İzinsiz bir şekilde yanıma oturan bu adam benim yaşlarımda yada benden bir iki yaş büyük dalgalı saçlı, kahverengi gözlü, iri yarı kaslı bir tipti. Üzerine aldığı deri ceket ve altındaki beyaz tişört ile bir an gözlerim kısıldı. Andrea ile bahçede yürürken çarptığım adama benziyordu. -"Sana bahçede çarptım mı?" diye sordum kuşkuyla. İngilizce sormuştum bir de. Yüzünde geniş bir gülümseme yer aldı. -"Demek italyan değilsin. Ve evet o bendim. Bunu telafi etmen için sana fırsat sunmaya geldim. Bir kahveye ne dersin?" İfadesiz bir şekilde yüzüne bakmaya devam ettim. Benden bir cevap beklediği açıktı. Kolunu diğer sandalyenin başlığına atıp yayılarak oturmuş beni izliyordu. -"Bir dakika." Diyip kalktım ve kendime kahve aldığım yerden ona da alıp hiç oturmadan önüne bıraktım. -"Kusura bakma

