Zümra Avşarhan Serhat’ın son sözleri, o küçücük, soba sıcaklığıyla mayışmış salona dondurucu bir rüzgâr gibi sızdı. “Onu ben konuşturdum,” demişti. “Gerçek katil kim, biliyorum.” Odadaki oksijen bir anda tükenmiş gibi hissettim. Göğüs kafesim daraldı, kalbim kaburgalarımı kırıp dışarı fırlayacakmışçasına şiddetle çarpmaya başladı. Aylardır içimi kemiren, beni o karanlık kuyunun dibinde Berat’ın çektiği acıyla çamurun ve çaresizliğin içinde nefessiz bırakan o sırrın perdesi nihayet aralanıyordu. Beni o gece katil ilan edenlerin, kucağımda sevdiğim, kokladığım o masum bebeği yani Berat’ı bizden koparanların asıl yüzü ortaya çıkmak üzereydi. Gözlerimi Serhat’tan bir saniye bile ayıramıyordum. Dudaklarım kurudu, sesimi bulabilmek için yutkunmak zorunda kaldım. “Kim o zaman?” diye sordum, s

