8.BÖLÜM

2280 Kelimeler
Neydi beni bu kadar endişelendiren, korkutan, kalbimin hızlanmasına sebep olan ? Bilmiyordum. Tek bildiğim yemeğe geldiğimiz kebapçıda Hüseyin ve Serpil’i birlikte görmüş olduğumuzdu. Selam vermiş kendi masamıza geçmiştik. Gergindim. Bu şeytan Serpil Kerim ile konuşmaya çalışır diyeydi bu gerginliğim. Sevmiyordum işte bu kadar basitti. Bir de geçen haftalarda Hüseyin hakkında dedikleri ve aynı ortamda denk gelişimiz de beni germişti. Öyle herkes bana aşık benden hoşlanıyor kafasında biri olmamıştım hiç bir zaman. Zaten bana karşı ilgisi olan insanları da anlamaz bilemezdim. Dümdüzdüm bu konuda. Serpil söylemese Hüseyin’i hiç anlamazdım sanırım. Keşke söylemeseydi en azından arkadaş olarak görüyordum. Şimdilerde şirkette köşe bucak kaçtığım biri haline gelmişti. Buse izinden dönmüştü. Durumu ona da anlatmıştım. Destek vermiş eğer istemiyorsam umut vermemem gerektiğinden filan bahsetmişti. İyi de ben zaten kimseye umut vermemiştim ki. Dalgın dalgın düşünürken Kerim’e baktım. Yemek yemiyor adeta sömürüyordu. Tabağındaki Adana kebabı beş dakika içinde bitirmiş yenisini söylemişti. Geleni de şu an büyük bir iştahla yiyordu. Ona baktığımda yemeğimin soğuduğunu gördüm. İştahım kaçmıştı. Kerim’e ye desem asla hayır demezdi ama sorgular beni darlardı. O yüzden zor da olsa devam ettim. “Bir şey var sende yemeğini soğuttun. O tabaktaki Beyti kebap Asya senin benden sonra en çok sevdiğin şey.” Haklıydı. Keşke ağzında yemek varken konuşmasaydı ama. “Ağzında yemek var Kerim. Gelmeden önce atıştırmıştım bir şeyler sanırım ondan biraz tokum.” Yalan değildi. Bir şeyler atıştırmıştım. “Tamam ver ben yerim doymadım zaten daha.” Yuh ama yuh. İkinci siparişini yiyen birine göre fazla mı açsın acaba Kerim. “Al doymazsan gel beni de ye.” Kelimeler ağzımdan öyle gelişi güzel çıkmıştı ki bir anda kafasını kaldırıp bana bakmış dudağının kenarı kıvrılmıştı. Niye öyle gerçekten yermiş gibi bakıyordu bu çocuk. Hem o çapkın gülüşte neyin nesiydi. “Yerim güzelim sen iste.” Gülüyordu. Gayet piç bir gülüşle yüzüme bakıyordu. Sinirlenmeyecektim. Ama yolacaktım saçını başını onu istiyordu. Bu flörtöz tavırlar neydi bilmiyordum. Bugün bir şeyler vardı bu çocukta ama hayırlısı olsundu. “Yoldurma kendini ye yemeğini hadi.” Ben bu cümleyi bitirir bitirmez Serpil Kerim’in yanına izin bile istemeden oturmuş ağzını yaymaya başlamıştı. "Biz geldiiikk." Gelmez olaydınız Serpil. “Oturabilir miyim Asya.” Allahtan Hüseyin medeni biriydi. Hayır desem kaba olmazdım değil mi. “Oturamazsın birader hayırdır. Nerden tanıyorsun sen Asya’yı ?” Beklediğim soru adamından gelmişti. Kavga çıkacağına yüzde bir milyon emindim. Nasıl baş edeceğimi düşünmeye çoktan başlamıştım. O sırada Serpil Kerim’e yanaşmış bir şeyler soruyordu. Neden kısık sesle konuşup, bademcik ameliyatı yapacak kadar dibine girmişti. “Hüseyin iş yerinden arkadaşımız Kerim. Beraber gelmiştik  buraya seni görünce selam vermek istedim. Hüseyin’de Asya’ya selam vermeye geldi. Değil mi Hüseyin. Ay ayakta kaldın otursana.” Sana izin ver diyen oldu mu sülük kız. Ah Allahım bana sabır vermen gereken durumlar var. “Selam verdiğinize göre gideceksiniz sanırım Selma.” Selma mı ? Ay Kerim yerdim ben seni yer. Şu kızın bozulmuş suratını izletiyorsun ya bana nasıl mutluyum anlatamam. “Serpil Kerimciğim Serpil.” Hayır Kerim Şeytan Serpil. “Neyse artık. Çok önemli değil. Ha Selma ha Serpil.” Bebeğim senin ağzından bal mı damlıyordu. İkimiz de son derece rahatsız olmuştuk. Ben zaten gergindim iyice gerilmiştim. Bu akşam gerçekten kötü bitecekti hissediyordum. Hüseyin yüzüme dalmış bakıyordu. Birazdan boğacaktım onu da. Ne bakıyordun kardeşim bir şey mi vardı yüzümde. “Geçen ki konuşmamız yarım kalmıştı Asya. Müsait olduğunda konuşmak istiyorum seninle.” Kalsındı Hüso. Yarım kaslındı ben istemiyordum konuşmak filan. “Hayırdır birader ne konuşacaksın sen Asya ile.” Hüseyin o rahatsız edici bakışlarını benden çekmişti. Kerim, Serpil’den sandalyesini uzaklaştırmış masaya doğru eğilmişti.Ellerini ritmik bir şekilde masaya vuruyor gerginliğini atmaya çalışıyordu. Bu gecenin böyle bitecek olması üzüyordu beni. Huzurlu bir gece geçiremeyecektik belliydi. “Özel şeyler Kerim Bey. Sizi ilgilendirdiğini düşünmüyorum. Asya ile aramızda konuşmamız gereken bir konu.” Hüso kazdığın kuyuya gömülme saatin geldim brom. “Senin özelini sikerim. Ne özeli lan yavşak kalk siktir git şu masadan elimden bir kaza çıkacak.” Tıslamıştı. Bağırsa bu kadar ürkmezdim her halde. “Kerim sakin olur musun. Hüseyin özel konuşacak bir konumuzun olduğunu düşünmüyorum.” Ortamı yumuşatmam gerekiyordu. Ama ben sakin değildim ki yumuşatmak için neler yapmam gerektiğini de bilmiyordum. “Ne sakinliği Asya. Adam yanımda dümdüz sana yürüyor. Kemiklerini kırmadığıma dua etsin. Rezillik çıkmasın diye sakin durmaya çalışıyorum. Birader bakma yüzüme mal mal kalk lan şuradan. Serpil midir Selma mıdır nedir sende kalk bacım.” Son cümlesi ile gülmüştüm. Ay ayıp olacağı filan umurumda değildi. Serpil’in yüzü düşmüş ne bacısı ya diyerek gevelemeye başlamıştı. “Kerim Bey terbiyenizi takının lütfen. Bu konuda size fikir sormuyorum. Asya’nın karar vermesi gereken bir konu bu.” Ay Hüseyin ne yaptın sen ne yaptın. Cümlesi bitmişti Hüseyin’in ama karşısında ki adam yakasından tuttuğu gibi kaldırmıştı yanımdan. Tükürürcesine konuşuyor bir yandan da dışarı çıkarıyordu. O sırada tek yapabildiğim masaya hesabın fazlasını bırakıp peşlerinden koşmak olmuştu. Ben koşarken Serpil’de peşimden geliyor Kerim’in sinirliyken ne kadar ateşli olduğunu söylüyordu. “Serpil aynı konumda olmak istemiyorsan kes çeneni. Ağzından Kerim adını duymayayım.” Sinirlenmiştim. Salak salak konuşuyordu çarpacaktım ağzına. Koşarak dışarı çıkmış Kerim’e bağırmıştım. “Kerim dur lütfen. Bak insanlar rahatsız oluyor. Lütfen bırakır mısın?” Duymuyordu ki duymazdı dövecekti biliyordum. “Asya çekil. Ben bu yavşağı öldüreceğim. Terbiyeli terbiyeli döveceğim hem de.” “Serpil Hüseyin’i al çabuk”. Ben de Kerim’i tutacaktım artık. Gerçi bu koca adama gücüm nasıl yetecekti bilmiyordum ama . “Ben terbiyemi bozmuyorum çünkü yanımızda kadınlar var ama bırakın Kerim Bey. Daha fazla tatsızlık çıksın istemiyorum.” Korktun beybisi. 1.91 bir adam elinde çeviriyor seni biraz götün korkmuş belli. “Kerim lütfen bırakır mısın? Rica ediyorum hadi. Gidelim, korkutma beni.” Ellerimi göğsüne koymuş bana bakmasını sağlıyordum. Sakinleşmiş Hüseyin’i bırakmıştı. Serpil’de Hüseyin’i kenara çekmiş bir şeyler zırvalıyordu. Kerim bana dönmüştü. Kolumdan tutup yanına çekmiş tükürürcesine Hüseyin’e bağırmıştı. “Bir daha ne sebeple olursa olsun seni Asya’nın yanında görürsem mahvederim. Uzak duracaksın.” “Size sormayacağımı söylemiştim. Asya nasıl isterse o şekilde olur.” Of Hüseyin sus bir ya sus. Zaten zor sakinleşti. Dayak mı yemek istiyorsun anlamıyorum ki. Hayır bir de kimse de yardım etmiyor. Herkes kenara geçmiş bok var gibi izliyor. “Lan bana bak, keserim o dilini senin it.” “Kerim gidelim lütfen kimse ile konuşmuyorum ben hadi lütfen.” Elimden tutmuş Hüseyin’e bu iş burada bitmedi senin hesabını keseceğim demiş beni araca çekmişti. Ön koltuğa oturduğumda hızlıca sürücü koltuğuna geçmiş aracı çalıştırmıştı. “Emniyet kemerini tak Kerim.” Dinlemiyordu beni. Direksiyonu yumrukluyor bir yandan da söyleniyordu. “Asya dönüp o herifi öldürmemek için bana bir sebep ver. Ne demek lan yanımda sana yavşamak ne demek. Ben bakmaya kıyamıyorum.” Ay ne demişti o. Bakmaya kıyamıyorum mu ? “Tak şu kemeri Kerim. Bak bende çıkarırım.” Tehditim işe yaramıştı.Takmıştı. Söylediklerine takılmayıp ona dönmüştüm. Aracı sağa çekmiş ani frenle durmuştu. “Asya deliriyorum aklıma geldikçe. Dönmek ve başladığım işi bitirmek istiyorum.” Durdurmam gerekiyordu. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Ya da ben yapmak mı istiyordum acaba. Düşünmeden ona doğru döndüm. Ellerimi yüzüne uzatıp bana doğru çevirdim. Baş parmağım ile yanaklarını severken ne yaptığımı ne yapmaya çalıştığımı sonradan fark ettim ama işe yaradığını görmek devam etmem için cesaret verdi. Bu kadar yakın olmaya alışık değildik. Tamam sarılır öperdik birbirimizi ama masum şeylerdi bunlar. Şu an gözlerini kapatmış sakinleşmeye çalışan Kerim’i öpmek hele ki bu pozisyonda. Garipti. Ama yaptım. İki yanağını da dolu dolu öptüm. Geri çekildiğimde. Yüzlerimiz haddinden fazla yakındı. Gözlerime bakıyor ne yaptığımı anlamaya çalışıyordu. “Masada kebaplar kaldı Kerim. Gece uyuyamam ki bunun yüzünden.” Mırıl mırıl söylediğim şeylere kafasını geriye atmış kahkahayla gülmüştü. Konuyu değiştirme çabam işe yaramıştı işte sonuç odaklıydım şu an ne vardı canım. “Asya konuyu dağıtma çabana hayranım güzelim. Gidelim yiyelim istersen doymadın zaten sen”. Arabayı çalıştırmaya yeltenmişti ama elini tutmuş izin vermemiştim.Gerek yoktu. Uzunca bir süre o mekana gitmek istemiyordum. En azından yüzüm unutulana kadar. “Ay yok yok istemem. Aç değilim ben. Eve mi gitsek geç oldu sende sakinleştin.” Geç olmuştu iyice. Yarın kına vardı geç uyumak istemiyordum. “Asya bu bebeyle aynı departmanda mısın sen ?” Kapandı sanmıştım. Konu Kerim ve kıskançlıkları olduğunda mümkün olmuyordu. “Hayır ayrı departmanlarımız.Yemekte görüyorum bazen o kadar. Fazla muhatap olmuyorum merak etme.” “Hiç muhatap olmayacaksın Asya. Gelir o şirkette kırarım kemiklerini bilmiş ol.” Zaten beklediğim oydu. Kesin yapacaktı ama umarım geç olurdu bu. “Abartma Kerim. Yapma lütfen bak tadımızı kaçırdılar zaten iyice batırmayalım. Yarın kına var yorgunum ben hadi kıyma bana.” Halime bakmış gülmüştü. Ne güzel bakıyordu. Ben neler düşündüğümü neler hissettiğimi anlayamıyordum. Akşamın bir vakti en yakın arkadaşım dediğim adamla oturmuş birbirimize hülyalı hülyalı bakıyorduk. Olacak iş değildi bence. Aramızda bir şeyler dönüyordu. İkimizde anlamamıştık. Öyle akışına bırakmıştık. “Şşş tamam bırakacağım eve rahat ol. Seni kendime saklamayacağım. Gerçi planlarım o yönde ama korkma.” Hahaha çok komik Kerim. “Komik misin acaba sen ? Bak döverim seni hem söyle bakayım o salak Serpil’le neydi o samimiyet ayırmak için kolunu tutmalar filan. Siz hayırdır Kerim Bey ?” Hatırladıkça gelmişlerdi bana. Söylediğim anda gülüşü artmış kıskanmam hoşuna gitmişti. “Yavrum bana ne ondan ya. O an ne olduğunu mu anladım da ben. Hem sen gelip tutsaydın niye elin kızlarına bıraktın benim güzel kollarımı.” “Neyse ne bir daha görmeyeyim.” Tamam demiş arabayı çalıştırmıştı. İlerlemeden önce beni kendine hızlıca çekmişti bir anda göğsüne yaslanmak tuhaf hissettirse de sustum yapacağı şeyi bekledim. “Biliyorum güzelim hayatında birinin olması normal olan ama olsun istemiyorum. Kimse olmasın Asya, hep benimle kalsan. Bir beni gözlerime baksan bir bana sarılsan. Bencilce biliyorum. Hakkım haddim değil bile ama of kızım bırakamam başkasına işte.” Neler diyordu bu çocuk. Heyecan basmıştı beni. Hala gözlerime bakıyordu. Utandığımı anlamıştı ve daha da utandırmak için çekti öptü. Baya baya öptü. Normalde yanaklarımda olan dudakları bu sefer tam dudağımın kenarına denk gelmişti. Bende ki kayışın koptuğunu söylememe gerek yoktu değil mi. Dilim tutulmuş ellerimi ter basmıştı. Dışarıdan komik göründüğüme emindim. Yüzüne bakamamış kafamı eğmiştim. Alt dudağımı ısırıyordum. “Sakin kal. Bırak dudaklarını da. Götüreyim seni eve hadi.” Baş parmağı ile dudağımı dişlerimin esaretinden kurtarmıştı ama bu hareketi beni daha da utandırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Gülüyordu pişkin pişkin. Ağlamak istiyordum. Odama gidip yatağıma yatmak ve bu anları düşünmeden uyumak istiyordum. Düşünürsem mantıklı bir şeyler çıkmazdı zaten. “Keriiimm. Hadi götür beni uykum var” demiştim. Utandığımı belli etmemem gerekiyordu. Anladıysa da üstelememişti. Aracı hareket ettirmiş eve doğru sürmüştü. Mayışmıştım. Uykum gelmişti uyumamaya dirensem de gözlerim kapanıyordu. Bilincim yavaştan kapanmaya başlamıştı kendimi durduramıyordum. * Genç kız uyumuştu. Yüzünü Kerim’e dönmüştü. Kerim ara ara izliyor bir yandan da yolu takip ediyordu. Dudaklarını büzmüş, gözlerini sıkı sıkı kapatmış tüm masumiyeti ile karşısında duran bu minik kadına karşı hissettiklerini durduramıyordu. Biraz önce yaptığı şeyi düşündüğünde delirecek gibi oluyordu. Sinirden değil ama kalp çarpıntısından. Öpmüştü. Dolgun öpmek için delirdiği dudaklarından değildi elbette ama yine de tam kenarından öpmüştü. Neden yapmıştı nasıl yapmıştı bilmiyordu genç adam ama kalbine zarar verdiğini biliyordu. Yıllardır arkadaşım dediği kadına karşı böylesine heyecanlı hislerle karşı karşıya kalmak onun kafasını karıştırıyor ve kendinden utanmasına sebep oluyordu. Bu durumu Ali’ye Ahmet amcasına Asiye Teyzesine nasıl açıklardı. Annesi ve babası emindi çok sevinirdi ama ya diğerleri. Yanında masumca uyuyan bu kadına karşı geri dönülmez hisler duymaya başlamıştı. Şimdi uzanıp yüzünü sevmek kollarının arasına almak istiyordu. Ne güzel de öpmüştü onu. Ellerin bir anda yanaklarına gitmiş öptüğü yerleri hissetmek ister gibi dokunuyordu. Dolu dolu öpmek tarifini yaşatmıştı genç adama. Restaurantta olanlar aklına geldikçe sinirleri bozuluyordu adamın. O şerefsiz it Asya’sına yürümüştü. Aynı iş yerinde çalışıyor olmaları geriyordu onu. Şimdi yanına gelmeye çalışacak konuşacaktı. Bundan sonra dikkat etmesi gerekiyordu. Asya’yı kimseye bırakamazdı. Bırakmak istemiyordu. Duygularında karmakarışıktı. Ama emin olduğu tek şey Asya’nın sadece kendine ait olması gerektiğiydi. Genç adam bunları düşünürken Asya mırıldanıyordu. Eve yaklaşmışlardı. Bilerek yavaş sürüyor biraz daha vakit geçirmek istiyordu. Biraz daha görmek için hızını düşürmüştü. Ama en yaparsa yapsın yol bitmiş evlerinin önüne gelmişti. Uyandırmaya kıyamıyordu ama koltuk fazlasıyla rahatsız ederdi onu biliyordu. Seslenmek istemişti ama uykusu dağılır diye vazgeçmiş arabayı durdurmuştu. Araçtan inip yolcu koltuğuna doğru yürümüştü. Kapısını açıp Asya’yı kucağına almış ayağıyla güzel arabasının kapısı kapatmıştı. Asya ise başını boyun çukuruna koymuş sıcak nefesini üflüyordu yavaş yavaş.Huylanmaktan öte vücudu uyarılıyordu. Ne yapacaktı hiçbir fikri yoktu. Sabır diliyordu sadece. Arabasını kilitleyip eve doğru yürümüştü. Kapıyı çaldığında Ali açmıştı. “Bizim ki yine uyudu mu ? Ver kardeşim ben çıkarırım odasına.” Alma Ali bırak kalsın iyiydim ben böyle demek istiyordu ama diyemezdi nasıl desindi. Ali onu dümdüz ederdi. “Uyanırsa huysuzlanır çıkarırım ben sıkıntı yok zaten kuş kadar şuna bak.” “Uyanırsa önce senin sonra benim burnumdan getirir harbiden. Gel çıkaralım bari takip et beni." Rahatlatmıştı genç adam. Biraz daha vakit geçirecekti işte. Merdivenleri çıkarken Asya bir şeyler gevelemişti, anlamamıştı. Keşke biraz daha anlaşılır konuşsaydın Asya demişti içinden. Kollarını boynuna dolamıştı. Sokuldukça sokuluyor genç adamın işini zorlaştırıyordu. Odasına geldiklerinde yatağa doğru yürümüş yavaşça yatağa bırakmıştı. Ali yatağı açmıştı zaten. O sırada çalan telefonu ile hızlıca dışarı çıkmıştı. Kardeşi uyansın istemiyordu. Kerim’e de gün doğmuştu. Asya’yı yatırmış saçlarını sevmiş öpmüştü. “Kerimm, gitme.” “Gitmem gerekiyor güzelim imkanım olsa kalırım. Hem kalsam da sabaha beni gördüğünde kavga ederiz .” Bu gece bir şeyler değişmişti. Kökten değişimlerdi bunlar. Kerim Asya’ya karşı konulmaz bir şekilde çekilmiş ve onu düşünmeden duramıyordu. Asya uyumaya devam etmişti. Kerim’de bırakmış saçlarını koklamış öpmüş odadan çıkmıştı. Ali Ece ile konuşuyordu yüzünde açan güllerden belliydi. Selam verip çıkmıştı evden. Evine doğru değil de arabasına yönelmişti. Bu gece uzun geçecekti. Mahallenin büfesinden bir paket sigara almış ve her zaman ki mekanına doğru yola çıkmıştı. Ne zaman dertlense bu tepeye gider biraz düşünür soluklanır kendini dinlerdi. Bugün de o günlerden biriydi. Bu öyle bir geceydi ki bundan sonra ki gecelerin başlangıcı olacak iki gencin de hayatlarından yeni bir dönemin başlangıcı olacaktı. Kerim tepeye geldiğinde sigarasını yakmış slow bir müzik açmıştı. Düşünmek için çok vakti vardı nasıl olsa. Sabah işe gitmeyi de düşünmüyordu. Sabah ola hayır olaydı artık. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE