BÖLÜM: 16- BENİMLE YEMEK YE

1032 Kelimeler
Sıkıca içimde tuttuğum nefesi dışarıya verdim ve kendimi gülememek için sıktım, derin bir nefes alıp gülüşümü bozmaya çalıştım ama olmuyordu. Aklıma Acar’ın o yüz ifadesi gelince istemsizce gülüyordum ve Acar bundan çok rahatsızdı. Havalı bir şekilde ‘yine bana kaldın.’ diyerek kartını okutmuştu ve sonra ‘yetersiz bakiye’ çalmıştı; sizce bu komik değil miydi? Aşırı komikti ve ben kendimi durduramıyordum. İnsanlar bize tip tip bakmasa da kahkaha bile atabilirdim. İkimizinde kartında para olmadığından şoför bir şey dememiş geçmemizi söylemişti, şoföründe yüzünde bir sırıtış vardı ve bu işi daha da çok komikleştiriyordu. Bu anı ölsem de unutmazdım. “Artık gülme istersen.” Acar’ın konuşmasıyla başımı ona döndürdüm ama bu sefer daha çok sırıtmaya başladım. Yüzünü görünce o anki yüz ifadesi aklımda beliriveriyordu. Acar’ın kaşları çatıktı ve yüzü kıpkırmızıydı, yavaşça elimi anlına koyduğumda çok sıcak olduğunu hissetmiştim. Aslında ateşine bakmak istememiştim ama ateşi olduğunu fark etmiştim. Acar’ın yüzünden elimi çektiğimde gülen yüzüm soldu, elimi çektikten sonra öksürdü. Bu kadar hassas mıydı? Ve bana atkısını vermişti. “Acar sen yanıyorsun.” dediğimde bana aval aval bakmayı kesti ve önüne döndü. Ne yapmaya çalışıyordu şimdi? Ateşi olduğunu söylüyordum ve o beni takmayarak önüne dönüyordu. Sağlığını da mı önemsemiyordu bu çocuk? “Bankanın orada hasta-“ Sözümü tamamlamama izin vermedi ve kendisi konuşmaya başladı. “Beni düşünmeyi bırak.” Bugün kaç kere hayal kırıklığı yaşamıştım? Saymamıştım çünkü epey fazlaydı. Saymaya bile halim yoktu. “Peki.” Başımı olumlu anlamda salladım ve önüme döndüm, kimseye zorla bir şey yapacak halim yoktu. Kendi sağlığıydı sonuçta, kendisi acı çekecekti. Bu beni ilgilendirmezdi. Böyle onu umursamamaya çalışıyordum ama içim acıyordu, benim yüzümden gelmiş ve benim yüzümden hasta olmuştu. Ne olur inat etmese de hastaneye gitsek he? Tabi o bir keçi gibi inatçı ve gururlu olduğundan onu kimsenin düşünmesine izin vermiyordu. “Kendisi sana atkısını verdi Duru, suçlama kendini.” Diyen şüküfeyi daha çok sevdiğimi hissettim. Son günlerde çok mantıklı şeyler diyordu ve daha iyi hissetmeme neden oluyordu. Bakışlarımı pencereden çekip cebimde titreyen telefonuma verdim dikkatimi, kulaklığıma dolanmış telefonumu çıkartıp bildirimin nerden geldiğine baktım. Mesaj gelmişti, Su bana mesaj atmıştı.   “ŞŞŞŞ ACİL BAK.” “BAKTIM’ “Ne büyük harflerle yazıyon lan?” “Mesajı bana büyük harflerle gönderen Su *göz deviren emoji” “Ha.” “Neyseeee onu bırak da sen gelecekteki eniştemle gezmeye mi gittin?” Bir anda öksürmeye başlayınca tüm gözler bana çevrilmişti, bakışlarımı yanımda bana bakan Acar’a çevirince bu sefer de onun gülmemek için zor durduğunu gördüm. Neden sırıtıyordu? Derin bir nefes alıp tekrardan ona döndüm. “Neden sırıtıyorsun?” Alayla bakan gözlerini bana çevirip bana yaklaşmaya başladı, eliyle yaklaş işareti yaptı. “Yaklaş yaklaş.” Ben de salak gibi ne diyeceğini merak edip eğilmiştim, tam kulağımın dibinde durduğunda fısıldayarak bir şey söyledi ve yanaklarım anında kırmızıya döndü. “Ne ara olduğunu bilmediğim baldızıma selam söyle.” Dedi ve yavaşça, yüzünde alayla, geri çekildi. Yavaşça gözlerimi kapadım ve birkaç saniye o şekilde durdum. Hiç bu kadar rezil olduğumu hatırlamıyordum, yerin yedi kat dibine girmek istiyordum. Ağlamak istemem normal miydi? Yoksa ben mi abartıyordum? Yavaşça ona bakmadan geri yaslandım ve sıkıca gözlerimi kapattım, göz kapaklarımı o kadar çok sıktım ki dişlerimin gıcırdamasını duydum. Kucağıma bıraktığım telefonumu aldım ve kapattım, cebime koydum. “Hanım bu kadar utanma.” Dedi Acar alaylı bir ses tonuyla. Hanım mı dedi o? Boğazım yanmaya başlamıştı, bu soğuk havada terlediğimi hissediyordum. Bu normal miydi? Sıkıca kapattığım gözlerimi açıp sinirle ona döndüm. Ona dönmemle mavi gözlerindeki o alaycı ifadeyi gördüm. Beyefendi aşırı eğleniyordu anlaşılan. Ona da malzeme olmuştuk iyi mi? “Akşama ne yemeği var hanım?” Hanım, kelimesini bastırarak söylemesi beni daha çok sinir etse de bozuntuya vermemeye çalıştım ama pek de başarılı olamamıştım. Sinirle bacağına geçirmek isterken bir hamlede elimi tutmuş dizine koymuştu elimi tuttuğu elini. Sinirle bir eline bir de ona baktığımda o hala sırıtıyordu., “Karıcım neden bana şiddet uyguluy-“ demesine izin vermeden diğer elimle; elimi sardığı elinin üzerine geçirdim. Eline sert bir şekilde vurunca istemsizce gözleri kocaman olmuştu, o kadar sert vurmuştum ki parmaklarımın izi çıkmıştı. Kocaman gözlerle ona baktığımda sinirden güldüğünü gördüm ama bir yandan da elimi bırakmış; kendi elini tutuyordu. Çok mu acımıştı? “Kızım hayvan gibi güçlüsün, o neydi öyle?” Bu dediğine istemsizce sırıtmıştım. İçtendi bu gülüşüm. Alayla geri yaslanıp kollarımı birbirine doladım, alay etme sırası bana mı geçmişti? Tam zamanıydı. “Beni hafife alıyorsun Bey.” deyince kocaman olmuş gözlerle bana döndü. Yandan ona baktığımda sırıtmaya başladığını gördüm. “Arkadaşına kalsa bizi iki güne evlendirir.” Alaycı yüz ifadem bir anda şaşkınlığa büründü. Birleştirdiğim kollarımı çözüp bedenimi ona çevirdim, dizlerimiz birbirine değiyordu şimdi. “Ben seninle evlenmem ki.” Sertçe söylediğim bu şeyden sonra ‘yok ya.’ Anlamında bana bir bakış attı. “Asıl ben senle evlenmem kızım, daha pasta yapmasını bilmiyorsun.” Kocaman olmuş gözlerle ona baktığımda o da bana atarlı bir şekilde bakıyordu. “Geçen getirdiğim pastayı ben yaptım bir kere.” Deyince sırıttı. Bu şimdi neye sırıtmıştı ki? “Sen pasta yapmasını bilmiyorsun Duru.” Bakışlarımı ondan çektim ve düzgün oturdum, yavaşça yutkundum ve onun pasta yapamadığımı nerden bildiğini düşünmeye başladım. Galiba ömrümün sonuna kadar bunu öğrenemeyecektim. * “Banka yaşlılarla dolmuş hanım.” Diyen Acar’ı umursamayıp elimdeki fişe diktik bakışlarımı. 1083 numara… Yarım saattir burada oturmuş af edersiniz göt büyütüyorduk, sırası gelen en az on dakika orada kalıyordu. Sanki bankadaki tüm parayı çekiyorsunuz. Sinirlerime hakim olmaya çalışarak bakışlarımı yanımda oturmuş Acar’a çevirdim. Elindeki telefonla bir şey yapıyordu, başımı ona yaklaştırıp ne yaptığına baktım. Gülmemek için kendimi zor tuttum ve elinden telefonu aldım. Yaptığım bu harekete şaşırmış; çemkirmeye başlamıştı. “Ne yapıyorsun kızım kazanmama az kalmıştı.” Elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibiydi ve bu hali epey komikti. Onu sinir etmek sebepsizce hoşuma gidiyordu. Bakışlarımı ondan çekip telefona çevirdiğimde son bir hakkının kaldığını gördüm, Acar’ın oynadığı oyun annemin her gün oynadığı şeker oyunuydu ve Acar’da oynuyordu. Oyunu inceledikten sonra bir tane ayıcık çıkartmam gerektiğini gördüm, nasıl kazanacağımı hesapladıktan sonra kırmızı olanını oynadım ve ayıcık çıktı. Yani bölümü geçmiş oldum. Telefonu ona verecekken kollarımda bir el hissettim. Gülen yüzüm bir anda soldu. “Adamsın Duru, dünden beri şu lanet bölümü geçmeye çalışıyordum.” Diyerek elimden telefonu aldı ve oyunu oynamaya devam etti. “Senden bir şey istiyorum.” Bana bakmadan istediğim şeye cevap verdi. “Söyle.” “Benimle yemek yiyeceksin.” 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE