* * * * * Berra’dan… Uyanmıştım. Yatakta tek başıma, sessizce oturuyordum. Başımı yastıktan kaldırdığımda, içimde tarifi zor bir sızı vardı. Azad’ın dün söylediği sözler, o af dileyen bakışı, “Seni seviyorum,” deyişi… hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu. Uyuyamamıştım. O cümleleri zihnimde tekrar tekrar çevirmiş, içimdeki kırıklarla baş başa kalmıştım. Gözlerim perdeye takılıydı ama hiçbir şey görmüyordum. Tam o sırada kapı zili çaldı. Olduğum yerden kıpırdamadım. Belki yine Azad’dı… Belki yine beni ikna etmeye çalışacaktı. Ama az sonra duyduğum kadın sesi, tüylerimi diken diken etmeye yetti: Mevan Hanım. Donakaldım. Varlığı bile göğsüme diken gibi batıyordu. Şimdi neden gelmişti ki? Ne hakkı vardı? Kalbimin çoktan enkaza döndüğü şu hâlde, bir tek onun soğuk nefesi eksikti. Odanın kapısı a

