“Seni özlemem de mi suç?” diyerek kendini acındıran adama öfkeyle karışık bir tiksintiyle bakmış ve bir adım geri kaçmıştı. Ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın adam yine onu kovalamaktan vazgeçmiyordu. Çok yorulmuştu artık bu durumdan… Tahammül sınırlarını aşan genç adamın üzerine gelmeye devam etmesiyle aralarına bir kol boyu mesafe koyup “Evet, suç! İstemiyorum seni! İstemiyorum…” demişti. Ses tonu ne kadar kısık olursa olsun söyleyiş tarzı bir haykırıştan farksızdı. Bazen sessiz çığlıklar, fısıltılı haykırışlar daha fazla yaralıyordu insanı. Bir karabasan üzerine çökmüş de nefes alamıyormuş gibi, ne kadar çığlık atsanız da duyulmuyormuş o karanlık sizi en derin dehlizlere hapsediyormuş gibi… “İsteyeceksin!” diyerek koluna asılan genç adamdan kurtulmak için çırpındı, nafile bir çabadan ba

