Cemal'in dönüşünün üzerinden bir ay geçmişti. Köyde artık tam anlamıyla bir huzur vardı. Herkes işinde gücündeydi, kimse kimseye düşmanlık etmiyordu. Kadınlar kooperatifte çalışıyor, erkekler tarlalarda, gençler okulda ve futbol sahasındaydı. Hayat, tatlı bir düzen içinde akıp gidiyordu. Ama Gülistan nine'nin içinde bir huzursuzluk vardı. Yaşı seksen beşti, beli bükülmüş, adımları yavaşlamıştı. Ama gözleri hâlâ capcanlıydı, zihni hâlâ berraktı. Ve aklında, yıllardır sakladığı bir sır vardı. Bir sabah, güneş henüz doğmamışken, Gülistan nine kalktı. Gece boyunca uyuyamamıştı. Yatağında dönüp durmuş, bir türlü huzur bulamamıştı. İçindeki sır, onu yiyip bitiriyordu. Artık dayanamayacağını hissediyordu. Yavaşça giyindi, bastonuna dayandı, evin en ücra köşesindeki sandığa yöneldi. Her adımı,

