Uyandığımda odayı dolduran güneşin sıcaklığımı tenimde hissederek gözlerimi açtım. Şiddetli baş ağrısı yataktan kalkmamı zorlaştırıyordu. Düşünmekten ağlamaktan en önemlisi de öğrendiklerimden sonra başımın ağrısı kaçınılmazdı. Yataktan ayaklarımı yere sarkıtarak dağılan saçlarımı elimle başımın üzerinden arkaya doğru düzelttim. Saate baktığımda öğlen 12:15 olduğunu görünce ne kadar çok uyuduğumu farkettim.
Aşağı indiğimde mutfaktaki tıkırtıları duyunca yönümü mutfağa çevirdim. İçeride orta yaşlarda kısa boylu biraz tombik bir kadının neşeli bir şarkı mırıldanarak kahvaltı hazırladığını görünce gülümseyerek izlemeye başladım. Kendini o kadar kaptırmıştı ki geldiğimi farketmemişti bile.
Beni görünce birden olduğu yerde sıçradı. Bu hareketi istemsizce gülmeme sebep oldu
“Ay kızım ödümü kopardın gelsene niye bekliyorsun orada” diyince
“O kadar neşeliydiniz ki sizi bölmek istemedim” dedim
“Bora bey geç uyanacağını tahmin ettiğinden bende kahvaltıyı geç hazırlamaya başladım acıktın mı” diye sordu. Aç olmasam bile acıktım derdim çünkü çok tatlı bir kadındı.
“Evet acıktım herşey çok güzel görünüyor elinize sağlık “ dedim
“Fatoş adım Fatoş sizli bizli konuşmaya gerek yok” diyince şaşırdım biraz
“Kusura bakma Fatoş abla ben biraz şaşırdım açıkcası” diyince bu sefer o şaşırdı
“Neden kızım”
“Ne bileyim Bora bey biraz kasıntı bir tip ya evinde senin gibi sıcakkanlı tatlı birinin çalışmasına şaşırdım. “ diyince güldü
“Sen onu tanımadığından böyle söylüyorsun Bora elimde büyüdü sayılır “ diyince kaç yaşındaki bu kadın elinde büyüdü diyor
“Abla sen kaç yaşındasın ki” dedim
“48 yaşındayım ben 18 yaşındayken Bora beyin annesinin yanında çalışmaya başladım. Yaşım küçük olmasına rağmen her işi yapardım. O dönem Bora beyin annesi İpek hanım hamileliğinin son aylarındaydı Bora doğunca bende hem yardımcıları oldum hemde Bora beyin bakıcısı oldum. Tabi bebek bakıcısı varsı ama İpek hanım bir yere gideceği zaman bakıcısını da kontrol etme görevi bendeydi anlayacağın.” Dedi. Konuşurken bir yandan da kahvaltımı yapmıştım.
“Anladım Fatoş abla neyse ben kalkayım hazırlanayım artık “ dedim
“Hayırdır nereye kızım” diyince
“ bugün evime gideceğim Bora ortalıklarda yok kendisine söylemiyorum artık sen bilgi verirsin”
“Maalesef kızım bi yere gidemezsin Bora beyin kesin talimatı var” talimatı mı var
“Nasıl yani anlamadım zorla tutacak hali yok ya. Gitmem lazım işim gücüm var benim sonuçta ömür boyu burda kalamam ya”
“Bana uyar “ demesiyle sesin geldiği yöne baktım
Bora gelmiş bizi dinliyordu.
“Çok komiksin ama emin ol ben istemem” dedim
“Ben gitmek istiyorum artık “ dediysem de dinlemedi.
“Kahvaltını yaptın mı “ diye sordu
“Yaptım şimdi de gidiyorum”
Bileğimden hafifçe tutup beni mutfaktan çıkardı. Fatoş abla da gayet normal şeyler oluyormuş gibi dönüp işlerine devam etti.
“Neyini anlamıyorsun Beril buradan çıktığın anda peşine düşecekler. Dışarı çıkman tehlikeli. Bende meraklın değilim seni burada tutmaya” dedi öatık kaşlarıyla
“Meraklı değilsen bırak beni o zaman neden tutuyorsun niye önemsiyorsun benim tehlikede olduğumu” dedim
“Çok soru soruyorsun ve ben sıkılıyorum artık. Zamanı geldiğinde gideceksin evine artık sorgulama ve dediğimi yap”
“Benimle emir kipiyle konuşamazsın Bora bey. İki gündür yaşadıklarım yeterince sarsıcıydı ve ben bilinmezlik içinde burada bekliyorum”
“Şımarıklık yapmayı bırak artık Beril nelerle uğraştığımı bilmiyorsun tamam beni tanımıyorsun güvenmiyorsun bana ama seni kurtaran adam olarak en azından burada kalmanı istediğimde anlayışla karşıla ve bir kere olsun güven bana” haklıydı beni o kurtarmıştı ama olanlardan sonra kime neye inanacağımı bilemiyordum.
“Peki bir gün daha kalırım sonrası yok” dedim.
“Ben söyleyene kadar buradasın Beril “ diyerek geniş koltuğa yorgun bir şekilde bıraktı kendini.
Eliyle anlını ovarak gözlerini kapatıp kafasını geriye doğru yasladı. Derin bir nefes verdi oflarcasına
Ayakta durmuş onu izliyordum. Her bir hareketinde göz gezdirdim. Baştan aşağı onu incelerken farklı bir gözle bakıp anlamaya tanımaya çalıştım. Aslında göründüğü gibi kibirli bencil biri değil gibiydi. Çok fazla sorumluluk vardı sanki omuzlarında ama bir yandan da güçlü duruşuyla dünyaya meydan okuyacak izlenimi veriyordu.
Hala olduğum yerde onu izlediğimi farkedince duruşunu bozmadan “bana bir kahve yapar mısın” dedi. Şaşkınlığımı gizlemeden
“Ben mi kahve mi” dedim
“Kahve yapmayı biliyorsundur herhalde “ diyince gözlerimi kıstım ona doğru bir adım atarak “ulağın yok karşında kendin yapabilirsin “ diyecektim ki basamak olduğunu farketmemle düşmem bir oldu.
Hızla yanıma gelip
“Bir kahve istedim kendini yerlere attın yapamıyorum desen anlardım bunlara gerek yoktu güzelim” güzelim mi ? Kendimi kucağında buldum sonra koltukta. Cevap veremeden üst üste beni dumura uğratıyordu.
“Birincisi kahve yapabiliyorum ikincisi beni neden kucağına alıyorsun üçüncüsü güzelim derken?” Dedim. Derin bir oflamayla
“Çok yoruyorsun gerçekten “ dedi
Oturduğum yerden anında kalkıp “ben gideyim de sen dinlen o zaman” dedim. Cevap vermesini beklemeden yukarı çıktım. Çaktırmadım ama düştüğümde ayağım çok acıdı. Yatağa uzanıp ayağımda birşey var mı diye bakıyordum ki odanın kapısını çalmadan içeri daldı.
“Çüşş artık ya bence bu odanın kapılarını sökelim biz sen yorulma Bora ne dersin” sırıttı
“Bana uyar ama yok olmaz “ dedi. Sağolsun
“Ne var “ bir an neden geldiğini hatırlamak için bekledi
“Ben çıkıyorum geldiğimde burada ol uslu kız ol tamam mı” gözlerimi devirdim.
“Ayrıca bu evde göz devirmek yasak”
“Nefes alabiliyor muyuz bari” dedim
“Alabilirsin sıkıntı yok” demesiyle arkamdaki yastığı fırlattım
Cık cıklayarak istifini bozmadan ayağının ucuna düşüne yastığa baktı
“Bana yastık atma cesaretinde bulunan tek kişisin bravo” diyerek çıktı.
Kızları aramam gerekiyordu akıl bırakmamıştı bende gerçi onlar da beni aramadılar hiç. telefonu alıp hemen Pelini aradım ikinci çalışta açtı
“Beril nasılsın canım çok merak ettik seni” gerçekten çok merak etmişler
“Belli çok merak ettiğiniz insan hiç aramaz mı? Ayrıca benim bu evden kalmama da dünden razıymışsınız. Hazırladığınız valize de hayran kalmamak elde değildi” dedim.
“Aa neden ki eşofmanla pijama koymuştum valizine neyini beğenmedin “
“Ne eşofmanı Pelin transparan iç çamaşırları askılı şortlu gecelikler havada uçuşuyordu resmen” diyince Selinn! Diyerek öldürücü bakışlarını Seline fırlattığına emin olduğum ses tonuyla çıkıştı
“Anlaşılan birileri valizde kıyafet değişikliğine gitmiş “ dedim
“Bilseydim tekrar kontrol ederdim. Neyse sen neden oradasın Beril Aykan gelip bişeyler söyledi ama anlamadık.
“Telefonla anlatabileceğim şeyler değil Pelin ama buraya gelirseniz hem çok sevinirim hem de konuşuruz” dememle
“Bende zaten gelmek istiyordum Aykanla Selin planı yapmışlardı akşama beraber gelecektik seninde haberinin olduğunu söylediklerinde yazma gereği duymadım sana” benim adıma kararlar veriliyor insanlar çağırılıyor ama haberim yok. Boranın suyu ısınıyor artık yok olacak gibi değil.
Boş oturmaya alışkın olmadığım için saatler geçmek bilmiyordu. Pelin cafeyi kapatınca geleceklerini söylemişti gelmelerine daha çok vardı yani. Aşağıya inmeye karar verdim. Biraz bahçeyi gezdim çok güzel bir bahçesi vardı. Bahçedeki havuza göz gezdirdim bikinim olsaydı belki girerdim hazır kimse yokken diye düşündüm.
İçeri girdiğimde Fatoş ablanın yanına gitmeye karar verdim. Geniş gülümsemesiyle beni karşılayan Fatoş ablaya selam verip sandalyeye oturdum. Tezgahın üzerindeki asma yapraklarını görünce sarma yapacağını anladım. Bu zenginlerin evinde sarma yeniyor muydu ya diyerek içimden geçirdiğim düşünceye güldüm. Fatoş ablayla sohbet ederken o da hazırlıklara başlıyordu. Yardım teklifimi kabul etmediği için izlemekle yetiniyordum. Elindeki soğanın tam kesecekken duyduğum acı bir feryatla yerimden sıçradım. Yanına gidip baktığımda elinin kanlar içinde olduğunu gördüğüm Fatoş ablaya hemen kanamanın durması için aceleyle çekmeceden bulduğum mutfak havlusunu verdim
“Abla bununla bastır ben dışardakilere haber verip geliyorum hastaneye gitmen lazım çok derin kesilmiş” diyerek kapıya koştum. Evin dış kapısında duran koruma koşarak elimde kanlarla onlara doğru gittiğimi görünce önce birbirlerine panikle bakıp sonra ne yapacaklarını bilemez halde beni kollarımdan tuttular. Ne saçma bir hareket bu diye tuttukları kollarıma bakarken bir anda geri çekildim. Bir tanesi kolumu o kadar sıkmıştı ki moraracaktı kesin.
“Fatoş ablanın eli derin kesildi hastaneye gitmesi lazım derken kesilen elini havlıya sarmış şekilde tutan Fatoş abla bize doğru geliyordu.
“Kızım Beril gerek yok iyiym ben kusura bakmayın çocuklar çok telaş yaptı”
“Abla elin çok kötü gidelim hemen hadi “ korumlardan bie tanesi öyle diyince ikna oldu
“Çantamı alıp geleyim. O zaman”
“Ben getiririm “ diyip içerye koştum. Zaten askıda asılı bir tane çanta vardı bulmak zor olmadı neyse ki.
“Bende gelseydim “ dememle
“Sen geç kızım içeriye gerek yok” dedi. Sanki kaçacaktım ne var gelsem.
Mutfağa geri döndüğümde ortalığı temizledim toparladım sonra tezgahta duran yapraklara baktım. Fatoş abla o elle değil sarma yumurtayı bile zor kırardı. İş başa düştü dedim. Hemen sarma moduna girip saçlarımı güzelce topladım. Sarma içini hazırlayıp masaya geçtim uygun bir tencere ve yaprakları da yanıma alarak sarmaları bitirdim. Saat 6 olmuştu bile. Kısık ateşte pişmeye bıraktığım sarmalarımla kısa süreliğine vedalaşırken ortalığı topladım ve Fatoş abla laf arasında et sote yapacağını söylemişti hazırladığı eti dolaptan çıkarıp soteyi de yaptım. Başlamışken hızımı alamadım tatlı yapmaya karar verdim. Hazır kızlar da gelecekti akşama hep beraber yerdik.
Vaktim kısıtlı olduğu için pasta tarzı şeyler yapamazdım o yüzden hem hızlı hem de güzel bişey yapmak istediğinden vişneli browni yapmaya karar verdim. Özellikle Pelin bayılıyordu bu tatlıma . Mutfakta işim bittiğinde sarmalar pişmiş browni hazır halde etraf toplanmış ve çay demlenmişti.
Saat 8 e geliyordu artık bende yemek kokusu sinmiş kıyafetlerimi değiştirmek için odaya çıkmaya karar vermiştim merdivenleri iki adım çıkmıştım ki bir an duraksadım. Geriye dönüp mutfağa doğru baktığımda kendi kendime şaşırdım. Başkasının iki gündür kaldığım evinde mutfakta yemekler tatlılar yapıp bir de çay demleyip Borayı karşılamak için hazırlanmaya gidiyordum. Sanki kırk yıllık kocamdı.
Odaya çıkıp üzerimi değiştirmem on dakika sürdü. Valize koyduğu açık seçik geceliği saymazsak sağolsun akıl edip yüksek bel kotumla beyaz crop ve bir kaç makyaj malzemesi koymuştu. Sanki tatildeydim ben. Üzerimi giyinip hafif bir makyaj yapıp aşağıya indiğimde Bora kapıdan içeriye giriyordu. Beni görünce birden duraksadı. Sonra toparlanıp
“Söz dinlemene sevindim “ dedi gözlerimi devirdim.
“Çok acıktım Fatoş da elini kesmiş malum sipariş vericem sen ne yemek istersin “ diyince gözlerim açıldı.
“Saçmalama ne siparişi” diyince irkildi benim ani çıkışıma
“O kadar yemek yaptım asla sipariş verdirmem” dememle
“Ne yaptın ne yaptın “ dedi
“Yemek yaptım nesini anlamadın. “ diyince
“Öğlen kahve yapmamak için kendini yerlere attın. Sonra kendini ispatlamak için kadının elini kesip saf dışı mı bıraktın doğru söyle” diyip kahkaha attı.
“Saçma sapan konuşma mutfağa geç hadi o kadar hazırladım bir de dalga geçiyorsun üzerine” diyip mutfağa doğru yürümeye başladım. Arkamdan geliyordu o da.
“Ben her ihtimale karşı ne sipariş verebilirim ona bakayım da “ demesiyle aniden arkamı döndüğümde o kadar yakınıma geldiğini farketmediğim için çarpıştık. Sendeleyince belimden tutup kendine bastırdı bedenimi. Geri çekilmek için kendimi zorlasam da bırakmadı bir müddet. Sonra bir anda beni bıraktığı gibi bende hızlıca yemekleri koymaya yöneldim. Vücudum titriyordu yine.
Yemekleri yemeye başladığında vereceği tepkiyi hiç merak etmedim açıkcası. Ya da merak etmemek için çaba gösterdim.
“Gerçekten sen mi yaptın hepsini”
“Evet ben yaptım. Anlamıyorum oradan bakınca neye benziyorum ben. Çok mu tuhaf benim yemek yapabilmem. Yasak mı günah mı? “
Elinde sarmasıyla “ yoo değil valla hatta Fatoşu emekli edeyim sen gel hergün yemek yap bak ondan özellikle sarma istemiştim aynı onun gibi hatta daha güzelini yapmışsın” diyip ağzına attı.
Adama bilmeden istediği yemeği yapmışım.
“Özellikle istediğini bilseydim yapmazdım. Neyse görüp göreceğin bu sonuçta bu evden mutlaka gideceğim bir gün sende eski düzenine dönceksin. Yani gine Fatoş yapar sana”dedim
Yüz ifadesi birden ciddileşti çatalı elinde çevirmeye başladı. Düşüncelere dalıp bir müddet sessiz kaldı.
“Beril “ diyerek sessizliği bozan Bora oldu
Dönüp yüzüne baktım
“Bana bir şans verebilseydin düşündüğün adam olmadığımı göstermeyi çok isterdim sana. Ama senin duvarlarını yıkmak şu an için imkansız. Zamanı geldiğinde o duvarların arkasındaki gerçek Berilin yanımda olacağına inancım tam” sözleriyle ağır ağır yutkundum. Kalbime bir ok gibi saplandı her bir kelimesi. Ne demek isteniyordu ki şimdi…