Demirkan Ofiste bir sessizlik vardı. Masamın üzerindeki dosyalar düzenli bir kaos yaratmış, not aldığım sayfalar üst üste yığılmıştı. Sabahki toplantıdan kalma kahvem soğumuştu ama dokunacak enerjiyi bile bulamıyordum. Kendi ofisimde bile rahat nefes alamadığım bir dönemden geçiyordum. İşin stresini geçtim, kafamı kemiren başka bir şey vardı; daha doğrusu biri. Dora. Onun hakkında düşünmek bile sinir bozucuydu. Çünkü bu benim tarzım değildi. Hayatıma kimseyi sokmam, özel hayatımı işime asla karıştırmazdım. Ama o... Ne zaman görsem, ne zaman sesini duysam, vücudumun tüm kontrolü benden çıkıyordu. Bunun ne olduğunu anlasam, belki çözümü de bulurdum. Dora’ya karşı hissettiklerim, tarif edilmesi zor bir karmaşaya dönüşüyordu artık. Hayatım boyunca kadınlarla olan ilişkilerimde hep net oldum.

