15.BÖLÜM

2016 Kelimeler
Saçlarımı okşayıp yanağımı öptüğün de, ayrıldık. Kadına karşı o kadar çok sempatim oluşmuştu ki utanmasam tutup bağrıma basacaktım. Demek Huzeyfe babasız büyümüştü. Ve en önemlisi de şehit çocuğuydu. Oysa ben de sürekli karşısın da babama sarılıp öpüyordum. Bilmeden farkın da olmadan yarasına tuz basıp duruyordum. Hikaye de aklıma takılan bir yer vardı. Onu da ben sormadan anneannem sordu. "Peki Sevim hanım babanız eşinizin şehit olduğunu duyunca, yine de mi affetmedi sizi kol kanat germedi." Sevim teyze ise buruk bir şekil de gülümsedi. "İnanın ben de çok isterdim. Ama hayır babam o kadar inat bir insan dı ki ne beni ne de Huzeyfe'yi kabul etmedi. Rahmetli annemin bile gelip gitmesine izin vermezdi." Nasıl bir baba bu kadar vicdansız olabilirdi anlamıyordum. Kendimi düşündüm bir an babamla o dereceye geldiğimizi her şey den önce bu kesti nefesimi. Herkesin hüzünlendiğini gördüğüm de ise ortalığı toplamanın yine bana düştüğünü gördüm. "Ya Sevim teyzecim, işte anneannemi görüyorsunuz. Büyük teyzemin güzelliği zaten dillere destan. Babama ise düşe düşe ailenin en çirkin kızı düşüyor." Dememle anneannemin kahkaha atması bir olmuştu. Annem ise yanın da ki kırlenti alarak bana fırlattı. Gülerek dedemin arkasına kaçtığım da ise ortam da ki kasvet dağılmış herkes gülmeye başlamıştı. "Dede ya şu çirkef kızına bir şey söyle misin? Rahat bırakmıyor beni." Dedem ise saçlarımdan öperek anneme yalancıktan kızgın bakışlar attı. O da anlamıştı aslın da ortam da ki kasveti dağıtmak istediğimden. Orta sehpanın üstün de ki boşalan çay bardaklarını alıp mutfağa geçtim. Çayları tazeleyip servis ettikten sonra yine dedemin yanına oturdum. Saatin yediye geldiğini gören Sevim teyze evine gitmek isteyince dedem de anneannem de gitmemisi akşam yemeğe kalması için ısrar ettiler. Sevim teyze ise oğlunun işten geleceğini söyledi. Anneannem hiç düşünmeden"ara oğlunu o da gelsin hep beraber yiyelim yemeğimizi bugün misafirimin olun benim kırmayın bu ihtiyarları." Demesiyle Sevim teyzenin peki madem diyip oturması bir oldu. Önce Kerem okuldan gelmişti. Anneannemle dedemin ondan çok beni sevdiklerini görünce kendi kendine triplere giriyordu. "Görüyor musun işte dedecim. Bu çocuğu da annemle babam çöpte görünce kıyamayıp evlatlık aldı. " Erol taş kahkahamı atınca da herkes bana ve Kerem'e gülmeye başladı. Bayılıyordum bu çocuğu dövmeye. "Ya bayılıyorum senin bu çöp esprilerine abla. Beynini çok zorluyor musun bunları düşünürken." Beni Sevim teyzenin yanın da bozmasıyla bozuntuya vermeyerek kahkahamı attım. Eve geçince seni bunun için ekstra dovucem bakışımı atıp kerem'i yeteri kadar huzursuz ettim. Anneannemlerin ikinci katına çıkıp benim olan odama girdim. Her geldiğim de burada kalıyordum. Gerçekten de dedem ve anneannem bir ton yeni eşya almışlardı. Yanlış görmediysem ara da saç maşası bile vardı. Bura da ki odam da balkon olması, anneannemin sigara içtiğimi bilmesin dendi. Asla saklayacak gizleyecek bir insan değildim zaten. Sadece onlara olan saygımdan yanların da içmiyordum. Balkona çıkıp bir sigara yaktım. Huzeyfe'nin daha çocukken bunları yaşayıp babasız kalmış olması, beni o kadar çok etkilemişti ki. Gözlerim dolup dolup duruyordu. Düşünüyordum. Sevda babasız bir çocukluk geçirse nasıl olurdu diye. Babam beni okuldan almaya gelmeyecekti. Babam benim saçlarımı okşayıp onun tek aşkı ben değilmişim gibi davranmayacaktı. Abim beni her sıkıştırdığın da babamın arkasına kaçamayacaktım. Gözlerimden akan yaşlarla hızlıca gözlerimi sildim. Tamam Huzeyfe'den nefret etmiyordum. Ama yıldızımız da parlamıyordu, bir türlü. Ortamlar da sessiz olması. Her olaya bodoslama dalmaması. Herşeyi uzaktan seyredip, durum analizi yapması Huzeyfe'nin olduğundan çok daha büyük olduğunun bir kanıtıydı zaten. Babasıyla yaşamadıklarını zaten biliyordum. Ama aklıma Huzeyfe'nin bir şehit çocuğu olacağı asla gelmemişti. Emindim ki biz daha çocukken Huzeyfe'yle tanışmış olsaydık. Bizimle birlikte babamın himayesi altın da büyürdü. Sevim teyzenin neden bu kadar çok huzeyfe'ye bağlı olduğunu şimdi anlıyordum sevdiği adamdan emanet olarak kalmıştı. Kadının bu dünyaya bağlı kalmasının tek sebebi ogluymuş bu durumu bilmeyenler için dışarıdan bakılınca, oğluna düşkün klasik bir Türk annesi geliyordu insanın aklına. Oysa olayın aslını öğrenince hiç te öyle olmadığını gayet iyi anlıyordu insan. Hayat bazen görüp duymak bile istemeyeceği bazı şeyleri insanın kafasına vura vura öğretiyordu. Hayatta kalabilmek zordu. Ama her insanın başka bir sınavı vardı. Allah o sınavdan başarıyla geçenlerden ihsan etmeliydi. Biten sigaramı kenar da duran küllüge bastırıp içeri geçtim. Biraz odam da oyalanıp kendime gelmeye çalıştım. Öğrendiklerim ağır gelmişti. Bir de insanlar bunları yaşayarak geçirmişti ömürlerinin büyük bir kısmını. Assağı indiğim de babam gelmiş dedemle karşılıklı oturup muhabbet ediyorlardı. Babam dedemin en gözde eniştesiydi. Babam herkesin en gözdesiydi. Hayatına dokunadığı insan, iyilik yapmadığı kimse kalmamıştı çok şükür. Normal de babaların evlatlarıyla gurur duyması gerekirken ben babamla gurur duyuyordum. Gittiğim her yer de ben babamın kızıyım diye göğsümü gere gere söylebiliyordum. Dedemin yanına gidip yanağından kocaman öpünce karşı kanepeden babam çocuk gibi dudağını büzüp"kıskanıyorum ama " dedi. Babamın bu haline kahkaha atarak varlığına şükür ettim Rabbime. Yanına gidip sarılıp öptüğüm de "hoş geldin babacım" dedim. Annem mutfaktan elin de tahta kaşıkla seri katil gibi çıktığın da "Şu kızı şımartmayın bu kadar vallahi sonra başa çıkamıyorum." Dedem buradayken asla kendimi savunmaya bile ihtiyacım yoktu. Annemin hakkından fazlasıyla geliyordu çünkü. "Allah Allah sana mı sorucaz hanımefendi. Torunumuzla nasıl ilgilenmemiz gerektiğini?" Annem ya sabır diyerek mutfağa geri döndü. Kerem ise "aşk olsun dede. Sanki ben sizin torununuz değilim tüm ilgi ablama tüm sevgi ablama vallahi kıskanıyorum utanmasam çocuk gibi ağlamaya başladım. Ayrıca gördüm ablama aldıklarınızı bana ne aldınız hani benim payım?" Dediğin de dedem kahkaha atarak kalktı oturduğu kanepesinden. Konsoldan kocaman bir hediye paketi çıkartınca merakla bekledim içinden ne çıkacak diye. Benim hediyelerimden daha güzel bir şeyse cirkeflik yapmaya hazırdım çünkü. Kerem merakla ayağa kalkınca, dedem paketi Kerem'e uzattı. Kerem kutuyu açtığın da PlayStation 5 çıkınca kutunun için de çocuklar gibi kahkaha atıp dedemin boynuna sarıldı. "Gördün mü eşşek spası deden unutur mu hiç can paresi torunlarını." Kerem'in dedemi ıslak ıslak öpmesiyle midem bulanmıştı resmen. Çocuk mutlu haliyle bile igrençti. İçim de ki kardeş sevgisine hayret edince çaktırmadan izledim kardeşimin mutlu hallerini. Aslın da önümüzde ki ay doğum gününe ben almayı düşünüyordum ama, dedem benden önce davranmıştı. Artık sabahlara kadar oynarlardı abimle. Evin için de de koskocaman adamlar ben kazandım kavgası yapıp dururlardı. Yine de mutlu olmuştu ya bu her şeye değerdi. Babam mahçup bir şekil de "Ne gerek vardı baba zaten her ay çocuklara bir sürü masraf yapıyorsunuz." Dedem hafiften kızgın bir şekil de babama baktı. "Damat bilirsin seni severim. Ama bir daha duymuyayım böyle bir şey." Dedem kadar otoriter dediğim dedik bir adam asla görmemiştim. Ee boru değildi sonuçta adam hayatını askeriye de geçirmişti. Onları salon da bırakarak yemek hazırlayan annemlerin yanına geçtim. Yoksa annem ömrümü yerdi ne biçim bir kız çocuğusun sen diye. Hoş girdiğim de bile üç kadın el çabukluğuyla beş çeşit yemek yapmışlardı. Annem pilav yaparken Sevim teyze taze fasulye yapmıştı. Anneannem patates salatası yapıyordu. Gördüğüm kadarıyla bir de et kızartıyorlardı. "Hatunlar yardım edebileceğim bir şey var mı ?" Anneannem gülümseyerek"Yok kuzum sen geç içeri yorulma" Annem ise "Ay aman anne ne iş yapıyor da yorulacak sanki?" Demesiyle gözlerimi devirerek anneanneme öpücük atmıştım. Nasıl böyle pamuk gibi kadının kızı bu kadar çirkef olabiliyor diye düşündüm. Anneme göre ben halama çekmiştim çirkeflik konusun da tabi kendi halinin farkın da bile değildi . Bir taraftan kadınlar hızlıca yemek hazırlıyordu. Diğer taraftan dedem babam ve kerem hem siyaset hem futbol muhabbeti yapıyordu. Ne olacak bu ülkenin hali diyip Galatasaray'ın son maçından devam etmişlerdi. Gerçekten erkekler bir araya gelince başka muhabbet yapmazlarmıydı? Siyaset ve futbol dışında. Onları dinliye dinliye başım ağırmıştı. Sessizce odama çıkıp hediyelerime bakmaya başladım. İçlerinden kırmızı elbiseyi görmemle çok beğendim. Kırmızı diz kapağımın bir karış üstün de biten bir elbiseydi. Yakası madonno yakaydı. Hızlıca üstüme geçirip ayna karşısın da kendime bakmaya başladım tek sıkıntı arkadasın da ki fermuarı tam kapatamamıs olmam dı. Elbise o kadar hoştu ki resmen ikinci bir deri gibi vücudumu sarmıştı. Elim belim de elbisenin fermuarını kapatmaya çalışırken bir den odamın kapısı açıldı. Karşım da Huzeyfe'yi görmemle elim belim de dumura uğradım. Ne zaman gelmişlerdi de bu çocuk benim odama çıkmıştı. Önce şaşkın bir şekil de bana bakıp, daha sonra da üstümü süzdü. Çıplak ayaklarımla karşısın da ezilip büzüldüm. Şaşkınlığını ilk atlatan huzeyfe olmuştu. "Alt katta Burak lavaboya girdi de, beni üst kata gonderiler. Lavaboyu arıyordum." Derin bir nefes verip karşım da açıklama yapan adama baktım. Kötü bir niyetle gelmemişti belliydi zaten. "Lavabo karşı da ki kapı." Kapıyı kapatıp çıkmasını beklerken içeri girip kapıyı kilitledi. Şaşkınlıkla karşım da ki adamı izliyordum. "Napıyorsun sen, neden kapıyı kitledin?" Eliyle hala arkam da elbisenin açılmamısı için tuttuğum elimi gösterdi. "Yardıma ihtiyacın varmış gibi duruyor." Cevap vermeme fırsat kalmadan kollarımdan tutarak ters çevirdi beni. Kalçama kadar açık olan sırtımı gördüğün de her ne kadar gerilsem de belli etmemeye çalıştım. "Yardıma ihtiyacım olduğunu da nereden çıkardın. " İşaret parmağıyla açık olan sırtıma dokununca tüm tüylerim ürpermişti. Sus fermuarını bile kapatamamışsın demek oluyordu bu. Sabah duştan çıktıktan sonra taktığım kırmızı sütyenim aklıma gelince yüzüm iyice kızardı. Elimi sırtımdan çekip yüzümü Huzeyfe'ye döndüğüm de gözleri iyice kararmış, beni süzüyordu. Sanki dokunmak istiyor da kırılmamdan korkuyor gibiydi. Ama dün gece bana söyledikleri aklıma gelince öfkeden deli oluyordum. Parmak uçlarım da yükselip onunla aynı boya gelmeye çalıştım. Açık olan saçlarımı karşısın da işveli bir şekil de elimle sağ omuzuma aldım. Görüş açısın da sadece boynum kalmıştı. Farkındaydım huzeyfe benden etkileniyordu. Belki duygusal bir şey yoktu ama aramız da inanılmaz bir çekim vardı. Kulağına yaklaşarak, "bu küçük kız çocuğunun senin yardımına ihtiyacı yok huzeyfe abi!" Ve ta! Sevda huzeyfe yi kendi silahıyla vurmuştu. Geri çekilip gözlerinin içine bakmak isterken. Beni belimden tutup bir anda duvarı yapıştırdı. Tamam kendim kaşınmıştım ama böyle bir şeyi de beklemiyordum. Bir eli belim de diğer eli boynumdaydı. Şuan sıksa canımı alabilirdi. Şah damarımı baş parmağıyla okşayıp gözlerimin içine baktı. Bugün ilk defa huzeyfe ben yarı çıplak haldeyken bana dokunuyordu. Hoyrat bir şekilde ve bu benim çok hoşuma gidiyordu. Şu çekime ben de kapılmamış olsaydım. Çoktan karşım da ki adamı hadım edebilirdim. "Sevda, bana bir daha abi demeyeceksin." Boynum ve belim ellerinin altındayken karşım da ki adama karşı koyabilmem pekte mümkün değildi. Hoş ben karşı koymak ta istemiyordum. İşveli bir şekil de gülümseyerek başımı ellinin üstüne bıraktım. Yine huzeyfe'nin bakış açısı boynuma gelmişti. "Ben söylemiyorum zaten. Söylememi isteyen sendin dün gece unuttun mu?" Eliyle boynumu hafif sıkarak vücudunu vücuduma bastırdı. Hissettiğim ağırlıkla duvarla tamamen bütün haline gelmiştim. Dudaklarımızın arasın da hiç mesafenin kalmaması kalbimin yerinden çıkacak gibi atması zor olan durumu iyice zorlaştırıyordu. Yine de huzeyfe'ye boyun eğecek değildim. "Şimdi de istemiyorum. Bana bir daha abi demeyeceksin." Karşım da ki adam her ne kadar dengesiz olsa da onun kollarının arasın da olmak aşırı hoşuma gitmişti. Kendimi kandıracak yaşı çoktan gitmiştim. "Neden sana abi demeyecekmişim? Var mı bir sebebin?" Gözlerinden geçen şeytani pırıltıları gördüğüme yemin edebilirdim. Daha cümlemi bile bitirmeden dudağımın üstüne kapanan dudaklarla ayağım yerden kesilmişti. Bunu mecazi anlamda söylemiyordum. Huzeyfe beni kucağına alarak iki bacağımı beline sarmıştı. Dudakları dudaklarımı öylesine istila ediyordu ki hayır deme lüksüm bile yoktu. Ellerimi serbest bırakıp ne yaptığımı ölçmeye çalıştı. Tepki ve öpüşüne karşılık vermediğimi görünce geri çekildi. Gözlerimin içine bakıp bir şey söylememi bekliyordu. İçim de duyguları şaha kalkmış kadın, vermesi gereken cevabı kollarımı boynuna dolayıp, dudaklarına yapışarak vermiştim. Benden böyle bir şey beklememesi ve öpüşüme karşılık vermemesiyle, geri çekilmeye kalkışınca bir elini belime, diğerini kalçama koymuştu. Eliyle açıkta kalan sırtımı okşuyor, diğer eliyle de kalçamı okşuyordu. Ben ise ellerim boynun da dudaklarını istila ediyordum. Kalçamı sıkınca dayanamayıp ensesin de ki saçlarını çektim. Eş zamanlı inlediğimiz de nefessiz kalarak geri çekildim. Eteğim tamamen yukarı çıkmıştı. Resmen anlık duygularla sonunu düşünmeden dedemlerin evin de sevişiyorduk. Ama şuan da sonunu düşünecek halim bile kalmamıştı. Huzeyfe yine beni duvara bastırarak, kabaran erkekliğini kadınlığıma bastırdı. Aldığım zevkle inliyerek, dudaklarımı boynuna gömdüm. Kimse sesimizi duysun istemiyordum. Dudaklarını boynuna gömmemle. Huzeyfe inleyerek geri çekildi. Daha doğrusu karşım da sanki bir hayvan son nefesini veriyordu. Birden beni kucağından bırakarak, odadan çıktı. Neye uğradığımı şaşırarak aynanın karşısına geçtim. Elbisem tamamen sıyrılmış, dudaklarım şişmiş, saçlarım ise kabarmıstı. Sahi biz az önce ne yaşamıştık. Uzun bir süredir yukarı da olmam dikkat çekebilir, diye üstüm de ki ilk şoku en azından eve gidene kadar atlatıp hemen üstüme elbiselerimi giydim lavaboya geçip yüzümü yıkayınca biraz daha ferahlamıştım. Adam on dakika için de dumura uğratmışt beni. Assağı indiğim de annem ve kerem sofrayı kuruyordu. Abim ise dedemlerin muhabbetine ortak olmuştu. Gözlerim Huzeyfe'yi arayınca balkon da sigara içtiğini fark ettim. Neydi şimdi bu pişman mı olmuştu dengesiz herif? Bozuntuya vermeyerek mutfağa geçtim. Hazır olan salatayı masanın üstüne bırakırken, balkon dan çıkan Huzeyfe'yle göz göze geldik. Anın da bakışlarını kaçırıp, abimin yanına oturdu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE