Yusuf dudak büktü, “Dahice bir iş olmuş, helal olsun. Rafları kazak vesaire ile doldurup askılara da kıyafetleri takıp yerine demire astıkmı bölmenin fark edilmesi mümkün değil. Çok sağolasın Ali, bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Artık hırsız gelir şu olur bu olur diye korkmayacağım. Allah senden razı olsun kardeşim.” “Cümlemizden inşallah. Sen uyudun tabi bu saate kadar kahvaltını da yeni yaptın. Ben sabah namazından sonra uyumadım. Atıştırdığım üç beş lokmayla duruyorum. Hanıma dün geceden kasap köfte hazırlattım. Saat on ikiye geliyor. Mangalı yakalım, hazır olması saat biri bulur o zamana sende acıkırsın. Öğlen namazını kılıp gideriz. Tabi müsaitsen.” Ne diyebilirdi ki Yusuf, ‘sevdiğim aşağıda hapis sonra bir ara yaparız.’ Üstelik Ali bu iyiliği yapmışken. “O ne demek Ali’cim h

