Şehrin üzerinde sabahın ilk ışıkları yükselirken, dünkü çatışmaların bıraktığı izler hâlâ duvarlarda, sokaklarda ve insanların yüzlerinde okunuyordu. Patlamaların yankısı, moloz kokusuna karışmış, sessizlik bile tedirgin edici bir hâl almıştı. Yalnızca serin bir sabah rüzgârı, bu karanlık manzarayı dağıtmak istercesine sokaklarda dolaşıyor, yıkıntıların arasından geçerken ince bir ağıt gibi uğulduyordu. Özgür, timiyle birlikte geceyi neredeyse hiç uyumadan geçirmişti. Yorgunluk, göz kapaklarına çöken ağır bir yük gibi hissediliyordu ama zihni hâlâ tetikteydi. Alex’in gölgelerle dolu oyunlarının sona erdiğine inanmak kolay değildi. Böylesine güçlü bir örgütlenmenin yalnızca tek bir adamın ölümüyle ya da kayboluşuyla biteceğini düşünmek, tecrübelerine göre büyük bir saflık olurdu. O bunu bi

