'Adin' annem yatağımın başında yine bana seslenirken gözlerimi kapattım.
'anne lütfen bu saatte okula git deme bana yaa'
'Kızım manyak mısın. Saat gecenin biri ne okulu'
'Bende onu diyorum ya anne bu saatte okuluda gidemem diye. Niye kaldırdın o zaman'
'Ayy Adin beni de kendine benzettin yaa. Neyse asıl konuya gelelim. Teyzen aradı demin. İnstagrama attığın o son fotoğrafı görmüş. Dostluk adı altında yeni çalışma yapıyormuş ve sizi de bu albümünde mankenleri olarak seçmiş. İlk uçakla kızları Amerika' ya yolla dedi' dediğinde tek kaşımı kaldırıp anneme baktım.
'Anne gece gece şakanın hiç sırası değil valla ya. Koskoca Amerika' da manken mi yokmuş teyzem bizi çağırıyor' dediğimde kafama bir darbe gelmişti.
'küçükken seni düşürmedikte neden böyle oldun ki sen' anneme göz devirdim.
'anne planın ne peki.' dediğimde gülümsedi.
'izle bebeğim salı akşamı Amerika'dasınız' gözlerimi kapattım. Rana Sultan aklına koyduğunu yapardı. Onun için yarın valiz hazırlasam iyi olurdu.
'Neyse iyi geceler bebeğim. Bazen salaksın falan ama manken gibi de kızsın. Çünkü benim çocuğumsun.' anneme sen ciddi misin bakışı attığımda beni takmayıp odadan çıktı. Gözlerimi yeniden kapatıp kendimi uykuya teslim ettim.
*************
Sabah alarmın o iğrenç sesi ile güne gözlerimi açtığımda kulaklarımı kapatma isteğini geri tepip banyoya girdim. Kısa bir duş alıp okul formamı giydim. Saçlarımı kurutup doğru düzgün bir şekle soktuktan sonra hafif biraz makyaj yapıp aşağı indim.
'Günaydın benim canım ailem' babam gazetesinden başını kaldırıp gülümseyerek bana baktı.
'Günaydın prensesim' yanına gidip yanaklarına öpücük kondurdum.
'Rana Sultan kıskanma senide öpücem' dediğimde annem gülümsemiş ve yanağını uzatmıştı.
'yataktan sürünerek kalkan bir kız sabah nasıl bu kadar enerjili olabiliyor' abimin sesi ile ona göz kırptım.
'Çünkü ben Adin Aladağ' ıyım canım' dediğimde abim gülümsemişti.
'Bende Asrın Aladağ' dediğinde güldüm ve yanaklarını öptüm.
'Biliyorum mükemmelliğin boyut bulmuş hali Asrın Aladağ' dediğimde masadakiler kahkaha atmıştı.
'Baba arabam hala bakımda mı?' babam başını salladığında abime gülümseyerek baktım. Nasıl olsa o bırakacaktı beni.
'Hadi karnını doyur çıkalım' dediğinde başımı salladım ve önünde ki kahvaltılardan bir kaç bir şey alıp kalktım. Abimde kalktığında dışarı çıkıp arabaya bindim. İlk önce Nehir'i alıp sonra okula geldik. Arabadan inmeden önce abimin yanaklarını öpüp öyle indim.
İlk dersimiz Tarih olduğunda Efe'lerle farklı sınıflardaydık yine. Nehir ile kendi sınıfımızı bulup cam kenarında bir yere oturduk.
'Adin Amerika' ya gitme fikri doğru mu? ' dediğinde onu başımla onayladım.
' Annem aklına koyduğunu yapar kanka. Yarın olmasada başka bir gün kesin gidiyoruz' gülümsedi.
'Kızım ne güzel işte. Hem okula gelmemiş olucaz. Hemde tatil gibi bir şey olucak' Aslında böyle düşününce mantıklı geliyordu. Ama teyzemin albümü için seçilip mankenlik yapmak beni korkutuyordu.
'umarım güzel olur kanka' dediğimde gülümsemişti. İçeri giren Ares ve Deniz hemen arkamızda ki sıraya oturduğunda arkama baktım.
'Siz ikinizin eşit ağırlık seçip Rüzgar'ın sayısal seçmesi çok garip geliyor' Deniz kahkaha attığında Ares'in yüzünde oluşan küçük gülümseme ile bana baktı.
'Sayısal değil zaten yabancı dil seçti o salak. Yabancı dili iyi' şaşırmıştım açıkçası. Rüzgar yani bu.
'Anladım' hocanın girmesi ile susup önüme döndüm. Zeki bir öğrenciydim. Hukuk okumak istiyorsam da notlarımın yüksek olması gerekiyordu.
Bir ders boyunca yazı yazdığım için kolun ağırımıştı. Ve sabah kahvaltımı doğru düzgün yapmadığım için açtım.
'Nehir açım ben çabuk kantine'
'Bende açım kanka koş' Nehir ve ben sınıftan hızla çıktığımızdan kaynaklı ben birine çarpmıştım. Bir an travma geçiyorum sanmıştım açıkçası. Başımı kaldırdığımda ise küçük dilimi yutabilirdim. Bu ne yakuşukluluktur Ya Rabbi dememek için kendimi tuttum.
' Özürdilerim' dediğimde gülümsemişti.
'Önemli değil güzel kız. Sen iyi misin?' bana güzel demişti demi. Gülümsedim ve başımı salladım.
'Ben Melih' uzattığı eline bakıp elimi uzatıcağım zaman kapşonumdan tutulup çekildim. Beni çeken kişinin Ares olduğunu görmem sinirlerimi bozmuştu.
'Napıyorsun sen yaa' resmen çocuğa cırlamıştım. Ama o da benim yakışıklı çocukla tanışmamış engellemişti.
'Ondan uzak dur Melih' dediğinde tutup kapşonumu bırakıp bileğimden tuttu ve ilerlemeye başladı.
'Hey. Bana hesap vermek zorundasın. Napmaya çalıştığını anlamıyorum' birden bana dönmesi ile başım burnum omzuna çarptığında ikinci darbeyi de yemiştim.
'Adin' endişeli sesi ile burnumda ki elimi tutup çekti.
'Kanıyor lan nalet olsun' bir anda kendimi Ares ile kızlar tuvaletinde bulduğum da şok oldum. Ama şaşırmamalıydım. Ares'in çünkü bu.
'Boşalt çabuk. İçeride kimse girmesin' bütün kızlar korku ile dışarı çıktığında şaşkınlıkla baktım.
'Nesin sen serseri falan mı?' çeşmeyi açıp elini yıkadığında burnumdan yüzüme bulaşan kanları sildi. Yan taraftan bir peçete aldı. Yüzümü elleri arasına alıp peçeteyi tampon yapar gibi burnuma bastırdı.
'Okul benim. Yani resmi olarak benim sayılır. Kimse karışamaz bu yüzden. İstediğimi yaparım' dediğinde kaşlarım hayretle çatıldı.
'Şuan tam bir zengin çocuğu gibi davrandın' dediğimde gülümsediğini hissettim.
'sen çok farklısın ya' dediğinde başımı salladım. Bende aynı sayılırdım.
'Melih ile tanışmamı neden istemedin. Ve ona neden benden uzak durmasını istedin' kaşları çatıldı. Elinde ki peçeteyi burnumdan çekti.
'Fazla aptalsın Adin. Çevrende ki hiçbir şeyi görmüyorsun' elinde ki peçeteyi atıp çıktığında arkasından baktım. Hakaret edip gitmişti resmen yaa.
'Sensin aptal.' kızlar tuvaletinden çıkıp kantine indim. Deniz ve Nehir'i bir masada otururken gördüğümde göz devirip yanlarına oturdum.
'lan gerizekalı beni bırakıp nasıl kantine gelin sen yaa.' Nehir bana bakıp bir şey olduğunu anladığında
'Özürdilerim kanka.'
'Bilimkiler nerde' dediğimde Deniz piç bir smile attı.
'Fizikçi bırakmamış. İki saat üst üste oldukları için dersi teneffüstede anlatmaya devam etmiş adam.' kahkaha attım. İyi olmuştu bizim mallara. Sayısal seçmek nedir abi ya.
'peki Rüzgar' eliyle bir yeri işaret ettiğinde bu görüntü karşısından gözlerimi kapattım. Rüzgar masanın üstünde duran yemekleri ile hem konuşup bir taraftan yerken ne diyeceğimi bilemedim.
'peki neden bu masada değil'
'Depresyonda. Yani depresyona girdiğinde durum bu yemekler ile konuşup onları yer. Sonra' dediğinde yüzünü buruşturdu.
'çok yemek yediği için genellikle Ares' in ve Toprak ın üzerine kusmaya tercih ediyor.' dediğinde başımı salladım.
'bu zamana kadar yaşaması büyük bir mucize o zaman' Nehir' başımla onayladım. Ares bu çocuğu nasıl öldürmemişti.
'Lanet olsun bu sefer eve ben almam.' Ares hemen yanımda ki sandalyeyi çekip oturduğunda gözlerimi devirdim ben ilgilenirdim kankamla.
Oturduğum masadan kalkıp Rüzgar'a yanına gittim.
'Kankam noldu sana böyle.' dediğimde kızarmış gözlerini bane çevirdi. İçim acıdı resmen.
'Yavrım moralim çok bozuk.' masadan bir çikolata uzattığında gülümsedim.
'Bak normalde yiyeceklerimi kimseye vermem. Ama sen benim için değerlisin al ye' elinden alıp yemeye başladım.
'kaçırıyım mı seni okuldan. Bizim eve götürüyüm. Beraber depresyona girelim. Ama bir de valiz hazırlamamız gerek. Aramızda sır olarak kalıcak. Sonra anlatırım neden valiz hazırladığımı' dediğimde beni kendine çekip sarıldı.
'yavrım iyi ki geldin de tanıdım seni lan' yüzümde ki gülümseme büyüdü.
'bende seni iyi ki tanıdım kanka.' sarılma faslından sonra kalktığımızda Rüzgar çikolataların çocuğunu cebine koymuş. Tost ve sandaviçleride kantinden aldığı poşete koymuştu.
'Nehir biz Rüzgar ile gidiyoruz. Benim çantamı alırsın' dediğimde başını salladı.
'Nereye gidiyosunuz.' Ares'in bakıp kaşlarımı çattım. Bu çocuğa kendimi neden hesap verecekmiş gibi hissediyorum. Her sorduğu soruya cevap veriyorum resmen.
'Adin beni okuldan kaçırıyor Ares'
'Kankiaşkım demedi lan. Depresyondan daha beter şuan' Deniz Ares'e bakıp konuştu.
'Deniz bir sus. Ayrıca orasını anladım. Ben nereye gidiyorsunuz diye sordum'
'Ayy sanane Ares. Gidiyoruz işte. Hadi Rüzgar' kantinden çıktığımızda derin bir nefes aldım.
'Bir sorunumuz var Rüzgar. Benim arabam bakımda. Abim bırakıyordu beni' cebinden anahtar çıkartıp bana uzattı.
'Al kanka. Dert ettiğin şeye bak' dediğinde gülümsedim. Arabanın yanına gidene kadar annemi aradım.
'efendim Adin'
'Annem, meleğim benim şimdi ben eve bir arkadaşımı getiricem. Yani biraz okuldan kaçtık sayılır ama morali çok bozuktu. Onu düzeltmem gerek. Böyle varya Ağrı dağına tırmanıcak kadar enerjisi olan çocuk şuan yerde sürünücek durumda' o nasıl tabir oldu öyle yavv. Neyse fazla takmayıp gelen cevabı bekledim.
'Ay tamam Adin. Ben evde değilim yalnız. Kızları ararım şimdi bir şeyler yaparlar'
'Rana Sultan sen harikasın. Öptüm' anneminde haberi olduktan sonra arabaya bindim. Rüzgar yolcu koltuğuna bindiği için arabayı ben kullanıcaktım.
Yarım saatlik bir yolculuktan sonra Aladağ malikanesine gelmiştik. Kendi evim diye diyorum. Saray gibi.
'ayy Rüzgar içimi dalarttın valla. Azcık enerjik ol. Ben alışık değilim senin bu haline' gülümsedi. Evet sonunda gülümsedi.
'Daha bir hafta oldu üstün zeka. Alışık olmaman normal' kafasına bir tane geçirip içeri girdim. Laf sokabiliyor ama.
'lan yeni aklıma geldi. Sen niye valiz hazırlıyon'
'çünkü yarın ya da ondan sonra ki gün Amerika' ya gidiyorum. Bir hafta sürücek sanırım' dediğimde başını salladı.
'Kanka kimseye söylemek yok ama. Aramızda sır. Kimse bilmiycek tamam' dediğimde elini ağına fermuar çeker gibi yaptı.
'Söz kanka.' onun bu haline gülümsedim.
'Hadi sen otur. Bir film seç geliyorum ben bize yiyecek bir şeyler hazırlayım.'
Mutfağa girdiğimde çoğu şeyin hazır olması ile gülümsedim.
'teşekkür ederim Fatma teyze. Siz harikasınız' hazır olan şeyleri içeri taşıdığımda Rüzgar bir film açmıştı.
'Ne açtın'
'Bol bol ağlamalı romantik bir film açtım' gözlerimi büyütüp ona baktım.
'Rüzgar salak mısın. Senin moralini düzeltmek için getirdim ben seni. Sen ağlamalı film açıyon' gülümsedi.
'Kanka ağlarsam düzelirim işte. Onun için aştım. Hadi kankiaşkım otur izleyelim' gülümsedim ve yanına oturdum. Abur cuburları kucağımıza alıp izlemeye başladık. Salak bir de Aynı Yıldızın Altındayı açmıştı. Bu filmi her izlediğimde ağlıyordum. Çünkü aynı dönemden bir ara bende yaşamıştım. 7 yaşımda lösemi teşhisi konulmuştu. Tedavi sonrası iyileşmiştim. Ama bu sürede yanımda olan Barış ve Efe'de benim yüzümden bir sene geç başlamışlardı okula. Sen yoksan bizde gitmiyoruz diye ortalığı yıkmışlardı resmen. Gülümsedim. Zordu ama yanımda onlar olduğu için daha güçlüydüm en azından.
'Salak ben bu filmde çocuk kıza yeniden hastalandığını söyledikten belli ağlıyorum. Çok kötü yaa' dediğimde Rüzgar'da başını salladı.
'kanka bak bakıyım bir snap atıyım. Gülümse' yanına yaklaşıp gülümsedim. Fotoğrafımızı çektikten sonra efekt ekleyip attı.
'Lan her şekilde çok yakışukluyum' ona bu ego nerden geliyor yavrım bakışı atıp önüme döndüm.
Film bittiğinde ağlamaktan gözlerim kızarmış ve şişmişti. Tamam normalde duygusuz bir insan olarak görünebilirim ama çok duygusaldım ben.
'Al işte ben dedim sana'
'Ares arıyor lan' dediğinde kaşlarımı çattım. Ne alaka şimdi bu çocuk niye arıyordu ki'
'Efendim yavrım' Rüzgar kendine geldiğine göre başarılı olmuştum.
'Evet Adin yavrımla beraberim'
'ohaa kükredin resmen yavrum. Neyse kapatıyorum ben. Adin yavrımla daha yapmamız gerekenler var. Sonra gelirim ben yanınıza' telefonu kapatıp bana baktı.
'Bu çocukla senin aranda bir şey mi var'
'Haa' evet verdiğim tepki gayet normaldi yani.
'Yok bee. Yeni tanışmamıza rağmen bana da bağırıyor o öküz. Hatta anormal davranıyor' Rüzgar kaşlarını çattı.
'Nasıl davranıyor. Naptı mesela bugün' dediğinde düşündüm.
'Bugün kantine gitmek için sınıftan çıkarken bir çocuğa çarptım. Çocukla tam tanışmak üzereydim ki. Kapşonumdan tutup beni yanına çekti. Sonra o çocuğa dönüp' ondan uzak dur Melih' dedi. Sonra tam ben bu gerizekalıya hesap soruyordum ki. Birden dönünce omzuna çarptım ve burnum kanadı. Bir anda bizi kızlar tuvaletine çekti sonra da burnuma tampon yaptı. Bende dedim ki 'Melih ile tanışmamı neden istemedin' diye sordum. O da 'Fazla aptalsın Adin çevrende ki hiçbir şeyi görmüyorsun' diye hakaret etti.
'Ohaa bu çocuk sana aşık. İlk defa bir kızı kıskandığını görüyorum.' gözlerimi büyütüp Rüzgar'a baktım.
'Salak salak konuşma Rüzgar. Çocuk bana öldürücek gibi bakıyor'
'aman neyse ben onun bu hafta hareketlerine falan bakarım' ajan gibi davranmaya başlamıştı.
'saçmalama Rüzgar yaa.' gülümseyip göz kırptığında derin bir nefes aldım.
Çalan telefonuma baktığımda annemin aradığını gördüm.
'Efendim omma'
'Adin Çarşamba akşamı Amerika' ya gidiyorsunuz kızım. Baban ile konuştum' dediğinde gülümsedim.
'senden korkulur valla Rana Sultan. Babamı nasıl ikna ettin'
'Orasını bana bırak meleğim' telefonu suratıma kapattığında şaşkınca baktım.
'Vayy be annemde artık telefonu suratıma kapatıyor' Rüzgar gülümseyip saçlarımı karıştırdığında güldüm.
'Eee ne zaman gidiyorsunuz'
'Çarşamba akşamı' Rüzgar başını salladığında güldüm.
'Valiz hazırlıycam daha hadi yukarı çıkalım. Aceleyle hazırlamak istemiyorum' beraber odama çıktığımızda kıyafet odasına geçtik. Valizi çıkarttığında Rüzgar'ın önüne koydum.
'Benim sana verdiklerimi içine at kanka'
'Atarak olmaz kanka. Hepsini katlıycaz. Normalde çok düzensiz bir insanım ama söz konusu kıyafetler olunca acayip titiz bir insana dönüşürüm. Onun için yanına alıcaklarını seç katlayıp yerleştiricez'
Başımı sallayıp onu onayladım. Şort ve tişörtleri çıkartıp ona uzattım. O bir taraftan katlamaya başlarken bende giyebileceğim şeyleri çıkartıyordum. Bir kaç pantolon, gömlek, elbise ve hırka aldıktan sonra Rüzgar'ın yanına oturdum. Seçtiğim kıyafetleri katlayıp valize yerleştirdiğimizde gülümsedim. Gayet güzel ve düzenli duruyordu.
'Kanka sen olmasan asla kıyafetlerim bu kadar düzenli olmazdı. Teşekkür ederim' dediğimde güldü.
'Bir Rüzgar Öztekin olmak harikaları gerektirir' dediğinde güldüm.
'Kanka ben artık gideyim Ares aşkım çıldırmıştır yoksa'
'Tamam kanka' Rüzgar ile birlikte aşağı indiğimde onu yolcu ettim. Odama çıkıp kendimi yatağıma attığımda gülümsedim. Bugünde sorunsuz geçirmiştim.
'Adin Hanım Asrın Bey sizi çağırıyor' hizmetli onaylıyıp aşağı indim. Abim aşağıda telefonu ile oyalanırken arkasından yaklaşıp öptüm.
'Hoşgeldin yakışıklı' dediğimde gülümsedi ve kollarını açtı. Koltuktan atlayıp kolları arasına girdim.
'Güzelim annemler bugün dışarda yiyeceklermiş. Hazırlan bizde dışarda yiyelim. Efe ve Barış'ı da ara. Hatta kızlarda ara. Mert'e gelsin' dediğinde başımı salladım ve hazırlanmak için yukarı çıktım. Bizim grubu arayıp hepsine haber verdim.
Üzerimide değiştirip aşağı indim. Abimin yanına gidip koluna girdim.
'Çıkabiliriz bayım. Ayrıca herkese haber verdim. Gideceğimiz yeri konum atıcaz' abim başını salladığında dışarı çıkıp arabaya bindik.
'Nehir' i biz alalım ara' abimin komutu ile Sarışınımı aradım.
'Yavrım dışarı çıkıp bizi bekle seni biz alıcaz. Abimin emri' telefonu suratına kapatıp radyodan bir şarkı açtım.
'Sizin şu Amerika meselesi ne iş' dediğinde tek kaşımı kaldırdım.
'Rana Sultanın işleri işte' abim başını iki yana sallayıp gülümsedi.
'Yemedim.' dediğinde zoraki gülümsedim.
'Beni sıkıştırıp durma anneme söylerim seni' kahkaha atıp başını salladı.
'Peki Adin Hanım öyle olsun'
'Abii. Bana küsmedin demi' araba Nehir'e ring olduğu yerde durduğunda bana döndü.
'Küsmedim cadı.' gülümsedim. Arabaya binen Nehir arka koltuğa yayılıp gülümsedi.
'Selam Abilerin en yakışıklı'
'Mert duymasın bence Nehir' abim gülümseyip göz kırptı onda Nehir elini kalbine götürdü.
'Abi kalpten götürmek falan mı istiyorsun. Bu ponçik bedenim kaldırmaz böyle şeyleri' gülümsedim ve arkamı döndüm.
'Bakıyorum bugün yine bütün şebekliğiniz üstünüzde'
'Her zaman öyleyiz biz' Nehir ile aynı anda söylediğimizde ellerimizi tokuşturduk.
'Mert' e gideceğimiz mekanı mesaj attım. Efe ve Barış'ı onlar alıcak' dediğinde gülümsedim.
'Efe ve Barış Mert abinin engeline takıldı kanka heralde. Yoksa bu iki salak kendi arabalarıyla gelirlerdi. Her yere peş peşe arabayla girmek görgüsüzlük gibi oluyor' dediğinde güldüm ve başımı salladım.
Deniz kenarında lüks bir lokantanın önünde durduğumuzda abimin koluna girdim hemen. Cam kenarında bir masaya geçip oturduğumuzda Nehir yanıma abimde karşıma oturmuştu. Mert abilerde geldiğinde yemekleri sipariş edip beklemeye başladık.
'Sizin şu Amerika işi nerden çıktı' Barış'ın sorusu ile yutkundum.
'Annemler işte' Arya geçiştirmeye çalıştığında hepsi bize bakıyordu.
'Israr etmeyin tehdit edilmişler belli ki söylemezler bunlar' Efe gözlerini kısıp bana baktığında gülümsedim.
Hep beraber yediğimiz yemeklerden sonra biraz sahilde dolaşmış ve evlere dağılmıştık. Güzel bir günün ardından pijamalarımı giyip uykuya daldım.