BÖLÜM 9

777 Kelimeler
Sabah kalkar kalkmaz mutfağa inmiştim. Karnım dünden beri zil çalıyordu. Annemin olmamasını fırsat bilerek sucuklu ekmek arası yapıp yukarı çıktım. Yatağın üstünde otururken ekmeğe çölde su bulmuş bedevi gibi saldırmıştım. Bu yüzden bitirmek iki dakikamı almıştı. Bugün evde bizimkilerle durmak istemiyordum. O yüzden alışveriş merkezine gidip biraz kafa dağıtacaktım. Dolabımın başına geçip bir on beş dakika kıyafetlerle bakıştıktan sonra siyah kazağımı, siyah pantalonumu giydim. Evet baya düşündüm ve sonuç bu. Üzerime renk katsın diye sarı ceketimi aldım. Saçımı her zamanki gibi açık bırakıp çantamı aldım ve odadan çıktım. Sessiz adımlarla aşağı indim. Annemlerin sesi mutfaktan geliyordu. Kahvaltı yapıyor olmalılardı. Bugün pazar olduğu için hepsi evdeydi. Parmak uçlarımda yürüyüp ayakkabılıktan botlarımı aldım. Sessiz bir şekilde kapıyı açıp çıktım ve aynı sessizlikte kapattım. Eğilip botlarımı giydim ve seri adımlarla sitenin çıkışına ilerledim. İki katlı müstakil evlerin olduğu geniş bir sitede oturuyorduk ama koca sitede gerçekten arkadaşım diyebileceğim kimse yoktu, keza dershanede de öyle. Kesinlikle problem bendeydi. Arkadaşlık kuramıyordum, kuranları da yanımdan bir şekilde uzaklaştırıyordum. Durağa ilerleyip iki dakika da bir gelen minibüslerden birine bindim. Parayı uzatıp cam kenarına geçip sırtımı minibüsün camına yaslayarak ayakta beklemeye başladım. Benim gibi biri için minibüsün ve otobüsün ortaları oldukça tehlikeliydi her an yere yapışabilirdim. Minibüs AVM'nin önünde durunca indim. Ellerim ceketin cebinde ilerlemeye başladım. Güvenlikten geçip yürüyen merdivenlerle direkt en üst kata çıktım. Favori mekanıma! Saat 11 olduğu için fazla kalabalık değildi. Sinema salonunun oraya gidip filmlere göz attım. Ah kesinlikle Ayla filmine girecektim. Hemen gidip bir bilet aldım film yarım saat sonra başlayacaktı. Bir sütlü kahve alıp bulduğum ilk boş masaya oturdum. Sabahtan beri yüzünü görmediğim telefonumu çıkardım ve şaşırmadığım bir manzarayla karşılaştım. WhatsApp'tan 2 mesajınız var. Kimliksiz: Günaydın, Mika. Kimliksiz: Hala uyuyor musun, uykucu? Birini sabahın sekizinde yazmıştı, bir diğeriniyse 10 dakika önce. Bu çocuk hiç uyumuyor muydu? Sürekli burada. Irmak: Günaydın. Ne uyuması? Kalktım,tıkındım,gezmeye bile çıktım. Kimliksiz: Oo hiç haber vermiyorsunuz Irmak Hanım? Irmak: Ne diye haber verecekmişim? Kimliksiz: Buraları aştık sanıyordum. Her neyse. Nerdesin? Irmak: AVM'de. Kimliksiz: Sabah sabah alışveriş aşkın mı kabardı? Irmak: Ne alışverişi be? Eğlenmeye geldim. Kimliksiz: Irmak kız olduğuna emin misin? Sana alışveriş diyorum ve sen ne alışverişi diye soruyorsun? Irmak: Beni gören, bana mesaj atan sensin. Kız olduğumun farkındasındır umarım. Irmak: Bana bak yoksa sen kızsın ve lezbiyen olduğun için mi böyle davranıyorsun? Kimliksiz: Yok artık. Kimliksiz: Erkeğim erkek. Irmak: Kanıtla. Kimliksiz: Hala kanıtla diyor ya. Irmak: Kanıt? Israrcıydım. O kanıtı alacaktım. Sütlü kahvemden bir yudum aldım. Kimliksiz: Tamam baş belası, tamam. Kimliksiz; -kafası emojili fotoğrafı- Kimliksiz: Al. Kimliksiz: Bu yeterince kanıtlar diye düşünüyorum :) Ve boğazımı zorlayan kahveyi olduğu gibi masanın üstüne tükürdüm. Küçük bir öksürük krizine yakalandığımda yanımdan geçen bir kadının uzattığı suyu içerek kendime geldim. Kadına teşekkür ettikten sonra yanımdan ayrıldı. Az kalsın öteki tarafa gidiyordum be vicdansız namıssız. Biranda fotoğraf atması beklediğim bir şey değildi. Fotoğraftaki oysa kafasız bile iyi duruyordu. Irmak: Araba güzelmiş. Verdiğim tepkiyle yazdığım cümle arasındaki uyum der susarım. Kimliksiz: Cidden sadece buna mı takıldın? Hayır. Kol damarlarında ilgimi çekti. Irmak: Evet. Kimliksiz: Ben kaslı kollarımdan bahsederiz diye düşünmüştüm ;) Irmak: Kas mı? Nerede? Ben göremiyorum. Sen çarpma yarabbim. Amin. Kimliksiz: Göz doktoruna görünmeyi düşündün mü? Irmak: Peki sen kafa doktoruna görünmeyi düşündün mü? Kimliksiz: Hayır. Benim kafa doktorum olur musun? Irmak: Aylık maaş bağlayacak mısın? Kimliksiz: Sen iste kalbimi sana bağlayayım. Irmak: Keko. Kimliksiz: Asıl keko sensin. Romantik bir beyefendiyim ben sen ne anlarsın odun. Bu terste bir işlik vardı ya hadi hayırlısı. Irmak: Ee sen kafasızmışsın? Kimliksiz: Derken? Irmak: Resim diyorum, kafan diyorum, yok diyorum. Emoji diyorum, çok şekil diyorum. Kimliksiz: Hee o da süpriz olsun. Bu fotoğrafı fragman olarak düşün. Fragman demişken saate baktım. Filmin başlamasına az kalmıştı. Irmak: Fragman buysa filmini görmek istemem. Gideyim de gerçek bir film izleyeyim. Kimliksiz: Ne filmi? Irmak: Ayla. Mesajı yazdıktan sonra telefonu cebime attım ve sinema salonuna ilerledim. Biletimi gösterdikten sonra içeri girdim. İçerisi fazla kalabalık değildi. Ortalardaki yerime oturdum ve filmin başlamasını bekledim. Ebesinin yaşı kadar reklam koymasalar film izlemek güzel bir aktivite aslında. Film ilk saniyesinden son saniyesine kadar gözlerimi bir hayli zorlamıştı. Son sahnelerde dayanamamış açmıştım vanaları. Aksilik gibi yanımda peçete de yoktu. Bir yandan gözlerimi silip görüş açımı açmaya çalışıyordum, diğer yandan sessizce iç çekiyordum. Önüme uzatılan peçeteyle elimi yüzümden ayırıp peçeteyi aldım. Arkadan uzatılmıştı dolayısıyla kim olduğunu bilmiyordum. Sessizce fısıldadım. "Teşekkür ederim." Cevap vermemişti. Belki de duymamıştı. Kesin o da benim gibi salya sümük ağlayan bir kızdı. Yüzümü silip peçeteyi cebime koydum. Çıkınca çöpe atardım. Film bittiğinde toparlanıp çıktım salondan. Hemen lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkadım ve kurulayıp aynaya döndüm. Gözlerim biraz kızarmıştı ama umurumda değildi. İşimi bitirip çıktım lavabodan. Şimdi napsam diye düşünürken telefonum titreyince elime alıp mesaj kutusunu açtım. Kimliksiz: Kahverengi gözlerine benim mavi gözlerim yakışır, ağlamak değil be güzelim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE