19.BÖLÜM

937 Kelimeler
Kurtlarını dökmek tabiri an itibariyle gerçekleşiyordu. Düğün salonuna geldiğimizden beridir dakika durmamış Kerim’le dans ettikten sonra oynamaya başlamıştım. Annemler komşuları ile başka bir masada otururken biz kızlar olarak gelin ve damadın hemen yan masasındaydık. Hande Abla gelinliği dolayısıyla çok fazla oyunlara katılamazken ben pistten hiç inmemiştim. Şimdi de sevgilim olacak şahıs zorla durdurmuştu. “Tamam eyvallah oynamayı seviyorsun ama sabaha ayağa kalkamayacaksın Asya yeter yoruldun.” Yoo demek gelmişti içimden. Hayır hiç yorulmadım. Hatta bir bu kadar daha oynarım. “Sen beni düşünme hayatım. İnan ben çok memnunum halimden. Hem birazdan halay başlayacak halay başı olmadan düğün devam eder mi hiç.” Tatlı tatlı bakıp birazdan piste çıkacağımı ima etmiştim. Bu hallerime gülüyor kendimi çok yormamam gerektiğini fısıldıyordu kulağıma ama düğün dendiğin de benim için akan sular duruyordu. Kerim’de anlamış olacak ki beni bıraktı ve arkadaşlarının yanına geçti. Halayın başında ben yanımda ise Ela-Buse-Sena ve diğer kızlarla düğünü coşturuyorduk. Hande Ablalar takı töreninde toplanan altınları gelin odasına götürmüşlerdi. Geldiğinde onları da alacaktık aramıza. Saatler geçtiğinde deli gibi eğlenmiş, fotoğraflar çekilmiş, pasta yemiştik. İnanılmaz güzel vakit geçirmiştik. Çok fazla yorulmuş ve terlemiştim. Kerim yanıma geldiğinde çok yaklaşmamaya çalışıyordum ama beyimizin ne babamlar ne de tüm davetliler umurunda durmuyordu. Düğün bitip araçlara bindiğimizde kafamı koltuğa yaslamış eve kadar uyumak istemiştim. Babamlar tek araba geldiği için bize yer yoktu. Ela ve Buse ile Kerim’in arabasına binmiştik. Önce kızları bırakacak sonra da eve gidecektik. Düğünün kritiğini yapıyorduk. Mırıl mırıl konuşmaya çalışıyordum ama gözümden uyku akıyor tüm kemiklerim sızlıyordu. “Asya, gelinin kuzenleri neden hiç katılmadılar oyunlara acaba. İncileri mi dökülecekti ki.” Soruyu soranın sesini duyuyordum ama cevap vermeye gücüm yoktu. Gözlerim kayıyor bilincim yavaş yavaş kapanıyordu. En son duyduğum Kerim’in sesiydi. “Benim ki uyudu çoktan. Dedim o kadar oynama diye ama dinleyen kim.” * Kerim yan koltukta uyuyan güzelliğine bakıyordu. Kızları bırakmış sıra sevgilisine gelmişti. Çok güzel uyuyordu. Birkaç kez beraber uyumuşlardı. Hayatının en güzel uykularından biriydi. Her gece yanında olmak koynuna almak istiyor ama imkanlar buna izin vermiyordu. Aileler evlenmeleri için önlerini açmış onaylamışlardı ama Asya’sı henüz erken olduğunu düşünüyordu. Onun fikrini değiştirmek için çabalaması gerekiyordu. Çok uzun yıllardır beraberlerdi. Çocukluk arkadaşı, en yakını, en değer verdiğiydi bu küçük kadın. Evin önüne geldiğinde aracı durdurmuş inmişti. Asya’yı uyandırmaya kıyamıyordu. Uyandırmak zorundaydı ama. Eskiden olsa kucağına alır götürürdü ama bu eskidendi. Ahmet amcası ile ters olmak istemiyordu. Mecbur uyanması gerekiyordu bu yüzden. “Sevgilimm, uyan hadi.” Asya kıpırdanmaya uykusundan uyanmaya başlamıştı. Yüzü terlemiş saçları bozulmuş, elbisesi kırışmıştı. Nerede ne giyeceğini bilen bir kadındı Asya. Kerim müdahale etmez bu konuda kalbini kırmazdı ama güzel oluşu onu çıldırtıyordu. Bugün tüm düğün boyunca parlamış kendine hayran bırakmıştı. Kavga çıkarmamak için çok çabalamıştı. Ona bakanları dövmek hatta ileri gidip Asya’nın görüp görebileceği her yerden silmek istiyordu. “Kerim uyumak istiyorum.” Nazlıydı sevgilisi. Alıp içine sokmak istiyordu. “Sevgilim uyanman gerekiyor. Babanlar evde ve Ali yok kucağımda götüremem.” “Ne zaman götürürsün. Sen benimle evlenmek istemiyorsun Oyalıyorsun.” Neler duyuyordu kulakları böyle. Oyalamak ne demekti. Henüz aralarında ki olanlar çok yeni bile olsa Kerim’i en çok istediği şey buydu. Sevdiğine kavuşmak daha fazla beklememek. “Güzelim böyle konuşmaya devam edersen Pazartesi direk nikah dairesine gideriz. Hadi uyan eve gidip uyu bir an önce. Gece gelirim belki.” Bunları konuşurken Asya uyanmış ve arabadan inmişti. Eve doğru yürüyorlardı. Kapının önüne geldiklerinde Asya tek gözü kapalı şekilde Kerim’i öpmüş iyi geceler diyip eve girmişti. Kerim eve doğru gitmiş kapıyı anahtarı ile açıp girmişti. Duygularından çok emindi. Asya ile evlenmek istiyordu. Bunun en kısa sürede olması için elinden geleni yapmaya hazırdı. Asya’da kendisi de işini gücünü eline almış çoktan evlenme yaşına gelmişti. Düşüne düşüne odasına çıkmış ve duşa girmişti. Oda fazlasıyla yorgundu. Gece sevgilisinin koynuna gitmek istiyordu ama oda uyumuş olabilirdi uyandırmak istemiyordu. Gitmeden önce mesaj atmak en mantıklı olandı. ASYAM: Uyudun mu sevgilim. Mesajı atıp yatağa girmişti. Eğer uyuduysa oda uyuyacaktı. Uyumadıysa da koşa koşa gidecekti. Beklediği mesajda çok gecikmemiş ve onu harekete geçirmişti. Saat gece yarısını geçiyordu. Pamuk annesi ve babası çoktan uyumuştu. Asya’nın annesi ve babası da uyumuştu. Ali bu gece nişanlısıylaydı. Yine evdekilere nöbete kaldım demiş ama nişanlısının koynuna gitmişti. Kendisi de bu hallere girecek miydi acaba. Gerçi şimdi bile giriyordu ama neyse diyip geçmişti. Çoktan aşağı inmiş ağaca tırmanıp oradan da cama doğru geçmişti. Cam da onu karşılayan sevgilisini öperek içeri girmişti. “Camda başladık devamı gelmeyecekse beni kudurtma sevgilim.” Baştan uyarmakta fayda vardı. “Kerim, devamı yok tabi ki hadi geç yatağa çok uykum var.” İstediğini alamamış olmanın hüznüyle yatağa geçmişti. Tek kişilik küçük olan yatak ikisinin sığmasına olanak vermiyordu. Uyurken Asya’nın üzerine tırmanıyor oluşu ve kokusu uyumasında en büyük yardımcılardan biriydi. “Gel koynuma güzelim. Bu yatakta küçük sığmıyoruz iki kişi. Daha büyüğüne geçmenin sırası gelmiş.” İmasını anlamamasının imkanı yoktu bence. “Hayatım bunu alalı uzun zaman olmadı ki yenisini alamam.” Bazen bu güzel kadının çok düz düşündüğünü görüyordu Kerim. “Ben alırım merak etme. Sen bir he de yarın alırım.” Bunu da anlamazsa artık elinden bir şey gelmezdi. “Sen nasıl alacaksın ki. Babam izin vermez biliyorsun.” Kerim artık dayanamamış ve kahkahayı koyuvermişti. Güzel sevgilisi ya anlamamak için direniyordu ya da gerçekten uykusu vardı anlamıyordu. “Güzel sevgilim evlilikten kendi yatağımızdan bahsediyordum ama sen anlamamakta ısrarcısın.” Asya’da gülüyordu artık. Jetonu geç düşmüştü. “Zamanı geldiğinde oda olur bitanem. Şimdi uyumak istiyorum.               “ Kerim gülmüş ve öpücüklere boğmuştu sevgilisini. İkisi de yorgun olduğu için uyumuşlardı. Önlerindeki günler onları daha var dedikleri evliliğin kıyısına getirecekti. Bu yola güle oynaya girerken yaşayacakları şeylere üzülecek kırılacaklardı. Aşk onlar için bambaşka bir anlama gelecekti artık. Bu iki genç mutlu olmak, tüm kırgınlıklara mutsuzluklara karşı direnmek için çok çabalayacaklardı. Sonunun ne olacağı ise  muammaydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE