Akşam yemeğinde dört kişilerdi. Bu defa Merve yoktu. Masanın uzun kenarının başına Oktay ve Derya geçmiş, yanlarına da Selvi ve Can oturmuştu. Kalem prizola, patates püresi ve fırında sebzeler. Öncesinde içilen çorba da lezzizdi. Üstelik hepsini Oktay yapmıştı. “Bu kadar güzel yemek yapacağın aklıma gelmezdi,” diye bir itirafta bulundu Selvi. “Pazarları aile günümüz, yıllardır annemle Oktay abi yapar pazarları yemeği, akşam yemeğinde üçümüz oluruz sadece.” Aile günü demek. Selvi Can’a öfkeli bir bakış atıp tabağına döndü. “Aman sanki ne pişirdim. Bir saatlik işti. Sen nasıl oldun Selvi, esas onu söyle.” Selvi ağzı etle dolu olduğundan hemen cevap veremedi. “Ne oldu ki Selvi’ye?” Oktay yaşananları özet geçti. Derya oldukça eğlenmişti. “Bayıldım valla kitap okuma tutkuna. Boşuna edeb

