bc

EFSANE AŞKLAR 1-ŞİRİN

book_age18+
1.3K
TAKİP ET
12.4K
OKU
love-triangle
family
HE
fated
opposites attract
kickass heroine
confident
boss
single mother
heir/heiress
blue collar
sweet
bxg
lighthearted
kicking
city
office/work place
enimies to lovers
secrets
sassy
love at the first sight
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Şirin İstanbul’a taşındığında kendisini hiç beklemediği olayların ortasında bulur.

Komşusu Münevver teyze’nin yakışıklı mühendis oğlu Akın’a ilk görüşte aşık olur. Ama Akın bir ilişki istemiyordur.

Hem patronu hem çocukluk arkadaşı olan Nihat Çetin’in Akın’la can sıkıcı bir geçmişi olduğunu öğrenir.

Akın’a kafayı takmış deli bir kızla tanışır.

Haliyle yapılacaklar listesine üç yeni madde ekler:

1-Akın’ı kendine aşık et

2-Görünüşte koca adam ama ruhen anaokulu çocuğu oldukları için didişip duran en sevdiğin iki beyi barıştır!

3-Prensini masalın kötü cadısından kurtar!

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
YENİ NESİL KIZLAR
Akın’ın beyninde bir değirmen vardı şu an. İki büyük değirmen taşı, beynini ortasına almış un gibi öğütüyordu. Annesinin göbek atmaktan yorgun düşmüş terli arkadaşlarının oturduğu bir koltukta Mihriban ve Zübeyde adlı iki orta yaşlı kadının arasına zorla sıkıştırılmış, eline bir gün tabağı tutuşturulmuştu. Masada ki küçük hoparlörde hala, bir kadının kocasının ne kadar enteresan olduğundan bahsettiği bir roman havası çalmaktaydı. Ama çok şükür ki herkes tabağına gömüldüğünden kimse ortada oynamıyordu. Eve erken gelen kafama sıçayım. Oysa gün ne güzel başlamıştı. Önce rutin sabah sporunu yapmış sonra ailesiyle güzel bir kahvaltı yapmıştı. Arkadaşlarıyla ortak kurduğu ofisinde de işler yolunda gibiydi. İşi almak için kırk takla attığı Haluk Dorel'in şirketiyle toplantı olumlu sayılabilecek bir havada geçmişti. Daha da güzeli umduğundan kısa sürmüştü. Genelde iş çıkışı arkadaşlarıyla plan yapmayı seviyordu ama o gün eve gidesi gelmişti. Zile uzun uzun bastıktan sonra nihayet onu duyan annesi önce onu kovmak istemiş, sonra yanlarına gelen Nazmiye teyzenin kaş göz işaretiyle Akın’ı kolundan tuttuğu gibi bir mahalle dolusu kadının içine fırlatmıştı. Annesinin böyle üstüne çullanmasının sebebi şimdi tam olarak karşısında oturuyordu. Kocaman cam gibi mavi gözleriyle Akın dünyanın sekizinci harikasıymış gibi ona bakmaktaydı. Akın bu kadar insanın içinde kızın onu gözleriyle soymasından utanmıştı. Gözlerini yere, yanında oturan iki iri yarı kadın yüzünden yapıştırmak zorunda kaldığı bacaklarına çevirdi. Ayak parmakları gri uzun çorabının içinde sıkıntıyla kıvrıldı. Kızın bakışları, yanındaki Mihriban’ın -şu yarım saat içinde artık teyze diyemeyeceği kadar iç içe geçmişlerdi- bilmem kaçıncı kez ‘kazara’ yaptığı gereksiz temaslardan bile daha rahatsız ediciydi. Nazmiye teyze ev yapımı her şeyi yiyip sadece pastaneden alınmış tuzlu kurabiyeleri bıraktığı tabağını sehpaya yavaşça koydu. Gözlerini önce Akın’a, sonra Akın’a göre Nuri Alço’ya bakış dersi vermesi gereken kıza çevirdi. ‘’Demek karşıya yeni tanıştın Şirin’ciğim’’ dedi. Şirin adlı kız gözlerini zorlukla Akın’dan çekip Nazmiye Teyze’ye döndüğünde Akın rahat bir nefes aldı. Solundaki bayan -Mihriban yani- tabağını Akın’ın bacağına doğru biraz geniş açıyla tutuyordu. Bacaklarına değen parmaklardan ayrı rahatsız olan Akın, Mihriban’ı kalçasıyla yana itmeye çalıştı ama Mihriban anlamadı. Ya da anlamazlıktan geldi. Akın ciddi manada şüpheleniyordu kadından. Aşk deyince ‘yan tarafını’ arama Mihriban, benden sana yar olmaz. ‘’ Evet, Nazmiye Hanım, buraya yarım saat mesafede bir yerde işe girdim. Burayı da bir arkadaşım bulmama yardım etti sağ olsun.’’ dedi Şirin. Az önceki sapık bakışlı kız gitmiş yerine o an orada bulunan bütün oğlan annelerini gülümseten adı gibi şirin ve hanım hanımcık bir kız gelmişti. Akın bir kez daha kadın milletinin kaç yüzü olduğuna hayret etti. ‘’Peki kızım ailen de burada mı?’’ diyen kişi heyecanlı bodur bir sincap gibi konuşan annesiydi. Akın gözlerini devirdi. Bu kadın bir tanecik oğlunu bir eve sığdıramadı, illa bağlayacak başımı. Sonra bir kez daha Mihriban’ın tabak tutan elini itti. Artık kazara olduğuna hiç inanmıyordu. ‘’Annemler Giresun’da. Babamı ben çocukken bir trafik kazasında kaybettik. Annem dedemle anneannemin tek kızıymış, babam ölünce onların yanına taşındık. Üç kardeşiz bu arada. Bir ablam ve bir erkek kardeşim var. Neyse işte sonra üniversitede turizm okudum. Okuldan sonra birkaç yıl bir otelde turistlerle ilgilendim ama maaşı çok yüksek değildi. Liseden beri yakın arkadaşım olan birini o otelde ağırlarken ona birkaç konuda yardımcı olunca bana yanında iş teklif etti. Maaşı da şartları da iyi olunca buraya taşınmak zorunda kaldım’’ dedi Şirin çok mu uzun konuştuğunu merak ederek. ‘’Orada da alanınla ilgili mi çalışacaksın?’’ diye sordu Nalan teyze. ‘’Ah, hayır maalesef. Turizmle alakasız bir alanda. Arkadaşım çok zeki olmasına rağmen sosyal yaşamda biraz zorlanan biri ve bu işlerini etkiliyor. Ben... Genelde neşeli ve konuşkan biriyimdir. Ona hem yardımcı olup hem eşlik edeceğim. Asistanlık gibi ama daha kapsamlı sanırım. Bende daha şartlara çok hâkim değilim, yarın başlayacağım.’’ ‘’Bu ‘arkadaş’ erkek mi?’’ diye kulaklarını dikip sordu Mihriban. Akın annesinin çatılan kaşlarından şeytani bir zevk aldı. Müstakbel gelini bir erkeğe mi ‘eşlik’ edip ‘yardımcı’ olacaktı. İnşallah erkektir! Şirin böyle art niyetli bir sorudan hoşlanmamıştı ama terbiyesini de gülümsemesini de bozmadı. ‘’Evet, erkek. Benimle aynı yaşta normalde. Ben bir ay önce 26’ya girdim. O da birkaç ay sonra girecek. Gerçekten çok zeki biri. Aynı yaştayız ama ben lise 1’deyken o son sınıftaydı. Yaşı onlardan küçük olduğu için kendi sınıfındaki büyük çocuklarla çok anlaşamıyordu. Bu arada biz tanışıp arkadaş olduk. Ben Lise 2’deyken o üniversiteye gitti. Yüz yüze görüşmelerimiz azalmıştı çünkü okulu İstanbul’daydı. Ama hiç kopmadık. O, birkaç sınıf atladığı için hayata erken başlayıp kendi işini kurdu. Şimdi oldukça gelecek vaat eden bir işi var. ‘’ Kız vatan savunur gibi bir ‘erkek’ olan arkadaşını savunuyordu. Annesinin hayal kırıklığına uğramış yüzünü görmek için ona döndü. Vazgeçmiş olmasını umuyordu ama izansız kadın ağzına koca bir kaşık kısır doldurup başıyla Akın’ı işaret etti: ‘’ Bak bu benim oğlum Akın. Benim oğlumun da kendi işi var kızım. O da çok başarılı. Eğer işinde sıkıntı yaşarsan eminim sana yardımcı olacaktır.’’ diyerek okları Akın’a çevirdi. Akın kendi kafasını duvara geçirme isteğine karşı koydu. Ah annem, niye tanımadığın adamla beni sidik yarışına sokma gereği duyuyorsun. Şirin gülümseyerek utangaç gözlerle Akın’a döndü tekrar. Akın, kız onu her an tenhaya çekip mıncıklayacakmış gibi ürperdi. ‘’Memnun oldum, sizin alanınız ne?’’ diye sordu kız gözlerini nazlı nazlı bir kelebeğin kanat çırpışı gibi narince kırparak. ‘’Bilişim. Bilgisayar mühendisiyim ben.’’ Dedi Akın. Kızın gözleri parladı. ‘’Benim şirketimde bilişim sektöründe. Belki duymuşsunuzdur NÇF Yazılım ve Bilişim Teknolojileri.’’ Akın kaşlarını kaldırdı. ‘’Duydum. Rakibimiz sayılır’’ dedi lokmasını ağır ağır çiğnerken dişlerini hafifçe sıkarak. ‘’Arkadaşınız Fak Bey mi?’’ Kız kelimelerin altındaki ufak tiksintiyi hissetmemişti. Akın’la birebir diyalog kurmaktan sarhoştu o sırada. ‘’Evet, evet. Nihat Çetin Fak, tanıyor musunuz?’’ Akın bir oda dolusu kadın onlara bu kadar dikkatli bakarken sıkıntısını belli etmemeye çalıştı. ‘’Ben de üniversiteden tanıyorum.’’ Geçmişten gelen kin dolu sözler zihninde canlanırken cümle kurmak zordu. ‘’Ama arkadaşım değil’’ Artık değildi. ‘’Bizden iki yaş küçüktü ama iki sınıf üstteydi. Açıkçası onun gibi deha derecesinde zeki bir insanın neden Oxford, Harvard gibi bir yerde değil de bizim okulda olduğunu hiç anlamadım’’ diye bitirdi. ‘’Annesi hastaydı. Hatta lisede yaptığı bir proje için Caltech’den bizzat davet aldı diye hatırlıyorum ama uzağa gitmek istemedi. O tercih yaparken sormuştum.’’ Bir gün içinde NÇF’den bu kadar konuşmak Akın için oldukça fazlaydı. ‘’Onunla aynı lisedeyseniz sizde oldukça zeki olmalısınız. Yanlış anlamayın ama neden turizm okuduğunuzu sorabilir miyim? Hayaliniz miydi?’’ diye son bir soru sorup annesinin gönlünü etmek istedi. Kızın da sevineceğini düşünürken, omuzlarının düştüğünü gördü. Büyük gözleri sulanmıştı. ‘’Üniversite sınavında bazı sıkıntılar yaşadım. Turizmi tercihen değil zorunluluktan seçtim biraz. Sanırım o yüzden 4 yıl okuduktan sonra başka bir alanda iş bulmak kolay geldi.’’ Dedi. Sınav günü stresten olsa gerek zamanından önce regl olmuştu. Ve regl dönemi genelde oldukça ağrılı geçiyordu. Girmeden ağrı kesici almasına rağmen ağrı kesilmemiş, soruları yarım yamalak okumuş, birçoğunu rastgele işaretlemiş, çıkabileceği zamana kadar acı içinde kıvranmıştı. Akın anladığını belirtir gibi başını sallayıp kalktı. ‘’Karnımı doyurdum kalkıyorum. Size iyi eğlenceler hanımlar. Dışarıda bir işim olduğunu hatırladım da…’’ İşi yoktu ama daha fazla bu çöpçatanlık merasiminde kalmak istemiyordu. Annesi onu yakalamadan kapıya yöneldi. Bakmasa da cam gibi maviş gözlerin onun her adımını takip ettiğini biliyordu. Yeni nesil kızlar onun gibi yetişkin bir erkeği bile ürkütüyordu. Halbuki Akın'ın durumundaki biri buna alışkın olmalıydı değil mi?

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
57.8K
bc

EFSUN: AĞANIN GELİNİ

read
41.7K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
552.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
92.5K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
89.3K
bc

HÜKÜM

read
231.5K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
37.1K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook