Konak, gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyor, etrafta ciddi yüzlü beyler dolaşıyor, her biri derin düşüncelere dalmış. Meraklı gözler, kimseye güvenmeyen bakışlar, itaatkâr hizmetliler her köşede dolup taşıyordu. Herkesin birbirine gösterdiği abartılı davranışlar, sanki bir sahne oyununun parçasıymış gibi geliyordu Berfin’e. Bu kalabalığın içinde boğuluyordu. Yalnızlığı, kalabalığın içinde daha da derinleşiyor, içindeki boşluk büyüyordu. Konaktan uzaklaşıp kendini doğaya bırakmak istedi. Bu taş duvarlar, soğuk bakışlar onu daha da daraltıyordu. Konağın arkasındaki çiftliğe gitmeyi düşündü. Orası, doğanın içinde saklı bir cennetti onun için. Orada atlarla vakit geçirmek, onlara dokunmak, ruhuna biraz olsun huzur veriyordu. Yine de yürümek zor geldi. Henüz tam olarak iyileşmemişti, ama ağır

