Barda Bulduğun

1805 Kelimeler
Yavuz yoldayken birkaç kere Esra onu aramıştı. Doğum gününe gelmemesinden korkuyordu anlaşılan. Yavuz Esra’nın telefonunu beşinci çalışında açtı.Yavuz “ Alo ” Esra : “Kuzen neredesin? Aradım kaç kere açmadın merak ettim. ” Yavuz : “ Bir iki işim vardı. Beş dakikaya orada olurum. Araba kullanıyorum şimdi, ” Esra : “ Tamam. Hediyemi unutma ama.” Yavuz : “ Hediyeni çoktan eve yollattım. ” Esra bunu duyunca sevinçle çığlık attı. aslında hediyeyi Yavuz değil Tunç almıştı. Esra’ya o çok istediği elbiseyi almıştı. Tunç Yavuz'dan daha fazla onun ailesi ile ilgilenirdi. Bu hep böyle olmuştu. Aslında Tunç Yavuz’u ve onun ailesini kendi ailesi gibi benimsemişti. Tunç'un anne ve babası o çok küçükken boşanmışlardı. Onlar sadece birbirlerinden değil Tunç’dan da boşanmışlardı . Yavuz onlar için bir yük bir fazlalıktı. İlk zamanlar annesi ve babası velayeti aralarında paylaşamıyorlardı. Sürekli davalar , mahkemeler derken o dönemi hayal meyal hatırlayabiliyordu. Sonra velayeti annesine verilmişti; ama annesi onunla ilgilenmez hep dadılara bırakırdı. Biraz daha büyüyünce annesi başka biriyle evlenmiş ona da yatılı okul yolu görünmüştü. Babası ara sıra uğrardı; ama sonra sonra bu ziyaretler de kesilmişti. Maddi yönden hiç sıkıntısı olmamıştı. Babası zengin bir adamdı ve her istediğini alırdı. Tunç yatılı okula İsviçre'ye gönderildiğinde tanışmıştı Yavuz ile o gün bu gündür de hiç ayrılmamışlardı. Yavuz mekana geldi. arabadan indi. Üst kata çıktı. Esra ve arkadaşları içeride çoktan eğlenmeye başlamışlardı. Tunç onlar için en güzel locayı ayarlamıştı. Yavuz önce Tunç’u ofisine geçti. Sonra da Esra'nın yanına geçti. “Selam ” diyerek Esra'yı iki yanağından öptü. Esra'nın arkadaşlarına hafifçe selam vererek boş bir yere geçti. Esra'nın bütün kız arkadaşlarının gözü Yavuz'daydı. Yavuz üzerine siyah bir t-shirt, siyah bir pantolon giymişti. Sade ama şıktı. Her zaman düzenli tıraş olurdu. Fakat o gün bir kaç günlük sakalı vardı. Bu onu daha yakışıklı göstermişti. Yeşil gözleri hafif loş ışıkta parlıyordu. Kızlardan biri Yavuz'un yanına oturak elindeki içki bardağını uzattı. Yavuz nazikçe gülümseyerek içkiyi reddetti. İçki içmesi onun için çok tehlikeliydi.Hastalığı o sarhoşken nüks edebilirdi. Türkiye'deyken çok dikkatli olmalıydı. En ufak bir hatası her şeyi mahvedebilirdi. İçki teklifini reddetmesine rağmen kız vazgeçecek gibi görünmüyordu. Kısa siyah bir elbise giymişti. Uzun boylu, bal sarısı saçlı güzel bir kızdı. Göğüs dekoltesini Yavuz'un gözüne sokmaya çalışıyordu. Dudakları ve göğüslerinin silikon olduğu ilk bakışta fark ediliyordu. Saçlarını yana attı. Yavuz ayağa kalktı "Ben biraz dışarı çıkacağım,"diyerek dışarıya yöneldi. Çıkarken bir kıza çarptı. Kız elindeki içkiyi dökmüştü. Fakat Yavuz özür bile dileme gereği duymadı. Kızın yanından öylece geçip gitti. Terasa çıktı. Derin derin nefes aldı. Azra ilk defa böyle bir yere geliyordu. Kızlarda öyleydi aslında. Neşeyle taksiden indiler. Bu gece bol bol dans edeceğiz diye kendi aralarında konuşarak içeri geçtiler. Masada onları bir sürpriz bekliyordu. Arkadaşları Serpil'in erkek arkadaşı kendi arkadaşlarını da davet etmişti. Anlaşılan Azra bilmeden bir randevuya çıkmıştı. Beş kişiydiler. Masada herkes birbiri ile selamlaştılar. Masaya içkiler ısmarlandı bir süre sonra herkes koyu bir sohbete daldı. Herkes birbiri ile eşleşmişti. Sarışın orta boylu, mavi bir gömlek, beyaz kot pantolon giymiş olan erkek anlaşılan onunla ilgileniyordu. Ona adını sordu. “ Adın ne ? ” Azra alnını kaşıyarak “ Azra ” dedi. Adamın adıyla hiç ilgilenmiyordu. Adam ben de “Ayaz ” diyerek elini uzattı. Azra istemeye istemeye de olsa adama elini uzattı ve zorla yüzüne bir gülümseye yerleştirerek “ Memnun oldum. ” diyerek elini sıktı. Ayaz sürekli onunla konuşmaya çalışıyordu. Azra’ya ne iş yaptığını, nelerden hoşlandığını falan sordu. Azra bütün bu sorulara kısa kısa cevaplar veriyordu. Ortamdan çok sıkılmıştı. “ Ben bir lavaboya gideyim, ” diyerek terasa çıktı. Adamla konuşmayı uzatmamak için sürekli içkisinden yudumlamıştı. Alışık olmadığı için biraz başı dönmüştü. Azra lavaboya gidiyorum bahanesiyle ortamdan uzaklaştı. Hemen yan taraftaki terasa yöneldi. Ortam kalabalıktı. O sırada bir adam kızın birinin içkisini dökmesine rağmen özür dahi dilemeden uzaklaştı ve terasa yöneldi. O terasa çıkınca Azra da arkasından çıktı. Şimdi yan yana duruyorlardı. Azra çaktırmadan ara ara adama bakıyordu. Adam bir iki defa derin derin nefes aldı ve verdi. Azra “ En azından bir özür dileyebilirsin, ” diyerek adama laf attı. Yavuz ona laf atan kadına aldırış etmedi. O da onunla konuşmaya çalışan diğer kadınlardan biriydi anlaşılan. Azra adam onu duymazlıktan gelince dayanamadı.“Hem kabalık et hem de duymazlıktan gel.” Bu adama neden takmıştı bu kadar bir anlam veremedi. Yavuz bunu duyunca dayanamayarak kadından tarafa döndü. Bir kolunu korkuluklara dayamıştı. “ Sizi ilgilendiren bir durum olduğunu sanmıyorum Küçük hanım, belki de o kadın bana çarptığı için benden özür dilemeliydi. ” diyerek tek kaşını yukarı kaldırdı. Azra gözlerini devirdi. “ Yine de kaba birisin,ayrıca kalabalıktan hoşlanmıyorsan burada ne işin var. ” Yavuz şaşırarak tekrar kadından yana döndü. “ Kalabalıktan hoşlanmadığımı da nereden çıkardın. Ayrıca benimle konuşmak için ne ucuz numaralar bunlar. ” Azra bu sözü duyduğunda önce şaşırdı sonrada kızdı. Al işte kendini beğenmiş başka bir insan daha oysaki sadece anksiyetesi olabileceğini söyleyecektim diye düşündü. Azra: “ Bulunmaz Hint kumaşısın sanki işim gücüm yok da senle konuşmaya mı çabalayacağım? İyilik yapacaktım sadece . ” dedi. Yavuz şaşırarak kadına döndü. “ Senden iyilik istediğimi hatırlayamadım.” Azra o an farkına vardı. Gerçekten de adam ondan iyilik falan istememişti. Lafı daha fazla uzatmadı. “ Haklısın ama sadece bir psikiyatriste görünmeni tavsiye edecektim,” diyerek döndü. Tam içeri girerken kendini tutamayarak “ Bu arada aynanı değiştir,” diyerek göz kırptı ve içeri girdi. Yavuz kızın sözlerini duyunca şok olmuştu. Bir de üstüne ona göz kırpınca iyice kıza ayar olmuştu. Bu ne cesaretti. Bir de ona göz kırpmıştı. Kız Yavuz'un dikkatini çekmeyi gerçekten iyi başarmıştı. Azra az önce ne yapmıştı öyle adama göz mü kırpmıştı? Yaptığına kendi de inanamadı. Arkasına baktı. Adam arkası dönük öylece bekliyordu. İçi rahatladı. Hemen kızların yanına geçti. Kızlar dansa kalkmışlardı. Ayaz ise onun gelmesini bekliyordu. Azra Ayaz'dan biraz uzak olacak şekilde yanına oturdu. O sırada az önceki terasta ağız dalaşına girdiği adam da gelip yan masalarına oturdu. Yan masalarında kadınlı erkekli bir grup eğleniyordu. Yavuz oturur oturmaz az önce konuştuğu sarışın kız gelip yine onunla konuşmaya çalıştı. Kız neredeyse Yavuz'un kucağına oturacaktı. Silikonlu memeleri de ağzına girecekti. Yavuz kızın ne söylediği ile hiç ilgilenmiyordu. Yan masadaki az önce cesurca ona laf sokan kıza gözlerini dikmiş. Onları izliyordu. Gece ilerlemişti. Şu insanlar içmesini gerçekten bilmiyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde kulüpteki çoğu insan zil zurna sarhoş olmuştu. Oyuncak bebek gibi kızlar vardı ortamda. Kusursuz ve güzel kızlardı bunlar. Kusursuz ve güzel görünmeleri gerekiyordu, ama öyle değildi. Bazılarının makyajı dağılmıştı. Yavuz çok sıkılmıştı yanındaki kız da sürekli onunla konuşmaya çalışıyordu. Yavuz içinden söylendi, “Ben niye geldim ki buraya.Ah Esra ah ” Esra içkinin de etkisiyle arkadaşlarıyla eğlenmeye dalmıştı. Bir ara gözü Yavuz’a ilişti. Onun yanına geldi. “ Kuzen eğlen biraz geldiğimizden beri somurtuyorsun'' dedi ve içkisinden bir yudum aldı. Ortam fazlasıyla gürültülü ve kalabalıktı. Esra arkadaşlarıyla müziğe kaptırmıştı kendini, keyfi yeterince yerinde idi. Bu sırada hemen yan masalarına çift halinde insanlar oturdu. Ortamın gürültüsüne şimdi bir de bunlar eklenmişti. Yavuz'un başı ağrımaya başlamıştı; ama yapacak bir şey yoktu. Esra'ya göz kulak olması gerekiyordu. Ayrıca halası da erken dönerse başının etini yerdi. Başka çare yoktu. Katlanacaktı. Yarım saat geçmişti ki yan masada oturan kızlar sarhoş olmuştu bile. Ona laf atan kız hiç de eğleniyor gibi görünmüyordu; ama arkadaşlarının keyfi yerindeydi. Kızlara bir şey söylediler ve kızlarla birlikte dans etmek için masadan ayrıldılar. İçlerinden sadece siyah elbiseli o az önceki kız oturmaya devam etti. O kalkmayınca onu dansa kaldırmak isteyen erkek de onunla oturmaya başladı. Fakat kız bu durumdan pek memnun görünmüyordu.Bu arada yanındaki sarışın Yavuz'un nereye baktığını anlayınca Yavuz'un kulağına, “ Hmm anlaşıldı.Sen şu karşı masadakiyle ilgileniyorsun. O seninle ilgilenmez ama baksana sevgilisi var,” dedi. Yavuz kıza ters ters baktı. Kız da saçını savurarak arkasını döndü. Yavuz dikkatlice kızın oturduğu masayı inceliyordu. Sevgilisi olabilir miydi gerçekten ? Yavuz bu kıza neden takıldığını anlayamadı. Azra ilk defa böyle bir mekâna geliyordu. Böyle bir elbise de ilk defa giyiyordu. Yıllarca olanları unutmak için kendini derslere vermiş, insanlardan hep uzak durmuştu. Geçmiş hakkında hiç bir şey hatırladığını belli etmemeliydi. Bu gece onun en mutlu gecesiydi Bunca yıllık emeğin sonunda mezun olmuştu ve bunu kutlamak istiyordu. Yine de bir eğlence mekanında değil aile arasında kutlasa dahi iyi olabilirdi. Her şey Asya'nın başının altından çıkmıştı. Yıllardır hiçbir erkeğe ilgi göstermemesi içine dert olmuştu hanımefendinin, Asya'ya kalsa barda hayatının aşkını bulacaktı. Ya kardeşi Ezgi, ya ona ne demeliydi. O da Asya'ya sürekli arka çıkıyordu.'' Azra düşüncelere dalmışken kızlar masaya içki söylediler. Azra içmek istemese de kızlar çok ısrar etmişti. Azra içkiye pek dayanıklı değildi. İçmek istemiyordu aslında ama yanındaki adamın muhabbeti hiç sarmamıştı. Onun sorularından kurtulmak için bir kaç yudum alıyordu. O zaten birkaç kadehten sonra sarhoş olurdu. Şu an biraz başı dönüyordu. Bu arada kızlar dans etmeye kendilerini fazlaca kaptırmışlardı. O da bu Ayaz denilen adamla baş başa kalmıştı. Bu durum daha ne zamana kadar böyle sürecekti buraya eğlenmeye gelmişti ama olan duruma bak. Azra kısa cevaplar ile geçiştirmeye çalışıyordu onu. Bu arada az önce terasta laf soktuğu adam gözlerini onlara dikmişti. Adamın bakışları da onu rahatsız etmişti. Oturduğundan beri ara ara da olsa onların masasına bakıyordu. Şimdi de onları izlemeye başlamıştı.Nereden çatmıştı bu belaya. Azra içinde bulunduğu durumdan rahatsız olmuştu. Yanındaki adam da ona iyice yaklaşmıştı. Bardağı taşıran son damla Azra'nın bacağına dokunması oldu. Azra bunu fark edince kısa bir şoktan sonra kendini tutamayarak yanında bulunan çocuğa bir tokat attı. Her ne kadar sarhoş olsa da durumun farkında olacak kadar kendinde idi. Azra ayağa kalmış tam gitmeye hazırlanırken çocuk bileğinden tutup onu yerine oturttu. Azra'yı kendine doğru çekip onu öpmeye çalıştı. Azra ona karşı koyuyordu; ama elinden bir türlü kurtulamıyordu. Yavuz hala yan masayı izliyordu. Neden bilinmez kendini izlemekten alıkoyamıyordu. Bu arada adam kızın bacağını okşadı ve kız ona bir tokat attı. İşler iyice karışmaya başlamıştı. Yavuz: ''Müdahale etme iki sarhoş karışma'' diye içinden geçirirken adam kadının kolundan çekerek onu yanına oturttu. Bu arada adam Yavuzların masasına doğru bir bakış attı. Yavuz bu duruma sinirlendi. Bir düelloya davet gibi algıladı bu durumu. Adam en başından beri Yavuz’un masaya baktığının farkındaydı demek ki. Bardağı taşıran son damla adamın kızı kendine çekerek onu öpmeye çalışması oldu. Kız adamın hamlesini erken fark ederek adamı itti. Fakat adam duracak gibi görünmüyordu. Kız karşı koymak için mücadele ediyordu. Durum rahatsız olmaya başlamıştı artık. Yavuz daha fazla dayanamadı. Bir hışımla ayağa kalktı ve adama doğru yürümeye başladı. Adam Yavuz’un geldiğini görmesine rağmen küçümseyici bakışlar atmaya devam etti. Kız ondan kurtulmak istiyordu ama kızın bileğini de bırakmıyordu. Yavuz’un yanındaki sarışın kız bile bu durumu görünce şaşırdı. Yavuz hızlı adımlar ile dans edenlerin arasından geçti. Adamın yanına gelerek kolundan tuttu ve onu ayağa kaldırdı. Adama bir yumruk attı. Adam da Yavuz'a bir yumruk attı. Tunç o sırada ofisindeydi. Yukarıdan bütün gece Yavuz’u takip etmişti. Gözünü ondan ayırmaması konusunda Nesrin hala onu sıkı sıkı tembihlemişti. Gerçi Nesrin hala Yavuz’un hastalığı hakkında bir şey bilmiyordu ama bir şeylerden de şüpheleniyordu özellikle bu gece için Yavuz’a dikkat etmesini bir çok kez söylemişti. Tunç Yavuz’un gergin olduğunu fark etti. Bu durumu kalabalıktan hoşlanmamasına bağladı. Fakat bir süre sonra ayağa kalkıp yan masadaki adama bir yumruk atınca Tunç bile şaşkınlığını gizleyemedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE