Teoman ahıra gidince Hamdi Efendiyle baş başa kalmıştık. Bana gülümseyen güleç adama dönüp konuştum: “Kızlarınız çok güzel, maşallah. Elleri de pek lezzetliymiş, kahvaltı çok güzeldi.” Hamdi Efendinin güleç yüzü daha da aydınlandı: “Sağ ol hanım kızım, öyledir kızlarım. Beğendirdiysek ne mutlu bize.” “Hem de hepsi üniversite okuyor, ne kadar gurur duysanız az.” Hamdi Efendinin göğsü kabardı: “Ya, öyle tabi! Hepsi Teoman beyimin sayesinde.” Kaşlarımı kaldırıp sordum: “Nasıl yani?” Hamdi Efendi ahıra doğru kısa bir bakış atıp bana yaklaştı. Şimdi ikimiz de bizi Nazende’den ayıran çite yaslanmıştık. “Teoman beyim olmasaydı benim kızlarım bırak okuyup meslek sahibi olmayı, belki de her gün işkenceler içinde yanacaktı.” Ben anlamamış gibi bakarken o devam etti: “Biz aslında Mardinl

