BÖLÜM: 17- HASTANE

917 Kelimeler
"Midem bulanıyor kızım, abuk subuk yere götürme beni." Gözlerimi devirdim ve elimdeki para zarfını çantamın en alt köşesine yerleştirdim. Çantamın klipsini de taktıktan sonra yanımda duran Acar'a döndüm ve ona bir bakış attım. "Sana dedim inat etme, gel gidelim hastaneye?" Çocuk gibi omuzlarını silkti ve bakışlarını yola çevirdi. Neyden kaçıyordu ki? Yoksa? Diye geçirdim içimden ve gülümseyerek ona döndüm. "Sen iğneden mi korkuyorsun?" diye sormamla kocaman olmuş gözlerle bana döndü ve deli gibi başını hayır anlamında salladı. Bozulmuş bir plak gibiydi ve hareketleri çok komikti. Şu an ne yapacağını bilmediğinden ortaya komik bir görüntü çıkmıştı. “Sen baya baya iğneden korkuyorsun?.” Dedim ve şaşırmış bir edayla devam ettim. “Bak sen Acar efendiye.” “Bağırmasana kızım.” Diye çıkışınca sırıtarak ona döndü. “Şimdi sen iğne vurulmaktan mı korkuyorsun? Yoksa iğneden mi?” Kaşlarını çatıp bana baktığında biraz korktuğumu hissettim, zaten paketçi tipi vardı; sinirlenince korkunç oluyordu. Yavaşça bakışlarımı ondan çekip etrafa döndürdüğümde ilerde çiğköftecinin olduğunu gördüm; gülümsedi ve onu kolundan tutup o tarafa doğru çekmeye başladım. Bunu fark etmiş olacak ki durmaya çalışmıştı ama hasta olduğundan fazla direnememişti. “Kızım hayır, bak kusarım üstüne.” İğrenmiş bir yüz ifadesiyle yandan ona bakıp çiğköfteciye doğru ilerledim. ‘of.’ Diye bir ses duyduğumda gülümsedim ve çiğköfteciye girdim. Acar’ı da kolundan tutup içeriye soktum. Etrafa baktığımda ilk katın dolu olduğunu gördüm, tezgahın önüne gidip siparişimi verecektim. “Buyurun Efendim?” “Çift lavaşlı, acılı ve içinde domates haricinde her şey olsun.” Başımı yavaşça Acar’a çevirdiğimde gerçekten de midesinin bulandığını gördüm. Yüzünü ekşitmiş, etrafa kaçamak bakışlar atıyordu. Bakışlarımız kesişince elini karnından çekti. “Sen istiyor musun?” Yüzünü ekşitti ve başını ‘hayır’ anlamında salladı. Bu hali çok kötüydü ve şu an çok pişmanmışım gibi hissediyordum. Hemen siparişimi yapan adama döndüm. “Siz onu pak-“ “Aynısından bir tane daha abi.” Kocaman olmuş gözlerle ona döndüğümde bana bakarak gülümsediğini gördüm, bu bakışın altında ezildiğimi hissetmem normal miydi? İçimin acıdığını hissettim. “Ama mid-“ “Söz verdim maviş, sözümün eri birisiyim.” Sinirle kaşlarımı çattım, söz vermiş olabilirdi ama şu an yemesine gerek yoktu. Hem de hiç. “Sözünü şu an tutmana gerek yok aptal.” Diye çıkıştığımda adam siparişlerimizi hazırlamıştı. Acar benim dönememe müsaade etmeden kolunu uzattı ve iki tepsiyi de aldı. Neden canı acıdığı halde kendine eziyet ediyordu? Acar, elinde tuttuğu iki tepsiyle merdivenlere yöneldi. Ben de bir şey demeden arkasından merdivenlerden çıkmaya başladım. Dönemeçli merdivenden çıktıktan sonra Acar en arka köşeye geçti. Tepsileri masaya koyduktan sonra merdivene bakacak şekilde oturdu, ben de karşısındaki sandalyeyi çekip oturdum. Bakışlarımı tepsimden çekip ona döndürdüğümde dürüm ile bakıştığını fark ettim. Tepsiyi bir hamlede önünden çekecekken dürümü almış yemeye başlamıştı. Neden böyle davranıyordu? Yemesine şu an gerek yoktu. “Belki de senden bir an önce kurtulmak için aradan çıkartıyordur.” Diye şüküfeye minnetle baktım. Bundan başka ihtimali olamazdı, kimse midesi bulanırken acılı çiğköfte yemezdi. Ben de dürümümü alıp yemeye başladım, bir iki ısırıktan sonra ona baktığımda hala ilk ısırığını çiğnediğini gördüm. Yüzünü buruşturmuş; gözlerini kısmıştı. Tam ağzımı açıp bir şey diyecekken elindekini masaya bıraktı, ayağa kalktı ve seri adımlarla lavabo olduğunu tahmin ettiğim yere girdi. Kocaman olmuş gözlerle ayağa kalktım ve ben de koşarak peşinden lavaboya girdim. Lavaboya girdiğimde Acar, klozetin kapağını açmış çıkartıyordu. Yavaşça yanına ilerledim ve elimi sırtına koyup sıvazladım. Şu an aşırı pişmandım, sıkıca gözlerimi kapattım ve işinin bitmesini bekledim. Doğrulduğunu hissettiğimde elimi çektim ve lavaboya ilerledim, peçete aldım ve ona uzattım. Bakışlarını benden kaçırıp peçeteyi aldı ve ağzını sildi. Ben de suyu açmış ellerimi ıslatıyordum. O, peçeteyi çöpe attıktan sonra ıslak avuçlarımı yüzüne koydum. Saçlarını kaldırıp nefes almasını sağladım. Ben ona üzüntüyle bakıyorken o mavi gözlerini bana dikmişti, sanki gözlerimin içine bir şey kaybetmiş; onu arıyormuş gibiydi. Ellerimi tekrar ıslatmış yüzüne vuracakken ellerimi tuttu ve geri çekildi. “Teşekkür ederim.” Dedi ve sifonu çekti. Sifonu çektikten sonra ellerine bolca sabun döküp ellerini yıkamaya başladı. Ben de diğer musluğa geçip ellerimi sabunla yıkadım ve bir şey demeden lavabodan çıktım. Derin bir nefes alıp masaya doğru ilerledim ve sandalyeyi çekip oturdum. Önümdeki dürüme batığımda hiç de yemek istemediğimi fark ettim, iştahım bir anda uçup gitmişti. Acar’ın haline üzüldüğümden midem yemek istemiyordu, canımda çekmiyordu zaten diyerek Acar’ı beklemeye başladım. Birkaç dakika sonra Acar’da gelince çantamı alıp ayağa kalktım. “Yemeyecek misim?” Başımı hayır anlamında sallayıp merdivenlere doğru ilerlemeye başladım. Ben önde Acar arkamda merdivenlerden iniyorduk, tezgahın önüne geldiğimde cebimden parayı çıkartıyordum ki Acar benden önce davrandı ve elliliği adama uzattı. Sinirle ona döndüm, bunu yapmasına gerek yoktu. Kendi paramı kendim verebilirdim. Tam ağzımı açmış bir şey diyecekken beni susturdu ve para üstünü alıp dükkândan çıktık. Kapının önünde durduğumuzda bana döndü. “Yanımda bir kız varken ona hesap ödettirmem, hem de benim yüzümden yemeğinden olmuşsa.” Bir şey dememe müsaade etmeden eliyle yol verdi ve eve dönmek için otobüs durağına doğru ilerledik. 1 Gün sonra… Duru: Ruh hastası?  Duru: Niye yazmıyorsun? Ruh hastası kmş: Yazma dedin bana çünkü, dengesiz misin? Duru: haklısın. Duru: Yazmıyorsun, bir şey oldu sandım da meğersem benim dediğime takılmışsın. Ruh hastası kmş: Acar hastane de, yanındayız. Duru: Ne? Duru: ne oldu? Duru: iyi mi? Ruh hastası kmş: uuuuu Ruh hastası kmş: Endişelendin mi? Duru: Salak salak konuşma lütfen, en son görüştüğümüzde iyi değildi. Ruh hastası kmş: ha evet Ruh hastası kmş: Senden sonra daha da kötü oldu, biz de acile getirdik onu. Duru: Konum at, geliyorum. Ruh hastası kmş: Niye? Duru: Niyesi mi var? Benim yüzümden hasta oldu, görmem gerekiyor. Ruh hastası kmş: Sen bilirsin. Duru: Bu arada, beni kandırmaya çalışma.  Duru: Hala Acar olma ihtimalin var. Ruh hastası kmş: *konum  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE