Bölüm 7

1363 Kelimeler
Sınıfın en arka sırasına oturup kulaklığımı taktım. Akşam eve geç döndüğümüzden ve dolayısıyla geç yattığımdan uykum vardı. Dersimiz seçmeli ders olduğu için sınıflar yine farklıydı zaten çoğu derste sınıflarımız farklıydı. Bugün Nehir gelmediği içinde tek başımayım. Sıra arkadaşının hatta en yakın arkadaşının okula gelmemesi gibi boktan bir durum yoktu. O gün eminim herkesin bok gibi geçiyordu. Bir kere yanında oturup uğraşabileceğin biri yoktu. Hele dedikodu yapamamak çok koyuyordu. Derste dedikodu yapmak daha zevkli yani bir kere. Daha fazla Nehir'in yokluğunu düşünmeyip başımı sıraya koydum. Uykuya ihtiyacım vardı lan benim. Bütün gün uyuyabileceğimi söyleseler hiç düşünmeden uyurdum. Sesim çıkarsa ne olayım. Yanımda oluşan hareketlilik ile kaşlarımı çatıp başımı masadan kaldırdım. Yanımda oturan Ares'e baktım. 'Hayırdır' bakışları bana döndüğünde kaşlarını çatıp bana baktı. 'kaçta yattın sen. Gözlerin şişmiş. Yüzün bembeyaz. Hortlak gibisin kızım' dediğinde göz devirdim. 'görüntü kirliliği yapıyorsam başka yere geç oğlum. Sen gelip yanıma oturdun' 'Oğlum' tek kaşını kaldırıp bana baktığında göz devirdim. 'Cidden takıldığın tek yer ora mı?' dediğimde güldü. 'Sence' gülümsedim ve kulaklığımı çıkarttım. 'Niye yanımda oturuyorsun' 'Deniz yok bir baktım yanın boş bende oturuyum dedim' dediğinde başımı salladım ve kulaklığı telefonuma takıp şarkı açtım. Başımı kolumun üzerine koyup uzandım ve gözlerimi kapattım. Kulağımdan çekilen kulaklığın teki ile Ares'e baktığımda başını benim gibi sıraya koymuş ve gözlerini kapatmıştı. 'Kulaklığımı paylaşmayı sevmem' gözlerini açıp o kahverengi gözleri ile bana gülümsedi. 'İyi alış o zaman buna' kaşlarımı çatıp baktığımda Sinirle soludum. 'Senin benimle derdin ne. Bir iyisin bir kötü. Kendine gel artık Ares.' cevap vermesini beklemeden gözlerimi kapattım. Kulaklığımı geri almamıştım. Onunla böyle bir kavgaya girmeyecektim. Zaten yorulmuşum. Gelen fotoğraf sesi ile gözlerimi açtığımda karşımda Ares' in uyuyan yüzünü görmüştüm. Kulaklığı çıkartıp kalktığımda Rüzgar elinde telefon ile fotoğrafımızı çekmişti.. 'Ohaa lan siz sevgili olmadığınızdan emin misiniz? Yoksa bize mi söylemiyorsunuz.' uyku sersemlik ile mal mal Rüzgar'a bakarken yanımda ki sesle kendime gelmiştim. 'Rüzgar saçmalama lan. Ben o sesini bir taraflarına sokmadan defol' Rüzgar gülümseyip sıraya oturduğunda fotoğrafı açtı. 'lan çok tatlı çıktınız ama. Bence instagrama atın' fotoğrafa baktığımda şaşırdım. Cidden sevgili gibi çıkmıştık. 'lan gereksiz genellikle insanların fotoğrafı çekilirken izin alınır.' Ares telefonu Rüzgar'ın elinden alıp ayağa kalktığında bir şeyler yapıp geri verdi. 'Aaaa sildin mi fotoğrafı' Rüzgar'ın kız gibi cırlamasından sonra kulaklarıma elimi bastırdım. Ares yüzünü buruşturduğunda başını salladı. 'Gerizekalı herif' Rüzgar saçlarını savurup yanımızdan gittiğinde kıkırdadım. Bu çocuğa bayılıyordum. Bende ayağa kalktığımda Ares tek kaşını kaldırıp bana baktı. 'Nereye' omuz silkip yürümeye başladım. Nereye gittiğimi ben bilmiyordum ki ona söyleyim. Boş boş gezerdim sanırım. Kütüphaneye geldiğimde raflarda gezinmeye başladım. Seveceğim bir kitap bulursam okurdum. 'Selam' karşımda duran Melih'e baktım. Ares'in onu uyarması pek umrumda değildi sanırım. 'Selam' tek tek kitapları incelemeye başladım. 'Kitap okumayı seviyorsun sanırım' tek kaşımı kaldırıp ona baktım. 'Neyi merek ediyorsun' gülümsedi. 'Fazla zekisin. Ares ile aranda ne var?' alayla güldüm. 'Sende fazla meraklısın' ve hemen arkamdan gelen sesle gülümsedim. 'Fazla merak göte zarar Melih' Ares yanıma gelip beni kenara çekti. Şimdi ikisi karşı karşıya kalmıştı. Melih alayla gülümsedi. 'Ares Ateş'i ilk defa bir kızı korurken görüyorum. Acaba sert erkeğimiz aşık mı oldu?' 'Bende Melih Karabağ'ı eceline susamış olarak görüyorum' Melih'in hemen arkasından gelen sese döndüğümde kaşlarım çatıldı. Deniz alayla gülümseyip Melih'in yanına geçti. Elleri ceplerinde rahat bir tavrı vardı. Bakışlarını Melih'e çevirdi. 'Yediğiniz dayaklar yetmedimide hala bize bulaşıyorsunuz. Ha eğer öyleyse gel söyle seve seve döverim' Ares'in yanına geçtiğinde gülmemek için kendimi tuttum. Melih karşımda sinirle solurken Ares ve Deniz'in keyfi yerindeydi. Melih arkasına bile bakmadan kütüphaneden çıktığında bir kahkaha sesi geldi. 'Ahhhaaaa oğlum lan sinirden patlıcan gibi mosmor oldu lan. Ahaaaa. Çok komikti' Rüzgar yere oturmuş gülerken onun bu haline bende güldüm. Seviyordum bu çocuğu yaa. 'Hani gelmeyektin bugün okula' Rüzgar Ares'in hiç umurunda değil gibiydi. 'Lan Adin kanka kalk kantine gidek açım ben' Rüzgar'ı başımla onaylayıp koluna girdim. 'Hadi gidelim' Rüzgar ile kantin geldiğimizde ben tost ve meyve suyu aldım. Rüzgar ise 'Mesut abi sen bana ordan bir tost, bir sandviç, bir poğaça, iki çikolata, üç meyve suyu bir tanede ayran hatta yanına bir de simit ver.' gözlerimi sonuna kadar açıp Rüzgar'a baktım. 'Kız sen onlarla doyucan mı? Bakıyım doyman kanka. Mesut abi sen Adin' e üç çikolata bir tanede lolipop ver. Bunların hepsini Ares aşkımın hesabına yaz. Hatta Deniz aşkımın hesabına da yaz. Yarı yarıya böl. Toprak aşkıma kıyamadım bugün. Ya da iki tanede karam alam onu da Toprak aşkımın hesabına yaz. ' Rüzgar elindekilerle kantinden ayrıldığında şok olmuş bir şekilde arkasından baktım. Koşarak peşinden gittiğimde bahçeye çıkıp çime oturduk. 'Ares ve Deniz seni öldürücek farkında mısın?' dediğimde gülümsedi ve elini salladı. 'Kıyamaz onlar bana' tek kaşımı kaldırıp ablayla baktım. 'Kıyamaz mı?' güldü ve tostundan ısırıp meyve suyunu içti. O anda yanımıza gelen Efe ve Barış'a gülümsedim. ' Naber yavrımlar' Barış omuz silkip yanıma oturdu. Çikolatalarımdan birini açıp yediğinde güldüm. 'Bana on karam borçlusun' kaşları hayretle çatıldı. 'Bir karam yedim lan on karam nasıl borçlu oluyorum' dediğinde güldüm. 'Çünkü benim karamımı yedin küpelim' dediğimde yüzünü buruşturdu. 'Allah belanı vermesin Adin. Küpeli nedir lan. Ayrıca kalk hesap sormamız gerek sana' 'Rüzgar seni bir on dakika yalnız bırakacağız kardeşim. Ama şuna hesap sormamız gerek' Efe ve Barış kolumdan tutup beni ayağa kaldırdığında ikisinede gözlerimi büyütüp baktım. 'Götürün götürün.' Rüzgar'a kaşlarımı çatıp baktım. Demek ki neymiş Rüzgar yemek yerken ona güvenmeyecekmişsin. 'Efe' m gamzelim bu Barış'ın ellerine bırakmazsın beni demi' kafama yediğim bir şaplak ile kaşlarımı çatıp Barış'a baktım. ' Lan gerizekalı ben seni komalık falan mı ediyorum. Hep şu ite sığınıyon' Barış aşkıma gülümsedim ve yanağına öpücük kondurdum. 'yok yavrım ondan değil. Yaa siz bana ne hesabı soruyorsunuz ayrıca. Bak Rana Sultan kimseye söylememem konusunda uyardı. Söyleyemem. Eğer daha fazla ısrar ederseniz sizi anneme şikayet ederim. Annemin eline düşerseniz nolacağını biliyorsunuz demi' 'Tamam lan git. Sıkışınca hemen Rana Sultanı kat zaten' Efe ve Barış beni yanlarından kovduğunda dudaklarımı büzdüm. 'Siz çok değiştiniz. Artık beni sevmiyorsunuz demi. Yeni kankalar buldunuz kendinize.' ikiside bana tuhaf tuhaf bakmaya başladığında gülmemek için kendimi zor tuttum. 'tamam gidiyorum ben' 'Lan mal' Barış arkamdan seslenirken dönmedim. 'Gerizekalı gel buraya' arkamı dönüp Efe'ye baktım. İkiside aynı anda kollarını açtığında güldüm. Ve koşarak boyunlarına atladım. Tabii ben ikisine birlikte sarılmaya çalışınca kafaları birbirine çarpmıştı. 'Adiiiin' uzaklaştım ve şirince gülümsedim. 'Yanlışlıkla oldu ama' ilk başta sinirli gibi davranmaya çalışsalarda onlarda gülmeye başlamıştı. ............... Okulun kapısının önünde abimi beklerken gelen mesaj sesi ile telefonumu çıkarıp baktım. 'Ben gelemiyorum güzelim. Taksiye bin' Abilerin en yakışıklısı ve öküzden gelen mesaj ile ofladım. 'Hayırdır' arkamdan gelen ses ile yerimde sıçradım ve çemkirmek için hızla döndüm. Ama ben yani bu başıma bir şey gelmeden rahat edemem ben. Kafamı arkamda ki kişinin göğsüne geçirdiğimde acıyla inledim. 'Kızım az dikkatli olsana. Ne sakar şeysin sen' dediğinde gözlerimi kıstım ve salak Ares'e baktım. Tipsiz şey. "Çarpılıcan mal' haklısın iç sesim. Bu çocuğada tipsiz denmez yani. Allah boş gününde yaratmış gibi maşallah. Boy desen var, tip desen oda var. Bir aklı yok ama olsun. Her kul kusursuz değildir sonuçta. ' 'Yaa insan bir iyi misin diye sorar öküz. Duvar gibisin yaa kafamı kırıyordum az daha' bana tip tip baktı. 'İyi misin Adin' 'İyim Ares. Sorduğun için teşekkür ederim' 'Niye burda bekliyorsun' 'Arabam hala tamirde ve abim bugün beni alamıyor. Yani taksiyle gideceğim. Taksi bekliyorum' 'İyi ben bırakırım gel hadi' arabasının yanına gittiğinde kaş göz işareti yapıp bana baktı. 'Gerek yok teşekkürler' 'Adin zorlamada bin hadi' dediğinde başımı salladım ve arabanın ön koltuğuna oturdum. 'Emniyet kemerini tak' yan tarafımdan uzanıp emniyet kemerini taktım. Radyodan bir şarkı açtığımda çıkan şarkıya eşlik etmeye başladım. 'Tabii kendi araban gibi davranabilirsin' 'Bir kere bırakmak isteyen sendin. Ayrıca bünyemde rahat olmak var oğlum benim. Ben öyle kasıntı gibi duramam' dediğimde kahkaha attı. 'Oğlum. Kahvehane konuşmasına döndün.' dediğinde omuzlarımı silktim. 'Susar mısın. Şarkı dinliyorum' 'Daha çok sen söylüyormuşsun gibi geldi bana' gözlerimi devirip önüme döndüm. 'Bana göz devirme' 'yaa sen beni indirsene. Sağ çek şurda.' 'Saçmalama Adin' 'Sağ çek. Ares sağ çeker misin?' 'Çekmiyorum' kapıları da kitleyip yola odaklandığında sinirle ofladım. 10 dakika sonra evin önünde durduğumuzda arabadan indim. Kapıyı kapatmadan önce eğildim. 'Kör noktalara sakın takılma bak. Işıklardada genellikle kırmızıda geçmeye dikkat et. Yeşile bakma. Hız sınırın 130'dan aşağı düşmesin' gözlerini devirip önüme döndüğümde kapıyı kapattım. Araba sokakta kaybolurken gülümsedim. Bir ara az Kaçak Gelinler izlememiştim. Şebnem Gürsoy sözleri ezberimde. Bu günümde çok güzel geçmişti. Selam. Baya uzun bir zaman oldu. Ama derslerden kaynaklı yazamıyorum özürdilerim. Bölüm nasıl beğendiniz mi?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE