Kavga etmeye başladılar. Ortalık fena karışmıştı. Yavuz aldığı darbe ile ilk önce sarsıldı; ama kendini hemen toparlamayı başardı. Adamın ona tekrar vurmasına fırsat vermeden adama tekrar bir yumruk salladı.Azra ne yapacağını şaşırmış bir haldeydi. Bu deli adam ne yapıyordu böyle. Bu arada Ayaz’ın arkadaşları da kavgayı görüp hemen masaya geldiler. Ayaz Yavuz’un yumruğuyla iki seksen yere yapışmıştı. Ayaz’ın arkadaşlarından biri Yavuz ‘a arkadan bir yumruk salladı. Neyse ki Yavuz hemen döndü ve bu darbeden kurtulmayı başardı. Yavuz şimdi beş kişiye karşıydı. Ayaz’ı arkadaşları yerden kaldırdılar. Ayaz pis pis Yavuz’a bakarak sırıtıyordu. Ayaz “ benim hatunuma göz diktiğinin farkında değil miyim sanıyorsun ,” dedi. Yavuz bu sözü duyunca iyice sinirlenmişti. Fakat Ayaz’ın arkadaşları Yavuz ‘u çoktan iki kolundan yakalamışlardı. Ayaz Yavuz’a doğru bir iki adım attıktan sonra kulağına “ Bu gece o kız benim olacak işleri bozdun dostum, ” dedikten sonra karnına bir yumruk indirdi. Yavuz canı yanmasına rağmen hareket dahi etmedi. Kolunu tutanlardan kurtulmak için bir iki hamle yapsa da başarılı olamadı. Esra Yavuz’un iki adam tarafından tutulduğunu ve içlerinden birisinin karnına yumruk attığını görünce bir çığlık attı. Esra ve arkadaşları Yavuz’u kurtarmak için Azraların masasına geldi. Azra’nın kız arkadaşları da olaya dahil olmuştu.Bir anda ortalık karıştı. Kızlar kızlarla erkekler erkekler ile kavgaya girişmişti. Esra ve arkadaşları da olaya karışınca bir kargaşa ortamı meydana gelmişti. O ortamda kimin kime vurduğu dahi anlaşılmıyordu. Yavuz tüm bu curcunanın arasında Azra'yı gördü. Şaşkın gözler ile olan biteni izliyordu. Azra Yavuz'un olduğu tarafa dönünce Yavuz'un da ona baktığını gördü,göz göze geldiler. Azra ne yapacağını şaşırmıştı. Tam o anda Yavuz'un yumruk attığı Ayaz onları fark etti ve Yavuz'a bir yumruk salladı. Yavuz boş bulundu ve Azra'nın tarafına doğru savruldu. Azra onu sırtından tuttu. İkisi de yere düştü, Yavuz şimdi Azra'nın dizlerinde iki seksen yerde idi. Yavuz ile tekrar göz göze geldiklerinde Yavuz Azra'ya göz kırptı ve gülümsedi. Azra ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Neler oluyordu böyle aklı durmuştu Neyse ki Yavuz hemen kendine gelmeyi başarmıştı. Hızlıca ayağa kalktı ve Ayaz’a bir yumruk daha attı. Ayaz ona karşılık veremeden bir iki tane daha. Ayaz yumrukların etkisi ile yere yığıldı. Yavuz hırsını alamamıştı. Üstüne çıkararak gömleğinin iki yakasından tuttu. Yavuz : “ Ulan hayvan kız seni istemiyor ne diye taciz ediyorsun ” diye Ayaz’ ı sarstı. Bu sırada arkadan Ayaz’ın bir arkadaşı Yavuz’a saldırdı fakat Yavuz onu savuşturmayı başardı. Adam Ayaz’ı kaldırmaya yönelince Yavuz Azra’ya döndü. Düştüğü yerde öylece kalmıştı. Hemen Azra'nın kolundan tutarak onu ayağa kaldırdı. “ Kalk hadi hemen ” gitmemiz lazım diyerek kolundan çekiştirdi. Azra önce itiraz edecek gibi olsa da Ayaz’ın kızgın bakışlarıyla karşılaşınca daha fazla olay çıkmaması için Yavuz’un söylediğini yaptı ve onu takip etti. Ayaz onları takip ediyordu. Ne bela bir tipti. Kalabalığı yararak barın çıkışını bulmayı başardılar. Bardan çıktıktan sonra arkalarına bile bakmadan yol boyunca koşmaya başladılar . Koşarken yoldaki insanlara çarpıyorlardı. Sahil boyunca koştular. Bu, ikisinin de hayatlarında yaptığı en saçma şeydi. Soluk soluğa durduklarında artık bardan çok fazla uzaklaşmışlardı. Ayaz onların izini kaybetmiş olmalıydı. Azra soluğunu düzene soktuktan sonra. Göz göze geldiler. “ Ne yapışkan çıktı.” Azra sorma der gibi yüzünü buruşturdu. İkisi de gülmeye başladılar. Boş bir banka oturdular. Azra’nın gözü Yavuz’un kanayan kaşına takıldı. “ Aa kaşın kanıyor “ diyecek elini uzattı. Yavuz hemen bir hamle yaparak Azra’nın elini kendinden uzaklaştırdı. Azra : “ Korkma yemem. Açılmış mı diye bakacaktım sadece. Benim yüzümden oldu sonuçta . ” Azra hemen sağına döndü. Çantasından bir şeyler çıkaracaktı; ama çantası yoktu. Panikle “ Çantam orada kaldı , ” diyerek ayaklandı. Yavuz : “ oraya şimdi dönmesen daha iyi, otur yarın bakarsın.” Azra : “ Ama eve nasıl döneceğim. Cüzdanım telefonum orada kaldı.” Yavuz “ Merak etme ben seni bırakırım.” Azra mahcup bir halde “ Senin de geceni mahvettim ” dedi. Yavuz : “ Pek öyle oldu diyemeyiz. “ Hayatında hiç böyle bir şey yapmamıştı ya da yapmıştı. Yavuz, bu soğuk huysuz adam adeta çocuklaşmıştı. Kavgaya bile karışmıştı. Kim için peki? kim olduğunu dahi bilmediği bir kız için.
Azra gözlerinin içi gülerek, yanakları al al olmuş, çocuksu bir eda ile '' Durumun saçmalığının farkındasın değil mi? Kahraman falan mı olmaya çalıştın ?'' Diyerek Yavuz'a döndü. “ Her zaman bir kadına bu kadar iyi davrandığım olmaz, bu gece orada olduğum için şanslıydın.'' Azra : '' Vay demek bir süper kahramanım oldu. '' daha sonra sağa sola bakarak. '' Yoksa bu bir rüya mı? ya da kendimi bir film setinden çıkmış gibi hissediyorum.'' Yavuz : '' Sadece bugün centilmenliğim tuttu. Buna dua et bence'' dedi. Azra “ Evet haklısın, beş dakika önce birinin üstüne içki döktün ve özür bile dilemedin. Kesinlikle buna şükretmeliyim ” dedi imalı bir şekilde. Yavuz “ Bazı şeyleri çok büyütmüyor musun ? Ayrıca seni bir tacizciden kurtardım. Bana bir teşekkür borcun var nazik ve kibar hanımefendi hatırlatırım.” Azra : “ Ne karma ama ” dedi sessizce. Bir süre sessizce öylece bankta oturdular. Azra:"'Şimdi ne yapacağız peki.'' Yavuz: "İstersen seni eve bırakabilirim.'' Azra evi duyunca tırnakları ile oynamaya başladı. Düşünceli bir ifade vardı halinde. Annem olayları öğrenirse çok endişelenir. Bir de Asya ve kızların dilinden hayatta kurtulamam şimdiden ne söyleyeceğini duyar gibiyim. Hem kırk yılda bir dışarı çıktım. Biraz eğlenmek benim de hakkım hem o gecemi berbat etti diye geçirdi içinden. Yavuz : ''Bir karar verebildin mi? '' diye sordu. Azra düşüncelerinden sıyrıldı. “ Evet, gece daha bitmedi öyle değil mi? '' Yavuz duyduğuna şaşırmıştı. Bu kızdan hiç böyle bir hamle beklemezdi doğrusu.Yavuz’da onu şaşırtmak istedi. “Haklısın daha gece bitmedi ” derken yüzünde hınzır bir gülümseme belirdi. Azra ne demişti böyle yok canım biraz orada burada takılırlar bankta otururlar sonra herkes eve dağılırdı. Ne olabilirdi ki. Ne mi olabilirdi? Ne hiç tanımadığı biri ile her şey. Azra kendi iç sesi ile savaşırken elini ateşe sokmak isteyen tarafı daha üstün geldi. '' Eee gitmiyor muyuz?'' Azra ne söyleyeceğini bilemez şekilde tekleyerek '' Nereye'' Yavuz: '' Geceye devam edebileceğimiz daha uygun bir yere tabi ki'' Azra bunu duyunca hafiften yutkunarak gülümsedi '' Allah'ım ne diyor bu adam, Azra Asyalaşma soğukkanlı ol şu anda. Sarhoşsun ya ondan bu. Hem sen akıllı kızsın. Azra yüzünde hınzır bir gülüş ile sesini tatlılaştırarak, '' ben bir yere gitmek istemiyorum. Hem gecem berbat oldu. Bence içmeye devam edelim; ama burada.'' Yavuz bir kaşını kaldırarak “ burada, diyerek sertçe, tamam içeriz ama burada değil bildiğim güzel bir yer var.” Dedi. Azra telaşlı bir çocuk gibi dudaklarını büzerek ve kaşlarını çatarak '' Tamam ama ben eve falan gitmem bir mekân falan olsun ama gürültülü olmasın yoksa gelmem.'' Yavuz dalga geçer gibi gülümseyerek '' Tamam bakalım küçük hanım istediğin gibi olsun, '' dedi. Yavuz sonra ekledi. “ Sen istesen de eve falan gitmem senle iki sohbet ettik başımıza gelene bak bir de eve gitsek evde yangın mı çıkacak, deprem mi olacak belli olmaz maazallah ” diyerek gülümsedi. Azra yüzüne zoraki bir gülümseme yerleştirerek “ aman ne komik “ diye karşılık verdi. Yavuz ayağa kalktı. “ Hadi bakalım küçük hanım ” diyerek ayağa kalktı. Böylece ikisi oradan ayrıldı. Bu gece Yavuz hiç kendi gibi değildi. Normalde soğuk, kadınlara yüz vermeyen Yavuz'un bu sarhoş kızın istediklerini yerine getireceği tutmuştu. Bu kızda bir şey vardı. Tanıdık gelen bir tavır. Tarifi yoktu bu durumun. Gözleri belki de, ya da gülüşü; ama kesinlikle adını koyamadığı bir şey vardı. Yavuz yoldan bir taksi çevirdi.İstanbul’da çok fazla bir yer bilmiyordu. Aklına bir iki defa Tunçla gittikleri boğazda bir mekan geldi. Azra ile Taksiye bindiler. Sessizce oturuyorlardı. Sessizliği Azra bozdu. Azra : “ Nereye gidiyoruz.” Yavuz : “ Gidince görürsün eminim beğenirsin. ” Azra omuzlarını silkti. onu güzel bir şarap evine götürdü. Burada bütün gece güzel müzikler dinleyip, lezzetli şaraplar içtiler. Hatta bir ara dans bile ettiler. Yavuz'un aklına bir ara halasının bu gece ona tanıştırmak istediği kız geldi. Hayat sürprizler ile doluydu. Şu anda hiç tanımadığı adını bile bilmediği bir kız ile birlikteydi. Gecenin sonunda Azra fazlası ile sarhoştu.
Yavuz yan koltuğa baktı.'' Ne yapıyordu böyle tanımadığı bu kadını niye eve götürüyordu ki. Ama kızı bu halde bıraksa başına bir şey gelebilirdi. Sanki kendi ile hiçbir şey gelmezdi zaten'' Yavuz yol boyunca kendi iç sesi ile savaştı. '' Bir insan nasıl böyle umursamaz olabilirdi. Ya da bu tarz şeylere alışıktı. Tek gecelik aşklara. Onun için gecenin sonu bu şekilde bitiyordu genelde anlaşılan.'' Sonunda eve vardılar. Kız güç bela yürüyordu. Yavuz kızın koluna girdi. Kapıyı açtı içeri girdiler. Kız salonun ortasında öylece dikilip kalmıştı. Ensesini kaşıyor, saçıyla oynayıp duruyordu. Yüzü kızarmıştı. Suratında tatlı bir ifade vardı. Yavuz kızı öpmek istiyordu. Fakat kız hiç bir hamle yapmadan öylece duruyordu. '' Banyoya gitmek ister misin? '' diye sordu. Kız iyi olduğunu söyledi. Deniz manzarasını gören koltuğa oturdu. Koltuk fazlası ile genişti. Kız koltuğun ucuna ilişmişti. Alnındaki saçlarını eli ile geriye attı. Yavuz onu bu haliyle daha çok öpmek istiyordu. Kızdan bir işaret bekliyordu; fakat kız Yavuz'un gözlerine dahi bakmaktan çekiniyordu. Bu kızda bir şey vardı. Onu çeken. Kızı istiyordu. O da kızın yanına uzandı, bacakları kızın arkasında olacak şekilde kanepenin köşesine sırtını dayadı. yarı uzanmış haldeydi kızın sırtı ona dönüktü. Bir süre sessizce manzarayı seyrettiler.
Kız kafasını ondan tarafa çevirdi. Yavuz bacağının birini yana atarak yanına oturdu bu defa. Ondan biraz da kaçmak istiyordu. Kız Yavuz’a bakmayı bıraktı gözlerini ellerine dikti. Gözlerini ellerinden ayırmadan “ Bazen bir ıslık sesi duyuyorum. Dalga sesleri. Bana fısıldadığını duyuyorum. Kalbimdeki o çarpıntıyı duyuyorum. Sonra her şey siliniyor. Annem geliyor aklıma ikisini de affedemiyorum hiç kimseyi affetmiyorum ama en çok onu affetmedim. Özlediğim her gün ona gidiyorum. Her gün uzaktan seyrediyorum. Ama affedemiyorum. '' kız ona döndü hafifçe gülümsedi. '' Gelsin diye bekledim. En çok onu babamı, ablamı, abimi bekledim ama en çok onu bekledim. O kadar küçük değildi ki, beni bulurdu. Kız kardeşim çok ağladı. O da bekledi. O annemi bekledi. Babamı bekledi. Onu bekledi. En çok neden affedemeyeceğimi bilmiyorum, artık beklemeyeceğim onu hiç affetmeyeceğim'' bu tuhaf konuşmaya bir anlam verememişti Yavuz. Kaşlarını çattı.Şaşkındı ilk defa böyle bir şey ile karşılaşıyordu. O da kızın yanına oturdu. Ne kadar oturdular bilmiyordu. Kızla göz göze geldiler. Kız ona şaşkın bir ifade ile bakıyordu. Gözlerinde akmaya hazır bir çiğ damlası gibi duran bir damla gözyaşı vardı. Yavuz ne olduğunu anlamadan bir anda kız dudaklarına bir buse kondurdu. Yavuz buna çok hazırlıksız yakalanmıştı. Sessizce bir süre öylece durdular. O küçük buse Yavuz’u yıllar öncesine götürdü. ilk aşkının anılarıyla sarsıldı. Onu düşündü. Biricik ilk aşkını onu hiç öpememişti. Öpmek ister miydi? Bunu o zamanlar hiç düşünmemişti. İkisi de o zamanlar çocuk sayılırdı. O bu dünyadan erkenden göçüp gitmeseydi. Onu öpmek isterdi. Zamanı gelip onlar büyüdüğünde; ama galiba en çok da sarılmak isterdi. En can arkadaşından biriydi. İlk sevgilisi. Her şeyiydi. O gittikten sonra geceler olmuştu sevgilisi geceye sarılıp uyumuştu. Kalbini bir hüzün kapladı ama en çokta bir heyecan bir çocuk heyecanı, delikanlılık çağlarına yeni girmiş gibiydi. Bu düşüncelerden kurtulduktan sonra yine göz göze geldiler. Çiğ gibi bakışlar ile karşılaştı bu defa Yavuz. Yarı hüzünlü, yarı çocuksu bir bakıştı bu. Bu bakış aklını başından aldı. Yine öpmek istedi kızı. ''Olmaz '' dedi içinden bir ses öperse geri dönüşü olmazdı. Başka bir ses '' Ama önce o başlattı'' dedi. Ne kadar zaman geçti böyle bakışırken belki birkaç saniye belki bir ömür. Tüm korkuları bir kenara bıraktı.
Yavuz yine de bir hamle yapmadan bekliyordu. Tekrar sırtını arkaya dayadı. Kız da hemen bacaklarının arasında oturuyordu. Hiç bir hareket belirtisi yoktu. Havada elle tutulur gerilim hissediliyordu. Kız bir süre sonra sırtını Yavuz'un göğsüne yasladı. Yavuz’un beklediği hamle kesinlikle buydu. Yavuz kızı belinden kavradı. Kız buna itiraz etmedi daha çok sokuldu.Azra şaşkındı. Ne yapmıştı böyle, nasıl cesaret etmişti. ''Abartma '' dedi kendi kendine '' Ayıp mıydı? günah mıydı'' ona ayıptı ona günahtı. Hayatı boyunca bir leke ile yaşamak zorunda değil miydi? Bu suç onun değildi ki. Sonra Yavuz ile bakışları buluştu. İnsan bir çift gözle bile bir kadının kalbini yakabilirdi. Ne diyordu böyle utanmasa şiir yazacaktı. Hem erkekler şiir yazmaz mıydı kadınlara iyice saçmalamaya başlamıştı. Madem aşk denilen o şey hiç kapımı çalmayacaktı. Lanetlenmiş ve yalnızlığa mahkûm edilmişti madem. Olan olacaktı. Sonra da memelerini kavradı. Buna da itiraz etmedi. Daha sıktı. Kızın beli kıvrıldı. Sırtını Yavuz' un göğsüne dayadı. Kulağına ağzını dayadı. Gıdıklandı.Kaçmak istedi; ama Yavuz belini sımsıkı tutmuştu kızın sırtı Yavuz’un göğsüne daha da yapıştı. Yavuz kulağına fısıldayarak “ hoşuna gitmedi mi ? '' Diye sordu. Kız duyulur duyulmaz bir ses tonuyla “ gıdıklandım.'' Diye bildi sadece. Azra yüzünü Yavuz’a döndü. Artık nefesleri birbirlerinin yüzüne değiyordu. Yavuz kızın yüzünü ellerinin arasına aldı ve onu öptü. Uzun ya da kısa bir öpücük değildi ama güzeldi. Yavuz kızı kendinden biraz uzaklaştırdı ama gözlerinin ifadesi izin ister gibiydi. Ona izin verip vermemek konusunda biraz tereddüt etti. Ama neticede o da bir insandı. Sonra da kararını verdi. Yavuz’u tişörtünden tutarak onu kendine çekti. Yavuz bu işaretle birlikte Azra’nın dudaklarına yapıştı. Derin ve tutkulu bir şekilde öpüşmeye başladılar. Azra daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştı. Mantıklı tarafı saçmalama diyordu. Ama diğer tarafı bunu deliler gibi istiyordu. Aklı başında değildi vücuduna bir sıcaklık yayılıyordu yanakları kızarmıştı kesin. Bu düşünceler saniyenin onda biri bir zamanda aklından geçti. Öpücükler ilk önce çok yumuşaktı sonra biraz sertleştiler. Kız biraz sonra acemiliğinden kurtuldu. Dakikalarca öpüştüler. Bu güzel bir histi. Sakallarının onun yüzüne değmesi,dilinin ağzının içinde keşfe çıkması. Azra bütün bu duygularla nasıl başa çıkacağını bilemez halde alt üst olmuştu. Kadın olmanın güzelliğini ilk defa burada keşfediyordu. Bir yabancının sıcak nefesinde. Bu yabancı onu istila etmişti. Azra kollarını Yavuz’un boynuna doladı. Aniden Yavuz kızı kavradı ve kucağına oturttu. Sonra az önce giydiği t-shirtünü çıkardı. Azra’nın üzerinde siyah mini boy bir elbise vardı. Yavuz usul usul Azra’nın bacaklarını okşamaya başladı.Sonra birazcık yukarı çıktı. Elleri Azra’nın bacak arasına sokulmak istedi.Azra bunu hissettiğinde Yavuz’un elinin üstüne koydu elini. Yavuz onun endişelendiriniz anlatmıştı. Azra’nın gözlerinin içine bakarak “ korkma, bana güven ” dedi. Yavuz ‘un ses tonu buğulu, bakışları o kadar arzuluydu ki önce itiraz edecek gibi olsa da Yavuz’un keskin ve arzulu bakışları ona güven verdi.