18. BÖLÜM

649 Kelimeler
Aşk insanı güzelleştirir miydi ? İnsanlar sevince sahiden başka mı bakardı ? Birine aşık olduğunuzda onu sevdiğinizde gerçekten de renkler daha mı canlıydı ? Öyleymiş. Bizimkiler öyle diyor , kızlar yani. Aşkın beni güzelleştirdiğini başka türlü baktığımı söylüyorlardı. Ben de renklerin canlandığını hissediyordum. Bence de güzeldi artık renkler. Daha canlı görünüyordu gözüme. Bunun Kerim’le bir alakası var mıydı yoksa tamamen benim bakış açım mı değişmişti sorgulanırdı doğrusu. Saatlerdir kuaförde hazırlanmayı bekliyorduk. Çoktan hazırdım ben gerçi. Prensesimiz Buket saçını beğenmemiş yeniden yaptırmıştı. Nurgül Abla birazdan yolup eline verecekti emindim. Söylediğine göre başka yere kestirmiş. Bilenler bilir bu kuaförde katliam sebebidir. Kendi kuaförünün dışında bir yere gitmek hele ki bu aynı mahallede elinde büyüdüğün kadınsa kıyamet kopardı. Neyse ki Nurgul Abla uzatmamış saçını tekrar yapmıştı. Ben ayakkabımın ince bantını bağlarken kapıdan içeri Ela girmişti. Afeti devrandı benim arkadaşım. Çok güzel görünüyordu. İnce askılı kalem bir elbise tercih etmişti. Zümrüt yeşili elbise üzerine ikinci bir deri gibi yapışmış kusursuz fiziğini ortaya çıkarmıştı. Onu bu şekilde görmek ayva göbeğime olan bakış açımı değiştirmişti. Büyük bir neşe ile kapıdan girip hepimizi öptü. Kendisi zaten fazlasıyla pozitif biriydi böyle önemli günlerde ekstra neşeli olur kimsenin üzülmesine mahal vermezdi. Güle oynaya çıktığımızda gelin evine doğru gidiyorduk. Kızlara taksi ile gidelim demiştim ama çok yakın olduğundan teklifim reddedilmişti. Nihayet kız evine geldiğimizde evlerinin önü yoğun bir kalabalıktı. Herkesin yüzünde tatlı bir telaş, buruk bir gülümseme mevcuttu. Bir an kendimi düşündüm. Kerim ile evlendiğimiz beni davulla almaya geldiğini hayal ettim. Kalbimin sıcacık olması normaldi bence. Oyalanmadan eve çıktık. Hande Abla yukarıdaydı birazdan Burak Ağabeyler konvoy eşliğinde gelip gelinlerini alacaklardı. Mutlu olmalarını canı gönülden istiyordum. Karşımda gördüğüm kadın heyecandan ne yapacağını bilemez bir haldeydi. Çok güzel olmuştu. Kuğu gibiydi, prenses model gelinliği, özenle hazırlanmış saçları, kusursuz makyajı ile adete bir baş yapıt gibiydi. Koşa koşa yanına gidip dikkatlice sarıldık. Tüm güzel dileklerimizi sıralarken yakın akrabaları kuzenleri gelmişti. Kızlar olarak biraz geride durup beklemeye başladık. Annemler direk salona geçeceklerini söylemişlerdi. Ela ile ben de Kerim ile gelecektik. Konvoyda oda gelecek bizi alacaktı. Çok geçmeden davul ve korna sesleri ile inledi mahalle. Beni bile heyecan basmıştı Hande abla ne hissediyordu acaba. Damat tarafı geldiği için gelinin kuşağını bağlama sırası gelmişti. Ah sanırım en hassas anlardan biriydi bu. Hande Ablanın babası Basri Amca göz pınarlarında akmayı bekleyen yaşlarla kızının kuşağını bağlamış dua etmiş ve bir sürü güzel şey söylemişti. Hepimizin gözleri dolmuştu. Damat kapıya geldiğinde küçük kuzenlerden biri kapıyı açmamış ve Burak Ağabeyden hatırı sayılır miktarda para almıştı. Keşke ben akıl etseydim demiştim içimden. Nihayet aşıklar kavuştuğunda hepimiz gülen yüzlerimizle izliyorduk. Burak Ağabey öyle büyük bir aşk ve hasretle bakıyordu ki imrenmemek elde değildi. Damat gelinini alıp araca doğru çıktığında arkalarından takip edip bizde evi yavaş yavaş boşalttık. Kafamı kaldırıp sevgilimi aradım. Nihayet bulduğumda gözüm gönlüm şenlenmişti. Siyah takım elbisenin içinde kusursuz görünüyordu. Boyu, fiziği, yakışıklılığı ile beni benden alıyordu. Tüm engelleri aşıp ona koşmak dudaklarına yapışıp beni buradan götürmesini istemem normal sayılmalıydı. Dedikleri doğruydu artık renkler bambaşka geliyordu gözüme. Sevgilime doğru yürüdüğümde Ela sessizce arka koltuğa oturmuş bizi baş başa bırakamıştı. Kerim baştan aşağı süzmüştü beni. Utanmam gerekirken ateş basmıştı beni. Ellerim omuzlarına gittiğinde onunda eli belime doğru yol almış kendine yaslamıştı. “Asya, aklımı başımdan alıyorsun. Çok güzelsin çok.” Yumuşacık olmuştum yine. İnsanın sevdiği insan tarafından güzel bulunması ne güzel şeydi böyle. “Sen de çok yakışıklısın Kerim. Damattan rol çalmak hoş değil sevgilim.” Yanağına uzanmış usulca öpmüştüm. Tüm mahallenin radarında olmak umrumda bile değildi. Kerim düşünmüş olmalı ki biraz geri çekilmiş hayran hayran bakmaya devam etmişti. “Güzelim insanlar ve ben seni öpmemek için zor duruyorum beni sınama.İkinci baldız sende çok şıksın.” “Teşekkür ederim enişteciğim sen de çok şıksın maşallah. Allah sizi nazarlardan korusun amin ”Gülmüş ayrılmıştım. Ela yine şebekliğini yapmıştı.Ön koltuğa oturduğumda Kerim’de sürücü koltuğuna geçmiş emniyet kemerini takmıştı. Konvoya katılmak için bekliyorduk. Herkes araçlara bindiğinde konvoy başlamış ve düğün salonuna doğru yola çıkmıştık. Ellerim kaşınıyor oynamak için sabırsızlanıyordum. Bu gece eğlenme zamanıydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE