1. Bölüm(GEÇMİŞ)
Çocukluğum gözlerimin önünden geçerken derin bir nefes aldım. Hayatım başından beri zordu. İğrenç bir aileye doğmuş ve bundan kurtulamamıştım. Tam uzaklaştım derken daha beter bir duruma düştüm.
Çocukken babam beni sevmezdi. Hiç anlamazdın neden beni sevmediğini diğer babalar gibi öpüp koklamadığını.
Hep ben suçlu hissettim. Benim hatalarım yüzünden beni sevmiyor diye kendimi mükemmel olmak zorunda hissediyordum. Hayır demezsem ve dedikleri her şeyi yaparsam beni bir nebze severler diye.
Benim hatırladığım ilk kavgaları henüz ben 5 yaşındayken olmuştu. Çok korkmuştum yatağımda uyurken çığlıklarla uyandım aşina olduğum bu ses anneme aitti. Bir yanım o yaşta kalkıp babama kafa tutmamı annemi kurtarmamı söylüyordu diğer yanım ise yiyeceği dayaktan ölesiye korkuyordu.
Daha fazla annemin çığlıklarına duyarsız kalamadım yatağımdan titreyerek çıktım. Salona vardığımda annem yerde diz çökmüş bir şekilde duruyor, babam ise annemin saçlarına yapışmış devamlı olarak tehdit edip vuruyordu.
Hızla babama koşup paçalarına yapıştım. “yapma anneme vurma baba baksana
canı acıyor hem kanamış”
Beni duymazdan gelip. Annemle ilgilenmeye devam etti annem ise sanki yediği dayak umurunda değilmiş gibi bana yalvarıyordu. “sen odana git ne olur kızım odana git!”
Onun bu hali içimde onu korumak isteyen yanımı güçlendirdi. Ve o minik ellerimle sanki çok büyük zarar verecekmişim gibi babama vurmaya devam ettim bırakması için ağlayıp söylendim elbette bu yetersiz kaldı. Bunu fark ettiğimde bacağını tüm gücümle ısırdım.
“seni küçük piç, gel buraya!”
Başarılı olmuştum annemi bırakmıştı. Ama şimdi beni yakalamak için gözleri karanlık olmuştu o gözlerden daima korkardım...
Ben hızla yatağıma kaçtım ve yorganı üstüme çektim beni büyük kötü canavardan koruyabilir diye düşünmüştüm.
Babamdan..
Benim girip yorganı kafama geçirmemle açılması bir oldu annem sendeleyerek babamın ardından geliyordu.
Babam yakamdan tutup öyle bir sarstı ki beni neredeyse altıma yapacaktım. Sonrasında peş peşe inen tokatlar bedenimde katlanamadığım acılara neden olumuştu.
En sonunda annem araya girip beni ellerinden alırken, eline gelen her şeyi babama atmaya başladı. Oda bu uzun kavgadan yorulmuş olmalı ki annemi hiçe sayarak kapıdan dışarı attı. Dayak yemekten daha kötüsü benim için annemden ayrılmaktı yediğim dayak etkisini yitirmiş kalbim onunla yalnız kalmaktan ölesiye korktuğu için depar atmaya başlamıştı. Babam annemi evden kovmuştu. Gecenin bir yarısı hemde.
“geç yatağına zıbar beni dellendirme!”
Annem gitmişti beni alamadan ve ben en iyi seçenek olduğu için yatağıma girdim.
Ertesi gün babam evde yoktu. Acıkmıştım sık sık yalnız kalırdım ve dolaptan ekmek domates ne bulursam sandviç yapar yerdim.
Karnım doymuştu. Ben döktüklerimi toparladım çünkü sonrasında dayak yiyeceğimi iyi biliyordum zaten yanaklarım hala zonkluyor hatta bazı yerlerim morarmıştı.
Kapının kilidini çevrildiğini duydum. Gözlerimi oraya diktim tedirgince. Ama annem ve babam içeriye girdiğinde biraz olsun rahatladım çünkü annem gelmişti. Sonraki saniyelerde boğazındaki boyunluk ve sargılar dikkatimi çekti. Ama ses etmedim.
Annem yatağına girerken bende ona yanaştım.
“anne bir daha gitmeyeceksin değil mi?” diye sordum sessizce
“hayır gitmeyeceğim”
“çok korktum gelmezsin diye”
“seni asla bırakmam ama bir daha sözümü dinle olur mu çünkü sen beni dinlemediğin zaman başıma bunlar geliyor”
Sargıları gösterdi ve ben kendimi suçlu hissetmiştim. Belki amacı bu değildi yada buydu emin değilim ama bir noktadan sonra yediği dayak benim yüzümdendi. Başımı sallayıp uzaklaştım.
Ve o kavga asla sonuncu olmadı artarak devam etti. Annemi bayılana kadar döver sonra ayılana kadar ıslatıp yine döverdi. Sonra bir kardeşim daha oldu. Babam onu daima çok sevdi. Ve inanır mısınız ona bir kere bile vurmadı. Beni sürekli döven her fırsatta o kapkara gözleri ile defalarca korkutup bağıran adam ona bir kere bile vurmadı.
Sonra ne mi oldu? Kendi isteklerimi daima geri planda tutup onlara karşı iyi olmak ve bir parça daha fazla sevgi koparabilmek için dedikleri her şeyi yaptım. Sevmesem de istemesem de hayır demedim.
İki sene sonra bir kardeşim daha oldu. Korku ve anlamsız bir kıskançlık doldu Bedenime, zaten ben evde görünmüyorken başka bir kardeş benim pabucumu iyice dama atacaktı. Ve evet kardeşlerimden nefret ediyordum.
2.kardeşim bir kaç aylık olduğunda dehşete düştüm babamın beni sevmesini bekleyen o son parçam da yok oldu.
Ufacık bebeği alıp yere attığında ne kadar kıskançlık ve nefret duysam bile kalbim sızladı.
Evet beni bir nedenden sevmiyordu. Peki ya bebek o ne yapmış olabilirdi ki nasıl bir insan ufak bebeğe böyle davranabilirdi.
Hayatımız her geçen gün daha beter olurken ben oldukça sessiz bir kızdım içimdeki fırtınalar aksini söylüyor olabilir dıştan çekingen ve ezik biriyim. Ama aslen...
Bu benim savunma mekanizmam ezik ve sessiz ol beladan uzak dur kısa ve öz. Okula başladığımda daha kötü oldu. Fakirdik bu yüzden dışlanırdım ve zaten dışa vuramadığım karakterim işimi zorlaştırıyordu. Zorbalığa uğradım defalarca ve hiç karşılık vermedim. Sonra bir şey keşfettim.
Acı.
Acı benim içimde kopan fırtınaları dindiriyordu. Her kavgada yada duygularımda baş edemediğim zamanlarda kendime zarar vermeye başladım. Önce tırnaklarım, sonra iğneler, cam parçaları, jilet ve bıçak.. Artarak büyüyen hislerim ve uzun zamandır içine kapanık bir kız olmamın ve insanların deyimiyle uslu bir kız olmanın benim için bedeli buydu..
Sonrasında annem babamdan nihayet kurtulup boşandı ben o sıralar 13 yaşındaydım. Kardeşlerim daha küçüktü ve ortanca kardeşim babamda kaldı. Yani o sevdiği çocuğunu aldı biz ise geride kaldık o günden sonra bir daha bizimle iletişime geçmedi. Bu beni bir yandan üzüyordu.
Çünkü olduğu kişiyi sevmesem bile hayatımda bir baba figürü olmasını isterdim beni sevecek bir baba..
Annemle babam ayrıldıktan sonra annemde değişmeye başladı. Bana artık sarılmıyor eskisi gibi sevmiyordu. Son derece dengesiz olmaya başladı.
Bunu ayrılığa ve artık hayatla tek başına olan mücadelesine yordum. Üzerine gitmedim fakat benim için son damla annemi gözümde bitiren şey en azından değerini kaybetmeye başladığı ilk an o gün oldu.....
Sınava girecekti babamla evlenirken yarım bıraktığı okula devam ediyordu. Bugün sınava girmek için evraklara ihtiyacı vardı evin her yerini aradık ama bulamadık. Annem nefret dolu bakışlarla odaya girdi.
“evraklar nerde?”
“bilmiyorum anne baktık her yere ama yoktu”
“sizden başka kim elleyecek koyduğum yerde değiller sizin halt etmeniz”
“nabalım o kağıtları biz ne işimize yarar ki?”
Annemin gözü dönmüştü. Dediklerimi duymamış gibi sinirden bağırıyor aynı zamanda ağlayıp gülüyordu çok garipti.
“kesinlikle babanız yüzünden onun piçlerinden ne hayır gelir babanızın intikamını alıyorsunuz benden değil mi”
“anne saçmaladın iyice biz seninle beraber kaldık o evde dayandık sabrettik nasıl bana böyle diyorsun”
Aynı kelimeleri sarf edip beni dövdüğünde ilk nefretimi kazandı. Dayak yemeye alışkınım ama sarf ettiği sözler canımı hayli yakmıştı. Beni o an ağlatan buydu. Bir saat sonra annem ağlayarak yanıma geldi yediğim dayaktan burnum kanıyordu bende tampon yapıyordum.
“özür dilerim sana haksız davrandım dosyada kalmış evraklar”
burukça gülümsedi ben karşılık vermedim zira içimde bir şeyler kırılmıştı. Ve kararımı vermiştim beni bu dünyaya bağlayan bir şey artık yoktu...
Ertesi sabah okul için hazırlandım ilk iki saat kermes sonra normal dersler vardı platonik aşkım ile aynı tezgahtaydık ve planlarımı erteledim.
Arkadaşlarımla hiç olmadığım kadar samimi oldum bugün sadece kendimi mutlu edecektim. Ve ona açılmaya karar verdim kısa bir not ve isim ile.
Kermes bitti ve derse girmeden önce 15 dakikalık bir teneffüs vardı. Yazdığım notu sınıfta kimse yokken çantasına attım. Aslında bu saçmaydı ama bugün sadece gerçek ben gibi davranacaktım. Kızlar tuvaletine girdim biraz saçlarımda oyalanıp boşalmasını bekledim.
Tuvaletlerden birine girip klozetin üzerine oturdum.
Bileklerimi açıkta bırakarak bluzumu sıyırdım cebimde taşıdığım peçeteyi dikkatle açtım içindeki kağıdı da söküp ışıkta ucu parlayan jilete gülümseyerek baktım.
Son kez derin bir acı hissetmek istedim. Bileklerime tek hamleyle derin kesikler bıraktım kan hızla boşalırken ben memnundum. Kanım acı ve rahatlamayla hızla akarken vücudum ağırlaştı ama aynı zamanda kaybettiğim kandan ötürü midem bulandı bunu durdurmak için dudaklarımı birbirine bastırdım. Geride olanları ise hayal meyal hatırlıyorum. Demirin sesini duyduğuma eminim ama insan son anlarında sevdiklerini düşünür ya bu o yüzden olabilir.....