Sabah olduğunu anlamamı sağlayan tek şey, kapının altından sızan silik ışık oldu. Gecenin karanlığı gitmişti belki ama içimdeki gölge hâlâ yerindeydi. Uyuyamamıştım. Gözlerim açık, sırtım duvara dayalı sabaha kadar bekledim. Kalbim hâlâ boğazımda atıyordu ama bu kez başka bir şey vardı içimde: Sessiz bir direnç. Bugün... onun karşısında eğilmeyecektim. Kapı bir kez daha açıldı. Ama bu sefer adım sesleri yoktu. Sadece öfkenin ağırlığı vardı havada. Savaş içeri girdiğinde gözleri yanıyordu. Ceketinin önü açıktı, yumrukları kan içindeydi. Kapıyı kapatmadan durdu, sadece bana baktı. "Sen ne yaptın?" diye sordu, sesi boğuk, sanki dişlerinin arasından çıkmıştı kelimeler. "Hiçbir şey," dedim. "Ben bu odadan bir adım bile atmadım, hatırlarsan." İleri atıldı, önünde bir karanlık duvar gibi be

