Can Selvi’den hala ses seda yoktu. Oktay abi emniyette ortalığı birbirine katıyordu. Annem öyle söylemişti. Benim omuzum sıkıntı değildi ama başımın arkasına vurulan sert cisim risk teşkil ediyordu. Uyumamam ve bilincimin takip edilmesi gerekiyordu. Zaten uyumak isteyen de yoktu. Selvi’nin sağ salim geldiğini görmeden gözlerimi kapatmayacağım. “Ağrın var mı?” diye sordu annem. Saçlarımı okşuyordu. “Hayır anne. Ölmem iki bir yerim ağrıdı diye. Selvi’den haber var mı?” “Oğlum yanından hiç ayrılmadım. Oktay’la konuşmadık daha biliyorsun.” “Arabayı bulmuşlar mı?” “Konuşmadım daha.” “Kimin kaçırdığı biliniyor, aramalar başlamıştır.” “Bilmiyorum Can. Bilmiyorum.” “Ara da bir öğren o zaman anne! Bana çatacağına merakımı gider.” Annem sindi. Gözleri doldu bir anda. “Özür dilerim oğlum

