devam ederken ,bende sürekli böyle yaşıyordum.İlk
zamanlar ne olduğuna anlam veremezken,sonradan yaşadıklarımı farkına
vardım .Ama ne yaptıysam ne zamanı ne mekanı ne de olayı değiştiremedim.
-Peki sonra ,buraya nasıl geldin ya da biz buraya nasıl geldik?
Asıl merak edilen soru buydu.Biz neden buradaydık?Neden bizdik?
-Son yaşadığım zamanın girdabındaydım .Tabi son olduğunu
bilmiyordum.Bittiğini farkına vardığım için böyle söylüyorum.Zaman
girdabımdan çıkmış,ne kadar uğraşşam da geri dönememiştim.Uzun bir süre
bilinmezlikte sürüklendim; boşluktagibiydi.Bedenimin altındaki hava beni
ürkütmeye yetiyorken , oradan oraya sürüklemekten de
çekinmiyordu. Nerede olduğumu da bilmiyordum ; ama
hiç uyumuyordum .Bir gün geldi her şey değişti.
Farkında olmadan gözlerimi tekrar kapamıştım.Rüyamda tahminimce bu
ormanın içerisindeydim ; günlerce ne aradığımı bilmeden gezdim
dolaştım.Sürekli aynı ağaçları görüyor gibiydim.Yani dönüp dolaşıp aynı yere
geliyormuşum gibi hissediyordum.
Sonra bir anda yerde çalılıkların arasında parlayan bir cisim gördüm.Uzaktan
küçük bir ışıltı gözüme yapışırken , iyice yaklaşmaya başladım .Ne olduğunu
bilmesem de benim için umut sayılırdı .Ona yaklaştığımda birbirine takılı dört
halka gördüm.
Birbiriyle uyumlu bir şekilde bağlı olduğu halde arada tamamlanması gereken
bir boşluk var gibiydi.Neler olduğunu çözmeye çalışırken çok zorlandım ,
kafamdaki düşüncelerin kuyruğunu birbirine bağlayamadım .
Halkaları sökmeye çalıştım,birbirinden ayırmaya çalıştım ama olmadı.Durup
öylece onu izlerken biraz zaman sonra boynumda bir ısı hissettiğimde , elim
ona gitti.
Kolyeme...
Normalde böyle bir kolyeye sahip miydim hatırlayamıyorum.Ama bu bir
işaret olmalıydı buna inanmaya çalışıyordum .Gördüğünüz gibi ismim yazıyor
.
Kolyeyi elime alıp incelemek istedim ve boynumdan çıkardım.O an garip bir
şey oldu.Ve ismimin altında bu halka belirdi.Yani ben orada sonradan var
olduğunu düşünüyorum .
Elimde yarım gibi gözüken bir halka ve boynuma sığınan bir kolyenin ucunda
yeni bir halka vardı .Aklıma gelen ilk hamleyi uyguladım ; ve
zincirin arasındaki boşluğu doldurabilmek için halkamı kullandım.Gerçekten
de tam uyumlu gibiydi.
Halka kolyeye uymuştu ama şimdi ne olacaktı bunu bilmiyordum .Çaresizce
beklemeye devam ederken daha sonra beliren devasa bir ışık görüş alanımı
kapattı.Gözlerimi korumak istercesine onu elimle engelledim.Işık etkisini
azaltmaya başladığında yavaşça ellerimi indirdim .
Bakışlarım ışığa döndüğünde zincirin artık elimde olmadığını fark ettim.Ama
kolyem eski yerindeydi.Ve güçlükle çıkardığım son halka da boynumda yerini
almıştı.
Gözlerim hala ışıktayken içinde bir şey ler beliriyor gibiydi .Gözlerimi kısıp
onların ne olduğunu anlamaya çalışırken henüz yanıt bulamamıştım .Işığın
etkisi tamamen geçtiğinde seçemediğim nesnelerin dört kişi gördüm.İki kız ve
iki erkekti.
Yüzlerini göremiyordum adeta bir maske görevi gören gölgeler yansıtılmış
gibiydi .Ama boyunlardaki kolyeler ve tabiki halkalar dikkatimi
çekmişti.Onlara yaklaştım ve kolyelerini tuttuklarını gördüm.Yanlarına
vardığımda zincirin eski halini aldığını fark ettim .Ben de onlarla birlikte bir
uykuya daldım ve eski dünyamızda onlarla beraber uyandım.Biliyorum size
imkansız gelecek ama sizinle beraber ve tabiki diğer iki halkayla ,bu
dünyadan çıkıp eski yaşantımıza dönebileceğimizi düşünüyorum.
Söylediği her bir cümleyi ağzımız açık dinlerken kafam iyice birbirine
girmiştim .Bir kuyuya düşmüştüm ve içinde bulunan bataklık beni içine
çekerken kuyunun kapağı da yavaş yavaş kapanıyordu .
Anlatacaklarının bittiğine emin olduğumda ona önce bakışlarımı sonra
sorularımı yönelttim.
-Son iki halka ne zaman gelecek peki?Ya da onlar gelmeden buradan çıkamaz
mıyız ?diye sordum.Bu olaylar yeterince fazlaydı ve nasıl altından
kalkabileceğimizi hiç bilmiyordum .
Ya dediği halkalar sonsuza dek bize ulaşamasa ne olacaktı ? Ya da onlar
geldiği halde ne yapacağımızı bir türlü bulamazsak ne olacaktı ?
-Elbette deneyeceğiz dedi.Ama gördüklerim gerçeğe çok yakındı.Onlar
olmadan işe yarayacağını sanmıyorum.
"Neyin içine düşmüştük biz böyle !"
Benim boş bakışlarım bir işe yaramazken Koray'ın tepkisini de deli gibi
merak ediyordum .
Kafamın içinde susturamadığım düşünceler onun da kulağına değmiş gibi
yaptı .
Söze katılan Koray olmuştu.
-Bu zincir miş halkaymış tamam da .Neden biz peki?Bizim ne özelliğimiz
olabilir ki sence?diye yöneltti.
Bunu sadece Vira ya değil bana da soruyordu fakat cevaplayan yine ben
olmamıştım.
-Benim fikrimi sorarsan diye atıldı Vira .Ben zamanda sıkışıp kalmıştım ;
nedenini bilmiyorum ama böyleydi.
Belirli anıları sürekli yaşıyordum , seçilmiş anılar mı yoksa bu yaşadıklarımın
bütün hayatım mıydı karar veremiyorum .Ama bir gün sizde bana
katıldığınıza göre büyük ihtimal sizinde böyle olduğunu düşünüyorum .
Belki de ruhlarımız bedenini terk etti ama anılarını terk edemedi , diyerek can
alıcı konuşmasını tamamladı.
Koray dinlediklerine şaşırmış izlenimi verse de kafasındaki soru bambaşkaydı
.
-Tamam belki sizi bilemem ama benim ruhumun terk edemeyeceği anı
olduğunu düşünmüyorum , diye konuştu Koray."Düz yaşayan adamın
biriydim ; düz de ölmüşümdür.Hem iyi insanlarız onun mükafatı desek onda
da ben sizi bozuyorum .Belki de bu şans bir hırsıza verilmeden önce önüme
geçen milyonlarca insan vardır" dedi .
Haklı olduğuna emin gibiydi.
-Belki de diye söze atılmaktan kendimi alıkoyamadım.Hayatın boyunca
yaptığın en büyük iyilik ölmek olmuştur.Tabi senin için değil insanlık için .
Bulunduğumuz gergin durum Koray istemese de biraz tebessümle dolmuştu.
Tabiki Koray istemediği için benle uğraşmayı unutmamıştı :
-Benim için ölüp biten kızlar varken ben onlar için öleyim bir kez de değil mi
filozof hanım derken göz kırpmayı da unutmadı.
Koray ın bu tavrı Vira yı da beni de gülümsetmişti.Eğer tahmin edemediğimiz
bir süre -sonsuza kadar olabileceğinden korkuyorum ama sanırım öyle-Koray
ile berabersek onun bu haline katlanmak zorundaydık.
Bu kadar la da kalmadı ve ekledi.
-Şimdi bir kız bir erkek daha kaldı dedin.Kesin gelecek olan kız da benim için
ölüp bitenlerdendir dedi.
Kısa bir gülüşmeden sonraki sessizlik üçümüzün de aklından onların geçtiği
yönündeydi.Sessizliği bozanın kim olduğunu beklerken bunu yapacak fırsatım
olmamıştı.Koray yine boşluğumuzu doldurmuştu.
-Peki gelecek olan iki kişiyi gördün mü?Ya da bizi görmüşmüydün?
Vira az önceden arta kalan gülümsemesine sığınarak kısa bir bakıştan sonra
cevaplamıştı .
-Tanıştığımızdan beri ilk kez mantıklı bir soru sordun diye yanıtladı
Vira.Onun da beynini biraz rahatlatmaya ihtiyacı vardı çünkü.
"Soruna gelecek olursam hayır tanımıyorum ama şunu hatırlıyorum ki onlar
da geldiğinde sadece benim hayatıma değil hepimizin hayatına
gidebileceğiz ; geçmişine yani."
Vira'nın bu cümlesi içimi ürpertmişti.Kendi geçmişimden bile kaçan ben bunu
defalarca yaşamak zorunda kalacaktım.Hemde yanımda buna şahit olacak
dört tanımadığım insan olacaktı.Kendimi yine çaresizliğin gergin kollarına
bırakırken Koray'ın kafası daha başka yerlerde gibiydi .
Ben bundan kaçmak isterken sanırım o daha farklı düşünüyorum .Bunu
kurduğu cümleden anlamıştım .
-Bunu gerçekten yapabilir miyiz ?
-Sanırım evet dedi Vira."Öyle düşünüyorum."
Koray bilmiş bir şekilde başını sallarken heyecanla konuşmaya devam
etmişti .
-Vay be diye söze girdi Koray."Belki annemler beni o iğrenç yere niye
bırakmışlar onu bile öğrenebilirim" dedi.
Şaşırmıştık kesindi.
Ama daha kesin olanı bundan sonra daha çok şaşıracak olmamızdı.Yanlış
olduğunu bilsem de bunu öğrenmek için adım attım .
-Nereye , diye çekinerek sordum .
İlk baştaki sessizliğini umursamaz sözlerle bozmuştu.
-Yetimhaneye tabiki de,dediğinde daha da umursamaz görünmek istercesine
omzunu silkmişti.Ama içi burkulmuştu belliydi.Alçak çıkan ses tonu bunu
gösteriyordu.Üstelik akmak üzere olan gözyaşlarını bizden saklamak
istemiş,arkasına dönmüştü.
Onu biraz rahatlatmak istercesine söze atıldım:
-Belki de ben de tanımadığım babamı tanıyabilir ,son zamanlarda artık
tanıyamadığım annemle yeniden tanışabilirim.Benimde sesim buruk
çıkmıştı.Ama acı ve umut ortaktı madem paylaşılmayı hak ediyordu.Bu
lafımdan sonra sıra Vira daydı ; ve o da öyle yaptı.
-Belki bende,biraz duraksamıştı."Öleceğini bildiğim anne ve babamı daha çok
beynime kazır , ve her anımda yanımda olacağını düşündüğüm adamla daha
fazla hayal kurmam" dedi ve yutkundu.
Hepimizin acısı ağır basmıştı.Kimsenin dahasıyla övüneceği bir yaşamı
olmamıştı.Hüzünlü havayı dağıtmak istercesine yine bir soru , Vira'ya
yöneltmiştim.
-Peki ben neden öldüğümü hatırlamıyorum.Ya da senin bu anlattıklarını ben
bilmiyorum ?
Madem hepimiz birer halkayız bunları neden sen biliyorsun da biz bilmiyoruz
?
Sorduğum sorular Koray'ın dikkatini çekmişti.Sanırım o da bana
katılıyordu.Bakışlarını Vira'ya çevirdi ve vereceği cevabı beraber
bekledik.Vira bugün defalarca çıkmazın içine girmişti ,ama sanırım onu , en
çok son kurduğum cümle zorlamıştı.Bana baktı ve kaşlarını havaya kaldırdı .
-Emin ol bende en çok bunu merak ediyorum dedi.