Eve döndüğümüzde Selin hala çok gergindi. Bin tane komplo teorisi üretmişti. Tamam normal bir durum değildi ama belki de tesadüftü bu kız her duyguyu en yüksekte yaşıyordu.
“Selincim tamam sakin ol artık. Belki de tesadüftü biz abarttık. Ayrıl artık o camın önünden “ dedim ama dinledi mi hayır.
“Kızım ne kadar rahatsınız ya belki de adam manyak katil sapık kafayı taktı birimize ya bizi kaçırırsa vala ölümüzü bile bulamazlar söyleyim”
“Tamam Selin adamı bir daha görürsek polise ihbar ederiz oldu mu?” Diye mantıklı bir fikirle geldi Pelin.
“Güzel fikir. Hadi biraz sakinleşelim bir film seçin siz bende çay demleyim üzerimizdeki negatif enerjiyi atalım” diyip ayaklandım.
Filmi izlerken biraz daha rahatlamıştık. Film bittikten sonra odalarımıza dağıldık. Saat geç olmuştu ve bugün çok yorucu bir gündü.
Sabah erkenden cefeyi açmaya gittik. Bundan sonra dönüşümlü açalım diye de karar aldık aramızda. Böylesi hem daha rahat olacaktı hemde işlerimiz olduğunda kolaylık olacaktı bizim için. Cafeye giderken yeni aldığım kıyafetleri giydim. Saçlarımı salıp iki yandan bir tutam alıp ortada buluşturdum. Hafif de bir makyaj yaptım anında havam değişti.
“Oo beril hanım bu ne güzellik “ diyen Seline
“Teşekkür ederim efenim “ diye şirinlik yaptım. Gerçekten arada bir ufak değişiklikler gerekiyormuş.
Yeni açılmış olmamıza rağmen çok yoğun geçiyordu günlerimiz. Kızlar çok becerikliydiler gerçekten. Zaten eğitimleri de mutfak üzerine olduğu için zorlanmıyorlardı. Bir dönem kızların ısrarıyla bende pastacılık kursuna gitmiştim. Ama onlar kadar lezzetli şeyler yapamıyordum bence. Cheesecake hariç. O benim favori tatlımdı ve güzel yapıyordum. Bu konuda mütevazi de olamayacaktım.
Yorgunluktan bitmiş halde kahvelerimizi içerken böyle giderse en kısa sürede bir garson almamız gerektiğini konuştuk. O sırada cafenin karşı yolundan geçen adam dikkatimi çekti. Yine aynı adamdı ama kızlar korkmasın diye belli etmedim. Bizden birini takip ediyordu ve bunu gizlemiyordu. Ama neden?
Akşam işlerimizi bitirip cafeden çıkacağımızda içeriye birisinin girdiğini duyduk
“Kapatıyoruz maalesef “ diyerek gelen kişiye yönelen Selin şaşkın bir ifadeyle kaldı.
“Ama siz , bir sorun yoktur umarım “ diyerek toparlamaya çalıştı. Gelen Selinle valizleri karışan Aykandı.
İlk başta bir sorun olduğu için geldiğini düşündük. Ayrıca burayı nerden biliyordu diye içimden geçirirken.
“Valizlerimizin karıştığı gün benim yüzümden sıkıntı yaşadınız olanlardan dolayı kendimi suçlu hissediyorum” diyerek konuya girince
“Olur mu öyle şey benim de dikkatsizliğimden kaynaklandı biraz “ dedi. Adama cilve mi yaptı o. Aykan da bu cilveleşmeden gayet memnun bir ifadeyle gülümsedi. Hoş çocuktu şimdi Selin de güzel kız ama böyle ilk andan da cilveleşmek bana göre değil. Neyse beni ilgilendirmez.
“Yaşanan tatsız olayı unutmak adına sizleri ortağı olduğumuz otelin yıldönümü partisine davet etmek istiyorum” diyerek üç tane davetiyeyi Seline uzattı.
“ aa tabi ki gelmeyi çok isteriz” diyerek atladı hemen Selin.
“Bu güzel davetiniz için teşekkür ederiz müsait olursak gelmeyi isteriz “ diyerek açık kapı bıraktım.
Aykan çıktıktan sonra Pelin dirseğiyle Selini dürterek “adamın üzerine atlamadığın kaldı” diyerek ters bakış attı.
“Ne var kibarlık etmiş gelmiş buralara kadar. Kovsa mıydım adamı”
“Buraya gelmesine şaşırdım doğrusu adresi nerden buldu burada cafemiz olduğunu nerden bildi” diyerek ortaya bombayı bıraktım.
“Bizi takip ettiren Aykan mı acaba” dedi Beril
“Yok artık abartmayın ben sosyal medyada sayfa açtım cafemizin konumu var sayfada. Birkaç gönderide kendi hesabımı da etiketlemiştim. Ordan bulmuştur.” Mantıklı bir açıklama.
Eve geldiğimizde yorgunluktan ölmüştük. Kendimi duşa atıp suyun altında bir müddet kaldıktan sonra saçlarımı ve vücudumu yıkayarak çıktım. Ilık duş iyi gelmişti. Üzerime duştan önce yatağa koyduğum siyah iç çamaşırlarımı va siyah eşofman takımımı giydim.
İçeriden sesleri gelen kızların yanına gittiğimde hala Aykan beyin davetine gidip gitmeme konusunda tartışıyorlardı.
“Altı üstü bir parti gidicez bir kaç saat takılıp geleceğiz bu kadar abartmana gerek yok Pelin yeter artık” gerçekten çok uzadı konu. Aslında bize de iyi olurdu.
“Bu kadar büyütmeye gerek yok Selinin dediği gibi gideriz sıkıınca ayrılırız ordan. “
“İşte bu ya “ diyerek sevinçle yerinden fırladı. Bende odama geçip uyumak için yatağama uzandım. Derin düşünceler arasında uykuya daldım.
Aykanın davetinin üzerinden bir hafta geçmişti. Bu süreçte günlerimiz oldukça yoğun geçmişti. Partinin bugün olduğunu bile unutmuştum. Zaman ne kadar hızlı geçti böyle diye düşünürken
“Bugün erken kapatalım gidip hazırlanmamız lazım “ diyen Seline dönüp
“Evet haklısın yoğun bir hafta geçirdik zaten hadi gidip hazırlanalım”
Eve gelir gelmez kendimi duşa attım. Ne kadar erken kapatmak istesek de anlık bir yoğunluk yaşadığımız için hayaller suya düştü. Duştan çıkıp saçlarımı kurutup hafif dalgalı sade bir saç yapıp giyinmeye başladım. Önce sade bir elbise giymeye karar vermiştim ama dolapta hiç giymeye fırsatımın olmadığı bana göre iddialı olan elbisemle göz göze gelince fikir değiştirip onu giymeye karar verdim İnce askılı kalp yaka bele kadar oturan belden aşağı hafif bollaşan derin yırtmaçlı elbisemi giydikten sonra makyajımı yaptım. Ve hazırdım.
Odamdan çıkmadan önce kendime son bir kez bakmak için aynanın karşısına geçtiğimde yansıyan görüntüme beğeniyle bakarken odamın kapısı açıldı.
“Beril bu sen misin? Muhteşem görünüyorsun” memnuniyetle gülümseyip teşekkür ettim.
Merakla arkadan gelen Selin beni görünce
“İşte bu be sahalara döndün sonunda “ diyerek beğendiğini söyledi. Sanki bir yarış vardı da en iddialı biz olmalıymışız gibi konuşuyor bazen.
Otele geldiğimizde girişte bulunan görevlilerin yardımıyla kutlamanın olduğu salona giriş yaptık. Kendimin iddialı giyindiğini düşünürken bu göz kamaştırıcı ortamda sade bile kaldığımı farkettim. Aslında bu benim için bir yönden de iyi birşeydi.
Özenle dizayn edilmiş aksesuarlar; masa örtüleri ,sandalyeler, gümüş şamdanlar ve onlarla uyumlu çatal bıçaklar…
Ortamın zarafetiyle şıklığı her detayı ince düşünülmüş bir hazırlığın kanıtıydı adeta. Bu kadarını beklemiyordum açıkcası.
Salona girdiğimiz anda kulaklarımızı dolduran klasik müzik insanı direk etkisi altına almayı başarıyordu.
Bize ait olan masayı göz gezdirerek ararken karşıdan gelen Aykan’ı gören Selin kibar bir el işaretiyle selam verdi. Onun bu hareketiyle bende yönümü bize yaklaşan adama doğru çevirip hafif bir tebessümle selam verdim. Gözlerim yanında yürüyen kişiye takılınca gülümsemem soldu. Gelen ukala kendini beğenmiş Bora beydi. Önüme dönüp birşey demeden bekledim. Ama birkaç saniye sonra gözüm yine onların geldiği yöne kaydı. Bir yandan yürüyüp bir yandan da baştan aşağı beni süzmeyi ihmal etmedi. Bunu da açık açık yapıyordu. Farkettiğimi belli etmek adına gözlerimi üzerine diktim ama pek umrunda olmadı.
“Hoşgeldiniz hanımlar. Gelmenize çok sevindim “ diyerek tek tek elimizi sıktı.
Sonra Bora beyfendi de hoşgeldiniz diyerek bir tek bana elini uzatınca istemeyerek de olsa karşılık verdim.
“Sizi bizim masada ağırlamak istedim. Umarım sorun olmaz “ diyen Aykan cevap bekleyen bir ifadeyle bize bakarken Selin birşey demeyerek bizim cevap vermemizin daha doğru olacağını düşündü bakışlarından anladım tabi ki.
“Memnun oluruz bizim için sorun olmaz” diyip kibarca kabul ettim. Selin bir oh çekti eminim.
Masadaki oturma planına göre Selinle Aykan yan yana Borayla ben onların yanında Pelin ise en sondaydı.
“Oturma planında bir karışıklık olmuş sanırım “
Diyerek masanın üzerindeki isimlikleri gösterdim.
“Muhtemelen öyle olmuştur “ demesiyle Selin kaş göz yaptı bana. Bu “karışıklıksa bile sus ben bozma” demekti.
Yerime otururken Bora bey sandalyemi çekip oturmam için bekledi. Böyle bir kibarlık beklemediğim için şaşırdım açıkcası. Oturunca bacak bacak üzerine atarak yerleştim.
Pelin uzakta kaldı diye üzülürken çoktan yanındaki kızlarla sohbet kurduğunu görünce sevindim.
Yanıma oturan Bora bey bir sıkıntısı vae gibi yerinde duramıyordu. En sonunda vücudunu bana doğru döndürüp sanki her an üzerime kapaklanacak gibi bir pozisyon alınca şaşkınlıktan gözlerim açıldı. Neyse ki birden kendini toparlayıp oturuşunu düzeltti.kravatını sıkıntılı bir şekilde düzeltirken “bu kadar yırtmaça gerek var mıydı” gibi bişey söyledi
“Efendim birşey mi dediniz” dedim.
“Yok birşey “ dedi. Bana trip mi atıyordu o.
Açılış için dans müziği çalmaya başladığında bir kaç çift çıkıp zarif bir şekilde danslarını sergilemeye başladıktan sonra birden pist kalabalıklaşmaya başladı. Dans edenleri izlerken Aykan Selini dansa kaldırınca Pelinde o esnada ortamını kurmuş sohbet ediyordu ben ise Bora beyle baş başa kalmıştım resmen. Birden ayaklanıp ceketini düzeltirken gideceğini düşündüm ama elini uzatarak “dans edelim mi” dedi. Anlamaz gözlerle ona bakarken tam reddedecektim ki bileğimden zarifçe tutup kaldırdı. Piste geldiğimizde
“Cevabımı vermemiştim ama “ dedim
“Ama şu an benimle dans etmeye başladın bile bence bu açık bir cevap Beril” dedi. Samimiyetine hayran kaldım.
“Bora bey siz her zaman kafanıza eseni mi yaparsınız “ dedim. Bey lafını bastırarak söyledim ama yine umursamadı.
“Gözlerinden benimle dans etmek istediğini anladım bu benim için bir cevap zaten Beril”Berili bastırarak söyledi o da. Belimde olan elini belime bastırıp kendine yaklaştırdı beni. Napıyorsun anlamında yüzüne baktığımda
“Bu mesafe dans için iyi “ diyerek göz kırptı. Adamın rahatlığı sinirimi bozuyordu artık. Bir müddet dans ettikten sonra
“Ben artık otursam iyi olacak bu kadarı yeterli “ diyip kollarından sıyrılmaya yeltendiğim anda beni kendine daha da çekip gözlerimin içine bakarak
“Müzik daha bitmedi” dedi. Kuralları ben koyarım benim istediğime göre gelişir herşey havasındaydı. Zaten ilk tanışmamızda da adama gıcık olmamın sebebi buydu.” Ama ben yoruldum” diyerek kollarından kurtulup masaya yöneldim. Direk Pelinin yanına oturdum. Sinirlerimi çok bozmuştu.
“Beril iyi misin”
“Bu adam benim sinirlerimi bozuyor Pelin” sinirden ateş basmıştı. O sıra göz ucuyla baktığımda tam masaya doğru gelecekken birisi onu sohbete tuttunca bunu fırsat bilip
“Ben lavaboya gidiyorum Pelin “ diyerek hızla kalktım yerimden. Görevlinin birinden lavabonun yerini öğrenip yürümeye başladım. Görevli de kalksam da ona lavaboyu sorsam diye bekliyormuş gibi davranması tuhafıma gitti ama şu an düşünecek halde değildim.
Ellerimi yıkayıp boynumu ıslattım. Biraz rahatlattı bu beni. Lavabodan çıkmak için arkamı döndüğümde elektrikler kesildi her yer karardı birden. Elimle duvardan destek alarak diğer elimle kapıyı bulmaya çalışırken ağzıma tutulan bezle ne olduğunu anlayamadan biri beni arkamdan kollarımı saracak şekilde tuttu. En son hatırladığım genzimi yakan kokuydu.