ZİNCİRİN HALKALARI VİRADAN-1

1747 Kelimeler
Gözlerim açılmamak için adeta benimle savaşırken;kaşlarımı birbirine yaklaştırdım,derin bir nefes alarak tüm gücümle ona meydan okudum.Kirpiklerimin ucuna değen sivri kılıçla gözlerimi tehdit ederken , beni daha fazla sinirlendirmemek için isteğimi yerine getirmişti .Zırh gibi güçlü kaslarım , mağlubiyete boyun eğerken ona toparlanması için fırsat tanıdım .Gevşeyen kaslarımın tanıdığı özgürlükten sonra galibiyet benimdi. Karanlıktan kurtulmuştum fakat görüntü hala bulanıktı.Güneşe baktıktan sonra oluşan küçük baloncuklar gibi etrafta uçuşurken , birkaç zorunlu denememden sonra balonları söndürmeyi başarabilmiştim. Önceliğimi bulunduğum yeri çözmeye verdim.Yumuşak,rahat denebilecek bir yatağın üzerindeydim.Bulutların yumuşak kanatları altında güzel bir uyku çektiğime inanırken , bedenim bu konuda yanıldığımı bana haberliyordu.Kasılmaktan çekinmeyen vücudum yatakla uyumsuz bir ikili olmuştu.Sanırım rahatımın bozulmasından korktuğumdan kıpırdamadan beklemiştim .Sanki bu yumuşak yerin altında gizlice sinmiş iğneler ben kıpırdandıkça vücuduma batacak gibi hissettirmişti . Kafamı kaldıramıyordum,sanırım buna başımın ağrısı ve vücudumun yorgunluğu sebep oluyordu.Daha henüz uyanmıştım ama yorgun hissediyordum.Uyurken rüyamda dünyayı dolaşmış ve önüme çıkan adamları yolumdan çekilmesi için hırpalamış olabilirdim .Ya da bir uçurtmanın peşine takılmış , kaybolduğunu farkına vardığımda geldiğim yönü arkama bakmadan koşmuştum ; bilmiyordum . Gözlerimin bana olan savaşı sona erdiğinde etrafı incelemem için bana yardım etmek zoruna gitmemişti.Bir tanıdıklık bulma umuduyla beynimle iş birliği içinde korkusuzca etrafta geziniyordu.Çıktığı yolculuk onu yormuyor fakat canını sıkıyor gibiydi.Kahve harelerim etrafa değerken , beynimdeki kıvrımlara sarılarak gideceği yolu çiziyordu . Geniş,ferah, sade bir o kadar da konforlu bir oda gibiydi.Pencereler tavandan yere kadar uzanıyordu.Camın yarı açık oluşu irkilmeme neden olan rüzgarı benimle buluşturuyordu.Rüzgarı hissetmek vücudumu memnun etmese de ruhum aldığı hazdan oldukça mutluydu . Bedenim neler olduğuna anlam veremezken damarlarımda dolaşan kan adımlarını hızlandırıyordu.Ayakta durabilmemin verdiği mutluluk kutladığım zafere neden olmuştu.Başımı terse döndürdüğümde arkamda bıraktığım yatağa gözüm kaymıştı.Onu terk etmemim verdiği hüzünle boşluğa düşmüş gibiydi.Benden aldığı sıcaklığı kaybetmiş soğuktan ürpermişti bunu hissedebiliyordum.Sıcak bir beden arayışı içinde ellerini açıp yardım dinlenirken , ona istediğini vermemiş ama yüzüne bakmakta da daha fazla ısrarcı olamamıştım .Onun bu acınası hali beni düşüncelere dalmaya itmişti. Gözlerimin yeni durağı pek bir özelliği olmayan beyaz tavandı.İçine düştüğüm düşüncelerim onu renklendirmeye yetmişti.Kafamın içindeki renkli kovaları gizlediğim yerden çıkarıp suratına soğuk bir su gibi serpmiştim . Bunlar benim anılarımın renkleriydi.Çocukluğumda aramaktan asla vazgeçmeyip sonunda bulduğum gökkuşağımın eseriydi . Genelde sıcak havalarda yerde camın altında uyurdum.Boğmak için yakama yapışırdı çünkü .Akşam olduğunda evine dönen güneşe rağmen bu sıcağın neden hala benden gitmediğini sorgular ; yanıt bulamadığımda sinirden patlayacak kadar kızarırdım .Ateş rengine dönerdi yüzüm , bazen yanık kokularını gönderen taze bir elmaya ... "Küçükken yazı mı yoksa kışı mı seversin" diye sorduklarında kışı seçen ve garip bakışlara maruz bırakılan çocuk olurdum.Aslında garip olan ben değil diğer çocuklardı . Beyazlığın her yeri sardığı huzurun kollarında oradan oraya zıplamak varken , onlar bir elmaya dönüşeceklerini bildiği halde güneşi kucaklamayı seçerdi . Güneş gökyüzünden aşağıya inecek cesareti bulamaz , sadece sıcaklığını gönderirdi . Ama benim sayılarını unuttuğum kar tanelerim cesurdu kışın her gün benimle oyun oynamaya gelirdi.Bazen güneşle kavga ettikleri için sinirden erir ve su olarak bana düşerdi .Elimle toplayamadığım için , ben de kum kovamı altına tutardım .Kar tanelerim benden kaçamazdı biz yine oynamış olurduk. Çok fazla arkadaşım yoktu ; sadece Ela vardı .Ama bizim hayal dünyamız ve kolu bacağı kırılmış oyuncaklarımızdan ; zaten başkasına gerek yoktu .Bazen duvarın üzerine çıkar gökyüzüne hangimiz daha yakınız diye birbirimizle kavga ederdik .Genelde ben kazanırdım ; çünkü her gün uyumadan önce evdeki bütün sütleri içerdim.Hatta bazen Ela'ların evindeki dolabı açar masanın altında gizlice onları da içerdim . Keşfe çıkmak en büyük tutkumdu.Her şeyi merak ederdim.Ela solucanlardan korktuğu için uzak dururken ben onun kopan kolunu yara bandıyla yapıştırmaya çalışırdım .Bir gün mucize olmuştu , ve yalnız solucanımın kolu ona arkadaş olmuştu .O gün bir değil iki solucanım olmuştu . Arkadaşlarım teneffüslerde oyun oynarken ben arka bahçede ya toprağı eşiyor, ya da taşları yerinden çıkarıyor olurdum.Karıncaların nasıl yuva yaptıklarını,nasıl yemek taşıdıklarını izlerdim.Karıncanın evini bulduğumda önüne bir parça ekmek koyardım , sonra da kışı rahat geçireceklerini düşünür ve rahat uyurdum . Eğer keşfedecek bir şeyim kalmadığını düşünürsem resim çizerdim.Çizdiğim resimlerde uzayda bisiklette sürerdim,yıldızlarla yerde miskette oynardım.Severdim resim çizmeyi.Çünkü orada ortaya çıkardıklarım sonsuzdu asla bitmezdi... Bütün bunları düşünürken tavanı izleyeli epey zaman geçtiğini düşündüm.Yerimden kıpırdamanın vücuduma inanılmaz eziyet verdiğini bilsem de bunu yaptım.Uyuşan bacaklarımdan aşağıya uzanan ayaklarım yere değdiğinde en başta hissetmezken ; sonrasında bir sürü karıncanın gelip ayaklarımın altını ısırdığını düşündüm .Eğer onları ezmeye kalkıştıysam bunu yapmaları çok normaldi . Başımın ağrısını önemsemeden hafızamı zorladım.Gözlerimi sımsıkı kapatıp kafamın içine odaklandığımda içeride kimsenin olmadığını gördüm .Şuan herkes tatildeydi ve kimse bana yardımcı olmuyordu . Nasıl olur da hiçbir şey hatırlamazdım.Burası kimin evi olabilirdi?Burada ne işim olabilirdi? Ne ara gelmiştim ? Hangi rüyadaydım ? Sorular kafamı kurcalarken odadan dışarı çıkmıştım..Sendeliyordum;ayaklarım birbirinden bağımsızdı.Saçlarım önüme düşüyordu,bu sinir bozucuydu.Normalde sırf bu yüzden saçlarımı her zaman topladığımı hatırladım.Ellerimle yaptığım önemsemez hareketimden sonra saçlarımdan kurtulduğuma ikna olmuştum. Odadan dışarı çıktığımda uzun bir koridor beni karşılamıştı.Türlü dünyalara açılan kapıları kendinde barındırmış,duvarlarının sade yapısını bozmasına izin vermemişti.Beyazlığını renklendiren sadece üzerinde asılı olan pahalı denebilecek tablolardı.Her bir ufak kalem darbesine bile bir yaşam,bir gizem,bir dünya sığdırabilecek güçteki çizimler etrafını çevreleyen çerçevede özgürlüğünü kısıtlamak zorunda kalmıştı.Tabloların detaylarında boğulacak vaktimin olmayışı beni hayal kırıklığına uğratmıştı..Ayaklarımın çıplak oluşu ses çıkarmayacağıma dair beni rahatlatıyordu.Yavaş adımlarla yürümeye devam ettim. Sonsuz gibi görünen yolculuğum erken sonlanıyor gibiydi. .Koridorun sonundaki kapı yarı aralıktı.Ne kadar yaptığımı doğru bulmasam da oraya yöneldim.Kapıya yaklaştım.Gözlerim beni aydınlatamazken bu sefer görevini kulaklarıma devretmişti.Kulak zarıma değen titreşim yerine ulaştığında artık bana bilgi verebiliyordu .İçeriden su sesleri geliyordu;bu evde yalnız olmadığıma dair beni inandırmaya yetmişti.. Oraya girersem beni görmesi hatırı sayılır bir ihtimaldi.Ama nerede ve kimle olduğumu bilmek zorundaydım.Beni haklı çıkaran bu gerçeklik daha cesur adımlar atmama yol açmıştı.Kalbim ağzımda atarken onu yutkunup eski yerine göndermeyi başardım .Elim kapıya dokunduğunda onu ses çıkarmamaya çalışarak yavaşça araladım.Fakat hala bir şey göremiyordum.Sadece birisi ıslık çalarak duş alıyordu bunu anlayabilmiştim ; kulaklarım daha fazlasını algılamama izin vermiyordu. .Bir süre içeriyi dinledim,kendime gelmemi sağlayan kesilen su sesi olmuştu.. İç güdüsel olarak birkaç adım geriledim ; hareket yoktu.Artık herhangi bir şey de duyamıyordum.Yerimden kıpırdamamayı tercih ettim.Az sonra kurutma makinesi diye düşündüğüm sesi duyuyordum.Cesaretimi toplayıp içeriye ilerledim.Adımlarım sonlanması için kendine komut vermişti.Gözlerim yerden havaya doğru yükselirken sonunda onu görmüştüm.Aslında kim olduğunu bilmediğim için bu tabiri kullanmıştım. Üzerine giydiği kıyafetler vücudunu korumaya yemin etmişken saçlarının hala ıslaklıktan kurtulamadığını fark ettim.Bakışlarım daha fazlası için ısrar ederken ona bakmayı sürdürüyordum .Muhteşem denebilecek bir fiziğe sahipti.Gövdesi ve kolları kastan barınıyordu.Üzerine giydiklerine rağmen sırtındaki koca gamzeyi izleyebiliyordum ; ve o da bana gülümsüyordu .Saçlarının ıslaklığı boynundan sırtına akarken giydiği T-shirt bundan nasibini almıştı . Arkadan görebiliyordum ama tahminimce göbeği yoktu.Üçgen olmasa da ona benzer bir fiziği olduğuna karar vermiştim .Yüzünü merak ediyordum oysa hala saçını kurutuyordu.Beklemeye devam ettim.Kulaklarım bu tiz çığlığa alışmışken bu sona ermiş gibiydi .Düğmeye bastı ve sessizliği karşıladı. Korkmuştum,oradan ayrılıp saklanmayı seçtim.Koridordaydım,dizlerimin üzerine çökmüş sırtımı duvarla buluşturmuştum.Zaten çok uzun değildim , belki zorlasam beni görmesine engel olabilirdim.Evlerde genelde çok kullanılmayan üzerinde ayna bulunan çekmeceli masanın yanında duruyordum.Sanırım beni göremezdi.Onu önce beni görmem gerekiyordu , sonrasında karar verirsem onu da benim varlığıma şahit olmasına izin verebilirdim . Az önce bulunduğum odaya doğru ilerledi.Belki beni orada bulamayınca şaşıracaktı.Yanına gitmedim ve koridorda saklanmaya devam ettim. Birkaç dakika sonra burnuma tanıdık bir erkek parfümü geliyordu.Daha çok koklamak istercesine derin bir nefes aldım ve ciğerlerime gönderdim .Bu koku soluduğum temiz havadan , vücudumun ihtiyaç duyduğu oksijenden daha gerekliydi ; bana iyi gelmişti . Muhteşem bir kokuydu bu.Hayatımda sadece tek bir insana yakışıyordu.Başkasında olmasını da kabul edemezdim.Adımlarını duyabiliyordum ; geliyordu ! Donup kalmıştım.Ne yapmalıydım bilmiyordum.Artık ayak sesleri çok yakındı.Yaklaştı,yaklaştı...Ve onu gördüm. Hayatım boyunca ezberlemeye can attığım o yüzünü...Yapısal çatık kaşları onu her zaman güzel bir havaya sokuyordu.Çekik gözleri bana bakarken yuvalarından hep çıkmak istercesine büyürdü.Bir erkeğe göre muazzam bir burna sahipti.Dudaklarında barındırdığı gülüşü ve düzgün dişleri onu hayran olunası kılıyordu.Sakallarını da çok severdim.Kirli sakal bırakırdı hep,hiç kestiğini görmemiştim.Gülüşünü göremiyordum ama büyük bir açlıkla arzuluyordum . Demek tüm endişem boşaymış diye düşündüm.Sevdiğim adamın evindeydim.Gerçi buraya nasıl geldiğimi hatırlayamıyordum evi de tanıyamamıştım ama olsun burada olmamın sebebi elbet iyiydi, diye düşündüm.Yerimden kalkmak için hazırlandım ancak ayaklarım uyuştuğu için kıpırdayamıyordum.Bu ayaklar o kadar yol gittiği halde yorulmazken bugün benimle derdi neydi anlayamıyordum ! Onun her hareketi huzurdu benim için .Uyurken gözlerine bakamadığım için üzülürdüm .Üstelik bu da yetmezmiş gibi sesini de duyamazdım .Beni bırakıp rüya aleminde kaybolmayı seçtiği için kızardım da bazen .Ama nefes alışverişi ruhuma değdiğinde hepsini unuturdum . Onun güzel sesi kulaklarıma hükmettiğinde kafa sesimi susturdum;çünkü bunu kaçıramazdım.Sakin bir tınıda olması gereken bir tondaydı her zamanki gibi ... -Güzelim hadi ama nerede kaldın çıkmamız lazım eminim acıktın çabuk ol,dedi.Sesi sitem dolu olsa da söyledikleri beni mutlu etmişti . Beni çok önemserdi,.önceliği hep bendim.Hayatımın her anında ne kadar şanslı bir insan olduğuma dair beni inandırmıştı.Geçen her saniyem anlam kazanmış zaman boşa akmamıştı.Ben de akıp giden zamanın musluğunu sonuna kadar açmıştım . Ayağımın uyuşukluğunu önemsememiş zor da olsa ayakta durabilmiştim.Adımlarımı ona doğru çevirdiğimde beni durduran açılan kapı sesi olmuştu.Evde birinin daha olduğunu bilmiyordum , aklıma gelmemişti .Üstelik bu Barın 'ın odasından da gelmiyordu.Biraz önce olduğu gibi neler olduğunu anlayamamıştım. Acaba evde ailesi olabilir miydi?Belki de bu Ardaydı..Sonuçta Arda ve Barın çok yakın arkadaşlardı ve Arda bazen burada kalıyordu.Hangi fikrin bende daha ağır bastığına karar veremezken düşüncelerimi dağıtan o ses olmuştu. Bana nefes almayı unutturan o ses çok acımasızdı.Sesin sahibini tanımıyordum,ama bu sesi biliyordum ve içimi acıtıyordu.O ince ses kulaklarımda gürültülü bir ıslık çalarken , aklıma gelen ihtimal beni yaralamaya yetiyordu .Bunun tek bir açıklaması mı olacaktı , yoksa ben bunları düşündüğüm için kendimden utanacak mıydım? Kafamın ağırlığı bana yine fazla gelirken o an çabalamasam çoktan yere yığılmıştım , bundan emindim . Aklımın içindeki tek bir soru işareti büyük kancasıyla oradan oraya cirit atıyordu .Ama hala hiçbir yere takılabilmeyi başaramamıştı . "Kimdi bu?" "Kim" Gözlerim beynimi biraz olsun rahatlatmak umuduyla yaşlarını dökmeye hazırlarken kulağıma dolan uğultu belki daha da kurtarıcı bir hamleye hazırlanıyordu.En azından artık onun sesini duymuyordum . Sevmediğim sessizlik beni biraz kendime getiriyordu .Belki de asıl ihtiyacım olan kendimi kaybetmekti bilemiyordum .Karanlığın benle buluşmasını dilerken ; kalbimin atışını hissetmemem garip bir şekilde beni endişelendirmiyordu. Beni bu hale getiren ses gözlerimin önünde kendini sergilerken,vücudum dondurucu soğuktan bile daha fazla ürpermişti. "Kar tanelerimin hepsi başıma yağmıştı" Ve şuan ilk kez güneşi arzuluyordum . Acı içimde boy gösterirken yine de onu izlemekten kendimi alıkoyamadım.Barın ben onları izlerken bunu nasıl yapardı aklım almıyordu ? Beni göremeyecek kadar nasıl onun gözünü kör edebilmişti bu kız ? -Geldim işte küpelerimi bulamadım ne yapayım diyordu , sol kulağına küpeyi takmaya çalışırken. Her şey normal gibiydi onlar için. "Onlar bir bütün , ben ise paramparça" Yüzünü göremiyordum ama bakacak cesaretim de yoktu . Kafamda hala cevaplanmamış binlerce soru vardı.Ve ben bir an önce cevap bulamazsam çıldırabilirdim.Önceliğimi üç soruya verdim. Bu kimdi? Barın'ın evinde ne işi vardı? Barın neden ona güzelim demişti?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE