bc

Mafyanın Hayal'i

book_age18+
730
TAKİP ET
9.1K
OKU
dark
family
HE
mafia
drama
bxg
city
highschool
mythology
cruel
musclebear
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Birgün de Hayal'dim Hayat oldum.

Kapı açıldığında içeri dolan hava keskin ve soğuktu. Yağmurun kokusu hâlâ üzerimdeydi ama buradaki hava farklıydı..daha kuru, daha ağır… daha kapalı.

Dışarı adım attığımda zeminin sertliği ayakkabımın altından yukarı doğru vurdu. Başımı kaldırdım.

Etraf… yarım bırakılmış bir düşünce gibiydi.

Ne tamamen ıssız ne de gerçekten bir yere ait.

Uzakta, sarı ışıkların titrediği bir yapı vardı. Kocaman arazinin ortasında devasal bir ev.

Beni oraya doğru götürürlerken direnmeyi düşünmedim bile. Direniş, bir ihtimal gerektirirdi...

Hayat'ın söz kesildiği akşamın sabahına kaçıp beni ateşe attığında da direnmemiştim. Kendi kimliğini bana bırakıp benim kimliğimi götürürken verilen sözün bedeli ben olacağımı adı gibi biliyordu.

Ama adı artık Hayat değildi. Hayal olarak kaçmıştı.

Benim elimde ise sadece belirsizlik vardı.

İçeri girdiğimde ilk fark ettiğim şey sessizlik oldu.

Sanki duvarlar bile bir şeyin olmasını bekliyordu.

İçeri adım attığım anda havanın değiştiğini hissettim.

Dışarıdaki serinlik burada yerini ağır, kapalı bir havaya bırakmıştı. Sanki bu ev sadece duvarlardan ibaret değildi,içinde biriken, dışarı çıkamayan şeyler vardı. Söylenmemiş sözler, yarım kalmış hesaplar… ve belki de en çok, bekleyiş.

Beni getiren adamlar kolumu bırakmadan uzun bir koridordan geçirdi. Ayak seslerimiz taş zeminde yankılanıyor, o yankı tuhaf bir şekilde peşimizden geliyordu. Kaçıp gitmek istesem bile bu seslerden kurtulamayacakmışım gibi.

Koridorun sonunda geniş bir odaya girdik.

Oda diğer yerlere göre daha aydınlıktı ama bu aydınlık içimi rahatlatmadı. Aksine, kendimi daha çıplak, daha görünür hissettim. Ortada büyük bir masa, masanın biraz ilerisinde camdan dışarı bakan bir adam vardı.

Beni getirenler durdu.

“Efendim,” dedi içlerinden biri.

Adam hemen dönmedi. Birkaç saniye boyunca dışarı bakmaya devam etti. Sanki bizim gelmemiz onun için acil bir durum değildi. Ya da… hiçbir şey acil değildi onun dünyasında.

Sonra yavaşça başını çevirdi.

Gözleri üzerime geldiğinde istemsizce nefesimi tuttum.

Bakışında belirgin bir duygu yoktu. Ne öfke, ne merak… ama yine de insanı yerinde sabitleyen bir ağırlık vardı. Sanki sadece bakmıyor, tartıyordu.

“Otogarda bulduk,” dedi adam. “Kaçıyordu.”

Onun bakışları benden ayrılmadı.

“Nereye?” diye sordu.

Sesi sakindi. Ne sert ne yumuşak. Ama itiraz edilecek bir tonu yoktu.

“Neresi olursa...”

Adam birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden bana baktı. Sanki verdiğim cevap yeterli değilmiş gibiydi.

“Peki neden kaçıyorsun Hayal?” diye sordu sonra.

Adımı duyduğum anda kalbim durdu sandım. İki yıl olmuştu. İki yıl. Hiç kimsenin ağzından kendi ismimi duymuyordum.

“Tabii şimdi sen benim kim olduğumu merak ediyorsun değil mi?”

Sorunun içindeki anlamı anladım. Ama cevap vermedim. Gözlerimi kaçırmadan durdum.

Bu sessizlik uzadıkça odadaki hava da ağırlaşıyordu.

Adam çok hafif bir hareketle başını yana eğdi, sanki verdiğim ya da vermediğim cevapları tartıyordu.

“Evet...beni neden buraya getirdiğinizi daha çok merak ediyorum?” dedim.

“Ben Alaz Korhan. Öldürülen Selim Korhan'ın abisiyim.”

Bir adım yaklaştı. Aramızdaki mesafe daraldı.

“Kimden kaçıyorsunuz?” diye devam ederken kaşlarımı çattım.

“Neden bahsettiğinizi anlamıyorum. Aradığınız kişi ben değilim.” dedim.

Bir an durdu. Gözleri yüzümde gezindi. Bu kez daha dikkatliydi.

"Demek anlamıyorsun?"

Arkamdaki adamlara kısa bir bakış attı.

“Getirin.” dedi.

Sesindeki değişim küçüktü ama yeterince belirgindi. Arkamdan ayak sesleri gelirken refleksle o tarafa döndüm.

“ANNEEE...!”

Küçük bir çocuğun anne diye haykırması ardından bacaklarıma sarılması aynı anda oldu..

“Bu anlamana yardımcı oldu mu?”

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Bölüm..Değişen Hayatlar.
Hayal, Yağmur o gün köyün üzerine her zamankinden farklı yağıyordu. Sessiz değildi. Sanki her damla, toprağa değil de içime düşüyordu. Pencereden sızan solgun ışık, perdenin arasından kırılarak odaya yayılıyordu. Her şey donuk, her şey yabancıydı artık... Bavulumu kapatırken çıkardığı o küçük ses, odanın içindeki tek kesin şeydi. Derin bir nefes aldım. Bu bir kaçış değildi. Bu… kendi hayatıma attığım ilk adımdı. Aynaya baktım. Karşımdaki yüz bana aitti. Ama hissettirdiği şey… değildi. “Ben…” diye fısıldadım. Sesim bile yabancı geldi. “Hayal Gökdemir.” Bu ismi söylerken bile içimde bir boşluk yankılandı. Çünkü artık bu isim… sadece bana ait değildi. Hayat...İkiz kardeşim. O gece hiçbir şey söylemeden hayatımı değiştirmişti. Ve en kötüsü… Bunu yaparken bir an bile tereddüt etmemişti. Sadece bir gece.. O an anlamalıydım. Hayat bir şeye karar verdiyse… Geri dönüşü olmazdı... Bavulu yatağın üzerinden aldım. Parmaklarım fermuarın üzerinde birkaç saniye durdu. Hâlâ vazgeçebilirdim. Hâlâ bu odada kalabilirdim. Ama bu artık bir seçenek değildi. Çünkü o hayat benim değildi. Hayat'ındı. Hayat ve ben tek yumurtaya, hatta bir rahme sığmıştık ama bu dünyaya sığamamıştık. Tek yumurta ikiziydik. Saçlarımız, gözlerimiz hatta boylarımız her şeyimiz birebir aynı doğmuş iki kardeştik. Görünüşte hiç bir farklı detayımız olmayan nadir ikizlerden diyebilirdim. Bazen vücudundaki bir ben yada leke farklılaştırırdı insanı. Bizim lekemiz bile aynıydı. Bir tek gözle görünmeyen hissettiklerimiz ve düşüncelerimizdi bizi ayrıştıran... Ben beyaz desem o karayı seçerdi.... Babam, iki tane kızı doğduğunda bir tane daha olsun diyememiş. Babam inşaat tepelerinde çalışarak büyütmüştü bizi. Hayat her zaman o bencil aklını çalıştırr beni alt ettiğini sanırdı. Tıpkı ilk okul bitip liseye geçiş yaptığımızda yaptığı gibi. Babam "ikinizi birden okutamam," dediğinde ben her zamanki gibi babama kıyamadım. Okumak istemediğimi söyledim. Hayat'ın okulla bir alakası yoktu ama "ben okuyacağım" diye ilk ağızdan atılıverdi. Biliyordu tabii... okumayan çalışıp eve ekmek getirecekti. Her zamanki gibi babama kıyamayan ben olmuştum. Babam ikimize bakıp iç çekerken Hayat'ın okumayacağını düşündüğünü anlamamak imkansız olurdu. O da biliyordu ama ikimiz arasında ayrım yapamazdı. Bende gerekeni yapmıştım... her zaman yaptığım gibi... Ama hayat, Hayat'a istediğini vermedi... Fakat Hayat'ı o. İstediğini alırdı. Babam inşaattan düşüp hayatını kaybedince bende o gün büyüdüm. Sanki başka çarede bırakılmamıştı. Daha okuma yazma bile bilmeyen annem. Kendine babalık yapmamış evden bir boğaz eksilsin diye 14 yaşında annemi babamın ailesine veren adamın evine üç boğazla gitmek zorunda kaldığında.... İnsan büyüyordu... yada büyümek zorunda bıraklıyordu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

Sessiz Çığlık

read
11.0K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
37.1K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
30.0K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
31.0K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
15.4K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook