Bazıları Doğmadan Evlenir.
Berfin, “ Danen, kızlar kaç yaşında evlenir?” diye sordu.
Danen, kuru toprak kadar çatlamış yüzünü nasırlı ellerinin arasına aldı. Gözlerinden akan yaşlar, çatlamış yanaklarından süzülerek kalbine doğru akıyordu. Düşüncelerin ağırlığından başını kaldırmakta zorlanarak Berfin’in gözlerine baktı. “Bazıları doğmadan evlenir kızım,” dedi.
“Doğmadan evlenen var mı, Danen?”
Berfin’in sesi gecenin karanlığında yankılandı. Danen’in kalbine bir ok gibi saplandı. Başını önüne eğerek, “Evet, sen onlardan birisin,” dedi.
“Kimle evliyim?”
“Seçme hakkın olmayan biriyle,” diye yanıtladı Danen. Bir eliyle torunun başını okşuyor, diğer eliyle de gözyaşlarını siliyordu.
Berfin, merak dolu, ışıl ışıl parlayan gözleriyle Danen’in yüzüne bakarak sordu: “Bunu benim yerime kim seçer, kim karar verir?”
“Ah, kınalı kuzum, ah kaderi doğmadan yazılan kızım, yere batasıca töreler…”
Berfin, Danen’in son sözleriyle irkildi. Töre kelimesinin ağırlığı, hiç bilmediği bir dünyanın kapısını aralamıştı sanki. Bir süre sessiz kaldı. Danen’in ellerini tuttu, gözlerinde biriken yaşlar daha fazla dayanamayarak süzüldü.
“Bu töreler ne zaman karar verdi, Danen? Ben nasıl bir suç işledim ki böyle bir cezaya çarptırıldım?”
Danen, torununun ellerini bırakıp gözlerini ufka çevirdi. Gecenin karanlığı, Akdağ’ın zirvelerini bile yutmuştu. O derin karanlıkta, yıllar önceki bir anıyı arıyordu sanki.
“Suçun, kız olarak doğmak,” dedi Danen, sessizce. “Sen doğmadan önce, senin kaderin çoktan yazılmıştı. Bir beşik kertmesiyle… Sen daha beşikteyken, seni kiminle evlendireceklerine karar verdiler. Senin hayatın, daha nefes almadan ellerinden alındı.”
Berfin, gözlerini kırpıştırarak, "Peki, bu töreyi değiştiren olmadı mı hiç? Bu kadar çaresiz miyiz?” diye sordu.
Danen, derin bir nefes aldı ve iç çekerek konuşmaya başladı: “Biz kadınlar, toprağa kök salmış çiçekler gibiyiz. Bizi yerimizden sökmeye çalışan çok oldu, ama köklerimiz derinlerde. Değiştirmek isteyenler oldu, ama bu töre, dağlardan gelen bir fırtına gibi her şeyi yerle bir etti.”
Berfin, Danen’in anlattıklarını hazmetmeye çalışırken, içindeki isyanı bastıramadı. “Ama ben istemiyorum, Danen. Zirvelerde ki kartallar gibi tek ve hür olarak kendi mücadele mi verecem.”
Danen, torununun elini sıkıca tuttu. “Ben de istemedim, kızım. Ama bu dağların gölgesi ağırdır, törelerin gölgesi daha da ağır. Yine de unutma, her karanlığın bir sabahı vardır. Belki bir gün, birileri töreleri yıkar. Kim bilir…”
Berfin, derin bir nefes alarak başını gökyüzüne çevirdi. Karanlık gökyüzünde bir yıldız parladı; sanki bir umut ışığı gibiydi.
“Bir gün, Danen… Belki bir gün,” dedi kendi kendine.