Ben Gibi

1340 Kelimeler
Çok fazla garip şey görmüştü. Onun hayatı kendini bildi bileli dağlarda geçmişti. Üstelik sınır ötesi görevlerdi bunlar. Girmediği in, görmediği işkence, yapmadığı şey kalmamıştı. Lakin şu an ciddi ciddi yüzüne bakan kızın isteğiyle kaşları istemsizce çatılırken onu baştan aşağıya süzdü. Sonra da burnundan tiksinerek güldü. "Oyun oynamaya devam mı etmek istiyorsun?" Dediğinde dişleri kırılmak üzreydi. Dışarıdan yükselmeye başlayan silah sesleriyle acele etmesi gerektiğinin farkındaydı. "Bana bak ufaklık git babanın evinde oyna evciliklerini. Burası..." Dişlerinin bazısı çatlamış olabilirdi. "Burası cehennem. Burası Azrail'in mekanı." Mahur'un kaşları havalanırken Binbaşı Kara son kez tısladı suratına yanaşıp. "Azrail kim diye sormadın." Gözlerine dehşetle bakıp sırıttı. "Ben!" Mahur yüzüne bu derece yakın adamla afallasa da kaşları hala kalkıktı. Derin bir nefes aldığında şu kokusu...yine genzine dolmuştu. Hızlıca kendisine gelerek gözlerini adamın gözlerinden ayırmadan uzanıp elindeki tabancayı aldı ve an olsun bakışları bakışlarından çekilmeden uzanıp şarjörü takıp hazneyi çekerek tabancayı hazır hale getirdi. "Hadi gidip piç partisi verelim." Ardını dönüp kapıyı açan kıza olan bakışlarıyla kendisini sorguladı. O biraz önce gram silaha bakmadan tabancayı hazır hale mi getirmişti? Hemen kendisine gelerek peşine takıldı ve onu ardına alıp sinirle gözlerine baktı. "Arkamda kal. Ve sakın ola daha fazla damarımın üzerinde dolanma." Mahur ses etmedi. Bu deliyle daha fazla uğraşmak istemiyordu. Dışarıya çıktıklarında aslında bunun bir baskın değil de iç karışıklık olduğunu anladı. Birisi burayı bilerek karıştırmış olmalıydı. Gözlerini devirdi. Ve kendi kendine mırıldandı. "Tabi yaa her şey planlı." Binbaşı Kara sırıttı. Her şey istediği gibi gidiyordu. Kimseye görünmeden ilerlerken aniden önüne çıkan teröristin boynuna kollarını sarıp çalı kırar gibi kırıp kenara fırlattı. Arkasındaki hareketlilikle kafasını omzunun üzerinden geri çevirdiğinde yere düşen adamın Ak-47 silahını alıp boynundan geçirdiğini gördü. Ceplerini arayıp işe yarar bir şeyler olup olmadığını kontrol ediyordu şimdide. Bu kız kimdi? Sıradan bir sivil olmadığı belliydi. Kafası kendisine kalktığında eliyle diğer ayrımı işaret etti parmağıyla o tarafa gidiyorum işareti verdi. Kaşları daha da çatılan adam dişlerinin arasından tısladı. "Benden ayrılmayacaksın!" Mahur onu dinlemedi ve tek kaşını kaldırarak adeta meydan okuyarak o koridordan içeriye girdi. Bu koridorların sonunda birleşeceğini biliyordu Binbaşı. Metre hesabı yaparak sıktığı dişleriyle ilerlemeye başladı. Kızın yapmaya çalıştığı şeyi o an anlamıştı. İki koridoru birbirine bağlayan ince bir tabakaydı ve ikisi de aynı anda ilerleyip koridorları temizleyerek ilerlemekti. Sorun bu değildi. Aksine çok zekice. Sorun korkmadan bu kadar bilgiyle ve gördüğü kadarıyla da silahları gayet iyi kullanmasıydı. Ciddi anlamda almıştı başına belayı! İlerlediler. Her şey yolunda gidiyordu. Binbaşının gözleri pür dikkat etrafta olsa da kulağı yan taraftaydı. Sorun yoktu. Çıkışa yaklaştığında tedbirle ilerledi ve kafasını diğer koridorun çıkışına çevirdiğinde Mahur denen kızı gördü. Silah namlusunu teröristin suratına geçirip önce onu sarstı. Sonra da kafasına sağlam bir tekme geçirip geri savurdu. Kafasını demire vuran adamın pekmezini akıtmıştı. Göz göze geldiklerinde Mahur hemen üzerini düzeltip Binbaşının yanına gitti. Dilini ısırdı Kara. Şu an değildi ama öğrenecekti. "Şu kapıda." Mahur baktığı yere baktığında gözlerini kıstı. "Ne var orada?" Binbaşı hemen omzunun ardında duran kıza baktı ve sertçe tısladı. "Onca masumu öldürmek için yapacakları roketin dosyası." Yutkundu Mahur. Bakışları tekrar karşıdaki kapıya döndüğünde kulakları hala daha sakinleşmeyen teröristlerin kavga seslerindeydi. "Dodo'nun ya da bu kampın değil, dosyanın peşindesin." Kendi kendine mırıldanan genç kızla adamın bakışları ölüm saçıyordu. "Her şeyin zamanı var baş belası." Ani bir şekilde adamın suratını yüzünde buldu. "Yanımdan ayrılırsan ki şu an benim emrim altındasın, acımam seni burada bırakıp giderim." Mahur sessizliğini korurken adamın peşine takıldı. Eğilerek ve büyük bir titizlikle karşıya geçtiklerinde adam onu aniden sarıp bedenini kum çuvallarının arasına soktu. Ve elini dudaklarına götürüp sessiz ol işareti yaptı. Fazla yakındılar. Hem de..çok fazla. Bedenleri bir bütün gibiydi. Adım sesleri yaklaştıkça gitmeye çalıştıkları kapının hemen yanındaki diğer odaya girdiğini anladı Binbaşı. "Sorunu halletmek üzreyiz Dodo." "Sıkın kafalarına!" Kapı geri kapandığında adım sesleri gittikçe uzaklaştı. Mahur adamın kendisini bırakıp çıkmasıyla onu takip ederek peşinden karşıya geçti ve o an yapmaması gereken şeyi yaparak Binbaşı Kara'ya karşı geldi ve sözünden çıktı. Göz koydukları kapı yerine Dodo'nun olduğu kapıya sert bir tekme atarak içeriye girdi. Binbaşının suratı görülmeye değer derecede şaşkındı. Dehşet ifadesi gittikçe korkunç bir hal alırken Mahur sırıtarak tısladı. "Beni siktirecek olan delikanlıııı.." Dodo'nun açılan gözleriyle bakışlarını denk getirip elini havalandırarak salladı. "Merhabaaaa." "Sen!" Diyen adamın yanındaki adamın kaşları çatıldı. Dodo tam silahına davranacağı sırada Mahur hem Ak'yi hem de tabancasını adamlara kaldırdı. Ve tatlı tatlı gülümsedi. "İkiye tek." Dediğinde omzunun üzerinden kendisine öfkeyle bakan adamın sert soluğu boynuna vuruyordu. "Ciddi misin?" Dediğinde ona bakmamaya çalışarak kafasını salladı. "İşine bak lütfen." Diyerek adeta normal bir şeyi rica ediyorcasına solumuştu. Binbaşı artık emindi. Bu kız kendisi kadar kafadan çatlaktı. "Ben buradan giderken seni gebertip bu itlerin önüne atacağım!" Tıslayarak üzerine atlayan Şıvan denen teröristi tuttu ve yumruklamaya başladığında Mahur Ak'yi bırakarak iki elini de tabancasına sarıp önüne kadar gitti. Oda şu an savaş harbi gibi oradan oraya savrulan eşyalarla karmakarışıktı. Ve bundan faydalanmak isteyen Dodo kıza doğru masanın üzerindeki cam küllüğü attığında Mahur'un alnını sıyırıp yere düşerek kırıldı. Genç kız kanamaya başlayan alnını önemsemeden adamın suratına silahını geçirdi. "Acıyor mu?!" Cırladığında bacağına yapışan adamın onu yere düşürmesi ani olmuştu. Dizini sertçe karnına geçirip üzerine çıktı. Kollarını açıp yakaladı ve biraz önceki teröristten arakladığı meyve bıçaklarını acımadan bileklerine saplayarak adeta adamı yere sabitledi. Sonra da yüzüne eğilerek tiksinerek tükürdü. Kafayı geçirdi burnuna. Adamın acı dolu çığlığı odaya yayılırken asıl istediğini yapmak için diğerlerine göre daha büyük olan bıçağı belinden çıkararak acımadan adamın iki bacağının arasına sapladı. O büyük bıçak tamamen içeriye girdiğinde ölümüne dakikalar bile yoktu Dodo'nun. Mahur adamın üzerinden kalkmadan kafasını eğerek gözünün ferini kaybetmeden tiksinerek soludu. "Kim kimi sikiyormuş gördün mü amınakodumun pezevekii!" Dodo denen ele başı orada, Mahur'un zevkli izleyişi arasında can verirken genç kız sıktığı dişleriyle adamın üzerinden kalkıp kafasını Binbaşıya çevirdiğinde ne ara Şivan denen teröristi bayılttığını ve kendisini hayretlerle izlemeye başladığını bilmiyordu. Binbaşı Kara'nın ifadesi değişmiyordu. Kaşları kalkık yüzü ise büyük bir şaşkınlıkla doluydu. Ve içindeki merak artık daha da büyümüştü. Kamptaki curcuna iyice sakinleşirken hemen kendisine geldi. "Yürü! Yürüüüü!" Öfkeyle soludu çünkü bu ele başlarının şimdi ölmemesi gerekiyordu. Hemen kızın koluna yapışmıştı. Lakin kapıdaki üç teröristle duraksadı ve gözlerini devirdi. Binbaşı onları hallederken Mahur odaları birleştiren camı fark etti ve hemen kendisini yan odaya attı. Sonuçta acımasız bir gaddardı o adam değil mi? Ayı boğa biliyorsa üç adamı da hallediverseydi. "Ulan belasını siktiğim mahvedeceğim lan seni!" Kendisine bağırarak sövdüğünü duyabiliyordu. Buradan kurtulabilirseler onunda bacak arasına sağlam bir diz atacaktı. Kendi kendine söz vermişti. İşini bitirip odadan çıktığında git gide teröristlerin gelmeye başladığını gördü. Soluğu hemen diğer kapıdan çıkıp yanına gelen adamla orta yerde aldı. Binbaşı onu burada bırakmak istiyordu. Lakin sivilleri korumak onların göreviydi. Bunu yapmayı çok istese de elini kavradı tüm öfkesiyle. "Koş. Koşabildiğin kadar hızlı koş." Koşmaya başladıklarında Binbaşının hırlayan sesini tekrar işitti. "Ne olursa olsun sakin durma! Daha hızlı koşşş!" Arkalarından yükselmeye başlayan silah sesleriyle kafasını eğerek ve elini tutan bu adamla koşabildiği kadar koştu Mahur. Kamptan çıkıp ormanın içine karıştıklarında Binbaşı emin olunca durdu. Mahur ise nefes nefese yere çöktü. Gecenin hangi saatiydi bilmiyordu ama gökyüzündeki Dolunay ormanın içini aydınlatıyordu. Sırtını rastgele bir ağaca yaslarken nefes alışverişlerini düzene sokmaya çalışıyordu. Pek başarılı olduğu söylenemezdi çünkü ritmi fala yüksekti. Kalbi patlayacak gibiydi. Hemen yere uzanıp ayaklarını ağaca kaldırarak kan akışını yavaşlattı. Ritmi ufaktan sakinleşince eski pozisyonuna geçip sırtını ağaca verdi. Binbaşı ise gözünün ucuyla arada Mahur'a bakıp sinirle dişlerini sıkıyordu. Volta atmasını durduramıyordu. O kadar yaklaşmıştı. Aylardır uğraştığı görev heba olmuştu. Kafayı yemek üzreydi. Boynunu kütletti. Hem de üst üste. Ama sakinleşemiyordu. O gür ve öfkeli sesiyle bağırarak ağacı yumruklamaya başladığında Mahur tamamen sakinleşen bedenini ayağa kaldırıp korkan bakışlarla adamı izlemeye başladı. Delirmiş gibiydi. Hatta gibisi çok fazla adam adeta delirmişti. Hele de Dolunay'ın düşürdüğü ışığın gölgesiyle bedeni çok korkunç görünüyordu. Kafası usulca kendisine döndüğünde vahşi bir hayvanla baş başa kalmış gibi hissetti. İçi korkuyla ürperdi. Belindeki tabancasını çekip vursa mıydı bilmiyordu. Ama vurması gerekiyormuş gibi hissediyordu. Yoksa adam onu öldürecekti. Gerçekten de ölüm saçıyordu bakışları. Ne ara önüne ışınlandığını anlamadı. O da yetmezmiş gibi üzerine çullanarak ağaçla arasına sıkıştırdı bedenini ve boğazına tuttu. Sıkmıyordu lakin bedenini oraya sabitlemişti. Bakışlarındaki kırmızılığı şu karanlıkta bile görebiliyordu. Kafasını psikopatça eğdi ve tek bir soru sordu. Alakasız gibi gelse de tek bir soru. Ve bunun cevabını tüm hırsıyla bekliyordu. "Kimsin sen?!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE