Kubilay, yavaşça kalktı, üstünü giydi ve kısa bir süre sessizce odada dolaştı. İçimde bir boşluk oluştu. O kadar yakın olmuştuk ki, sanki zaman durmuş gibiydi. Biraz sonra, Kubilay dönüp bana bakarak, "Ekim, beni unutma, tamam mı? Burası sadece bizim anımız, bunu unutma." "Unutmam," dedim, yavaşça gülümsedim. "Ama her şey çok hızlı geçti... Ne olduğunu anlamadım bile." Kubilay, hafifçe başını salladı ve elini omzuma koydu. "Düşünme fazla," dedi. "Bunu sen de istedin, ben de... Şimdi seni eve bırakmayı teklif ediyorum. Şoförüm bizi alacak." Kısa bir süre sonra, Kubilay’ın şoförü geldi, biz de arabaya binip yola koyulduk. O yol boyunca, hiç konuşmadan birbirimize bakarak, içimizdeki duyguları hissettik. Evet, her şey bir anda olmuştu, ama içimdeki karışıklığı hala çözemedim. Kubilay, o ka

