bc

O BENİ SEÇTİ...VE ARTIK GERİ DÖNÜŞ YOK

book_age18+
37
TAKİP ET
1K
OKU
dark
reincarnation/transmigration
opposites attract
friends to lovers
drama
bxb
gxg
lighthearted
kicking
city
superpower
wild
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

hızlı adımlarla odama çıktım merdiven pencerelerine bakmamaya çalıştım.. bir şey bulmama gerek bu durumdan kurtulmak için.odama girip kapıyı sertçe kapatım." heyy nerdesin cevap ver bana burda olduğunu biliyorum ."" noldu da beni çağırmaya başladın özledin mı beni ."" Benden ne istiyorsun söyle artık. hayatımı mahfetin senin yüzünden annem bile bana inanmıyor artık neden ben ya neden ben ."korkutucu bir sesle güldü .." çünkü ben seni seçtim senin sayende oldu bu artık geri dönüş yok sen benimsin tek benim"" sen insan bile değilsin bu.. bu nasıl ola bilir beni bırak lütfen bana zarar veriyorsun ."" hayır ben seni seviyorum.."yere düşüp ağlamaya başladım kulağıma bir nefes geldi sanki" Ben sana aşığım ve seni seçtim ...".

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
MERAK..
BEN ONU GÖRÜYORUM ARTIK.... BENİ KORKUTMUYOR GÖRÜNÜŞÜ... BANA DEĞER VERİYOR HİS EDİYORUM BUNU... --- — "Lyria, hemen sınıfa gelmelisin! Kızlar çok iyi bir şey bulmuş, koş!" — "Tamam, geliyorum..." Maya, Lona ve Lissa yine bir şeylerin peşindeler… Gizemli, yasaklı her şeyi denemek istiyorlar. Ben pek istemesem de arkadaşlarım oldukları için onlara katılıyorum. Yine ne buldular, çok merak ediyorum. Sınıfa doğru yürüdüm. Okulda çok fazla kişi yoktu. Öğle arası, çoğu kişi evine gitmişti. Sınıf kapısını açtım. Kızlar ellerindeki bir şeyi hemen sakladılar. — "Benim, merak etmeyin." — "Niye sessiz sessiz geliyorsun? Yakalandık sandım!" — "Neyi sakladınız?" — "Hemen gel, bak! Lona bir kitap bulmuş, çok eski... Kitabı araştırdık, bu kitap başka varlıklarla konuşup onları görmemizi sağlıyormuş." — "Ben de yedim bunu... Ya kızlar, saçma sapan konuşmayın. Büyüsek mi artık? Bizim yaşıtlarımız çocuk sahibi oldular, biz hâlâ 19 yaşında gelmiş başka evrenler, başka yaratıklarla uğraşıyoruz. Ben yokum, biraz çalışmam gerek." — "Off kızım be, çok sıkıcısın ya!" — "Lona, sal beni. Projem var, yetiştirmem gerekiyor." — "İyi, peki. Nasıl istersen." Bir köşeye geçip kitabımı açtım, okumaya başladım. Ama aklım kitapta değil, kızlardaydı… Göz ucuyla bakıp durdum. Kitabı açtılar, kelimeler Arapça ile Osmanlıcaya benziyordu. Çok karışıktı. Harfler ters, hiç anlaşılacak gibi değildi. — "Lona, sen bunu nereden aldın?" — "Annem geçen gün bir falcıya gitti. Ben de onunla birlikteydim. Konuşmalarını pek önemsemedim ama gözüme bu kitap çarptı. Bir köşede duruyordu. Çok fazla merak ettim ama annem vardı diye bir şey demek istemedim. Daha sonra gelip bakarım dedim. Annem işini bitirdi ve ‘hadi eve gidelim’ dedi. Ben de biraz işlerim olduğunu söyleyip kalacağımı söyledim. Annemle birlikte çıktık, annem eve doğru yürüdü. Onun gittiğini görür görmez geri döndüm falcıya. — ‘Bir şey soracağım size,’ dedim. — ‘Buyur kızım, sor.’ — ‘Bu arkanızdaki kitap…’ — ‘Sen gözünü ondan almadın geldiğinden beri, fark ettim. Ama o kitap yasaklı bir kitap. Bir şey diyemem onun hakkında.’ — ‘Ama neden? Ben çocuk değilim ki. Ne olabilir?’ — ‘Maalesef bir şey diyemem.’ Etrafıma göz gezdirdim. Gözüm elimdeki altın bileziğe takıldı. Biraz tereddüt etsem de bileziği elimden çıkartıp ona uzattım: — ‘Bunun karşılığında bana o kitabı verir misin?’ — ‘Sen… Aaah… Tamam. Nasıl istersen. Ama bir şey olursa benim suçum değil.’ — ‘Tamam. Peki, bu kitap…’ — ‘Devam etme. Bu kitap hakkında hiçbir şey diyemem. Sana tek diyeceğim şey, içindekileri okumadan önce onu araştır.’ — ‘Anlaşıldı, tamam.’ Kitabı alıp çıktım. Sonra internetten araştırdım. Büyücüler ya da siyah sihir yapan insanlar bu kitapla çalışıyorlarmış. Çünkü bu kitap başka varlıklarla konuşmamızın anahtarı gibi bir şeymiş." Tüm kızlar can kulağıyla dinliyorlardı, Lyria bile… Kızlar çok ciddi bir şekilde kitabı okumaya çalıştılar ama hiç başarılı olamadılar. Ben pek önemsemiyor olsam da merak ettim biraz… — "Kızlar, bir şey diyeceğim." — "Tabii Lyria, söyle." — "Acaba kitap bir günlüğüne bende kalabilir mi?" Kızlar bir anda sustular. Lissa bana bakıp: — "Olur... Ama neden ki?" — "Hiç... Öyle, merak ettim. Yazılışı... Şu anda pek bakamam. Gece incelerim." Lona, ben konuşurken gözlerini yere indirmişti. Sanki korkuyordu. Gözlerini kaldırmadan: — "Lyria, kitabı al ama okuma, olur mu? Bir şey olmasından korkuyorum..." Maya bir anda kahkaha attı: — "Ya ne olacak sanki? Hem okumak istese bile okuyamaz ki! Kelimeler, harfler çok karışık. Boş ver, alsın." — "Teşekkür ederim." --- Okul bitti, herkes evine dağıldı. Ben normalde yavaş yavaş yürüyerek eve dönerim ama bugün hızlı adımlarla eve gitmek istedim. O kitabı çok merak ediyorum. Hem de çok fazla… --- Ev — "Anne, ben geldim." — "Hoş geldin kızım, yemek yaptım. Yemek ister misin?" — "Hayır anne, çok yorgunum. Geçip uyuyacağım." — "Peki kızım, nasıl istersen." Merdivenlerden yukarı çıktım. Üçüncü odaya, yani odama girdim. Kapıyı kapattım. Çantamı yatağa attım, saçımı açtım ve kitabı alıp yere uzandım. İlk sayfasında sadece bir cümle yazıyordu. Çok tuhaf bir şekilde yazıyı okuyabildim. İçimde bir korku oluştu ama aynı zamanda garip bir his de vardı… Yazı: “SAKIN ONLARIN ADINI SÖYLEME..SADECE GÖZLERİNLE OKU.!!" Pek önem vermedim cümleye. Önem verdiğim asıl şey, ben bu yazıyı nasıl okuyabiliyorum... Hiç yabancı gelmedi bana. İkinci sayfayı açtım. 2. Sayfa. "Sen beni seçemezsin. Ama çağırabilirsin... Ve eğer ki sana âşık olursam... ARTIK BENİMSİN!!" Bu cümleyi okuyunca tüylerim diken diken oldu. Kalbim hızlı atmaya başladı ama ben inatla devam etmek istiyorum. Ama aslında üçüncü sayfayı açmadan önce kızlara olan biteni anlatmam gerek... Kitabı kapatıp telefonu aldım elime. Acaba kimi arasam diye düşündüm, sonra dedim ki en iyisi Lona’yı aramak... Aradım ama ikinci çalmada meşgule attı. Pek önemsemedim, belki işi var diye. Ama bir anda telefon çaldı. Arayan Lona. — Alo... Sesi korkuyor gibi geliyordu. — Lona, iyi misin? — Evet Lyria, neden sordun ki? — Sesin biraz kötü geliyor da, o yüzden söyledim. — Annem öğrendi kitap olayını, bana çok fazla kızdı. Ben de biraz ağladım... Ama hallettim. Sen neden aramıştın peki? Bir şey mi oldu, yoksa iyi misin? — Sakin ol, bir şey olduğu yok ama... — Ama ne? — Ama ben kitaptaki her şeyi okuyabiliyorum. Çok şaşırtıcı bir şey ama bana hiç yabancı gelmedi... — Lyria, sen ciddi misin? Biz onu okuyamadık araştırma yapmamıza rağmen. Sen nasıl... Bu nasıl olabilir? — Bilmiyorum, ben de bunu demek için aramıştım seni... Aslında bunu falcıya söylememiz gerek. Belki o biliyordur nedenini... — Evet, haklısın. Yarın ilk iş falcıya gitmek olsun. — Tamam, o zaman yarın görüşürüz. — Bay bay. Telefonu kapatıp yatağa gidip uzandım. Çok yorgundum zaten, biraz uyusam iyi olur... --- Gece, saat 02:34. Kaç saat uyumuşum kim bilir... Kalkıp bir şeyler atıştırsam iyi olacak. Yataktan kalkıp odanın kapısına doğru yürüdüm. Kapıyı açtım ve bir an durup arkama baktım. Kitap yerinde mi? Annem almış olabilir yerden çünkü. Ama yerindeydi. İçim rahatladı. Merdivenlerden inip mutfağa geçtim, kendime hafif bir şeyler hazırladım. --- Sabah, saat 11:20. — Kızım, gelir misin? Arkadaşın geldi. — Tamam anne, geliyorum. Hızlıca indim. Kapıda beni bekliyordu Lona, içeri bile girmemişti. — Lona, geldin mi? Ben hazırım, hemen çıkalım. — Hayırdır, nereye böyle? — Anne, bir proje ödevi için kütüphaneye gitmemiz gerekiyor. — İyi, tamam. Geç kalma ama, tamam mı? — Tamam anneciğim. Evden hızlı adımlarla uzaklaştık. Falcı bizim eve çok yakındı zaten. — Lyria... — Efendim? — Ben korkuyorum. — Neyden? — O kitaptan... — Saçma sapan konuşma. Altı üstü bir kitap, ne olacak sanki... — Ama o kitabı gördüğüm andan beri içimde kötü bir his var. Ve biz okuyamadık hiçbir kelimeyi bile. Sen nasıl okuyabildin, buna anlam veremiyorum işte. — Belki de benim Osmanlıcam iyidir, o yüzden olabilir. — Peki öyleyse, niye getirdin bizi buraya? Bir anda durdum... — Bu kitap hakkında daha fazla bilgi almak istiyorum. Ve benzer kitaplar var mı diye bakmak istiyorum... — Peki, öyle olsun. Hadi girelim içeriye. Saat daha erkendi, o yüzden ortam çok kalabalık değildi. Toplasam üç-dört kişi. Koltuğa geçip sıramızı bekledik. Ben iyiydim aslında ama Lona hiç öyle değil, çok korkuyordu. Sonunda sıra bize geldi, bizi içeri çağırdı. İçeri girdik. Kadın bize baktı, sonra: — Gene mi sen? Yoksa bir şey mi oldu? Ben sana dedim, beni unut diye. Niye geri geldin? Çık hemen! Kadın öfkeliydi, Lona’ya söz hakkı bile vermedi bize. — Abla bir şey diyeceğim sadece. — Hiçbir şey deme, çık! — Bekle be kadın! Bir şey diyeceğiz, sonra çıkar gideriz zaten. — Ben böyle insanlara güzel laf yakıştırmam, o yüzden sertçe konuştum. — Söyle hemen. — Kitabı herkes okuyabilir mi? — Hayır, tabii ki de. — Ama ben okuyabiliyorum. — Öyle bir şey yok. — İlk sayfadaki yazı: “SAKIN ONLARIN ADINI SÖYLEME... SADECE GÖZLERİNLE OKU!!” — Bu nasıl olabilir?! — Bilmiyorum ama ben okuyabiliyorum kitabı. — Kaç sayfa okudun? — İlk iki sayfa sadece. — Çok iyi... O kitabı yak! — Ama neden?! — Hayatın cehenneme dönsün istemiyorsan, yap dediğimi...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
27.9K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
35.0K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
29.3K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.6K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.9K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.5K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook