Çetin Koçarslan Çalışma odasının ağır ahşap kapısını arkamızdan usulca ama sıkıca kapattığımda, sırtımı o sert yüzeye yasladım ve tuttuğum nefesi ciğerlerimden dışarı zorlukla verdim. İçerisi, babamın o meşhur purosunun ve deri koltukların kokusuyla doluydu. Bu koku bana yıllarca güç ve güven vermişti şimdiyse midemi bulandırıyordu. Eren hemen arkamdaydı. Gözleri yüzümde, benim o anlık değişimimi, o ani kaskatı kesilişimi milimetresine kadar okumuştu. Biz yıllarca sırt sırta savaşmıştık, benim gözümün seğirmesinden bile ne düşündüğümü anlardı. “Bir sorun mu var kardeşim?” diye sordu Eren sesini alçaltarak ama o keskin, tetikte olan tonuyla. “İçeride bir şey oldu. Babanın...” Hızla elimi havaya kaldırıp işaret parmağımı dudaklarıma götürdüm. Gözlerimle odanın tavan köşelerini, oymalı ah

