Teklif

1009 Kelimeler
Zeynep Cehennemimin ana mekanı artık olmayacaktı. Buruk bir gülümseme ile eve doğru yürüdüm. Alıcılar evi gezdi, çok beğendiler. Nereyi nasıl değiştireceklerini konuştular. Pazarlık yapmak istediler ama Uğur amca tüm pazarlık yollarını kapadı. Yedi milyon son fiyat dedi. Ardından evden ayrıldılar. Sedef yanımdaydı, elimi tutuyordu. Hiç bırakmadı elimi. Annemle birbirimize baktık. Yapacak bir şeyimiz yoktu ancak hala kalan üç milyonu nasıl bulacağımızı bilmiyorum. Caner denen adamın geri kalanını taksit taksit ödememize izin vereceğini hiç sanmıyordum. Hala bakışları aklıma geldikçe beni ürrkütüyordu. Tam dalıp gitmiştim ki Uğur amcanın sesiyle kendime geldim. ''Zeynepciğim, biraz otur da konuşalım.'' dedi. Sevcan teyze de anneme seslendi. ''Defne' m haydi otur sende.'' Sedef hala sımsıkı elimi tutuyordu. Annemle koltuğa oturduk ve Sevcan teyze konuşmaya başladı. ''Defne, sen benim kardeşimsin biliyorsun. O yüzden şimdi konuşuyorum ve asla itiraz istemiyorum. Biz Uğur ile bir şey yaptık. Burak ve Sedef'te bize destek oldu.'' Burak abi, Sedef'in abisiydi. Benim de abim gibidir. Sedef ile beni hiç ayırmaz. Çocukken de Sedef'e ne alırsa bana da alırdı. Ona çikolata alsa bana da alırdı. Bizi karşılarken bile ikimize aynı anda sarılırdı. ''Ne yaptınız Sevcan?'' dedi annem. Uğur amca konuşmaya devam etti. ''Bizim İzmir'deki daireyi de satışa çıkardık. Dört milyon verdiler. Yarın oranın satış işlemlerini de yapacağız. Ve siz paranın kalanını buradan alacaksınız. Asla itiraz etmeye de çalışmayın. Yıllardır neler çektiğinizi en iyi biz biliyoruz. Biz bir aile olduk burada.'' dedi. Neredeyse hiç nefes almadı konuşurken, bir çırpıda söyleyiverdi hepsini. Annemin gözünden bir damla yaş aktı. Onun gözünden yaş aktı diye benim içimde volkanlar patladı. Öfkemi içime sığdıramadım. Her şeye dayanırdım ama annemin o tek damla göz yaşı beni yaktı. Benimde gözümden bire damla yaş aktı. Sevcan teyze anneme, Sedef ise bana sarıldı. Kabul etmekten başka yapacağımız hiçbir şey yoktu ki. Söze başladım hemen, nasıl başlayacağımı bilemeden. ''Uğur amca, çok teşekkür ederim. Ben mutlaka geri öderim. Zaten çalışıyorum biliyorsunuz. En kısa zamanda borcumu bitirmek için elimden geleni yapacağım.'' dedim. Başka ne diyebilirdim ki? Şu durumda söyleyecek hiçbir şey bulamıyordum. Sedef tekrar sarıldı bana. Babam yoktu. Şu an evde yoktu evet ama zaten hiç yoktu. Ben ailenin ne olduğunu Sedef'in ailesinden öğrenmiştim. Baba nedir, Uğur amca ile şahit olmuştum. Tekrar ağladım. Yapacak başka hiçbir şeyim yoktu. Sedef teyzenin hazırladıklarıyla akşam yemeğini hep beraber yedik ve onlar evlerine geçti. Uğur amca bize bu mahalleden kiralık bir ev de ayarlamıştı. Direkt oraya taşınacaktık. Her şeye sıfırdan bile değil eksilerden başlamak zorundaydık. Ama annem gülümsesin sadece ben her şeyi yaparım. Odama gidip bir kez daha gözyaşları içinde uykuya daldım. Sabah uyandığımda bugün büyük gün dedim. Bugün evin satışı yapılacak ve yarın adamlara parayı teslim edeceğim. Annem, babam ve Uğur amca bugün notere gidecek. Gerçi babam hala ortalarda yok ama öğleden sonra gelmiş olur umarım. Uğur amcaya geleceğini söylemiş. Hazırlandım ve anneme sarılıp evden ayrıldım. İş yerine vardım. Kendimi çok rahatlamış hissediyordum. Tuğçe abla beni görünce hemen ayaklandı. ''Evi satmadın değil mi?'' ''Yok abla işlemler bugün öğleden sonra olacak. Ne oldu?'' ''Çok şükür. Hemen Ahmet Bey'in yanına git. Seni bekliyor. Ben de hemen geleceğim.'' ''Ne konuşacakmış benimle abla, öğrenebildin mi?'' ''İçeri gir ve kendin öğren. Haydi!'' Tuğçe ablanın beni ittirmesiyle bir anda kendimi Ahmet Bey'in odasında buldum. ''Günaydın Ahmet Bey.'' ''Günaydın kızım, gel otur şimdi Tuğçe'de gelecek. Seninle konuşacağız.'' ''Bir sorun mu var Ahmet Bey?'' ''Yok kızım. Merak etme. Hayırlı olacak inşallah.'' Tuğçe ablanında odaya girmesiyle Ahmet Bey konuşmaya başladı. Bana ihale sürecinden ve Zafer Koca diye birinden bahsetti. Tehditler aldığını söyledi. Anlamaz gözlerle ikisine bakıyordum sadece. Bana bunları neden anlatıyorlar ki şu anda? 'Kızım daha önce de çok kez tehdit aldım ama bu adam intikam ateşiyle yanıyor. Yapabileceklerinin bir sınırı yok. Bunları sana neden anlattığımı merak ediyorsun biliyorum. Şimdi sana bir teklif yapacağım. Daha doğrusu bir ricada bulunacağım.'' ''Nasıl bir rica bu Ahmet Bey? Size nasıl yardım edebilirim ki?'' ''Senin bana ajanlık yapmanı istiyorum.'' ''Nasıl yani? Anlamadım. Beni düşmanınızın yanına mı yollayacaksınız? Ben ne yapabilirim ki?'' dedim dehşet içinde. ''Ah, hayır güzel kızım. Seni neden düşmanın yanına yollayayım? Oğlum Ateş'in yanında çalışmanı istiyorum. Ateş'ten bana bilgi getirmeni yani.'' ''Anlamıyorum gerçekten. Lütfen ne istediğinizi söyler misiniz?'' ''Ateş çok ters biridir. Gözü kara yani cesur diyeceğim ama bazen fazla cesur. Savunmasız kalacak kadar cesur ve bir baba olarak oğlumu korumaya çalışıyorum. Gözüm üzerinde olsun istiyorum. Onun şirketinde zaten adamlarım var ama yeterli bilgiyi alamıyorum. Sen asistanı olarak işe başlayacaksın ve bana yediği yemekten, gittiği yere kadar her şeyi söyleyeceksin. Aslında tek istediğim Ateş'in gölgesi olman.'' ''Bunu benden istemenizin sebebi nedir? Bunun için birçok kişi bulabilirsiniz.'' ''Aslında ben Tuğçe'yi yollamak istedim ama kendisi sana kefil oldu. Bu işi ondan daha kolay ve iyi yapabileceğini söyledi. Uzun zamandır burada çalışıyorsun zaten Zeynep. Seni yeterince tanıyoruz.'' ''Yani burada değil de orada asistanlık yapmamı istiyorsunuz sadece. Doğru mu anlıyorum?'' ''Evet.'' ''Sadece bu kadar mı yani?'' Tuğçe abla olumsuz anlamda başını salladı. Ben de bu konuşma başladığından beri asıl yere gelmelerini bekliyordum. ''Zeynep kızım, silah kullanmayı biliyor musun?'' ''Evet, biraz biliyorum ama anlayamadım.'' Sedef'in abisi Burak abi polisti ve ikimize de biraz öğretmişti kendinizi savunmayı bilin diye ayrıca bazı dövüş kurslarına da yollamıştı. ''Bir süre iş çıkışlarında seni eğitime göndereceğiz. Oğlumu korumanı istiyorum Zeynep. Ne pahasına olursa olsun.'' ''Ne pahasına olursa olsun? Ölmem gerekse bile mi?'' ''Böyle bir şey olmayacak. Her zaman korumalar olacak ama gerekirse evet.'' ''Bunu neden kabul edeyim?'' ''Paraya ihtiyacın olduğunu duydum. Bütün borcunu ben kapatacağım.'' ''Bunu bir şekilde hallettim zaten.'' '' O zaman halledememen için gereken her şeyi yapmak zorunda kalırım.'' ''Bunun bir rica olduğuna emin misiniz? Bu bir teklif mi yoksa tehdit mi?'' kabul etmekten başka çarem olmadığını anladığımda bunu sordum. Neden bunu bana yaptırdıklarını asla anlamıyordum. Ama öğrendim ki benim patronum o her şeyi rica ederek söyleyen adam değil, şu an tam karşımda oturan sert bakışlı mafyavari adammış. Tuğçe abla da benim tanıdığım kadın değilmiş. Neyin içine düştüğümü bile anlayamadım. Kabul etmekten başka bir çarem ne yazık ki yoktu. Her şey yoluna giriyor sanmıştım. Öyle değilmiş. ''Sana güveniyorum Zeynep. Sana bilmen gerekenleri Tuğçe anlatacak. Çıkabilirsin. Bu arada para birazdan hesabında olacak.'' Beni neyin beklediğini bilmeden odadan çıktım. Kapıyı kapatırken ise şu konuşmaları duydum. ''Emin misin Tuğçe?'' ''Eminim Ahmet bey, bir taşla iki kuş vuracağız.'' Bu da ne demek böyle?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE