Aslan Aklımdaki düşünceler bir an olsun susmuyordu. Seymen Öztürk… Bu adamın rahat durmayacağı belliydi. Beni asıl rahatsız eden onun tek amacının Elfesya olmadığını hissetmemdi. Arabaya binip motoru çalıştırdım. Gözlerim yola odaklanmış olsa da aklımda hep aynı soru yankılanıyordu. Bu adam neyin peşindeydi? Elimi sakallarıma koyup okşarken telefonum çalmaya başladı. Ekrana baktığımda Miran olduğunu gördüm. Telefona cevap vermeden Bluetooth ile arabaya bağladım. “Aslan.” Sesi gergin ve sinirli geliyordu. Kaşlarımı çattım. “Miran ne oldu? Neden sesin böyle?” “Aslan, Hande burada,” dedi, aniden. Frene basmamak için kendimi zor tuttum. Gözlerim bir an yoldan kaymıştı. “Hande mi? Ne işi var burada?” “Peşimden gelmiş. Konağa geldi. Onu bizim otelden birine götürüyorum. Sen neredesin

