Ertesi gün Doğa, Kazım, Teoman ve ben benim küçük dairemdeydik. Hümeyra da bizimle gelmişti, işimiz bitince onu da okuluna bırakacaktık. Doğa artık daha iyiydi, dudağındaki yara kapanmıştı. Ben kahve yaparken Doğa da söyleniyordu: “Ya size artık iyiyim diyorum. İki gündür zaten gitmiyorum salona. Burada işimiz bitince gidip bakmam gerek.” Kazım ona gözlerini devirdi: “Sorun sadece iyi olup olmaman değil Karakuş. Ya o pislik yine oraya gelirse?” Teoman araya girdi: “Tamam Kazım, beraber gidin. Doğa da işinden kalmasın.” Doğa ellerini kaldırıp bana doğru yürüdü: “Ya bir şey söyler misin Aybike! Ben yapışık ikiz gibi sürekli bununla mı gezeceğim?” Omuzlarımı silktim: “Üzgünüm Doğa’cığım. Ama haklılar, biliyorsun.” Teoman da ona yaklaşıp omzunu tuttu: “Bu geçici bir süreç Doğa. Yak

